Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/431 E. 2026/1148 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/431
Karar No
2026/1148
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2023/431

KARAR NO : 2026/1148

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 12/04/2022

NUMARASI : 2014/1270 Esas - 2022/329 Karar

DAVA: Menfi Tespit

DAVA TARİHİ: 17/09/2014

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/06/2026

Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA: Davacı vekili; davalı tarafından davacı aleyhine İstanbul Anadolu 12. İcra Dairesi'nin ... sayılı dosyasıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapıldığını, davacı ile davalı arasında süregelen ticari ilişki söz konusu olduğunu, davacının taşınmazında davalı taraf lehine 06/03/2009 tarihinde ipotek tesis edildiğini, davalı tarafın davacı aleyhine kötüniyetli olarak takip başlattığını, muaccel olmayan bir borç söz konusu olduğundan takibin iptali gerektiğini, davacının cari hesaptan kaynaklanan borcu bulunmadığını, davalı tarafça düzenlenen 31/12/2010 tarihli sevk irsaliyesi ile davalıdan muhtelif mallar alındığını, sevk irsaliyesinin davalı tarafın satıcısı ... tarafından imzalandığını, ancak müvekkilinin 17/12/2012 tarihli sevk irsaliyesiyle bir kısım malı davalı tarafa iade ettiğini, malların iadesine ilişkin irsaliyede davalının çalışanı olan ...'nın imzasının bulunduğunu, davacının bu bedeli düşmeden icra takibi başlattığını belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, %20'den aşağı olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili; davacı ile müvekkili arasındaki ticari ilişki dolayısıyla müvekkilinin cari hesap alacağı oluştuğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin teminatı olarak davacının sahip olduğu taşınmazda müvekkili lehine ipotek tesis ettirdiğini, davacının delil olarak sunduğu sevk irsaliyesinin hiçbir geçerliliği bulunmadığını, davacının yükümlülüklerini yerine getirmediğini belirterek davanın reddine, davalı aleyhine %20 oranında tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEME KARARI : Mahkemece; davalı alacaklının davacı borçlu hakkında cari hesaba dayalı olarak takip başlattığı, taraflar arasındaki ihtilafın 17/12/2012 tarihli sevk irsaliyesine konu malın davalıya iade edilip edilmediği hususundan kaynaklandığı, uyuşmazlığın halli ve alacak durumunun tespiti için defter incelemesi gerektiği, davacının ticari defter tutmadığı, davalının ticari defterlerine göre davacıdan 8.988,13-TL alacaklı olduğu, iade faturasının tek başına malın iadesini ispata yeterli olmadığı, teslim olgusunun sevk irsaliyesi ile ispat edilebileceği, sevk irsaliyesi üzerinde imzası bulunan davalı çalışanının malı teslim alıp almadığı hususunda dinlenmesi gerektiği, sevk irsaliyesi üzerindeki imzanın çalışan ... tarafından kabul edilmediği, davacı yanca teslime ilişkin olarak dosyaya sunulan karbon kağıda basılı sevk irsaliyesi üzerinde imza incelemesi yapılamayacağı (Benzer yönde; Yargıtay 19. HD. 2015/9811 Esas, 2016/2278 Karar), sevk irsaliyesine konu ürünlerin iade edilip edilmediği hususunun usulüne uygun delillerle ispat edilemediği, bu hususta yemin deliline de dayanılmadığı, fatura düzenlenmesinin borçluyu temerrüde düşürücü nitelikte bir işlem olmadığından fatura tarihinin faize başlangıç yapılamayacağı, takipteki işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, kötüniyet tazminatının koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, İstanbul Anadolu 12. İcra Dairesi'nin ... sayılı takip dosyasında davacı takip borçlusunun davalı takip alacaklısına 590,08-TL işlemiş faiz yönünde borçlu olmadığının tespitine, aşan istemin reddine, koşulları bulunmayan tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili; davalının çalışanı olan ...'nın davalı adına mal teslim almaya yetkili olduğunu, ...'nın diğer irsaliyelerde de imzasının bulunduğunu, bu nedenle çalışanın mal teslim almaya yetkili olmadığına yönelik iddiaların yerinde olmadığını, müvekkilinin malları davalıya iade etmesine ilişkin irsaliyede davalı çalışanı ...'nın imzası bulunduğunu, buna rağmen davalının iade aldığı malların cari hesaptan düşülmediğini, ayrıca imza incelemesi yapılabilmesi için irsaliye aslının mahkemenin uhdesinde olduğunu, imza incelemesi yapılabilmesi için dosyada yeterli evrak bulunduğunu, dosyada sadece karbon nüsha sunulmuş gibi değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu, ...'nın yazılı dilekçesinde irsaliyedeki imzanın ofis çalışanlarına ait olabileceği yönünde beyanda bulunduğunu, davalının hem ürünleri iade aldığını, hem de bu ürünlerin bedelini tahsil etmeye çalıştığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE :Dava, ticari alım satım ilişkisinden kaynaklı bakiye alacağının tahsili için başlatılan takipten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.

Somut olayda taraflar arasında mal satışına dayalı cari hesap ilişkisi bulunduğu, davacının davalıdan olan 8.988,13-TL cari hesap, 590,08-TL işlemiş faiz alacağının tahsili için davacı hakkında ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamsız takip başlattığı, takibin itiraz edilmeksizin kesinleştiği, davacının işbu davada davalıdan aldığı bir kısım malların 17/12/2012 tarihli irsaliye ile davalıya iade edildiğini, davalının icra takibini iade aldığı malların bedelini düşmeden başlattığını belirterek davalıya borcu olmadığının tespitini talep ettiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında davalının davacıya muhtelif fatura içeriği emtiayı teslim ettiği hususu ihtilaf dışı olup; uyuşmazlık, 17/12/2012 tarihli irsaliyede belirtilen malların davalıya iade edilip edilmediği hususundan kaynaklanmaktadır. Davalının iade için düzenlediği 17/12/2012 tarihli irsaliye konusu ürünlerin davacıya teslim edildiği hususunda ispat yükü davacı borçlunun üzerindedir. Uyuşmazlığın miktarına göre davacının bu iddiasını yazılı delille ispatı gerekir.

Ne var ki davalı, davacının ileri sürdüğü iade olgusuna karşı, ... isimli çalışanın teslime yetkili olmadığı, iade edilen malların faturaya bağlanmadığı yönünde savunmada bulunmuş, malların çalışanı olan ...'ya teslim edilmediğine yönelik bir iddia ileri sürmemiştir. Bu durumda sevk irsaliyesindeki imzanın çalışana ait olup olmadığı hususunda imza incelemesi yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Diğer taraftan TBK'nın 551'inci maddesinde "Ticari vekil, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişidir." olarak tanımlanmıştır. Şirketin sigortalı çalışanları da bu kapsamda olup fatura muhteviyatı ürünleri teslim alma yetkileri bulunmaktadır. Şirket adına görülen her işin şirket yetkilisi tarafından yapılması mümkün olmayıp, olağan işler ticari vekiller aracılığıyla yürütülür. Davacı tarafından karbon nüshada teslim alan olarak ismi ve imzası bulunan ...'nın davalının çalışanı olup daha önceki teslimlerde görev aldığı dosyadaki irsaliye ve kendi beyanları ile sabittir. Bahsi geçen çalışan, davacıya karşı, işvereni olan davalı adına hareket etmekte olup yaptığı işlemler davalıyı bağlamaktadır. İç ilişkide mal teslim alma yetkisinin bulunmaması, çalışanın yetkisi aşması hususu davacıya karşı ileri sürülemez. Davalının, sevk irsaliyesinde belirtilen malların miktar itibariyle cari hesap alacağını karşılamadığına yönelik bir itirazı bulunmamaktadır. Bu durumda davacının 17/12/2012 tarihli irsaliye konusu malı davalıya iade etmesiyle davalının davacıdan alacağı kalmadığından davanın asıl alacağa yönelik menfi tespit istemi yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.

Açıklanan nedenlerle; davanın asıl alacağa yönelik menfi tespit istemi yönünden davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından davanın kabulüne, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, koşulları oluşmayan tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle:

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/04/2022 Tarih 2014/1270 Esas - 2022/329 Karar sayılı kararın HMK'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA;

"Davanın kabulü ile; İstanbul Anadolu 12. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasında davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine,

Koşulları bulunmayan tazminat talebinin reddine,"

İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;

"Alınması gereken 732-TL karar ve ilam harcından, davacı tarafından yatırılan 163,60-TL nin mahsubu ile kalan 568,40-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

Davacı tarafça yatırılan 188,80-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Davacı tarafından 1.400-TL bilirkişi ücreti ve 1.034,20-TL posta-tebligat masrafı olmak üzere toplam 2.434,20-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

Davacı lehine takdir olunan 9.578,21-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,"

Yatırılan 179,90-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde istek halinde davacıya iadesine,

Davacı tarafından sarf edilen 129-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,

HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 18/06/2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2023/431, K. 2026/1148, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-431-e-2026-1148-k-cb6600b7534d