Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1464 E. 2025/1858 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1464
- Karar No
- 2025/1858
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/1464
KARAR NO : 2025/1858
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 10/05/2023
NUMARASI : 2022/152 E. - 2023/409 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/12/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Tarafların İddia ve Savunmaları:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili aleyhine davalı ... tarafından 250.000,00-TL bedelli bir adet bonoya bağlı takip başlatıldığını, müvekkilinin takip tarihi itibariyle böyle bir borcu olmadığını, senet bedelinin takip öncesinde ödenmiş olduğunu, açılan icra takibinin mükerrer talep niteliğini taşıdığını ve kötüniyetli takip olduğunu, müvekkilinin 10/01/2018 tanzim, 20/05/2018 vade tarihli 250.000,00-TL tutarlı malen ödeneceği belirlenmiş olan bonoyu davalıya verdiğini, davalı bu bono karşılığında kendisine 19.01.2018 tarihinde 55.000,00-USD tutarında banka havalesi yaptığını, müvekkilinin de almış olduğu bedel karşılığında aynı gün İstanbul İli, Pendik İlçesi, Esenyalı Mah. ... Ada, 16 Parsel'de kain taşınmazı davalıya devrettiğini, bahse konu taşınmazın resmi kayıtlarda dava dışı 3. kişi olan ...adına kayıtlı olduğunu, devir gününe kadar fiilen müvekkiline ait olduğunu, müvekkilinin ikametgah adresi olarak kullanıldığını, müvekkilinin davalıdan almış olduğu bedel karşılığında düzenlemiş olan 10/01/2018 tanzim, 20/05/2018 vade tarihli 250.000,00-TL tutarlı malen ödeneceği belirlenmiş olan bonoyu, kararlaştırıldığı gibi malen ödediğini, davalıyla asıl borç ilişkisinin bu suretle sona erdiğini, davalı ...'a taşınmaz devri ile malen yapılan ödemenin bila bedel yapıldığını davalı tarafın taşınmazın 19.01.2018 tarihli satışına yönelik herhangi bir bedel ödemediğini belirterek menfi tespit davasının kabulüne, müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine, davalının haksız ve kötü niyetle takip başlatması nedeniyle takibe konu edilen alacak miktarının %20'si üzerinden kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; Davacı vekilinin icra takibinin dayanağı olan bonoda "malen" ibaresini "malen ödeneceği" şeklinde yorumladığını, bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehtar arasındaki iç ilişkiyi ortaya koyduğunu, düzenleme tarihi 10.01.2018 olan bir bonoda "malen" kaydının bulunması, bononun düzenleme tarihinden önce taraflar arasında mal alışverişi olduğunu gösterdiğini, 19.01.2018 tarihinde dava dışı ...tarafından müvekkiline devir edilen taşınmaz ile 10.01.2018 tarihinde düzenlenen "malen" kayıtlı bir bononun ilişkilendirilmesinin hukuken ve mantıken mümkün olmadığını, davacı vekilinin her ne kadar ilgili taşınmazın davacı tarafından devir edildiğini ileri sürmüşse de tapu kayıtlarından da anlaşılacağı üzere ilgili taşınmazın ...tarafından müvekkiline devir edildiğini, davacı ...'un devir edilen taşınmazda ikamet etmesi ya da faturaları ödemesinin taşınmaz üzerinde kişisel bir hak sağladığını, taşınmaz üzerinde ayni hak sahibi olmayan davacı ...' un taşınmazın devrini gerçekleştirdiği yönündeki iddiasının haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili ...'ın ilgili taşınmazın satışı sırasında bedel ödemediğine yönelik iddianın ise gerçek dışı olduğunu, tapu senedinde yazılı olan satış bedelinin alındığının yazılı olduğunu, taşınmaz ile hiçbir bağı olmayan, satış sözleşmesinin tarafı olmayan davacı ...' ün müvekkilinin satış bedelini ödemediği yönünde iddialarda bulunmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, menfi tespit davasının konusunu oluşturan İstanbul 13. İcra Müdürlüğü ...esas sayılı dosyasının dayanağı olan bono bedeli; 250.000,00 TL' olduğunu, davacının iddialarını senet ile ispat etmesi gerektiğini, davacının, delil başlangıcı sayılabilecek hukuki bir belge sunmadığını, davacı tarafın iddialarını yazılı delil ya da delil başlangıcı ile ispat edemediğini, davacının tanık dinletme yönündeki talebinin reddi gerektiğini, bu nedenlerle davanın reddine, davacının ihtiyati tedbir yönündeki taleplerinin reddine, davacının haksız ve kötü niyetle icra takibine ve borca itiraz ederek işbu davayı ikame etmesi nedeniyle alacak miktarının en az %20si üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı ile; Davanın reddine, davalının tazminat talebinin 2004 sayılı iik 72/4.maddesindeki yasal koşullar oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:
Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle; Davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme eksik inceleme ile hatalı hüküm kurduğunu, mahkeme tanık dinletme delillerini kabul etmediğini, dava konusu taşınmazın ne şekilde devredildiği ve ödemesinin nasıl yapıldığı davanın nihayeti açısından en önemli hususken mahkeme bu durumu değerlendirmediğini, mahkeme davalı tarafın, "malen" kaydı bulunan bir bononun, taraflar arasındaki borç ilişkini gösterdiğini belirttiğini ancak müvekkili tarafından bu kayda dayalı bir bir mal alımı gerçekleştiğini ispatlar bir savunmada bulunmadığını irdelemediğini, senet üzerindeki kaydın geçerliliği olmadığını, müvekkilinin teminat senedi iddiasını davalı da bu savının güçlendiği değerlendirilmediğini, bilirkişi incelemesi yapılmaksızın, davaya konu bononun teminat bonosu olup olmadığı değerlendirilmeksizin, satışın teminatı olduğunu iddia ettikleri gayrimenkulün ne şekilde ve hangi bedelle satıldığının detaylı tespiti yapılmaksızın mahkeme tarafından verilen eksik ve hatalı incelemeye dayalı hükmün kaldırılmasını, davanın talepleri doğrultusunda kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Mahkemece davacının haksız ve kötü niyetli davasının reddine karar verildiğini, verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, davacının davasını ispat edemediğini, mahkeme gerekçesinin hukuka uygun olduğunu belirterek davacının istinaf isteminin reddi ile mahkeme kararının onanmasını talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, İİK 72. Maddesine dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Davacı vekili; davacı aleyhine 250.000,00 TL bedelli bonoya dayalı kambiyo takibi başlatıldığını, bononun karşılığının takip tarihinden önce tamamen ödendiğini, davalının 19.01.2018 tarihinde müvekkiline 55.000 USD banka havalesi gönderdiğini, buna karşılık davacının 10.01.2018 tanzim, 20.05.2018 vade tarihli 250.000,00 TL bedelli “malen” kayıtlı bonoyu davalıya verdiğini, aynı gün İstanbul İli, Pendik İlçesi, Esenyalı Mah. ... ada, 16 parselde kayıtlı taşınmazını davalıya devretmek suretiyle bonoya konu borcunu malen ödediğini, bu devirle asıl borç ilişkisinin sona erdiğini, taşınmaz resmî kayıtta dava dışı ...adına görünmekle birlikte, fiilen davacıya ait olduğunu, faturalar ve ikametgâh kayıtlarının bunu gösterdiğini, satışın bedelsiz veya gerçekte davalı lehine muvazaalı olduğunu, davalının taşınmaz için herhangi bir bedel ödemediğini, davalının buna rağmen senedi vade tarihinden yıllar sonra, zamanaşımına yakın bir tarihte icraya koyarak kötü niyetli davrandığını, mükerrer tahsil amaçladığını ileri sürerek; takibe konu bonodan dolayı davacı ...’un davalı ...’a borçlu olmadığının tespitine, takibin haksız ve kötü niyetli olması nedeniyle alacak miktarının %20’si oranında kötü niyet tazminatına, karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili; bonodaki “malen” kaydının, bononun düzenlenmesinden önce taraflar arasında mevcut bir mal alışverişi bulunduğunu gösterdiğini, davacı tarafın ise bu “malen” kaydını “malen ödeneceği” şeklinde yanlış yorumladığını, 10.01.2018 tarihli “malen” kayıtlı bir bono ile 19.01.2018 tarihli, dava dışı Sibel İnce’den müvekkile yapılan taşınmaz devrinin hukuken ve mantıken ilişkilendirilemeyeceğini, davacı ...’un bu işlemde taraf olmadığını, resmi satış senedinde taşınmazın bedel karşılığı satıldığı ve satış bedelinin alıcı (davalı) tarafından satıcıya nakden ve defaten ödendiğinin yazılı olduğunu, dava dışı Sibel İnce’nin de bedeli aldığını beyan ettiğini, bu resmî senedin aksinin ispatlanamadığını, davacının, taşınmazı borca karşılık devrettiği yönündeki iddialarını yazılı delil veya delil başlangıcı ile destekleyemediğini , senetle ispat zorunluluğu olduğunu, bu nedenle tanık dinletilmesinin mümkün olmadığını, davacının sunduğu tapu geçmişi, ikametgah ve fatura örneklerinin delil başlangıcı dahi sayılamayacağını, belirterek davanın reddini, %20 icra inkâr tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
İstanbul 13. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyasında davalı tarafından davacı aleyhine 10.01.2018 tanzim, 20.05.2018 vade tarihli, 250.000,00 TL bedelli, “malen” kayıtlı, borçlusu davacı lehtarı davalı olan bonoya dayalı kambiyo takibi yapıldığı görülmektedir.
Mahkemece, davacının senet bedelini tamamen ödediği yönündeki iddiasını yazılı ve kesin delillerle ispatlayamadığı, gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili istinaf talep etmiştir.
Kambiyo senetleri, soyut borç ikrarı içeren kıymetli evrak niteliğindedir. Senedin düzenlenmesine yol açan temel ilişkiden bağımsız olarak taraflar arasında kambiyo ilişkisi meydana gelir ve kambiyo senedinin geçerliliği, temel ilişkinin varlığı veya geçerliliğinden etkilenmez. Aksi yazılı delil ile ispatlanmadıkça kambiyo senedinin mevcut borcun ifasını temin amacıyla ifa uğruna verildiği kabul edilir.6100 sayılı HMK’nın 190. maddesi uyarınca ispat yükü iddiasından lehine sonuç çıkarmak isteyen tarafa aittir. Somut olayda, imzası inkâr edilmeyen bononun bedelsizliği iddiasını ispat yükü davacıda olup, yazılı veya kesin delil ile ispatı gereklidir. Somut olayda 250.000 TL bedelli bonondan kaynaklı borcun ödendiği iddiasının tanıkla ispatı mümkün değildir. Davacı tarafça sunulan belgeler ise, HMK m.202 anlamında davalıdan sadır bir delil başlangıcı niteliği taşımamaktadır. Davalı tarafın tanık dinlenmesine muvafakati da bulunmadığından tanık deliline başvurulması hukuken mümkün değildir.
Davacı, senet bedelini Pendik'teki taşınmazı davalıya devrederek ödediğini ileri sürmüş ise de, tapu kayıtları ve Pendik Tapu Müdürlüğü’nün 19.01.2018 tarih ve ... yevmiye numaralı resmî satış senedinden, taşınmazın dava dışı üçüncü kişi Sibel İnce’den bedel karşılığında davalıya satıldığı ve satış bedelinin alıcı tarafından satıcıya nakden ve defaten ödendiğinin belirtildiği, taşınmazın resmi satış senedinin aksinin aynı kuvvette delil ile ispatı zorunlu olup, davacı taşınmazın bedelsiz devredildiğini veya bonoya mahsuben davalıya devredildiğini gösteren hiçbir yazılı ve kesin delil ibraz edemediği gibi davacının devri yapan taşınmaz maliki olmadığı, daha önceden taşınmazda malik sıfatıyla bulunmasının ve bu taşınmazda ikamet etmesinin ise satışa ilişkin resmi senedin aksini ve davacının bonodan kaynaklanan borcunun bu satışla ifa edildiği yönündeki iddiasını ispatlayan bir yönü bulunmamaktadır. Senet üzerinde ihdas nedenini gösteren kayıt bononun zorunlu unsuru olmamakla birlikte , senette malen yada nakden şeklinde ihdas nedeni gösterilmiş ise buna itibar edilmesi lazım gelir. Somut olayda ise, dava konusu Bonoda “malen” kaydı bulunsa da, taraf beyanları ile senedin, davalının davacıya banka aracılığıyla gönderdiği 55.000 USD tutarındaki nakdi borç karşılığında düzenlendiği açıklandığından taraflar ihdas nedenini talil etmiş olduğundan senedin ihdas sebebi konusunda uyuşmazlık söz konusu değildir. Taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığı, somut olayda uyuşmazlığın hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgi ile çözümlenmesi gerektiği, teknik veya hesaplamaya dayalı uzmanlık gerektiren bir husus bulunmadığından, bilirkişi incelemesi yapılmasının gerekli olmadığı, sonuç olarak yasal unsurlara havi ve imzası ikrar edilen kambiyo vasfındaki takip konusu bononun taşınmaz devriyle ödendiği ve bedelsiz kaldığı iddiası davacı tarafından yöntemince ispat edilemediğinden, ilk derece mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararının dosya kapsamı ve ispat kuralları çerçevesinde hukuka uygun olduğu sonucuna varıldığından davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1. maddesi gereğince karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 10/05/2023 tarih ve 2022/152 E., 2023/409 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacı tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine,
3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,
6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 25/12/2025