Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/451 E. 2025/1794 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/451
- Karar No
- 2025/1794
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/451 Esas
KARAR NO : 2025/1794 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA)
NUMARASI : 2022/80 Esas- 2023/1 Karar
TARİH: 10/01/2023
DAVA:İtirazın İptali (Gemi Ve Yük Alacaklılığından Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 06/11/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... nolu Nakliyat ... Abonman Alt Sigorta Poliçesi ile sigortalanan ... Elektrikli Ev Aletleri San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye ait çamaşır makinesi pompası cinsi emtianın Çin’den Türkiye’ye nakliye işinin davalı tarafından üstlenildiğini, emtianın 03.02.2021 tarihli ... nolu konşimento tahtında ... isimli gemiye yüklenerek ... Limanına sevk edildiğini, emtianın alıcı firma adresine ulaşmasını müteakip yapılan tahliyede konteynerin baş tarafındaki bir kısım üründe ıslanma sebepli hasar oluştuğu tespit edilerek tutanak altına alındığını, tam ve sağlam olarak teslim aldığı emtiayı hasarlı teslim eden davalının zarardan sorumlu olduğunu, 22.157,78 TL zararın tazmin edildiği TTK ve poliçe hükümleri gereği sigortalının haklarına halef olunduğu ve rücu hakkı doğduğunu, davalının itirazı üzerine icra takibinin durduğu beyanları ile itirazın iptali ile icranın devamına ve davalı aleyhine %20 icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; TTK 1188/3 hükmünde rücu davası açma hakkının 90 gün içinde kullanılmadıkça düşeceğini, davacı ödeme dekontu incelendiğinde sigortalıya yapılan ödemenin 27.05.2021 tarihinde yapılmış olduğunu, davanın söz konusu ödemeden 9 ay sonra ikame edilmesi nedeniyle zaman aşımı itirazlarının olduğunu, forwarder firması olduklarını, müşteri ile fiili taşıyanı buluşturduklarını, fiili taşıyanın Hapag Lloyd olduğu sebeple husumet itirazları olduğunu, geminin 10.03.2021 tarihinde limana vardığını, ordinonun 15.03.2021 tarihinde ... tarafından alındığını, hasara ilişkin bildirimin ise 31.03.2021 tarihinde keşide edilen ihtarname ile yapıldığını, 18.03.2021 tarihinde hasara ilişkin tutanak tutulmasına rağmen ekspertiz incelemesi yapılana kadar ihbar yapılmadığını, ekspertizde fiilen bulunmalarının engellendiğini, hasarın haricen belli olmayan bir hasar olmadığını, kolilerin ıslak olmasının gözle görülebilir olduğunu, TTK madde 1185 hükmünde hasarın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiğinin kabul edildiğini, tutanağın liman içerisinde yetkililer huzurunda tutulmadığını ... deposunda tutulduğunu, tutanağı tanzim eden kişilerin kendileri sorumlu olduğuna dair tespit yapmayacakları nedenle itibar edilemeyeceğini, hasara ilişkin değerlendirmenin alıcı tarafından çekilen fotoğraflar üzerinden yapıldığını, konteynerde yama olmasının konteynerin su aldığı sonucunu doğurmayacağını, yükün istifinin gönderen tarafından yapıldığını ve mühürlü olarak teslim edildiğini, ürünlerin ambalajının deniz taşımasına uygun olup olmadığının incelenmeksizin sigortalı beyanları doğrultusunda fiilen inceleme yapılmaksızın düzenlenen rapora dayalı olarak ikame edilen davanın reddi talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 10/01/2023 tarih ve 2022/80 Esas- 2023/1 Karar sayılı kararında;"Dava, davacı sigortalısına ait emtiaların, davalı sorumluluğunda deniz taşımasında hasarlandığı iddiası ile sigortalıya ödenen hasar tazminatının rücuen davalıdan tahsili talebi ile başlatılan icra takibine yönelik itirazın iptali davası olup, uyuşmazlığın konusunun, davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı, tarafların aktif ve pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı, sigorta sözleşmesinin geçerli olup olmadığı, geçerli bir sözleşme uyarınca ödemenin yapılıp yapılmadığı, hasara ilişkin süresinde ve geçerli bir ihbarın bulunup bulunmadığı ve hasarın deniz taşıması esnasında meydana gelip gelmediği, hasarda davalının sorumlu olup olmadığı ve hasarın miktarının tespiti noktasında toplandığı görülmüştür.İstanbul 36. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde, davacı alacaklı tarafından davalı borçlu aleyhine 12/01/2022 tarihinde icra takibine başlandığı, ödeme emrinin davalı borçluya 17/02/2022 tarihinde tebliği üzerine davalı borçlunun 18/01/2022 tarihli borca itiraz dilekçesi ile takibin durduğu ve eldeki davanın da 18/02/2022 tarihinde İİK 67 maddesi gereğince yasal sürede açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce resen seçilen bilirkişiler Makine Mühendisi..., Uzakyol Kaptanı ... ve Taşıma Uzmanı... tarafından tanzim edilen 28/09/2022 havale tarihli raporda özetle; tarafların aktif ve pasif husumet ehliyetlerinin bulunduğu, geçerli bir sigorta sözleşmesinin bulunduğu ve geçerli sözleşme uyarınca ödeme yapıldığı, dosya muhteviyatından hasar ihbarının zamanında yapıldığının tespit edilemediği, bu itibarla eşyanın denizde taşıma senedinde yazılı olduğu şekilde, yani iyi halde teslim edildiği yönünde bir karine doğduğu ve zararın meydana geldiği belirlendiği takdirde ise zararın taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten kaynaklandığına ilişkin bir karine ortaya çıktığı, uyuşmazlık bakımından bu karinelerin aksini ispat yükünün dava-dışı alıcının haklarına halef olan Davacıya ait olduğu, mevcut deliller ışığında konteynerin yama kısmından içine su girdiğinin ve yamalı konteynerin ayıplı olduğunun ispata muhtaç olduğu; yamalı konteyner içine suyun nasıl girdiğinin ve konteyner içindeki ürünlerin nasıl ıslandığının teknik olarak belirlenemediği, toplam 1.380 adet adet pompanın ıslanması nedeniyle oluşan hasar tutarının 19.779,80 TL olduğu ve davacı ... Sigorta tarafından sigortalısına 27.05.2021 tarihinde 22.157,78 TL ödendiği, İstanbul 34. İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyası ile hasar tutarının takip tarihi itibariyle işlenmiş avans faizi ile tahsili için 12.01.2022 tarihinde icra takibi yapıldığı, takip tarihi 12.01.2022 itibariyle avans faizi talep edildiği için işlenmiş faiz hesabı yapılmasına gerek olmadığı belirtilmiştir.Dava halefiyete istinaden açılmış olmakla, davacının TTK 1472 maddesi gereğince halef sıfatını ve hali ile aktif husumet ehliyetini kazanabilmesi için, geçerli bir sigorta sözleşmesinin kurulmuş olması, sigortacının himaye kapsamında yer alan riziko sebebiyle meydana gelen zararları ödemiş olması ancak bu ödemenin geçerli bir sözleşme uyarınca ve gerçek hak sahibine yapılması gerekmektedir. Sigortacının halefiyeti, kanundan kaynaklandığından kendiliğinden meydana gelir. Sigortacı tazminatı ödediği anda, sigortalının yerine geçer ve sigortalının zarara sebep olan üçüncü şahsa karşı olan talep hakkı düşer. Son olarak ise halefiyetin gerçekleşmesi için, zarar nedeni ile sorumlu bulunan üçüncü bir kişinin varlığı gereklidir. Sonuç olarak davacı sigortacının, sigortalısının haklarına halef olabilmesi için, sigortalının üçüncü şahıslara karşı tazminat talebi hakkına sahip olması, sigortacının sigorta tazminatını gerçek hak sahibine ödemiş olması ve geçerli bir sigorta sözleşmesinin var olması gerekir. Dosyada bulunan ... numaralı Nakliyat ... Sigorta Poliçesi'ne göre dava dışı sigortalı ... Elektrikli Ev Aletleri San ve Tic. Ltd. Şti tarafından Çinden ithal edilen çamaşır makinesi pompası emtiasının Çin'den Türkiye'ye gemi ile taşınmısının sigorta teminatı altına alındığı, sigortalının konşimentoda alıcı olarak kayıtlı bulunan dava dışı ... Elektrikli Ev Aletleri San ve Tic. Ltd. Şti olduğu, emtianın hasarlanması neticesinde davacı sigorta şirketi tarafından dosyada bulunan TEB Bankasına ait ödeme dekontuna göre 22.157,78 TL hasar bedelinin 27/05/2021 tarihinde sigortalıya ödenmiş olduğu anlaşılmakla buna göre de davacının yapmış olduğu ödeme kapsamında TTK 1472 maddesi gereğince halefiyet hakkı ile aktif husumet ehliyetini haiz olduğu kabul edilmiştir.Davalı tarafından dava dışı sigortalı adına düzenlenen ve davaya konu taşıma bilgileri ile uyumlu olduğu anlaşılan 12/03/2021 tarihli navlun faturası gereğince, davalının taşıma işini üstlendiği ancak taşımanın fiilen davayı tarafından gerçekleştirilmeyerek alt taşıma sözleşmesi kurulduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davalı vekilince müvekkilinin forwarder olduğundan bahisle pasif husumet itirazında bulunulmuşsa da, buna ilişkin dosyaya yazışma vs herhangi bir delil sunulmadığından, düzenlenen navlun faturası gereği davalının taşıyan ve pasif husumet ehliyetini haiz olduğu mahkemece kabul edilmiştir.Davalı vekilince TTK 1188/3 maddesi gereği zamanaşımı defisinde bulunulmuşsa da, TTK 1188/3 maddesi esasen sorumlu tutulan kişinin rücu davasına ilişkin olup, davacı sigorta şirketi halefiyet yolu ile aktif husumeti kazanmış olup, eldeki uyuşmazlık bakımından TTK 1188/1 maddesinin uygulanması gerekmiştir. Dosyada bulunan gümrük beyannamesinin 16/03/2021 tarihinde düzenlendiği, hasarın ilk defa 18/03/2021 tarihinde sigortalı deposunda tespit edildiği ve dava konusu icra takip tarihi dikkate alındığında, TTK 1188/1 maddesi gereğince davalı vekilinin zamanaşımı defisinin yerinde olmadığı kabul edilmiştir. TTK 1185 maddesi gereği zıya veya hasarın haricen belli olması durumunda en geç eşyanın gönderilene teslimi sırasında, haricen belli olmaması halindeyse eşyanın gönderilene teslimi tarihinden itibaren aralıksız olarak hesaplanacak üç gün içinde taşıyana ihbar edilmesi gerekmektedir. Davacı sigortalısı tarafından emitaların 18/03/2021 tarihinde teslim alınması esnasında hasarın farkedimdiği ve buna ilişkin tutanak düzenlendiği sabit olmakla birlikte, hasırın davalıya yahut taşıyana 31/03/2021 tarihinde Beyoğlu 1. Noterliği kanalı ile ihtar edildiği anlaşılmıştır. Bu nedenle davalı taşıyana TTK gereği hasar ihbarının usule uygun yapılmamış olduğu kabul edilmiştir. İhbar yükümlülüğünün yerine getirilmemesi halinde eşyanın konişmentoda yazılı olduğu şekilde teslim edildiği ve herhangi bir zıya veya hasar söz konusu ise bunun taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği yönünde iki karine doğmakta olup, eldeki dosyada davacının bu iki karinenin aksini ispat ederek davalıların sorumluluğunu ispatlaması gerekmektedir.Mahkememiz ara kararı üzerine davacı vekilinin 16/11/2022 tarihli beyan dilekçesinde davacı vekilinin kabulünde olduğu üzere davaya konu emtiaların konteyner içerisine yüklemesinin taşıyan tarafından değil dava dışı gönderici firma tarafından yapıldığı sabittir. Dosyada bulunan 01/04/2021 tarihli Ekspertiz raporunda, konteyner fiziki olarak incelenmeksizin, ... nolu konteynerin tavanında yama olduğu, bu yamadan içeri sirayet eden deniz/yağmur/kar sularının ürün kolilerine sirayet etmesiyle bazı kolilerin ve içindeki ürün kutularının ıslanarak deforme olduğu kanaati edildiği beyan edilmiştir. Ancak ıslanmanın deniz suyundan kaynaklanıp kaynaklanmadığına dair gümüş nitrat testi de yapılmamıştır. Sigorta eksperi tarafından, konteynerin fiziki olarak incelenmediği ve sadece sigortalı tarafından kendisine iletilen fotoğrafların incelenerek ekspertiz raporu hazırladığı anlaşılmıştır. Dosyada alınan bilirkişilerce aynı fotoğraflar üzerinde inceleme yapılmış olup, bu fotoğraflar ile konteynerde bulunan yama nedeni ile konteynerin elverişsiz olduğunun söylenemeyeceği, yamanın nasıl yapıldığı ve niteliğinin önemli olduğu, standartlara uygun yapılan bir yamadan konteynere su girmeyeceği ancak dosyada bulunan bilgiler ışığında bu tespitin mümkün olmadığı belirtilmiştir. Kaldı ki yüklemeyi yapan göndericinin, konteynerin elverişsiz olması durumunda bu konuda bir çekince bildirmesi yahut şerh koydurması da mümkün iken dosyada buna ilişkin bir bilgi yahut belge de bulunmamaktadır. Bu hali ile davacının yukarıda açıklandığı hali ile eşyanın konişmentoda yazılı olduğu şekilde taşıyana teslim edildiği ve herhangi bir zıya veya hasar söz konusu ise bunun taşıyanın sorumlu olmadığı bir sebepten ileri geldiği yönündeki karinelerin aksini ispatlayamadığı mahkemece kabul edilmiştir. Dosyaya sunulan bilirkişi raporundaki tespitler mahkemece denetime ve hüküm kurmaya elverişli bulunmuş ve dayandıkları gerekçeler ile ulaştıkları tespitler ise mahkemece dosya kapsamı ve deliller ile uyumlu bulunduğundan bilirkişi raporu da hükme esas alınarak davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir..."gerekçesi ile, ''1-Davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından davanın reddine karar verilmiş olmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Dosya kapsamında mevcut olup sürücü tarafından da imzalanmış olan 18.03.2021 tarihli tutanak ve ekspertiz raporu ıslaklık hasarının konteyner içerisinde meydana geldiğini kanıtladığını, konteynerin yamalı ve yamalı kısmın altında bulunan paketlerin ıslanmış olduğunun açıkça görüldüğünü hükme esas alınmış olan raporu tanzim eden bilirkişi heyetinin; konteynerin yama kısmından içine su girdiğinin ve yamalı konteynerin ayıplı olduğunun ispata muhtaç olduğu şeklindeki görüşünü anlamanın ve kabul etmenin mümkün olmadığını, davalı taşıyıcının taşımaya elverişli konteyner temin etme yükümlülüğün bulunduğunun izahtan vareste olduğunu, asıl olanın, konteynerin taşımaya elverişli olması olduğunu, ki somut olayda da bunun mevcut olmadığının açıkça görüldüğünü, ... ambalajının zayıf, dağılmaya müsait ve deniz taşımasına uygun olmadığı şeklindeki bilirkişi görüşünün de dikkate alınabilir olmadığını, hiçbir şekilde ambalaj yetersizliği bulunduğunu kabul anlamına gelmemek kaydı ile sigortalı emtianın konteyner içerisinde taşınmak üzere ambalajlanmış olduğunu ve ambalajın, konteynerin su alma riski dikkate alınarak seçilmesi gerektiğinin söylenemeyeceğini, meydana gelen hasar ile ambalaj arasında illiyet bağı bulunmadığını, dolayısı ile bilirkişi heyetinin, ambalaja ilişkin değerlendirmelerinin dikkate alınmaması gerektiğini, Davalı taşıyanın deniz taşımasından sorumlu olduğu, kara taşımasından sorumlu olmadığı, hasarın deniz taşıması aşamasında mı yoksa kara taşımasında mı meydana geldiğinin belirsiz olduğu şeklindeki bilirkişi görüşünün de yerinde olmadığını, zira deniz taşımasının İstanbul/ ... Limanı'nda sona erdiğini nihai varış adresinin ise sigortalı firmanın İstanbul İkitelli Org. Bölgesi'nde bulunan deposu olduğunu, bilirkişilerin bu kanaate varırken ... - İkitelli arasındaki mesafeyi dikkate almamış olduklarının anlaşıldığını, kara taşıma süreci dikkate alındığında tespit edilmiş olan hasarların bu süreçte meydana geldiğinin söylenemeyeceğinin izahtan vareste olduğunu, zira, bu tür bir hasarın, ... Limanı'ndan, İkitelli'ye yapılan kara taşıması esnasında meydana gelmiş olmasının hayatın olağan akışına uygun olmadığını, dosya konusu hasarın, deniz taşıması esnasında meydana gelmiş olduğunun kabulünün hayatın olağan akışına daha uygun olduğunu, bu durumda, hasarın, eşyanın davalı taşıyanın hakimiyetinde bulunduğu sırada meydana gelmiş olduğunun kabulü gerektiğini, ıslanmanın, taşımanın hangi aşamasında meydana geldiğinin belirlenemiyor olmasının davalı taşıyıcının meydana gelen zarardan sorumlu tutulmamasının gerekçesi olamayacağını, bu sonuca varmak için hasarın niteliği ve ne şekilde meydana gelmiş olabileceğinin de değerlendirilmesi gerektiğini, nitekim, hasarın niteliği itibari ile kara taşıma sürecinde meydana gelmesinin mümkün olamayacağının açık olduğunu, bilirkişilerin bu hususta bir değerlendirme yapmamış olmalarının hatalı bir sonuca varmalarına sebep olduğunu, Hatalı tespitler ile dolu olduğu açık olan bilirkişi raporuna yapmış oldukları itirazlar değerlendirilmeksizin hüküm kurularak davanın reddine karar verilmiş olmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu beyanla, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 10/01/2023 tarih, 2022/80 E., 2023/1 K. sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davanın kabulüne, istinaf giderlerinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; davacı nezdinde nakliyat ... sigorta poliçesi kapsamında sigortalı dava dışı sigortalıya ait emtianın davalı nezdinde uluslararası deniz taşıması sırasında hasarlandığı iddiası ile ödenen hasar bedelinin rücuen tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili, dava konusu emtianın davalı nezdinde deniz taşıması sırasında hasarlandığının 18/03/2021 tarihli tutanak ve ekspertiz raporu ile sabit olduğunu, konteynerin yamalı olduğunu ve bu yama altındaki kutuların ıslandığının açık olduğunu, davalının taşımaya elverişli konteyner temin etmekle yükümlü olduğunu, kara taşımasına ilişkin mesafe dikkate alındığında hasarın kara taşıması sırasında meydana gelmesinin mümkün olmadığını, Mahkemece bu hususlar ve itirazlar dikkate alınmaksızın davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüştür. Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri dava dilekçesi, beyan dilekçeleri ve bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerinde ileri sürülmüş, bilirkişi raporunda ve Mahkemece gerekçeli kararda değerlendirilmiştir. Davacı tarafından hasarın ispatı için ileri sürülen 18/03/2021 tarihli tutanağın davalının katılımı olmaksızın dava dışı sigortalının deposunda depo sorumluları ve kara taşımasını üstlenen araç şoförü nezdinde tutulduğu, davalının sorumluluğunun deniz taşıması ile sınırlı olduğu ve kara taşımasını üstlenmediği, konteynerin gemiden tahliyesi sırasında davalı ve resmi memurun katılımı ile hasar tespitine ilişkin herhangi bir tutanak tutulmadığı, bu sebeple dava dışı sigortalı nezdinde tek taraflı tutulan tutanak ve fotoğraflar üzerinde ekspertiz incelemesi yapılması sonrası düzenlenen ekspertiz raporunun tek başına hasarın davalının sorumluluğunda gerçekleştiğini ispatlar nitelikte olmadığı, emtianın istiflendiği konteynerin üst kısmında kısmen yama olmakla birlikte gönderici tarafından emtianın yama bulunan konteyner ile taşımaya uygun olmadığına dair bir çekince ileri sürülmediği gibi hasarın bu yamadan kaynaklı olarak meydana geldiğine ve emtiandaki ıslaklığın deniz suyundan kaynaklı olduğuna dair bir tespitin yapılamadığı, davacı tarafça hasar ihbarının süresinde yapılmaması sebebiyle TTK 1185 maddesi uyarınca ispat yükü yer değiştirdiği ve davacı tarafından hasarın davalının sorumluluğunda meydana geldiğinin ispat edilemediği anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 06/11/2025 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.