Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/371 E. 2025/453 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/371
Karar No
2025/453
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/371 Esas - 2025/453 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2023/371 KARAR NO : 2025/453

TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR

BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/10/2022 NUMARASI : 2021/199 Esas 2022/767 Karar

DAVA : Sözleşmenin İptali DAVA TARİHİ : 30/06/2020 KARAR TARİHİ : 30/04/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/04/2025

Taraflar arasındaki sözleşmenin iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... AVM içinde yer alan A-B-C no:4 C-103 Tepebaşı/Eskişehir adresindeki işyerinin davacı ...'a satıldığı ve tapunun devredildiğini, akabinde davacının içeriğini anlamadığı ve bilmediği ama AVM'nin yönetimi için gerekli evraklar olduğu söylenerek, bir nüshası verilmeyen sonradan tedarik edilebilen katılım sözleşmesi ve hisse devir sözleşmesinin davalılar tarafından davacıya hile ile imzalatıldığını, davacının bu gayrimenkulden satın aldığı tarihten bu yana kira elde etmediğini, çünkü tüm kiralara davalı AVM yönetim danışmanlık yetkilileri tarafından haksız olarak el konulduğunu, davacıya ait dükkanın davalı AVM tarafından kiraya verildiğini davacıya imzalatılan sözleşmenin tek taraflı olarak davacıyı ağır yükümlülükler altına soktuğunu, davacının alım satım sözleşmesi dışında hiç bir sözleşme ile bağlı olmadığını, imzalatılan tüm sözleşmelerin batıl olduğunu, davacı adına tahsil edilen tüm kira bedellerinin her halükarda davacıya ödenmesi gerektiğini, bu konuda davalılara gönderilen Eskişehir 1. Noterliğinin 29/01/2020 tarih ve 1912 sayılı ihtarnamesine rağmen taraflarına hiçbir bilgi verilmediğini şu ana kadar ne tutarda kira bedeli tahsil edildiğinin bilinmediğini, bu nedenlerle hile sebebi ile 30/01/2019 tarihli katılım sözleşmesinin iptaline, olmadığı takdirde gabin sebebi ile sözleşmenin feshine, aksi halde iyiniyet ve dürüstlük kuralına aykırılık sebebi ile sözleşmenin feshine, davacı adına tahsil edilen kira bedellerinin ileride arttırılmak üzere şimdilik 100,00 TL'nin davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı ... AVM vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davaya konu taşınmazın da bulunduğu toplu yaşam merkezindeki tüm kiralama işlemlerini yürüten davalılardan ... AVM Yönetim Danışmanlık Şirketine kira sözleşmesi haklarını, hür ve serbest iradesi ile 30/01/2019 tarihinde şirket katılım sözleşmesi imzalayarak devrettiğini ve bir örneğini de elden teslim aldığını, fazladan gelir elde etmeye çalışan ve sorumluluklarını yerine getirmeyen davacının iddialarının asılsız olduğunu, şirketin uğrayacağı hak kayıpları karşısında ceza davası ve tazminat haklarını saklı tuttuklarını, öncelikle davanın usul açısından, kabul görmemesi halinde esastan incelenerek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı ......A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde yer alan hususların gerçeği yansıtmadığını, davacının iptalini talep ettiği sözleşmelerde aldatma unsurunun bulunmadığını, davacının açıkça kira alacağı talebinde bulunduğunu, kira hukukundan doğan anlaşmazlıkların Sulh Hukuk Mahkemesinin görev alanına girdiğini, davanın bu yönden tefrik edilmesi ve kira bedeli talebine yönelik de görev yönünden davanın reddine, davanın usulden reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; davacı tarafça sözleşmenin anlaşılamaması durumunun hileyi yarattığı bildirilmekle birlikte buna dair bir delilin dosyaya sunulmadığı, sözleşme hükümlerinin neden anlaşılamadığının ve hile olgusunun davacı tarafça ispat edilemediği, bu nedenle hile yönünden davanın reddedilmesinin gerektiği, davacının diğer talebinin ise gabine yönelik olduğu ve davacı ve davalı tanık beyanları ve diğer delillere göre edimler arasında aşırı bir oransızlık bulunduğuna dair davacının dosyaya bir delil sunamadığı, sözleşmelerin tek taraflı hükümlülük yüklediği bildirilmişse de sözleşmelerde taraflar yönünden sorumlulukların ve hükümlerin bulunduğu ayrıca yüksek miktarda kiraya verileceği taahhüdü konusunda da bir delilin dosyada bulunmadığı bu nedenle gabin yönünden de davacının davasını ispat edemediği, iyi niyet ve dürüstlük kurulları yönünden ise TBK'nun 39.maddesine göre sözleşmenin iptalini gerektirir böyle bir kanuni düzenlemenin bulunmadığı, iptal veya sözleşme fesih sebeplerinin yanılma, aldatma, yada korkutma eylemlerine ilişkin olduğu davacının bu talebi doğrultusunda bir düzenlemenin bulunmadığı bu yönden de davacının davasının yerinde olmadığı görülmekle ve yukarıdaki gerekçelerle davacının davasının hile sebebiyle iptali talebinin reddine, gabin sebebiyle iptali talebinin reddine, iyi niyet ve dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle reddine, kira alacağı yönünden mahkemenin görevli olmaması nedeniyle ayrı bir esasa kaydedilerek görevsizlik kararı verilmesine, dosyanın Sulh Hukuk Mahkemesine tarafların talepleri halinde gönderilmesine, birleşen 2021/799 Esas sayılı dosyasının yeni bir esasa kaydedilerek bu esas üzerinden yargılamasının devamına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, sözleşmelerin hile nedeniyle iptaline ilişkin taleplerinin; davacı ile davalılar arasında "katılım sözleşmesi" adı altında 30/01/2019 tarihinde sözleşme imzalandığını ve aynı esnada "hisse devir sözleşmesi" davacıya imzalatıldığını, katılım sözleşmesinin imzalanması ile davacının hiç görmediği, imzalamadığı hissedarlar sözleşmesi ve ... AVM Ana Kira Sözleşmesi" nin de tarafı olduğunun iddia edildiğini, sözleşmenin ilk paragrafının b bendinde "... İnşaat Madencilik ve Turizm Ticaret ve Sanayi A.Ş. (bundan böyle "Devreden" olarak anılacaktır.) dendiğini, dolayısı ile devreden olarak anılan ... A.Ş olup, davacı sözleşmenin ilk paragrafının c bendi ve sözleşmenin diğer maddelerinden de anlaşılacağı üzere devralan olduğunu, gerek sözleşmenin bu hükümleri gerekse diğer maddelerine bakıldığında davalıların haksız olarak davacıyı sorumluluk altına soktuğu bu sözleşmelerin hiçbir şekilde tarafı olmayıp, bu sözleşmeler davacı tarafından imzalanmadığını, davacının imzalamadığı bir sözleşmelerle bağlı sayarak şu ana kadar davalı ... A.Ş tarafından tahsil edilen ve el konulan hiç bir kira bedelinin davacıya ödenmediğini, davacının tapuyu devralırken tapu kayıtlarında yer alan yönetim planından kanun gereği sorumlu tutulması, gene tapu kaydının tarafı olduğu için kanunen sorumlu olduğu açık olmakla birlikte imzalamadığı, tarafı olmadığı diğer sözleşmelerle sırf bu madde kapsamında sorumlu tutulmasının kanunen mümkün olmadığını, davalı ... A.Ş.'nin hile iradesi davacıya dava konusu gayrimenkulü pazarlama aşamasında başladığını, satış sözleşmesinden de anlaşılacağı üzere söz konusu taşınmazın davacıya 250.000,00 euro gibi fahiş bir miktara satıldığını, hilenin daha taşınmazın satım anında başladığını ve şu ana kadar her konuda devam ettiğini, taşınmazın metre karesi konusunda da davacının yanıltıldığının tanık ...'ın beyanından da anlaşılacağını , delillere rağmen Mahkemenin hile olgusunu ispatlayamadıkları gerekçesi ile davanın reddine karar vermesinin haksız ve usulsüz olduğunu, tüm bu hususlar davalılardaki hile kastının yoğunluğunu ortaya koyduğu gibi, hile iddialarının tanıkları ...'ın beyanları ile de sabit olduğunu, Mahkemece gabin iddialarıyla ilgili hiçbir araştırma ve inceleme yapılmadığını, davacı bu sözleşmeler imzalatılıp, şirkete de hissedar yapılmasa idi, dükkanını kiraya verip kiraları her ay kesintisiz tahsil edebilecekken, davacıya imzalatılan bu sözleşmelerlere dayanarak kira gelirine el konulduğunu ve giderler adı altında bu gelirlerin, büyük sermayeder konumda, avm de büyük işyerine sahip davalı ... A.Ş. ve yönetici hissedarların lehine harcandığını, Avm nin giderleri için maliklerden ve kiracılardan aidat adı altında Kat mülkiyeti kanuna ve yönetim planına göre zaten her ay para toplandığını, artık şiketin geliri olduğunu iddia ettiği kiraları tahsil etme, toplama durumu da kalmadığını, davacı ... ve dükkanını devrettiği ...'a verebilecekleri bir para da kalmadığını, Sözleşmelerin iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırılık sebebi ile feshini talep ettiklerini, taleplerinin iptal değil sözleşmenin feshi olduğunu, mahkemenin taleplerini yanlış yorumlayıp dolayısı ile yanlış karar verdiğini, mahkemelerin bile adlandıramadığı sözleşmeleri sıradan birisi olan ve bilgi ve tecrübesi de göz önüne alındığında davacının anlamasının beklenmesi ve bu sözleşmelerle bağlı olduğunun kabul edilmesinin adaletsiz olduğunu, yürürlükteki BK’da adi kira ve hasılat kirası sözleşmelerinin yalnızca belli alt türleri için haklı sebeple fesih imkanı getirilmişken 289, yeni BK’da tüm adi kira ve hasılat kirası sözleşmelerinin haklı sebeple feshedilebileceği hükme bağlandığını, sözleşmenin devamının davacıdan beklenemeyeceğini, sözleşmenin feshini talep etmekte davacının haklı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; taraflar arasında akdedilen 30/01/2019 tarihli sözleşmenin hile /gabin hukuksal nedenine dayalı olarak iptali talebine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Davacı yanca, dava dilekçesinde belirtilen nedenlerle 30/01/2019 tarihli sözleşmenin feshi ile davacı adına davalı tarafça tahsil edilen ve davacıya ödenmeyen kira bedellerinden şimdilik 100,00 TL'nin davalılardan tahsili talebiyle eldeki davanın açıldığı, Mahkemece davacının sözleşmenin iptaline yönelik talebinin reddine karar verildiği, kira alacağı talebinin ise görevsizlik kararı verilmek üzere dosyadan tefrikine karar verildiği, davacı vekilince ilgili karara karşı süresinde istinaf yoluna başvurulduğu Mahkemece 13/01/2023 tarihli ek kararı ile kararın kesin olarak verilmiş olduğundan bahisle davacı tarafın istinaf talebinin red edildiği görülmüştür. Bu durumda, öncelikle davacı vekilinin ek karara yönelik istinaf itirazlarının incelenmesi gereklidir. Davacı tarafça 30/01/2019 tarihli katılım sözleşmenin iptalinin talep edilmiş olmakla , ilgili sözleşme içeriği incelendiğinde, davaya konu sözleşmenin sürekli edim içeren bir sözleşme olup, dava konusu taşınmazın kiraya verilmesi süre zarfında elde edilen gelirin dava konusu olacağı , bu hali ile talep edilen 100,00 TL'nin dava mahiyeti itibariyle sözleşme bedeli olmayacağının açık olması karşısında sözleşmenin iptaline yönelik davanın tümden reddine yönelik kararın kesin olduğundan söz edilemez. Hal böyle olunca ilk derece mahkemesince kararın kesin olmadığı gözetilerek dosyanın mevcut haliyle istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmesi gerekirken karar kesin olduğundan bahisle verilen ek kararda isabet görülmemiş, davacı vekilinin ek karara yönelik istinaf itirazının kabulü ile ek kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. Ek kararın kaldırılması nedeniyle davacı vekilinin karara yönelik istinaf itirazlarının incelenmesine gelindiğinde; Davacı tarafça 30/01/2019 tarihli katılım sözleşmesinin hile sebebi ile, olmadığı takdirde gabin sebebi ile , aksi halde iyiniyet ve dürüstlük kuralına aykırılık sebebi ile feshine karar verilmesinin talep edildiği, mahkemece davacının iddiasının ispat edilemediğinden bahisle yukarıda yazılı olduğu şekilde davacının davasının reddine karar verildiği görülmüştür. Davaya konu imzası taraflarca inkar edilmeyen 30/01/2019 tarihli katılım sözleşmesi incelendiğinde; sözleşmede ... Alış Veriş Merkezi Yönetim Danışmanlık Şirketinin “Şirket” olarak , Müpasan İnşaat Madencilik Turizm Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi'nin “Devreden” olarak , ...'ın “Devralan” olarak anılacağı ve devredenin , Şirket'in faaliyetleri ve yönetimi ile işbu katılım sözleşmesinin ayrılmaz parçası olan hissedarların hak ve yükümlülüklerini düzenleyen "Hissedarlar Sözleşmesi"ni, şirket ile kat malikleri arasında imzalanan ve ana taşınmaz kiralama, işletme, yönetimine yönelik hak ve yükümlülüklerini düzenleyen “... AVM Ana Kira sözleşmesi” akdetmek suretiyle sözleşmeye taraf olduğunun taraflarca kararlaştırıldığı,

Sözleşmenin ''Hissedarlar Sözleşmesi ve ... AVM Ana Kira sözleşmesinde yer alan Yükümlülüklerin Devralan tarafından Kabulü'' başlıklı 2.1. maddesinde; ''Devralan, Sözleşme'nin 7.1 Maddesi uyarınca kendisine ibraz edilen Sözleşmelerin bir kopyasını okumuş ve anlamış olup işbu Katılım Sözleşmesi'nin imza tarihi itibariyle ve sonrasında; Sözleşme ile Devreden tarafından kabul edilmiş beyan ve tekeffüller de dâhil olmak ancak bunlarla sınırlı olmamak üzere her türlü yükümlülük ile bağlı ve bunlardan sorumlu olacağını, söz konusu yükümlülüklere uygun davranacağını ve bunları eksiksiz olarak ifa edeceğini kabul, beyan ve taahhüt eder.'' Sözleşmenin ''Kar payı, İşletme ve Yatırım giderleri ile kira gelirlerine yönelik yükümlülüklerin Devralan tarafından kabulü'' başlıklı 2.2 maddesinde; ''Devralan, devre konu hisseyi edinmekle pay sahiplerine tanınan kar payı, temettü ve başkaca mali alacak haklarından ancak hisse devrine esas maliki bulunduğu taşınmazın ... AVM Ana Kira sözleşmesi bağlamında Şirket tarafından kiralanması veya kiralanmak üzere portföye alınması üzerine yararlanabilir. Bu cümleden olarak, Devralanın bizzat kendisi, altsoy-üstsoyu, hısımları veya bu kişilerin yetkilisi bulunduğu tüzel kişiler tarafından kendi ad ve hesaplarına bu taşınmazlarda faaliyet gösterilmesi ve kira geliri elde edilmemesi halinde Şirket hissedarı bulunmakla elde edilecek menfaatlerden de yararlanılamaz. Bu halde dahi Devralan, gerek kat mülkiyetinden gerek ayrılmaz parça niteliğinde bulunan sözleşmelerden ve gerek ise Şirket esas sözleşmesi ve şirketin faaliyetlerinden kaynaklı giderlerden hissesi oranında sorumlu olacaktır.'' Sözleşmenin ''Tapu kayıtları ile Hissedarlık Yapısı arasındaki ilişki ve Devir Kısıtlamaları'' başlıklı 2.3 maddesinde; ''Devralan sahip olduğu Hisseler'i herhangi bir kişiye (ölüme bağlı tasarruflar da buna dahil olmak üzere) ancak AVM üzerindeki tapu kaydında yer alan paylarından söz konusu Hisseler'e tekabül eden oranda payı da söz konusu kişiye devretmek ve Katılım Sözleşmesi'ni de söz konusu kişiye imzalatmak kaydıyla devredebilirler. Yine Devralan AVM üzerindeki tapu kaydında bulunan payları herhangi bir kişiye (ölüme bağlı tasarruflar da buna dahil olmak üzere) devretmek isterler ise bu defa Şirkette sahip oldukları Hisseler'den AVM üzerindeki söz konusu paylara tekabül eden oranda Hisse'yi de söz konusu kişiye Katılım Sözleşmesi'ni imzalatarak devredeceklerdir.'' Sözleşmenin ''Ayrılmaz Parça'' başlıklı 6. maddesinde; ''01/06/2018 tarihli düzenleyen "Hissedarlar Sözleşmesi” 01/09/2018 tarihli “... AVM Ana Kira sözleşmesi”, “Yönetim planı”, “Şirket esas sözleşmesi”, “Katılım Sözleşmesi”, Devre esas tapu kaydı, işbu sözleşmenin ayrılmaz parçasıdır.'' hükmünün yer aldığı görülmüştür. Davaya konu iptali istenen 30/01/2019 tarihli hisse devir sözleşmesi incelendiğinde; ... Alışveriş Merkezi Yönetim Danışmanlık Anonim Şirketi'nin sermayesinin 3.589 TL'sine tekabül eden ve her birinin nominal değeri 1 TL olan 3.589 adet C GURUBU hissesinin tüm hak ve vecibeleri ile birlikte 3.589 TL bedel karşılığında ...'a devir ve temlik edildiği görülmüştür. Davaya konu ... parselde kain C/1/ 18 numaralı iş yerinin dava dışı ... İnşaat Madencilik Anonim Şirketi adına kayıtlı iken , 24/10/2018 tarih, 38319 yevmiye numaralı işlem ile , dava dışı şirket tarafından 140.000,00 TL bedelle davacı ...'a satıldığı, davacı ... tarafından da taşınmazın 25/12/2019 tarih, 49327 yevmiye numaralı işlem ile dava dışı ...'a devredildiği dosya içerisindeki tapu kayıtları ve resmi akit tabloları ile sabittir. Davacı tarafça, ... AVM içinde yer alan A-B-C no:4 C-103 Tepebaşı/Eskişehir adresindeki işyerinin davacıya tapuda devredilmesinden sonra davacının içeriğini anlamadığı ve bilmediği ama AVM'nin yönetimi için gerekli evraklar olduğu söylenerek, bir nüshası verilmeyen sonradan tedarik edilebilen katılım sözleşmesi ve hisse devir sözleşmesinin davalılar tarafından davacıya hile ile imzalatıldığını, davacının bu gayrimenkulden satın aldığı tarihten bu yana mülkiyeti kendisine ait olan taşınmazdan kira elde etmediğini, davacıya imzalatılan sözleşmenin tek taraflı olarak davacıyı ağır yükümlülükler altına soktuğunu, somut olayda gabin mevcut olduğundan bahisle, dava konusu 30/01/2019 tarihli katılım sözleşmesinin hile/gabin hukuksal nedenine dayalı olarak iptali talebiyle eldeki davanın açıldığı, davalı tarafça, söz konusu işlemde kasıtlı bir şekilde aldatma, hile veya gabin bulunmadığından bahisle, davanın reddinin talep edildiği hususunda ihtilaf bulunmadığı, dosyamız kapsamındaki ihtilafın davaya konu katılım sözleşmesinin davacının iradesinin fesada uğratılmak suretiyle imzalanıp imzalanmadığının tespiti noktasında toplandığı anlaşılmıştır. Hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanununun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Öte yandan, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiç bir şekle bağlı değildir. Aldatmanın öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, defi yahut dava yoluyla da kullanılabilir. (Bkz. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi'nin, 21/10/2019 tarih, 2018/1897 E., 2019/5369 K, 14/11/2017 tarih, 2014/21518 E., 2017/6403 K sayılı ilamları)

Bilindiği üzere; Hile (aldatma), genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 s. Türk Borçlar Kanununun (TBK) 36/1. (818 s. Borçlar Kanunun (BK) 28/1.) maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Yine aşırı yararlanmadan (gabinden) söz edilebilmesi, objektif unsur olan edimler arasındaki aşırı oransızlık yanında, bir tarafın darda kalma, tecrübesizlik, düşüncesizlik (hafiflik) hallerinin bulunması, diğer yanın ise yararlanmak, sömürmek kastını taşıması biçiminde iki sübjektif unsurun dahi gerçekleşmesine bağlıdır. Gabinin varlığı zarar görene (sömürülene), sözleşme tarihinden itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirerek iptal davası açıp iddiasını her türlü delille kanıtlama ve verdiğini geri isteme hakkı ya da sözleşmeye bağlı kalarak edimler arasındaki oransızlığın giderilmesini isteme hakkı verir. Hemen belirtmek gerekir ki gabin davasında öncelikle edimler arasındaki, aşırı oransızlık üzerinde durulmalı, objektif unsur ispatlandığı takdirde zarar gördüğünü iddia edenin kişiliği, yaşı, sağlık durumu, toplumdaki yeri, ekonomik gücü psikolojik yapısı gibi maddi, manevi yönler yani sübjektif unsur derinliğine araştırılıp incelenmelidir. Borçlar Kanunu'nun 31. maddesi hükmü uyarınca; iradeyi fesada uğradan sebeplerden dolayı açılacak davaların, ıttıla tarihinden itibaren 1 yıl için açılması zorunludur. Anılan yasal düzenlemede öngörülen bu süre zamanaşımı süresi olmayıp, hak düşürücü süre niteliğinde olup, hakim tarafından davanın hitamına kadar re’sen gözetilmesi gerekeceği kuşkusuzdur. Davacı tanığı ... 09/06/2022 tarihli duruşmadaki beyanında; " 2016 yılında ..., ..., ..., ...'u Genel Türk Kültürü fuarına davet ettim, ... ile ağabeyim Eskişehir'de bir alışveriş merkezinde 50 metrekarelik bir dükkan için 250.000,00 Euroya anlaştılar ve 2.500 Euro kira garantisi de verildi, hatta fuarda da 5.000 Euro elden ...'a kapora verdi, ağabeyim yanlış hatırlamıyorsam 2016 yılı içerisinde Türkiye'ye geldiğinde anlaşma yaptığı işyerini görmeye gitmiş, ancak oranın 35 metrekare olduğunu projeden hissetmiş, şu anda da zaten dükkanın boyutu 35 metrekaredir, 50 metrekare değildir, ağabeyim ...'a Türkiye'de kiralar enflasyondan dolayı denge tutmuyor, siz bize 2500 Euro kirayı nasıl ödeyeceksiniz diye sordu, o da Türkiye'deki alışveriş merkezindeki işyeri kiraları Euro üzerindendir, ben ödeyeceğim diye ağabeyime söz verdi, hatta ağabeyimi şirketle ilgili önemli bir imza atmak için çağırdılar, bu imza şirketin işlerinin yürümesi için dediler, bunu kimin söylediğini bilmiyorum, ağabeyim de gidip imzayı atmış, ancak ağabeyimin Türkçesi zayıf olduğu için sözleşmeyi anlamamış, ağabeyimi şirkete ortak edip hisse vermişler, ağabeyimin sonradan bu durumdan haberi oldu, ağabeyim ...'dan (yani davalı ... Şirketinin sahibi) işyerini kiraya vermesi nedeniyle ne kadar kiraya verildiyse onun ödenmesini talep etmiş, hatta 2500 Euro kira garanti vermiştiniz ancak ne kadar kiraya verdiyseniz onu istiyoruz demiş, ağabeyim bugüne kadar da kira alamadı, şirket bize ortak olduğumuzu ve diğer işyerlerinin de zararını ortak bir şekilde karşılanması gerektiğini, bu nedenle kira ödemeyeceklerini söylediler, sonradan ağabeyim bu işyerini sattı ama ne zaman sattığını bilmiyorum, ağabeyim bu durumdan dolayı psikolojisi bozuldu, benimle de arası açıldı, benim ...'la aram iyiydi, kendisiyle sürekli görüşüyordum, kendisi bize bu para talebiyle ilgili daha fazla üzerine gelinmesi durumunda bizi Fransa makamlarına şikayet edeceğini söyledi, ben de kendisine istediği makama şikayet edebileceğini söyledim, biz tamamen iyi niyetlerle bu işyerini almak istedik, kimseyle de kişisel anlamda bir sıkıntımız yok, bildiğim kadarıyla oradaki işyerlerinden kokoreç işletmesi bulunan yerin sahibi bana diğer işyerlerinin de kira konusunda sıkıntı yaşadığını söyledi, ... isimli işyerinin kiracısı da bu tarz sıkıntılarının olduğunu söyledi, hisse devir sözleşmesinin ne zaman imzalandığını tam olarak bilmiyorum "şeklinde beyan, beyanını imzası ile tasdik etmiştir.

Bu bağlamda davacının istinaf itirazları doğrultusunda somut olay irdelendiğinde; dava konusu taraflar arasında düzenlenen ve taraflarca imzası inkar edilmeyen 30/01/2019 tarihli katılım sözleşmesinin ''Kar payı, İşletme ve Yatırım giderleri ile kira gelirlerine yönelik yükümlülüklerin Devralan tarafından kabulü'' başlıklı 2.2 maddesinde; ''Devralan, devre konu hisseyi edinmekle pay sahiplerine tanınan kar payı, temettü ve başkaca mali alacak haklarından ancak hisse devrine esas maliki bulunduğu taşınmazın ... AVM Ana Kira sözleşmesi bağlamında Şirket tarafından kiralanması veya kiralanmak üzere portföye alınması üzerine yararlanabilir. Bu cümleden olarak, Devralanın bizzat kendisi, altsoy-üstsoyu, hısımları veya bu kişilerin yetkilisi bulunduğu tüzel kişiler tarafından kendi ad ve hesaplarına bu taşınmazlarda faaliyet gösterilmesi ve kira geliri elde edilmemesi halinde Şirket hissedarı bulunmakla elde edilecek menfaatlerden de yararlanılamaz. Bu halde dahi Devralan, gerek kat mülkiyetinden gerek ayrılmaz parça niteliğinde bulunan sözleşmelerden ve gerek ise Şirket esas sözleşmesi ve şirketin faaliyetlerinden kaynaklı giderlerden hissesi oranında sorumlu olacaktır.'' şeklinde tarafların anlaştığı, bu hali ile , davacının mülkiyetini devraldığı iş yerinin kirasını kendisinin alamayacağı, iş yerinin kiraya verilmesi/kiranın tahsil edilmesi hak ve yetkisini davalı şirkete devrettiğini bildiği, yine davacı tarafça bu sözleşmeyi tamamlayan aynı tarihli (davacı tarafça iptali istenmeyen ) hisse devir sözleşmesinin imzalandığı, bu durumda bunun aksinin yani davalının hileli hareketleri ile davacının iradesinin fesada uğraması sonucu davacının davaya konu katılım sözleşmesini imzaladığını ispat etmesi gerekeceği , Davacının iddia ettiği gibi davacı tanığı ...'ın , davalıların hileli davranışları sonucu davacının katılım sözleşmesini imzaladığına yönelik bilgi ve görgüye dayalı beyanın bulunmadığı , bu hali ile davacı tarafça davalıların hileli davranışları ile iradesinin fesada uğratılması sonucu davaya konu katılım sözleşmesini imzaladığını usulüne uygun delillerle ispat edemediği , bu durumda somut olayda hile olgusunun varlığından söz edilemeyeceği, Yine davacı tarafça bedeli ödenerek işyeri satın alınmasına rağmen , kirasının tahsil edilememesi nedeniyle somut olayda gabin olduğunun ileri sürüldüğü oysa ki gabin hukuksal nedeni yönünden ise bilindiği üzere, aşırı yararlanmadan (gabinden) söz edilebilmesi içini, objektif unsur olan edimler arasındaki aşırı oransızlık yanında, bir tarafın darda kalma, tecrübesizlik, düşüncesizlik (hafiflik) hallerinin bulunması, diğer yanın ise yararlanmak, sömürmek kastını taşımak şeklindeki sübjektif unsurun da gerçekleşmesine bağlı olduğu, somut olayda davalının, davacının zor durumundan yararlanarak işlem yaptığı yönünde iddianın kanıtlanamadığı , dolayısıyla somut olayda gabin koşullarının da bulunmadığı , Ayrıca davacı tarafça her ne kadar sözleşmelerin iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırılık sebebi ile feshi gerektiği ileri sürülmüş ise de, TBK'nun 27 maddesi uyarınca ; Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin kesin olarak hükümsüz olduğu, iyi niyet ve dürüstlük kurallarına aykırılığın hükümsüzlük sebebi olmadığı, aynı yasanın 26. maddesi uyarınca tarafların, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleye bileyeceği anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddine yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davacı vekilinin 13/01/2023 tarihli ek karara yönelik istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2- Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 13/01/2023 tarih 2021/199 Esas 2022/767 Karar sayılı EK KARARININ KALDIRILMASINA, 3- Davacı vekilinin esasa ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 4-Davacıdan alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 5-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 30/04/2025

Başkan- ... Üye - ... Üye - ... Zabıt Katibi -... ... ... ... ...

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/371, K. 2025/453, T. 30.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-371-e-2025-453-k-650b86450f8b