Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/213 E. 2025/823 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/213
Karar No
2025/823
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ

T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 17/03/2022 ESAS-KARAR NO :... DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 04/07/2025 YAZILDIĞI TARİH : 11/07/2025

Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili, taraflar arasında 2007 yılından başlayan ticari ilişki kapsamında 31.03.2010 tarihinde bayilik sözleşmesi imzalandığını, sözleşmenin 1. maddesine göre bayinin ... ... üretilen gazlı ... Ankara ili hudutları dahilinde satmayı taahhüt ettiğini, sözleşmenin 8. maddesinde ise “bayilik bölgesinde ... ... ... Ltd. Şti. başka bayiler ihdas edemez. ... dışında satış yapamaz. Bu hüküm şişeli mamullere münhasır olup, açık mamulleri ve ihracat kaydıyla yapılacak satışları kapsamaz. Ancak bayinin satışının ve bölge özelliğini de dikkate alarak ... ... Ltd. Şti. bayii görüşünü almak kaydıyla aynı bölgeyi ürünler ya da bayiler açısından bölmek suretiyle bayii adedini arttırabilir. ... dışından gelen talepleri değerlendirebilir.” denildiğini, davalı şirket tarafından 06.02.2017 tarihinde davacı şirkete teslim edilen belgede de “... ... …. Ltd. Şti. Ankara ilinde ve ilçelerinde ... ... ve ... Ltd. Şti. nin mallarını satmaya ve dağıtmaya tek yetkili distribütörümüzdür.” ifadesinin yer aldığını, iş bu belgelerden Ankara ilindeki dağıtımın sadece davacı şirketin yetkili olduğu ve bu hususta tekel hakkının bulunduğunun anlaşıldığını, 13 senelik ticari ilişki kapsamında da davalı şirketin güçlü bir müşteri çevresi oluşturduğunun açık olduğunu, taraflar arasında fiilen 2007 yılından itibaren süren bayilik ilişkisi ve ticari ilişkinin 2020 yılının Haziran ayına kadar sorunsuz şekilde devam ederken davalı şirketin bu tarihte taraflar arasındaki ticari ilişkiye devam etmek istemediğini sözlü olarak müvekkiline bildirdiğini ve davacıya mal teslimi yapmamaya başladığını, ayrıca davalı şirketin internet sitesinde bayiler kısmında davacı şirket adının kaldırılarak yerine ... ... şirketinin adının yazıldığını ve Ankara ili ve ilçelerine bu şirket aracılığıyla dağıtım yapılmaya başlandığını, davalı şirket tarafından sözleşmesel ilişkinin sona erdiğine dair hiçbir bildirim yapılmaması üzerine 14.07.2020 tarihinde Eskişehir 8. Noterliği’nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile aradaki sözleşmeden doğan bayilik ilişkisini ihlal eder nitelikte hareketlerin sona erdirilerek 5 gün içerisinde eksi hale getirilmesinin talep edildiğini, ancak davalının bu talepleri yerine getirmediğinden davalıya 28.07.2020 tarihinde yeni bir ihtarname gönderilerek sözleşme ve bayilik ilişkisinin haklı nedenle feshedildiğini, uğranılan maddi ve manevi zararları ile denkleştirme tazminatının giderilmesinin talep edildiğini, davacı şirketin, davalı üretici firmaya Ankara’da bayiliğini yaparak müşteri çevresi oluşturduğunu, davacının Ankara’da yapmış olduğu faaliyetler sonucunda davalı tarafın hem Ankara ili ve ilçelerinde tanınır hale geldiği hem de düzenli olarak kazanç elde ettiğini, davacı şirket kayıtlarına göre son 5 sene içerisinde davalı şirketten 2015 yılında 7.553.874,58 TL, 2016 yılında 6.751.948,14 TL, 2017 yılında 7.626.451,93 TL, 2018 yılında 7.598.460,71 TL, 2019 yılında 9.113.792,98 TL, 2020 yılında 2.986.224,32 TL tutarında ürün satın aldığını, 2020 yılındaki farkın nedeninin Covid-19 salgınından ve sözleşmenin davalı tarafça haksız ihlalinden kaynaklandığını, davacı şirketin bayilik ilişkisi sonucundaki gelirlerinin ürün satışından elde ettiği kar ve sene sonundaki ciro priminden oluştuğunu, davalı tarafın davacı şirketi tek yetkili dağıtıcı olarak belirlemesi neticesinde 13 yıl sonunda oluşturduğu müşteri çevresinin şu anda başka bir firma tarafından kullanılarak davalının gelir sağladığı dikkate alındığında davacı şirketin müşteri tazminatına hak kazandığını, ayrıca sözleşmenin devam etmeyecek olması nedeniyle davacı tarafından yapılan yatırımların karşılıksız kaldığını, davalı şirketin edimini yerine getirmemesi sonucunda davacının sözleşmeyi haklı feshi nedeniyle mahrum kaldığı karın da davacıya ödenmesi gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı şirketin haklı nedenle fesih nedeniyle mahrum kaldığı kar ve sözleşmenin feshinden doğan fiili zararına karşılık 1.000,00TL maddi tazminatın ve 1.000,00 TL denkleştirme tazminatının fesih tarihi olan 28.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili, müvekkilinin davacı ile ticari ilişkini sona erdirmediğini, davacı yanın taraflar arasındaki ticari ilişkiyi haksız olarak feshettiğini, davacının ihtarına cevap olarak gönderilen ... 2. Noterliği’nin 24.07.2020 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamede “mevcut şartlarda müvekkil şirket için önemli olan pazarlama noktası olan Ankara ve çevresinde sadece davacının satış yapması yönünde talebin kabul edilemeyeceği bildirilmiş ve ... ... markasının marka ve imaj değerine zarar vermeme ve haksız rekabet oluşturmama taahhüdü ve ödemenin peşin yapılması kaydıyla ürün talebinde bulunmaları durumunda taleplerinin karşılanacağı” hususunun ifade edildiğini, davacının bayilik sözleşmesinde davalı şirketin şartların gerektirmesi halinde başka kişi ve kişilerce de ticari ilişkiye girebileceği hükmüne rağmen davalının başka firmayla çalışmasını istemediğini ve davalının bu talebine karşı çıktığını, bu sebeple de ticari ilişkiyi sonlandırarak haksız olarak tazminat talep ettiğini, davalı şirketin, davacı dışında bir başka firmaya ürünlerin dağım yetkisi vermeyeceğine ilişkin bir taahhüdü bulunmadığını, davalının uzun süre Ankara hudutları içinde ... sayısını artırmadığını, dışardan gelen talepleri değerlendirmediğini ve davacının tek ... ve satıcı olarak kaldığını, ancak davacının işine yatırım yapmaması, çalışan ve araç sayısının arttırılmaması, çeklerini aldığı firmalara ürünleri teslim etmemesi, zararına ürün satarak ... ... markasının marka değerini düşürmesi, haksız rekabete yol açması, Ankara hudutları dışına ürün satıp diğer bayilerin zararına neden olması, Ankara’nın birçok ilçesinde saha çalışması ve satış yapmayarak sözleşmedeki hükümleri yerine getirmediğini, davalı şirkete de yeterli teminat vermediğini, müvekkili tarafından davacı şirketin defalarca uyarıldığını, önemli bir pazarlama noktası olan Ankara ilinde sadece bir SGK'lı personel ve dağıtım yapmaya uygun olmayan tek bir araçla sipariş-dağıtım ve pazarlama yapılamayacağını, sözleşmede “bayinin görüşünün alınacağı” belirtilmiş ise de davacı yanın hakkın kötüye kullanılması suretiyle hareket edemeyeceğini, müvekkilinin bayilik vermeden ... ... firması ile Ankara ilinde ürün dağıtım ve pazarlama yetkisi yapması için ticari ilişkiye girdiğini, davacı şirketin Ankara ilinin pek çok ilçesinde satış yapmadığını, davalının bu sebeple ciddi bir zarara uğradığını, davacının hal böyleyken müvekkilinden bir başka firmayla çalışmasını istemediğini, davacının, dava dilekçesinde 2020 yılında davalı şirketten 2.986.224,32 TL tutarında ürün satın aldığını ve diğer yıllardan düşük olmasının nedeninin covid 19 salgınına bağladığını, müvekkilinin satışlarının pandemi döneminde tüm ülkede arttığını, davacının 2019 yılında davalıdan 446.240 koli ürün aldığını, 01.01.2020-20.06.2020 tarihleri arasında ise satın aldığı ürün sayısı 128.426 koli olduğunu, davalı ile bayilik ilişkisi olmadan Ankara ilinde ürün satın alan ... ... firması ise 01.07.2020-28.11.2020 tarihleri arasında 338.090 koli ürün satın aldığını, bu dönemde pandeminin sona ermediğini, ... ... firmasının davacının 2019 yılının tamamında ulaştığı rakamlara dört ayda ulaştığını, davacının bayilik sözleşmesi gereğince yatırım yaptığını ve bu sebeple de zarara uğradığı iddiasında ise de bu iddiasının kabul edilmediğini, davalı şirketin başka bir firmayla ticari ilişki içerisine girmesinin nedeninin davacının işine yatırım yapmaması ve sözleşmedeki taahhütlerini yerine getirmemesinden kaynaklandığını bildirerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin belirsiz süreli omasına göre davalının sözleşmeyi üç ay önceden ihbarda bulunmak şartıyla feshetmesinin mümkün olduğu, bu kapsamda davalının 3 aylık süreye uymaksızın sözleşmeyi derhal feshetmiş olma nedeniyle davalının davacının 3 aylık kar kaybınından sorumlu olduğu, davacının yapmış olduğu satışlar dikkate alınarak davalının fesih tarihi olan 28.07.2021 yılana kadar ki net karı 31.355,35 TL olmakla, 3 aylık kar kaybına tekabül eden miktarın 13.567,21 TL olduğu, bu alacak kalemi olan kar kaybı ve zarar yönünden davacının talebi ile bağlı kalınarak 1.000,00 TL’ye karar verildiği, davacının uzun yıllar davalıya ait gazozları Ankara ilinde tek yetkili olarak satması, gazozların uzun süre tanıtım ve pazarlamasını yapmış olması, bu kapsamda davalının yeni müşteriler sayesinde menfaat elde etmiş olması nazara alındığında davalının denkleştirme tazminatına hak kazanacağın kabulünün hakkaniyete uygun olduğu, bu kapsamda tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamayacağı belirtilmiş olmakla ve taraflarlar arasındaki uzun süreli bayilik ilişkisi, ticaret hacmi nazara alınarak hakkaniyet ilkesi gereği %40 oranında indirim yapılmasının uygun olacağı, davacının son beş yıllık net karı toplam 279.906,87 olmakla ve taraflar arasında kar eksenli bir bayilik ilişkisi bulunmakla davacının denkleştirme tazminatı alacağının (279.906,87/5*60/100) 33.588,82 TL olacağı, davacının talebi ile bağlı kalınarak 1.000,00 TL denkleştirme tazminatına karar verilmesi gerektiği belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ İstinaf eden-davalı vekili tarafından; Davacı yanın sözleşme süresi içerisinde sözleşmenin gereklerine yerine getirmemesi nedeniyle müvekkilinin ciddi satış kayıpları yaşadığı, Ankara’nın ilçelerinde herhangi bir satış yapmadığı, Ankara dışında satışları ile sözleşmeyi ihlal ettiği, davacının üzerine düşen yükümlülüklerini yerine getirmemesine karşın sözleşmenin 8. maddesine dayanarak taleplerde bulunmasının hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu, davacı yanın taleplerinin yerinde olmadığı, İstinaf eden- davacı vekili tarafından; Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun yeterli araştırma ve incelemeyi içermediği, rapora yönelik itirazların karşılanmadığı, müvekkilinin hak kaybına uğramaması adına zarar ve denkleştirme tazminatları yönünden ıslah yapılmadığı, zira hesaplanan rakamların düşük olduğu, yerinde bir hesaplamanın yapılabilmesi için dava dışı ... ...’nın ticari kayıtlarının incelenmesi gerektiği hususunun bilirkişi raporu ile de tespit edildiği, denkleştirme tazminatı hesabının yapılabilmesi için dava dışı firmanın kayıtlarının dosyaya kazandırılarak yeni bir rapor alınmaksızın hüküm tesisisin hatalı olduğu, sözleşmenin belirsiz süreli olmasınn sözleşmenin feshine engel teşkil etmeyeceği gibi sözleşmenin müvekkili tarafından haklı olarak feshedildiği, haklı feshin herhangi bir süreye bağlanmadığından sözleşmenin derhal feshedilebileceği, 3 aylık süre ile kısıtlamanın hatalı olduğu, yine raporda yer alan satış rakamlarının hatalı olduğu bildirilerek başvurulmuştur. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin feshinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı, bu kapsamda davacının talep edebileceği maddi zarar, kar kaybı ve denkleştirme tazminatı alacağı bulunup bulunmadığı ve var ise kapsamı noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, denkleştirme tazminatı, sözleşmenin feshi nedeniyle uğranılan zarar ve kar kaybı istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Taraflar arasında tarihsiz bayilik sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin 1. maddesine göre bayinin ... ... üretilen gazlı ... Ankara ili hudutları dahilinde satmayı taahhüt ettiği, sözleşmenin 8. maddesinde ise “bayilik bölgesinde ... ... ... Ltd. Şti. başka bayiler ihdas edemez. ... dışında satış yapamaz. Bu hüküm şişeli mamullere münhasır olup, açık mamulleri ve ihracat kaydıyla yapılacak satışları kapsamaz. Ancak bayinin satışının ve bölge özelliğini de dikkate alarak ... ... Ltd. Şti. bayii görüşünü almak kaydıyla aynı bölgeyi ürünler ya da bayiler açısından bölmek suretiyle bayii adedini arttırabilir. ... dışından gelen talepleri değerlendirebilir.” denildiği anlaşılmıştır. Davalı şirket kaşe ve imzası bulunan anttetli 06.02.2017 tarihli belge fotokopisinin incelenmesinden, “... ... …. Ltd. Şti. Ankara ilinde ve ilçelerinde ... ... ve ... Ltd. Şti. nin mallarını satmaya ve dağıtmaya tek yetkili distribütörümüzdür.” ifadesinin yer aldığı anlaşılmıştır. Dosya kapsamında bulunan 14.07.2020 tarihli Eskişehir 8. Noterliği’nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davacı yanca davalıya aradaki sözleşmeden doğan bayilik ilişkisini ihlal eder nitelikte hareketlerin sona erdirilerek 5 gün içerisinde eski hale getirilmesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Davalı yanca ... 2. Noterliği’nin 24.07.2020 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamede cevap dilekçesindeki yer alan ifadeler ile bu ihtarnameye cevap verilmiş olup, davacı yanca Eskişehir 8. Noterliği’nin 28.07.2020 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile sözleşme ve bayilik ilişkisinin haklı nedenle feshedildiğini, uğranılan maddi ve manevi zararlar ile denkleştirme tazminatının giderilmesinin talep edildiği bildirilmiştir. 6102 sayılı Kanun'un "Denkleştirme istemi" başlıklı 122 nci maddesi, "(1) Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra; a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir. (2) Tazminat, acentenin son beş yıllık faaliyeti sonucu aldığı yıllık komisyon veya diğer ödemelerin ortalamasını aşamaz. Sözleşme ilişkisi daha kısa bir süre devam etmişse, faaliyetin devamı sırasındaki ortalama esas alınır. (3) Müvekkilin, feshi haklı gösterecek bir eylemi olmadan, acente sözleşmeyi feshetmişse veya acentenin kusuru sebebiyle sözleşme müvekkil tarafından haklı sebeplerle feshedilmişse, acente denkleştirme isteminde bulunamaz. (4) Denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekir. (5) Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır." düzenlemesini içermektedir. Yukarıda incelenen ihtarnameler dikkate alındığında taraflar arasındaki sözleşmenin davacı yanca feshedildiği her iki yanın da kabulünde olup, mahkemece sözleşmenin davalı tarafından feshedildiği kabul edilerek yapılan değerlendirmenin doğru olmadığı, sözleşmenin davacı yanca feshedildiği gözetilerek bu feshin haklı olup olmadığı, yukarıda bahsi geçen yasa hükmü uyarınca şartların gerçekleşip gerçekleşmediği, talepler yönünden denkleştirmenin hakkaniyete uygun düşüp düşmediği, davacının denkleştirme tazminatına kar mahrumiyetine hak kazanıp kazanamayacağına yönelik değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır. Hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporunda dava dışı ... ...’ya ait ticari kayıtların incelenmesi halinde denkleştirme tazminatı hesaplaması yapılabileceği ifade edilmiş olup, mahkemece davalı yan vekiline dava dışı ... ...’ya ait kayıtların ibrazı için süre verilmiş, davalı yanca bu kayıtların ibrazı sağlanamamıştır. İspat yükü davacı yan üzerinde olup, Mahkemece dava dışı şirketin bilirkişi raporunda istenen kayıt ve belgelerinin ibrazına yönelik davalı şirkete müzekkere yazılması ya da gerekirse tebligat çıkarılması ve sonucuna göre dosya kapsamında ek rapor alınması gerekmektedir. Bu durumda, dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, tarafların istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/539 Esas, 2022/167 Karar ve 17/03/2022 tarihli kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde taraflara İADESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 04/07/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan... e-imzalıdır

Üye... e-imzalıdır

Üye... e-imzalıdır

Katip... e-imzalıdır

NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/213, K. 2025/823, T. 04.07.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-213-e-2025-823-k-e794992589b4