Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1789 E. 2026/278 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1789
- Karar No
- 2026/278
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO : 2023/1789
KARAR NO : 2026/278
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 23/06/2023
NUMARASI : 2020/596 E. - 2023/527 K.
DAVANIN KONUSU: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/02/2026
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmaları:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı taraf, İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile, borçlu ... Ltd.Şti. Hakkında icra takibine başladığını, müvekkili şirket adresine hacze gelindiğini, Müvekkili şirketin işlettiği otelde yapılan haciz işleminden başlayarak, verilen takibin devamı kararı ve talimat yazılmasına kadar yapılan işlemlerin tamamı, tüm yönleriyle usul ve yasalara alenen aykırı olduğunu, müvekkili ... ....A.Ş., vekaletnamesinde adı bulunan 3 şirket ile birlikte, ... ... Grubunun ( ...isimli 5 adet 5 yıldızlı otel) sahipliğini ve işletmeciliğini yaptığını, Müvekkili şirketler grubundan ... ....A.Ş., 2015 yılında Antalya ... İlçesi Kundu Bölgesinde, 5 yıldızlı ... ... isimli Otelin inşaatına başlandığını, 2015 yılında ... şirketi ile, otelin elektrik işlerinin yapılması için anlaşıldığını, ... şirketi, 2015 ve 2016 yıllarında sözleşme gereği üstüne düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini, hakediş şeklinde faturalarını keşide ettiğini, faturalar karşılığı ödemeler de ... ....A.Ş. Tarafından ... şirketine yapıldığını, Tüm bu işlemlerin ticari defter ve kayıtlarda mevcut olduğunu, elektrik tesisat işleri sözleşmesi ... ....A.Ş. İle ... şirketi arasında yapıldığını, Yani ne hacze gelinen şirket olan ... .A.Ş. ne de hacze gelinen yer olan Manavgattaki ... ..., borçlu ... şirketi ile hiçbir ticari işi, işlemi, ilişkisi olmadığını, hal böyle iken, borçlu ... şirketi ile hiçbir faaliyeti ve bağı olmadığını, şirketin ve otelin haciz işlemi uygulanması alenen kanuna aykırı olduğunu, müvekkili tarafından haciz ve muhafaza tehdidi altında, başka hiçbir çare kalmadığı için, dosya borcu olan 130.000 TL dosyaya ödeme yapıldığı belirterek İstirdat davalarının kabulü ile, haksız, hukuki dayanaktan yoksun, haciz ve muhafaza tehdidi altında ödenen 130.000 TL bedelin, ödeme tarihi olan 01.11.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte müvekkilline ödenmesini, talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; İİK.md.72 metni açık olup; İstirdat Davası ancak dosya borçlusu tarafından açılabileceğini, davacı taraf, davasını ve istirdat talebini ''dosya borçlusuyla ilgisinin olmadığı ve haczedilen malların kendisine ait olduğu'' iddialarına dayandırdığını, haciz işleminin yapılmasını gerektiren haklı sebepler söz konusu olup; haciz işleminin borçluyla hiçbir ilgisi olmayan alelade bir adreste yapılmadığı Haciz Tutanaklarındaki somut durumlarla sabit olduğunu, alacaklının gerçek bir borca dayanan alacağını tahsil ettiği ve bu tahsilatı İİK'nın ve TTK'nın kendisine tanıdığı talep ve müracaat haklarını kullanarak ve Mahkeme Kararına dayanarak sağladığı ve dolayısıyla istirdata konu paranın sebepsiz yere tahsil edilmediği ve alacaklının sebepsiz zenginleşmesinin söz konusu olmadığı ortada olduğunu, açılan davanın esas açısından da hukuki dayanağı bulunmadığını belirterek davanın reddini, talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı ile; 1 -Davanın KABULÜ ile 130.000,00 TL'nin 01/11/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket aleyhine açılan istirdat davasında ilk derece mahkemesince verilen kabul kararının kaldırılması amacıyla sunulan dilekçede İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından borçlunun muvazaalı adresinde yapılan haciz sırasında borcun ödenerek reddiyatının yapıldığı, ancak davacı tarafın dosya borçlusu olmadığı iddiasıyla tutarın istirdatını talep ettiği belirtilerek, haciz mahallinde borçluya ait muhasebe belgelerinin masa üzerinde bulunmasının organik bağı ispatladığı ve İİK 97/a maddesindeki mülkiyet karinesinin alacaklı lehine olduğu, İcra Hukuk Mahkemesinin takibin devamı yönündeki kararına rağmen yerel mahkemenin kesinleşmemiş ve mülkiyet tespitine dayalı başka bir dosyaya atıf yapmasının usule aykırı olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun mahcuz malların envanter kaydı ve ayırt edici özellikleri noktasında eksik ve denetime elverişsiz bulunduğu, ayrıca yerleşik BAM ve Yargıtay içtihatları uyarınca İİK 72. madde kapsamındaki istirdat davasını ancak takip borçlusunun açabileceği, üçüncü kişinin yaptığı ödemenin borçlu adına yapılmış sayılacağı ve bu durumda sebepsiz zenginleşen tarafın alacaklı değil borçlu olduğu, istihkak davası açma imkanı varken talî nitelikteki sebepsiz zenginleşme davasına gidilemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalının usul itirazlarının reddi gerektiği yönüyle davanın birebir emsal mahiyette olduğunu, ileri sürerek İstanbul 18.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 2020/596 Esas-2023 /527 Karar sayılı ilamına karşı yapılan İstinaf Başvurusunun reddine, karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, haciz baskısı altında takip borcuna istinaden ödeme yapmış olması sebebiyle sebepsiz zenginleşme iddiasına dayalı istirdat istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalının İstanbul 37. İcra Müdürlüğü ... E. dosyasında borçlu ... Ltd. Şti. aleyhine takip başlattığını, buna rağmen borçlu ile ilgisi olmayan kendi işletmesi olan otel adresinde haciz uygulandığını, haciz ve muhafaza tehdidi altında 01.11.2019 tarihinde 130.000 TL’yi icra dosyasına alacaklıya ödenmemek üzere/teminat açıklamasıyla yatırdığını, borçlu şirketle ticari ilişkisinin bulunmadığını ve yapılan tahsilatın haksız olduğunu ileri sürerek 130.000 TL’nin ödeme tarihinden itibaren ticari avans faiziyle iadesini talep etmiştir.Davalı vekili, istirdat davasını ancak dosya borçlusunun açabileceğini, haczin borçluyla ilgisiz rastgele bir yerde yapılmadığını, gerçek bir alacağın mahkeme kararına dayanılarak tahsil edildiğini, alacaklının sebepsiz zenginleşmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.İstanbul 37. İcra Müdürlüğü ... E. dosyasında; alacaklı ... A.Ş., borçlular ... ... … Ltd. Şti. ve ..., takibe dayanak senedin 24.05.2019 tanzim tarihli 100.000 TL bedelli senet olduğu; Manavgat 1. İcra Dairesinin ... Tal.sayılı dosyası ile ... Hotel adresinde 26.09.2019 tarihinde haciz yapıldığı, davacı tarafından icra dosyasına 01.11.2019 tarihinde 130.000 TL ödeme yapıldığı görülmektedir. İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2019/1229 E. dosyasında alınan 07.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda ; tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde yapılan incelemede davacı ile borçlu şirket arasında fiili organik bağ bulunmadığı, haczedilen menkullerin davacıya ait olduğu yönünde değerlendirme yapıldığı ve bu rapor ışığında istihkak iddiasının kabul edildiği, kararın 28.12.2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Alanya Asliye Ticaret Mahkemesinden talimat yolu ile alınan 10.11.2022 tarihli bilirkişi raporunda; kuruluş tarihleri, faaliyet alanları, adresleri, kurucu/ortaklık yapıları birlikte değerlendirildiğinde davacı ile dava dışı ... şirketi arasında organik bağ bulunmadığı kanaati bildirilmiştir. Mahkemece; davacı ve dava dışı borçlu şirket arasında organik bağ bulunmadığı, davalının borçlu şirket alacağı için başlattığı takip kapsamında davacının adresinde haciz yapılması ve davacının haciz tehdidi altında ihtirazi kayıtla ödeme yaptığı gerekçesi ile davacıdan tahsil edilen 130.000 TL’nin 01.11.2019’dan itibaren avans faiziyle davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş ,davalı vekili istinaf talep etmiştir. Eldeki davada davacı takip borçlusu olmadığı halde haciz baskısı altında itirazi kayıtla takip borcuna karşılık yapmış olduğu ödemenin tahsilini talep etmiş olmakla, davanın hukuki dayanağı TBK 77. ve devamı maddelerde düzenlenen sebepsiz zenginleşme müessesesidir ve davacının aktif husumet ehliyetine sahip olduğu açıktır. Davalının pasif husumet ehliyeti bulunup bulunmadığı yönünden de, İİK 9.maddesi uyarınca , haciz sırasında, borçlu veya üçüncü kişiler tarafından yapılan ödeme nedeniyle tahsil edilen paralar, icra dosyasındaki borca mahsuben yapılan ödeme olarak işleme alınır. Yapılan ödeme oranında takip borçlusunun borcu son bulur. Bu nedenle her ne kadar sebepsiz zenginleşenin takip alacaklısı olmadığı, borcundan kurtulan takip borçlusu olduğu istinaf sebebi olarak ileri sürülmüş ise de, borçlu olmayan davacı şirket adresinde haciz işlemi nedeniyle ödemenin yapıldığı, davacı tarafından borçlu lehine dosya borcunun iradi bir işlemle ödenmesinin söz konusu olmadığı, eldeki dosyada haksız haciz işlemi iddiasına dayalı ödeme ile haksız zenginleşme arasında nedensellik bağı davalı alacaklının haciz işlemi sebebiyle gerçekleştiğinden diğer bir ifade ile davalı alacaklı, borcu ödemek zorunda olmayan bir kişiden haciz baskısı ile tahsilat yapmakla alacağına kavuştuğundan ödemeyi yapan 3. Kişiye karşı sebepsiz zenginleşmiş olacaktır. Davalının takip borçlularına karşı sebepsiz zenginleşmesi söz konusu değilse de alacağını borçlulardan tahsil etmesi gerekliliği ve imkanı bulunduğu, 3. Kişinin malvarlığındaki azalma oranında 3. Kişiye karşı sebepsiz zenginleşmiş olduğundan takip alacaklısının pasif husumet ehliyeti bulunduğu anlaşılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 10/02/2022 tarihli 2022/3-80 E. 2022/107 K sayılı ilamı; ".yapılan ödemeyle ilk bakışta icra dosyasının borçlusunun borcunun söndüğü, bu nedenle menfaat temin edenin dava dışı asıl borçlu şirket olduğu, sebepsiz zenginleşme davasının muhatabının da anılan şirket olması gerektiği düşünülebilirse de, davacı ihtirazî kayıtla yatırdığı parayı asıl borçlunun borcundan kurtulması amacıyla kendiliğinden değil, haciz tehdidinden korunmak amacıyla ve bu hususu da haciz tutanağında açıkça belirterek yatırmıştır. Yatırılan para davalı alacaklının mal varlığına dâhil olmuştur. Davacının istemi, kendisinden haksız şekilde tahsil edilerek davalının mal varlığına giren paranın iadesi olduğuna göre muhatap da davalı olmalıdır."Dosya kapsamından; davalının, takip borçlusu dava dışı şirketler aleyhine kambiyo senedine dayalı haciz yolu ile takip başlattığı, takip borçlusu olmayan davacı şirketin adresinde haciz işlemi yapıldığı, davacının haciz sırasında borçlu şirketle ilgisi bulunmadığını bildirerek istihkak iddiasında bulunduğu, ancak haciz tehdidi altında, alacaklıya ödenmemek/teminat mahiyetinde ve ihtirazi kayıtla icra dosyasına ödeme yaptığı anlaşılmaktadır. Toplanan delillere göre ,davacı ile takip borçlusu şirketin faaliyet adresleri ve ortaklık temsil yapıları, dikkate alındığında organik bağ iddiasının sübut bulmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Somut olayda davacının yaptığı ödeme, borçlu lehine iradi bir ödeme niteliğinde olmayıp, haciz baskısı altında ihtirazi kayıtla gerçekleştirildiğinden, davalının davacı aleyhine malvarlığında artış sağladığı ve sebepsiz zenginleştiği kabul edilerek bedelin iadesine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkemesince toplanan ve değerlendirilen deliller, kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye göre kurulan hükmün isabetli olduğu, davalı vekilinin istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmakla, istinaf başvurusunun HMK m.353/1-b-1 uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23/06/2023 tarih ve 2020/596 E. 2023/527 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.880,30-TL istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 2.220,80-TL harcın mahsubu ile bakiye 6.659,50-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 05/02/2026