Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1344 E. 2025/584 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1344
- Karar No
- 2025/584
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
16. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
DOSYA NO:2023/1344 Esas
KARAR NO:2025/584 Karar
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ:26/04/2023
NUMARASI:2022/134 E. - 2023/126 K.
DAVANIN KONUSU:Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:29/04/2025
İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkilinin, kurulduğu yıldan itibaren ... üretimi ve satışı alanında faaliyet gösterdiğini, yıllarca vermiş olduğu emek ve çalışmanın sonucu olarak piyasada kısa sürede tanınmış hale geldiğini ve sektörde aranan bir lezzet olan "..." işletmelerini işlettiğini, davalı tarafın, davacı müvekkili ile aynı sektörde "..." esas unsurlu markaları kullanmakta olup, bu markaları TPMK nezdinde tescil ettirmiş olduğunun taraflarınca tespit edildiğini, dava konusu edilen markaların; ... tescil numaralı "... + şekil" markasının 30, 35, 43.sınıflarda, ... tescil numaralı "... + şekil" markasının 43. sınıflarda, ... tescil numaralı "... + şekil" markasının 30, 35 ve 43.sınıflarda, ... tescil numaralı "... +şekil" markasının 30 ve 35. sınıflarda tescilli olduğunu, "..." ibaresinin Türkçe "..." şeklinde okunduğunu ve ortalama tüketiciler nezdinde "..." ve "..." ürünlerini çağrıştırdığının açık ve net olduğunu, davalı karşı tarafın dava konusu tescilli markalarının ticaret alanında cins, çeşit, vasıf bildirdikleri sabit olduğundan ve karşı tarafın "..." ibareli markaları olmasına rağmen marka yedekleme kastı ve tekel amacıyla yeni başvuruların ve tescillerin kötüniyetli olarak ve TMK’nın 2. maddesi uyarınca hakkın kötüye kullanılması şeklinde yaptığı ortada olduğundan, davalı yan adına TPMK nezdinde tescilli ..., ..., ..., ... tescil numarası ile tescilli markanın hükümsüzlüğü gerektiğini belirterek, ..., ..., ... ve ... tescil numaralı markaların 30. sınıfta yer alan emtianın tamamı, 35/5'in alt kısmında yer alan emtialar ve 43. sınıfta yer alan "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" yönünden, tanımlayıcı marka olması ve başvurularının kötüniyetli olarak yapılmış olması sebebiyle hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirketin dünyaya Türk kahvesini tanıtmak ve global ... trendlerinde yön belirleyici olmak amacıyla kurulduğunu, ... makinaları, ... perakendeciliği ve ... içecekleri alanlarında faaliyet gösterdiğini, davacıların işbu davayı açmasında hukuki yararı bulunmadığını, zira davaya dayanak gösterdikleri tescilsiz ibareleri markasal olarak kullandıklarını ispatlayamadıklarını, davacıların huzurdaki davada hukuki yararlarının bulunduğuna dayanak gösterdikleri "..." / "..." ibareleri için marka olarak tescilli olmadığını, dava konusu markalar "..." kelimesinden esinlenilerek oluşturulmuşsa da, markalara şekil ve özgün bir yazı tipi ile biçim katıldığını, düzenleme ve tertip tarzı ile farklılaşma ve özgünleşme sağlandığını, bu markalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde ayırt edici nitelikte olduğunu, ayrıca davacıların, müvekkili şirketin bahsi geçen tescilleri kötü niyetli olarak yaptığına ilişkin iddialarını ispatlayamadıklarını, bu nedenlerle davacıların huzurdaki davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığından ve kendilerine husumet düşmediğinden huzurdaki davanın usulden reddine, her halükarda davanın esastan reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI: Bakırköy 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 26/04/2023 tarihli 2022/134 E. - 2023/126 K. sayılı kararıyla; "...Tüm bu nedenlerle davalıya ait ..., ... ve ... tescil numaralı markaların tescilli oldukları 30. Sınıfta yer alan "..., ... esaslı içecekler" emtiaları ile 35. Sınıfta yer alan "müşterilerin malları el verişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ..., ... esaslı içecekler malların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler, perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri, diğer yöntemler ile sağlanabilir)" hizmetleri bakımından SMK 5.maddesi kapsamında mutlak tescil engeline sahip olduğu ve hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği hukuki ve vicdani kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE,-Davalıya ait ..., ... ve ... tescil numaralı markaların tescilli oldukları 30. Sınıfta yer alan "..., ... esaslı içeçekler" emtiaları ile 35. Sınıfta yer alan "müşterilerin malları el verişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ..., ... esaslı içecekler malların bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler, perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri, diğer yöntemler ile sağlanabilir) hizmetleri" bakımından HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, davacının fazlaya ilişkin talebinin REDDİNE..." karar verilmiştir.
İSTİNAF İSTEMLERİ:Davacılar vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; ... numaralı "..." markasının 43. sınıfta tescilli olduğu "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" için tanımlayıcı nitelikte olduğunu,"..." ve "..." ibarelerinin kullanımın kimsenin tekeline verilemeyeceğini, bu emtialar bakımından hükümsüzlük koşullarının oluştuğunu,Davalının "..." esas unsurlu markasının tescilli olduğu 43. sınıftaki hizmetlerde, "cins, çeşit, vasıf" bildirmekte olduğundan ve günümüzde her geçen gün gelişmekte olan ... sektöründe bu ibarenin bir kişinin inhisarına ve tekeline verilmesi durumunun sektör açısından telafisi zor ve imkansız zararlara sebebiyet vermesinin kaçınılmaz olması sebebiyle kararın bu yönüyle bozulması gerektiğini,43. sınıf yönünden ret kararı verilen dava konusu diğer markalar bakımından da aynı hususun geçerli olduğunu belirterek, açıklanan nedenlerle ve Mahkemece re’sen tespit edilecek sebeplerle; itirazları doğrultusunda ve Yerel Mahkeme Kararının, reddedilen kısımlar yönünden eksik inceleme mahsulü ve hatalı olduğu göz önüne alınarak bozulmasına, kısmen kabul edilen kısımlar yönünden aynen onanmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekilinin süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; davacıların tescilli marka sahibi olmadıkları gibi, dayandıkları tescilsiz ibareleri markasal olarak kullandıklarını ispatlayamadıklarını, davanın öncelikle bu nedenle reddi gerektiğini,Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 12 Kasım 2022 tarihli, 2021/2837 Esas, 2022/6944 Karar sayılı kararının huzurdaki dava için kesin delil niteliğinde olduğunu, ilk derece mahkemesinin verdiği kararın Yargıtay kararını ilga edeceğinden, hukuk güvenliğinin ortadan kalkacağını,Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin gerçekleştirmiş olduğu temyiz incelemesi sonucunda 12 Ekim 2022 tarihli ve 2021/2837 E., 2022/6944 K. sayılı kararında; "...tüm dosya kapsamına göre yapılan istinaf incelemesi sonucunda; dava konusu başvurunun, standart karakterlerle ve küçük harflerle yazılmış “...” ibaresinden oluştuğu, başvuruyu oluşturan “...”ibaresinde yer alan “...” harfinin, ... fincanı şeklinde düzenlendiği, davacının itirazına mesnet markanın ise büyük harflerle ve yine standart karakterle yazılan "..." ibareli olduğu, özellikle başvuruda yer verilen şekil unsuru da gözetildiğinde, her iki markanın da "..." kelimesinden esinlenerek oluşturulduğu, ancak taraf markalarının ortak olarak kapsadığı yiyecek ve içecek maddeleri yönünden ... ibaresinin düşük ayırt ediciliğe sahip olduğu ve gerek tertip tarzları gerekse de bir bütün olarak ürünlerin ortalama tüketicisi üzerinde bıraktıkları intiba dikkate alındığında, marka işaretleri arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi’nin 11.01.2021 tarihli ve 2019/814 E., 2020/1204 K. sayılı istinaf kararı onandığını, kararın kesinleştiğini ve kesin hüküm niteliğine kavuştuğunu,Mahkeme kararında bu kesin delile neden itibar edilmediğine dair bir gerekçenin bulunmadığını,Davanın dayanaksız olduğunu açıkça ispatlayan bilirkişi raporuna itibar edilmeden, Mahkemenin sübjektif değerlendirmesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu,Davacıların bir diğer müvekkili olan .... A.Ş. aleyhine "..." ibareli markalarıyla ilgili açtıkları 2022/135 Esas sayılı dava dosyasından alınan bilirkişi raporunda da aynı görüşlere yer verildiğini, Yargıtay ilamı, ilk derece mahkemesinde açılan işbu davada ve 2022/135 Esas sayılı davada alına üç ayrı bilirkişi raporunda, "..." ibaresinin ayırt ediciliğinin mevcut olduğu tespit edilmesine rağmen davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu,Dava konusu markaların bir bütün olarak değerlendirildiğinde ayırt edici nitelikte olduklarının dosyada mübrez delillerle sabit olup, davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini,İlk derece mahkemesince somut vakıayla ilgisiz Yargıtay kararı gerekçe gösterilerek hatalı bir hüküm kurulduğunu belirterek, gerek grafolojik, gerek fonetik ve gerek de şekli açıdan dava konusu markaların ayırt ediciliğinin sağlanmış olduğu, tanımlayıcı olmadığı, bu hususun dosya kapsamındaki tüm delillerle ispatlandığı ve kesin delil dahi dikkate alınmaksızın verilen kararın hukuka aykırılığı nedeniyle istinaf başvurularının kabulü ile, izah edilen gerekçeler ve Mahkemece re’sen gözetilecek istinaf sebepleri doğrultusunda, davacıların sunabilecekleri istinaf ve beyanlarına karşı ek cevap ve beyan sunma haklarının da saklı tutularak; istinaf incelemesinin Bakırköy 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2022/135 E. dosyasının istinaf incelemesiyle birlikte yapılmasına, istinaf başvurularının kabulüne, Bakırköy 2. Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2022/134 E. ve 2023/126 K. sayılı 26.04.2023 tarihli kararındaki davanın kısmen kabulüne yönelik hüküm ve ferilerinin kaldırılmasına ve davanın tamamen reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:Dosyada mevcut TPMK kayıtları incelendiğinde; ... numaralı "...+Şekil" markasının 30, 35, 43. sınıflarda, ... numaralı "..." markasının 43. sınıfta,... numaralı "...+Şekil" markasının 30, 35, 43. sınıflarda,... numaralı "..." markasının 30, 35. Sınıflarda, davalı adına tescilli oldukları tespit edilmiştir.İlk derece mahkemesince marka vekili ...ve sektör bilirkişisi ...'den oluşan bilirkişi heyetinden alınan 14/02/2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda; "...Davalı yanın dava konusu markalarının tanımlayıcı değil zayıf markalar olduklarını, davalı yanın dava konusu markalarının SMK 5/1-c hükmü kapsamında hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı, davalı yanın dava konusu markalarının SMK 6/9 hükmü kapsamında hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı..." hususlarını tespit ve rapor etmişlerdir.
G E R E K Ç E:Dava, davalının markalarının tescilli oldukları bazı mal ve hizmetler için cins ve çeşit belirten ibarelerden oluştuğu ve kötüniyetle tescil edildiği iddiasıyla SMK’nun 5/1-c ve 6/9. maddeleri uyarınca açılan marka hükümsüzlüğü davasıdır.Mahkemece davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiş, karara karşı her iki taraf vekili de istinaf yargı yoluna başvurmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi gereğince, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Her ne kadar davalı vekili davacıların tescilsiz markaları kullandıklarını ispatlayamadıkları ve tescilli markaları bulunmadığından, hükümsüzlük davası açamayacaklarını belirterek davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmişse de, SMK’nun 25/2. maddesinde menfaati olan herkesin marka hükümsüzlüğü davası açabileceği düzenlenmiştir. Davacıların ileri sürüdükleri hükümsüzlük nedenlerine göre dava açmakta hukuki menfaatlerinin mevcut olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin usule ilişkin istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.Taraf vekillerinin diğer istinaf talepleriyle ilgili yapılan incelemede; taraflar arasındaki ihtilaf, davalı adına tescilli "..." esas unsurlu markaların 30 ve 35.sınıfta tescilli oldukları bazı emtia ve bu emtianın satış için bir araya getirilmesi hizmetleri ile ve 43. sınıfta yer alan "yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" için cins belirten, tanımlayıcı nitelikte olup olmadıklarına, markaların kötüniyetle tescil edilip edilmediklerine ilişkindir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 10/07/2024 tarihli, 2023/2223 Esas, 2024/5751 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi, marka başvurusuna konu edilecek işaretlerin soyut ve somut ayırt edicilik unsurlarını birlikte taşıması, başka bir ifadeyle işareti (sözcük, renk, şekil, harf, kombine, işaretler) gören ortalama tüketici kitlesinde bu işaretin "herhangi bir firmanın markası" olduğu algısını yansıtması gerekmektedir.Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler tanımlayıcılık sebebiyle marka olarak tescil olunamazlar.Tescil engeline tabi olan markaların, tescil başvurusu öncesinde çok yoğun tanıtım ve yaygın kullanım sonucu ayırt edici kılınmaları ve bu suretle tescil olunmaları mümkündür.Ancak kimsenin tekeline bırakılamayacak, herkesin kullanımına açık, tanımlayıcılığı yüksek ve somut ayırt ediciliği bulunmayan ibarelerin çok yoğun kullanımla dahi ayırt edici kılınmaları da oldukça güçtür.Davalının markaları incelendiğinde; ... numaralı "...+Şekil" markasının 30, 35, 43. sınıflarda, ... numaralı "..." markasının 43. sınıfta, ...numaralı "...+Şekil" markasının 30, 35, 43. sınıflarda, ... numaralı "..." markasının 30, 35. sınıflarda tescilli oldukları, bir kısım markalarında “...” ibaresinin yanı sıra şekil unsuruna da yer verildiği, ayrıca markalarda doğrudan "..." ibaresine yer verilmediği, "..." ibaresi ile benzer olan "..." ibaresinde "..." harfine yer verilmeyerek özgün bir kelime oluşturulduğu, davalının markaları hükümsüzlükleri talep edilen bir kısım mal ve hizmetler için zayıf marka olsalar dahi ayırt ediciliklerinin mevcut olduğu, bu markaları gören ortalama tüketicinin bunların herhangi bir firmanın markası olduğunu algılayabileceği, bu nedenle davalının markalarının hükümsüzlükleri talep edilen mal ve hizmetler için tanımlayıcı ibare olduklarından söz edilemeyeceği, davalının markalarını kötüniyetle tescil edildiğinin de ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır.Davalının markalarının hükümsüzlüğü için SMK’nun 5/1-c ve 6/9. maddelerindeki hükümsüzlük koşulları mevcut olmadığı halde, Mahkemece alınan bilirkişi raporundaki görüşe itibar edilmeyerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf talebinin kısmen kabulüne, kabul gerekçesine göre davacılar vekilinin istinaf talebinin reddine, ilk derece Mahkemesinin kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılması gerekmediğinden, kazanılmış haklar korunarak yeniden hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
H Ü K Ü M:Yukarıda açıklanan gerekçe ile:1-Davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin 6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Davalı vekilinin istinaf isteminin ESASTAN KISMEN KABULÜNE, 6100 sayılı HMK.'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ'nin 26/04/2023 tarihli 2022/134 E. - 2023/126 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,-Davanın REDDİNE,3-İlk derece yargılaması yönünden; -Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın, davacılardan alınarak Hazineye irat kaydına,-Davalı kendini vekille temsil ettirmekle, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir edilen 40.000,00 TL vekalet ücretinin, davacılardan alınarak davalıya verilmesine,-Davalı tarafça yapılan 450,00 TL posta yargılama giderinin, davacılardan alınarak davalıya verilmesine,-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması yönünden;-Davalı vekilinin istinaf talebi kabul edildiğinden, istinaf peşin harcının talep halinde iadesine,-Davacılar vekilinin istinaf talebi yerinde görülmediğinden alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf harcından peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 345,55 TL'nin davacılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, -İstinaf yargılaması sırasında davalı tarafından yapılan 738,00 TL istinaf yoluna başvurma harcının, davacılardan alınarak davalıya verilmesine, davacılar tarafından yapılan masrafların üzerlerinde bırakılmasına,-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ve talep halinde ilk derece mahkemesince taraflara iadesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda iş bu kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere 29/04/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.