Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/498 E. 2025/541 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/498
Karar No
2025/541
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/498 - 2025/541 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/498 KARAR NO : 2025/541

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 01.03.2023 NUMARASI : 2021/762 Esas 2023/140 Karar

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ : 24.04.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 23.05.2025

İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili, 06.12.2008 tarihinde müteveffa ...’ın idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile yaptığı kaza sonucunda vefat ettiğini, müteveffanın annesi, eşi ve kızı olan davacıların destekten yoksun kaldıklarını ve 3. kişi konumunda olduklarını, davalı sigorta şirketinin hiçbir kusur indirimi yapılmadan zarardan sorumlu olduğunu, arabuluculuk aşamasından sonuç alınamadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek, davacılar için ayrı ayrı 3.000,00 TL olmak üzere toplam 9.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının zorunlu arabulucuya başvurma tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında talebini davacı ... için 5.234,96 TL, davacı ... için 43.846,83 TL ve davacı ... için 75.918,20 TL olarak artırmıştır. Davalı vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını ve yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu ve davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, davalı sigorta şirketinin sigortalının kusuruna isabet eden oranda ve poliçe limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduğunu, ispat yükünün davacı tarafta olup destek iddiasının kanıtlanması gerektiğini, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olduğu, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 01.06.2022 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde müteveffa sürücü ...'ın %100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 02.12.2022 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak kaza tarihi itibariyle davalı sigorta şirketinin zarardan sorumlu olduğu gerekçeleriyle davanın kabulü ile davacı Anne ... için 75.918,20 TL ile davacı eş ... için 5.234,96 TL, davacı kızı ... için 43.846,83 TL olmak üzere toplam 150.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihi olan 24.12.2021 tarihinden itibaren yasal faiz işletilecek şekilde davalı sigorta şirketinden (poliçe limiti 125.000,00 TL kapsamında sorumlu olmak üzere) alınarak, davacılara ödenmesine karar verilmiş, karara karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını ve yetkili mahkemenin davalı şirketin merkezinin bulunduğu İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını ve zamanaşımı nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacı tarafça davalı şirkete usulüne uygun olarak müracaat edilmediğini, davanın usulden reddi gerektiğini, davadan önce arabulucuya başvuru şartı yerine getirilmediğini, davacıların kazada vefat eden araç sürücüsünün varisi konumunda olup davalı sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığını, müteveffa sürücünün tam kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davacıların üçüncü kişi olmadığını, kazanın desteğin kusuruyla meydana geldiğinden davalı sigorta şirketinin sorumluğu bulunmadığını, destekten yoksun kalma tazminatı talebinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, 1,8 teknik faiz yerine progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılmış olmasının doğru olmadığını, müteveffanın emniyet kemeri takıp takmadığının tespit edilmediğini, bu yönde inceleme yapılmadan karar verildiğini, müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunulmuştur. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Davacılar vekili, 06.12.2008 tarihinde müteveffa ...’ın idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile yaptığı kaza sonucunda vefat ettiğini, müteveffanın annesi, eşi ve kızı olan davacıların destekten yoksun kaldıklarını belirterek maddi tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece 02.12.2022 tarihli aktüer bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 1-Dosya içeriğinden davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası poliçesine göre poliçenin 07.12.2007 tarihinde düzenlendiği, 12.12.2007-2008 tarihlerini kapsadığı, müteveffanın ... plakalı araç sürücüsü olduğu, kazanın 06.12.2008 tarihinde meydana geldiği, davanın destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle açıldığı anlaşılmıştır. Davalı sigorta şirketi vekilinin davanın zamanaşımına uğradığına yönelik istinaf nedenlerinin incelenmesinde, olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanunu’nun zamanaşımını düzenleyen 60. maddesinde “ Zarar ve ziyan yahut manevi zarar namiyle nakdi bir meblağ tediyesine müteallik dava, mutazarrır olan tarafın zarara ve failine ıttılaı tarihinden itibaren bir sene ve herhalde zararı müstelzim fiilin vukuundan itibaren on sene sonra istima olunmaz. Şu kadar ki zarar ve ziyan dâvası, ceza kanunları mucibince müddeti daha uzun müruru zamana tabi cezayı müstelzim bir fiilden neşet etmiş olursa şahsî dâvaya da o müruru zaman tatbik olunur.” hükmüne yer verilmiştir. 2918 sayılı KTK.'nun 109 maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar, Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. Olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 60.maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemi ile açacağı davaların bağlı olduğu zamanaşımı süreleri özel olarak düzenlenmiştir. BK'nın 60. maddesinde üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve failin öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıllık subjektif ve nispi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, her halde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zamanaşımı süresi ile olağanüstü nitelikteki ceza zamanaşımı süresidir (EREN Fikret, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, B. 9, İstanbul 2006, s. 794). Buna karşılık, özel bir kanun hükmünün, özel olarak zamanaşımı süresi öngördüğü tehlike sorumluluklarında BK m. 60 uygulanmaz. 2918 sayılı KTK'nın 109/I. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." hükmüne, yine aynı kanunun 109/II. maddesinde ise, "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. 2918 sayılı Kanun'un anılan madde hükmünde gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. (HGK'nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705, HGK'nın 16.04.2008 gün 2008/4-326-325, HGK'nın 05.06.2015 gün 2014/17-2198 E. 2015/1495 K. sayılı, HGK'nın 16.9.2015 gün, 2014/17-116 E. 2015/1771 K. sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.) Somut olaya gelince, davanın trafik kazası tespit tutanağına göre 06.12.2008 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacıların desteğinin vefat ettiği belirtilerek destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle 24.12.2021 tarihinde açıldığı, kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 85. ve 66/1-d maddelerinde öngörülen 15 yıllık ceza zamanaşımı süresi dikkate alındığında dava tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşıldığından davalı sigorta şirketi vekilinin davanın zamanaşımına uğradığına ilişkin istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir. 2- Davalı sigorta şirketi tarafından mahkemenin yetkili olmadığı iddia edilmiş ise de davalı sigorta şirketinin bölge müdürlüğünün Ankara’da olması sebebiyle mahkeme davaya bakmakta yetkili olduğundan yetkiye ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. 3-Davalı sigorta şirketi vekili davalı şirkete Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası ile sigortalı araç sürücüsünün tam kusuru ile neden olduğu kaza sonucunda vefat nedeniyle destekten yoksun kalanların zararının zorunlu mali sorumluluk sigortası teminatı kapsamında olmadığını savunmuştur. Kaza ve poliçe tarihi itibariyle Yargıtay’ın sürücü ve işletenin vefatı nedeniyle destekten yoksun kalanlar tarafından açılan davalarda verilen kararların temyiz incelemeleri sonunda istikrar kazanan uygulamasına göre, davacıların ölenin salt mirasçısı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla dava açtığı, ölüm nedeniyle doğrudan davacılar üzerinde doğan destekten yoksunluk zararının oluşumundaki kusurun davacılara yansıtılamayacağı, dolayısıyla araç sürücüsünün veya işletenin tam kusurlu olmaları halinde, desteğinden yoksun kalan davacıları etkilemeyeceği, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’na göre, aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalı sigorta şirketi, işletenin üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığına ve olayda işleten veya sürücü tam kusurlu olsalar bile, destekten yoksun kalan davacılar da zarar gören üçüncü kişi konumunda bulunduğundan, davalı sigorta şirketinin sorumlu olacağına (HGK'nun 15.6.2011 gün ve 2011/17-142 Esas-411 Karar, HGK'nun 22.2.2012 gün 2011/17-787 Esas 2012/92 Karar, HGK'nın 16.01.2013 gün, 2012/17-1491 Esas-2013/74 Karar sayılı ilamları uyarınca) karar vermiş olması nedeniyle davalı sigorta şirketinin bu yöne ilişkin istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir. 4-Davalı vekili müteveffanın emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusurlu olduğunu ve belirlenen tazminattan indirim yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de kaza tespit tutanağında müteveffanın emniyet kemerinin belirsiz olarak işaretlendiği, kazanın aracın yoldan çıkarak takla atması şeklinde meydana geldiği, müteveffanın otopsi raporuna göre emniyet kemeri takılmaması ile ölüm arasında illiyet bağı bulunduğunun davalı tarafça ispat edilemediği anlaşılmakla bu yöne ilişkin istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir. Dosya kapsamı, , kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve hükme esas alınan aktüerya raporuna göre davacıların destek tazminatının poliçe teminat limitinin üzerine hesaplanmış olması nedeniyle garameten paylaştırılması sonucu davalı sigorta şirketinin olay tarihindeki poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasına ve istinafa başvuran taraf aleyhine değerlendirme yapılamamasına göre davalının sair istinaf sebepleri sonucuna etkili görülmemiştir. 5-Müteveffa ...'ın eşi, annesi ve kızı tarafından destekten yoksun kalma tazminatı talebiyle açılan davada, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda poliçe limitinin 125.000,00 TL olduğu belirtildikten sonra davacılar için hesaplanan toplam tazminatın poliçe limitine göre garameten dağıtılması için yapılan hesaplama sonucunda davacı ... için 75.918,20 TL, ... için 5.234,96 TL ve ... için 43.846,83 TL olmak üzere toplam 125.000,00 TL tazminat belirlendiği, mahkemece bu rapor esas alınarak karar verilmesine rağmen hüküm fıkrasında davada tek davalı sigorta şirketi olmasına rağmen toplam tazminatın "150.000,00 TL" şeklinde yazıldıktan sonra sigorta şirketinin poliçe limiti ile sorunlu tutulması şeklinde HMK'nın 297/2. maddesi hükmüne aykırı ve infazda tereddüt olacak biçimde hüküm kurulmuş ve bu miktar üzerinden harç alınmış olması doğru görülmemiş, davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile "toplam 150.000,00 TL" ibaresinin hükümden çıkartılmasına ve hüküm altına alınan tutar ile uyumlu olarak harç alınması karar verilmiştir. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına kesinleşen yönler korunarak aşağıdaki şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle, I-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, Buna göre; 1-Davanın KABULÜ İLE, davacı anne ... için 75.918,20.TL ile davacı eş ... için 5.234,96.TL, davacı kızı ... için 43.846,83.TL olmak üzere toplam 125.000,00TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihi olan 24/12/2021 tarihinden itibaren yasal faiz işletilecek şekilde davalı sigorta şirketinden tahsili ile davacılara ödenmesine, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 8.538,75 TL karar ve ilam harcından davacılardan alınan 59,30.TL peşin harç ve 396,20 TL tamamlama harcı olmak üzere toplam 455,50.TL harcın düşülmesi ile eksik alındığı anlaşılan 8.083,25.TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5/A ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13.maddesi uyarınca alınması gereken 1.320,00.TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydedilmesine, 4-Davacılar tarafından yatırılan 59,30 TL başvurma harcı, 59,30 TL peşin harç, 396,20 TL tamamlama harcı, 118,25 TL tebligat ve posta gideri, 1.500,00 TL bilirkişi ücreti, 945,00 TL ATK rapor ücreti olmak üzere toplam 3.078,05.TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, 5-Davacıların yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan davacı ... yararına 12.146,91.TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 6-Davacıların yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2.maddesi uyarınca hesaplanan davacı ... yararına 5.234,96.TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine, 7-Davacıların yargılamada vekil ile temsil edildiği anlaşıldığından yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/2.maddesi uyarınca hesaplanan davacı ... yararına 9.200,00.TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı ...'a verilmesine, 8-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider ve delil avansının HMK'nin 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatıranlara iadesine, II - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN: 1-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine, 2-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından 135,00 TL yargılama gideri ile 492,00 TL istinaf başvuru harcının davacılardan tahsil edilerek davalıya verilmesine, 3-Başvuran taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK.nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 4-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 24.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/498, K. 2025/541, T. 24.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-498-e-2025-541-k-e8ebb6d6d9fd