Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/2310 E. 2025/728 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/2310
Karar No
2025/728
Karar Tarihi

T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 7. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2023/2310 KARAR NO : 2025/728

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/01/2023 NUMARASI : 2019/519 Esas - 2023/64 Karar

DAVACI : ... VEKİLİ : Av. ...

DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ...

DAVA TÜRÜ : Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 08/08/2019

KARAR TARİHİ : 21/04/2025 KR. YAZIM TARİHİ : 21/05/2025

İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı şirket arasında davalı şirket personelinin taşınması konulu personel servis sözleşmesi akit edildiğini, sözleşme süresi 01.09.2017-01.09.2019 tarihteri arasında olmak üzere 2 yıl olarak belirlendiğini, davacı 01.04.2019 tarihinde davalının işyerine eksiksiz olarak sabah mesaisi için servis araçlarını gönderdiği fakat davacı tarafından temin edilen servis araçları güvenlik tarafından fabrika dışına çıkartılarak başka bir firmaya ait servis araçları içeriye alındığını, davalı davacıya sözleşmenin fesih edildiğine dair fesih bildiriminde bulunmadığını, bu durum davacı ve personeli olan 12 servis şoförünce tutanak altına alındığını, davacı servis araçlarının içeri alınmadığı başka bir fırma araçlarının içeri alınması sebebiyle firma yetkilisini aradığı firma yetkilisi telefonda sözlü olarak bundan sonra başka bir firmayla anlaştıklarını servis işlerine yeni firmayla devam edeceklerini söylediğini, davacıya davalı işveren tarafından 01.04.2019 tarihinden bu yana sözleşmeden kaynaklı hiçbir alacağı ödenmediğini, 29.04.2019 tarihinde davacının uğramış olduğu zararların tazmin edilmesine ve ilişkin Gebze 3. Noterliğimin ... yevmiye numaralı ihtamamesi gönderildiğini, iş bu ihtarnameye cevaben, davalı taraf 07.05.2019 tarihli Kadıköy 26. Noterliğinin ... numaralı ihtarnamesi gönderdiğini, söz konusu ihtarnamenin içeriğinde de, fesih gerekçelerine ilişkin hiçbir ibare yer almadığını, davalı taraf göndermiş olduğu ihtarnamede, “personel servis sözleşmesinin işbu sözleşme hükümlerine uygun şekilde sonlandığını” beyan ettiğini, davalı tarafın bu beyanıyla sözleşmenin feshi başlıklı 6.0 maddesini kast ettiğini düşündüklerini, personel servis sözleşmesinin 6.0 Maddesinde "İşveren sözleşme süresiyle bağlı olmaksızın tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetmeye ve 1.0 maddesinde belirtilen işlerin bir kısmını iptal etme yetkisine sahip olduğunu bu durumda yüklenici herhangi bir hak ve tazminat talebinde bulunamaz.” hükmü yer aldığını, sözleşme hükmü hukukun temel prensiplerine ve TMK madde 2 hükümlerine aykırı olması nedeniyle hukuka aykırı olduğunu, davacı davalı şirket ile akdetmiş olduğu sözleşmeye duymuş olduğu güven sebebiyle ile birçok araç kiralama sözleşmesi imzalamış ve personel alımı yapmış akaryakıt sözleşmeleri imzalamış olup davalı tarafın sözleşmeden, bitçok kişiye karşı borç altına girdiğini, ayrıca üzerine kayıtlı ... Plakalı aracımı kredi taksitlerini ödeyemediği için satmak zorunda kaldığını, davalı taraf ile arabuluculuk görüşmesi yapıldığı yapılan görüşmelerin olumsuz sonuçlandığını, davacının sözleşmeden kaynaklan, kar kaybı ve diğer zararlarının şimdilik 10.000 TL'lik kısmının 29.04.2019 tarihli ihtarname tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket ile davacı arasında akdedilen personel taşıma sözleşmesi sözleşme hükümlerine uygun olarak son bulduğunu, taraflar arasında akdedilen 11.09.2017 tarihli Personel Taşıma Sözleşmesi'nin(Ek-l) "Şartname"nin feshi başlıklı 6. Maddesi uyarınca "İşveren şartname süresi ile bağlı olmaksızın, tek taraflı olarak şartnameyi feshetmeye veya 1.0 maddesinde belirtilen işlerin bir kısmını iptal etme yetkisine sahiptir. Bu durumda Mütecahhit herhangi bir hak veya tazminat talebinde bulunamaz." hükmünü havi olduğunu, bunun yanında aynı maddenin ikinci fıkrası "Müteahhit, kendi nedenlerinden dolayı, önceden yazılı bildirimde bulunmak şartı ile işi bırakabilir. Ancak bu durumda İşveren yetkilileri isterse aynı şartlarda Müteahhit işe bir ay daha devam etmek zorundadır." söz konusu sözleşme hükümleri incelendiğinde sözleşme taraflarının her ikisine de sözleşmeyi herhangi bir sebep bildirmeden feshetme hakkı karşılıklı olarak tanındığını, davacı dilekçesinde gerçeğe aykırı olarak bu hakkın sadece İşveren'e tanındığı şeklinde bir izlenim yaratmaya çalışıldığını, davacının dava dilekçesinde yer verdiği içtihat sözleşmede tek tarafa tanınan bir fesih hakkını içermekte olup, huzurdaki dava ile bir ilgisi bulunmadığını, sözleşmede yer alan fesih hakkı tek taraflı bir fesih hakkı olmadığını, zira söz komusu hükümler tarafların karşılıklı görüşmeleri sonucunda düzenlenerek üzerlerinde mutabakata vardığı hükümler olduğunu, taraflar işverenin feshi konusunda yazılılık dışındaki fesih şekillerini de karşıtıklı mutabakatla kabul ettiklerini, davacı basiretli tacir olup, işbu sözleşmenin koşullarını sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde tüm sonuçlarını bilecek şekilde ve sadece kendi aleyhine değil davalı şirket aleyhine hükümlerde sözleşme içerisine dercedilmek suretiyle imzaladığını, gerek sözleşme konusu işin ihale edilmesi öncesi gönderilen şartnamede gerekse sözleşme görüşmeleri aşamasında bu hükümler üzetinde mutabık kalındığını, tüm bu açıklananlar doğrultusunda davacının sözleşmesinin taraflar arasındaki sözleşmese uygun şekilde sona erdiği ortada olduğunu, davacı sözleşmenin ifası esnasında, sözleşme hükümlerine, dürüstlük kuralına ticari örf ve adete aykırı eylemlerde bulunduğu ve bu durum sözleşmenin sona erdirilmesine neden olduğunu, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca ödemeler, davalı şirket güvenlik biriminin düzenlediği puantajlar doğrultusunda davacı tarafından düzenlenen faturalara karşılık yapılmakta olduğunu, davalı şirket ile davacı arasındaki güven ilişkisini tamamen ortadan kaldıran olayda, davacının güvenlik amiri ... ile kişisel alacak-borç ilişkilerine girdiği tespit edildiğini, davacı ve anili güvenlik personeli amiri ilk aşamada bu durumu davalı şirkete yansıtmamış olduğu davacı ve ilgili personel arasında puantajlarla ilgili ihtilaf çıkması neticesinde davalı şirket müdürlerine bu durum bizzat davacı tarafından iletildiğini davacının söz konusu eyleminin ticari örf ve âdete aykırı olduğuna ve davalı şirket ile arasındaki güven ilişkisini ortadan kaldırdığını, bu olayı takiben, güvenlik amiri ...'un iş akdi de feshedildiğini, konuya ilişkin olarak davalı şirketin mail adresi uzantılı mail adresinde de yazışmalar tespit edildiğini, bu olay öncesi davacının sözleşmeye ve ticari örf ve adete aykırı eylemleri neticesinde başka sorunlar yaşandığı ve bunlar tutanak altına alındığını, bu eylemler servis araçlarının sözleşmeye uygun olarak temin edilememesi, araçların arızalanması, servis şoförlerinin davalı şirket çalışanlarına karşı hukuka aykırı eylemleri, davalı şirketin eksik bilgilendirilmesi gibi birçok eylemden oluştuğunu, davacı ile güvenlik amiri arasındaki 03.03.2019 tarihli elektronik posta davalı şirket ten haksız ve fazla tahsilat yapıldığına itişkin kuvvetli bir şüphe uyandırdığını, davacı'nın Gebze 3. Noterliği'nin 29.04.2019 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesine karşı davalı şirket tarafından gönderilen Kadıköy 26. Noterliğinin 07.05.2019 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesindeki (Ek--4) sözleşmenin sona erdirilmesinin sözleşme hükümlerine uygun olduğu ve davacının ticari örf ve adete aykın davranışlarda bulunduğu da belirtildiğini, davalı şirketin davacıya borcu bulunmadığını, davalı şirket tarafından davacıya yapılan ödemeler verdiği hizmete karşılık puantajların düzenlenmesi ve faturalanması üzerine yapıldığını, davacının davalı şirketten, davalı şirkete hizmet vermediği döneme ilişkin ödeme talep etmesi hukuka aykırı olup, kabulü mümkün olmadığını, davalı şirket tarafından tüm fatura bedelleri eksiksiz olarak ödendiğini, davalı şirketin davacı ile güvenlik amiri arasındaki ilişki dolayısıyla puantajlara göre kesilen faturalar kapsamında da bugüne kadar yapmış olduğu ödemelerin de davacının hak edişinden bir diğer ifadeyle sağladığı hizmetten fazla olması kuvvetle muhtemel olduğunu, davacının zarar taleplerinin kabulü mümkün olmadığını, davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşme kapsamında sözleşmeye ve hukuka aykırı bir fiili olmayıp, yine davacının soyut ve hukuki dayanaktan yoksun zarar iddialarının kabulil mümkün olmadığını, davalı şirketin sözleşmeyi sonlandırması hukuka ve yasalara uygun olup, davacının sözleşmenini ifası sırasındaki güven sarsıcı eylemleri nedeniyle davalı şirketin zararı doğduğunu, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının taleplerinden olumlu zarar kalemlerini mi olumsuz zarar kalemlerini talep ettiği net olarak anlaşılamadığını, bu nedenle, taleplerinin reddine, karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ : İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; " ... 1-Davanın REDDİNE ... " karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sayın mahkemenin yargılama aşamasında da ileri sürülen hiçbir hususu dikkate almayarak sadece sözleşmenin 6. madde hükmünü lafzi ile ele almış, davalı tarafın tek yanlı olarak sözleşmeyi feshetme hakkının bulunduğundan bahisle davanın reddine karar verdiğini, bu dava yönünden davalı tarafın kötü niyetinin ispatına gerek olmadığını, sözleşmenin usul ve esasa aykırı olarak fesih edildiğini, öte yandan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporu taleplerine yönelik olmayıp konu ile ilgisi bulunmayan hususlarda değerlendirme yapıldığını, yine bilirkişi görev sınırlarını aşarak hukuki değerlendirmeye girişmiş, Yargıtay kararlarının aksine görüş sunarak sözleşmenin tek taraflı feshine yönelik ve karara dayanak yapılan m.6 hükmünü yorumlamaya kalkıştığını, alınan diğer raporlar da bu konudaki son derece basit olan kalan 6 aylık süre için (ortalama ödenen aylık tutar x 6) işlemini yapamadığını beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı şirket ile davacı arasında akdedilen personel taşıma sözleşmesi, sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kuralına uygun olarak son bulduğunu, davaya konu sözleşme; davacının sözleşmenin ifası sırasında sözleşme hükümlerine, dürüstlük kuralına, ticari örf ve adete aykırı eylemlerde bulunması nedeniyle haklı nedenle feshedildiğini, davacı, sözleşmesinin feshine kusurlu davranışlarıyla sebep olduğundan kazanç kaybı talebinde bulunmasının mümkün olmadığını beyan ile; davacı tarafın istinaf istemlerinin reddine, karar verilmesini, talep ederiz. DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/01/2023 Tarih - 2019/519 Esas - 2023/64 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; alacak istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. Dosyanın incelenmesinde; davacı ile davalı şirket arasında davalı şirket personelinin taşınması amacıyla sözleşme imzalandığı, sözleşme süresinin 01.09.2017-01.09.2019 tarihleri arasında olmak üzere 2 yıl olarak belirlendiği, davacı tarafından 01.04.2019 tarihinde davalının işyerine servis araçlarının gönderildiği; fakat davacı tarafından gönderilen servis araçlarının davalı çalışanı olan güvenlik görevlileri tarafından fabrika dışına çıkartılarak başka bir firmaya ait servis araçlarının iş yerine alındığı, davalı tarafından davacıya aralarında imzalanan sözleşmenin fesih edildiğine dair fesih bildiriminde bulunulmadığı, davacıya davalı tarafından 01.04.2019 tarihinden bu yana sözleşmeden kaynaklı hiçbir alacağın ödenmediği, 29.04.2019 tarihinde davacı tarafından, davacının uğramış olduğu zararların tazmin edilmesi için Gebze 3. Noterliğimin ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiği, davalı tarafından ihtarname ile talep edilen zararların karşılanmadığı belirtilerek, davacının sözleşmeden kaynaklan, kar kaybı ve diğer zararlarının şimdilik 10.000,00 TL'lik kısmının 29.04.2019 tarihli ihtarname tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili için eldeki davanın açıldığı, davalı tarafından davanın reddinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince açılan davanın reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesince, davacının, sözleşmenin feshi nedeniyle sözleşmenin kalan süresi de dikkate alınarak zararının olup olmadığı konusunda 13/11/2020, 15/10/2021 ve 18/04/2022 tarihli bilirkişi raporlarının alındığı bir kısım tanıkların dinlenildiği ve "taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin davalı tarafından sözleşmenin süresi ile bağlı olmaksızın tek taraflı olarak feshedildiği, tanık beyanları ve taraf vekillerinin yazılı ve sözlü beyanlarından bu hususun sabit olduğu, davacı sözleşme devam etseydi hak edeceği alacağını talep etmekte olup, sözleşmede işveren tarafından feshin tek taraflı olarak yapılabileceği, bu durumda yüklenicinin herhangi bir hak veya tazminat talebinde bulunamayacağının kararlaştırıldığı," gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği görülmektedir. Uyuşmazlık, davalının sözleşmeyi feshinin sözleşme ve kanuna uygun olup olmadığı ve davacının fesih nedeniyle zararı olup olmadığı, varsa miktarının ne kadar olduğu noktasındadır. Dosya arasına alınan ve taraflar arasında imzalanan 01/01/2019 tarihli sözleşmenin incelenmesinde; davacının yüklenici, davalının işveren olduğu, sözleşmede iki tarafın da imzasının bulunduğu, sözleşme süresinin 2 yıl olduğu, sözleşmenin 01/09/2017-01/09/2019 tarih aralığını kapsadığı, sözleşmenin 6.1 maddesinde "İşveren sözleşme süresi ile bağlı olmaksızın, tek taraflı olarak sözleşmeyi feshetmeye ... yetkisine sahiptir. Bu durumda yüklenici her hangi bir hak veya tazminat talebinde bulunamaz." hükmünün bulunduğu görülmüştür. Dosya kapsamından davalının 01/04/2019 tarihinden itibaren servis araçlarını fabrikaya alınmayarak başka firma araçlarının alınması suretiyle sözleşmeyi eylemli olarak feshettiği görülmektedir (Yargıtay 11. HD., 21/10/2023 tarih, 2013/2052 E., 2013/18273 K.). Taraflar arasındaki sözleşmenin 6.1 maddesi uyarınca davalının herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmenin fesih hakkına sahip olması nedeniyle bu hakkı kullanmasının haksız fesih oluşturmayacağı kabul edilmiş ise de, sözleşme ile davalıya tanınan bu hakkın da yasaya ve iyiniyet kurallarına uygun bir şekilde kullanılması gerekmektedir. Bu nedenle, sözleşmenin 6.1 maddesine göre davalının fesih yetkisini kullanmasının açıkça hak ihlali olup olmadığının, başka bir deyişle sözleşmedeki bu hükme dayalı olarak yapılan fesih bildirimi ve kullanılan fesih hakkının yasa ve iyiniyet kurallarına göre haklı sebeplere dayalı bir kullanım niteliğinde bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekirken, sadece işbu sözleşme hükmüne dayalı olarak herhangi bir sebep belirtmeksizin sözleşmeyi feshedilebileceğinden bahisle davalı tarafça geçerli bir şekilde feshedildiğinin kabulü yerinde görülmemiş, kararın bu nedenle kaldırılması gerektiği değerlendirilmiştir (Yargıtay 11. HD., 22/10/2014 tarih, 2014/7542 E., 2014/6209 K.). Diğer yandan, davacının sözleşmenin feshi nedeniyle bir tazminata hak kazandığı kabul edilirse bu tazminat hesabının 6098 sayılı TBK'nın 408. maddesinde belirlenen yöntem ile hesaplanması gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 125. maddesi gereğince sözleşmelerde; borçlunun temerrüdü sonucu borç yerine getirilmemişse alacaklıya üç yetki tanımıştır: Bunlar; her zaman için ifa ve gecikme tazminatı isteğinde bulunma, derhal ifadan vazgeçip müspet zararının tazminini isteme ya da ifadan vazgeçip sözleşmeden dönerek menfi zararın istenmesidir. "Sözleşmeden kaynaklanan zarar müspet zarar olacağı gibi, menfi zarar da olabilir. Müspet zarar: Borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki fark müspet zarardır. Diğer bir anlatımla müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kuşkusuz kâr mahrumiyetini de içine alır. Borcun yerine getirilmesinin kusurla olanaksız hale gelmesinde, temerrüde düşen borçludan, gecikmiş ifa ile birlikte gecikme dolayısıyla tazminat istenmesinde, yahut borçlunun temerrüdü halinde ifadan vazgeçilip, ifa yerine tazminat istenmesinde ve sözleşmenin olumlu biçimde ihlalinde, müspet zararın giderimi söz konusu olur (Prof. Dr. H. Tandoğan Türk Mesuliyet Hukuku 1961 s. 426 vd.). Müspet zarar, alacaklının ifadan vazgeçerek zararının tazminini istemesi halinde söz konusu olur. Sözleşme ortadan kalkmamaktadır, yalnız alacaklının ifaya ilişkin talep hakkının yerini müspet zararının tazminine dair talep hakkı alır. Burada sözleşmenin feshedilmemesinden değil, borcun ifa edilmemesinden doğan zararın söz konusu olduğu gözardı edilmemelidir." (Örnek:Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 05.07.2006 tarihli 2006/13-499 Esas, 2006/507 Karar sayılı kararı). Müspet zarar olan kâr kaybı, yukarıdaki hükümlerin de sonucu olarak kâr elde edememek nedeniyle malvarlığındaki gerçek eksilme esas alınarak belirlenmelidir. Gerçek eksilmenin belirlenmesi konusunda hizmet sözleşmeleriyle ilgili olarak TBK'da düzenlenen 408 ve 438. maddelerdeki kesinti yöntemi kıyasen diğer sözleşmelerde de uygulanmaktadır. 408. maddede iş sahibinin temerrüdü nedeniyle istenebilecek ücret hesabı, 438. maddede ise iş sahibinin sözleşmeyi haksız feshetmesi nedeniyle istenebilecek zarar hesabı düzenlenmiştir. 408. madde işverenin engellemesi sebebiyle yapmaktan kurtulunulan giderler ile başka bir iş yaparak kazanılan veya kazanmaktan bilerek kaçınılan yararların indirilmesini, 438. madde ise sözleşmenin sona ermesi yüzünden tasarruf edilen miktar ile başka bir işten elde edilen veya bilerek elde etmekten kaçınılan gelirin indirileceğini düzenlemiştir. Her ikisi de indirim unsurları olarak benzer düzenleme içermekte olup öğreti ve uygulamada bu hesaplama kesinti yöntemi olarak adlandırılmaktadır. TBK'daki kesinti yöntemi hizmet sözleşmelerine ilişkin olmasına rağmen diğer sözleşmelerin haksız ve haklı nedenle feshi halinde de kıyasen uygulanmaktadır. Hukuk Genel Kurulu'nun 12.05.2010 tarih, 2010/14-244 esas, 2010/260 karar sayılı kararında da iki taraflı sözleşmelerin karşı tarafça haklı feshedildiği hallerde kâr kaybı zararına uğrayan tarafın isteyebileceği zararın saptanmasında kıyasen Borçlar Kanunundaki kesinti yönteminin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir.

Kesinti yöntemine göre; yüklenicinin işi tamamlayamaması nedeniyle yapmaktan kurtulduğu giderler (malzeme ve işçilik giderlerinden yaptığı tasarruf) ile başka bir iş yaparak kazandığı veya kazanmaktan bilerek kaçındığı yararlar, sözleşme bedelinden düşülmek suretiyle yüklenicinin olumlu zarar kapsamındaki kâr kaybı bulunmalıdır (Yargıtay 6. HD, 15/11/2023 tarih, 2022/4159 E., 2023/3872 K.; Yargıtay 6. HD, 04/02/2025 tarih, 2023/4301 E., 2025/31 K.; Kapatılan 15. Hukuk Dairesi'nin 11/4/2007 gün ve 4955-2372 sayılı, 09/05/2013 gün ve 7521-3029 sayılı, 27/03/2017 gün ve 2016/1750 – 1330 sayılı kararları.). Eldeki uyuşmazlıkta, ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporlarının açıklanan şekilde 6098 sayılı TBK'nın 408. maddesine uygun olarak hesaplama içermediği de görülmektedir. Bu durumda ilk derece mahkemesince yapılması gereken iş; sözleşmenin feshinin kanun ve iyiniyet kurallarına göre haklı nedenle feshettiğini ispat yükünün davalıda olduğu kabul edilerek, dosyadaki delillerin bu kapsamda değerlendirilmesi, gerekirse davalının sözleşmenin feshinin haklılığına ilişkin toplanmamış delilleri varsa toplanması, sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği sonucuna varılırsa bu kapsamda bir karar verilmesi, sözleşmenin haklı nedenle feshedilmediği sonucuna varılırsa anılan kesinti yöntemi ile davacının zararının olup olmadığının belirlenmesi için bir mali müşavir bilirkişi bir de sektör bilirkişiden oluşan heyetten taraf ve mahkeme denetimine uygun gerekçeli rapor alınması ve oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi olmalıdır. Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adreslerinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin kararının HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, karar verilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-a)-6) maddesi gereğince ESASTAN KABULÜNE, a-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/01/2023 Tarih - 2019/519 Esas - 2023/64 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, b-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2-İstinaf Karar Harcının, talebi halinde ve ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine, 3-İstinaf eden tarafından yapılan İstinaf başvuru giderlerinin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından değerlendirilmesine, 4-Kararın, 6100 sayılı HMK'nın 359-(4) maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine, 5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362-(1)-g) maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.21/04/2025

... Başkan ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Üye ... ¸e-imzalıdır. ... Katip ... ¸e-imzalıdır.

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/2310, K. 2025/728, T. 21.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-2310-e-2025-728-k-a21096a8a684