Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1157 E. 2025/109 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1157
- Karar No
- 2025/109
- Karar Tarihi
T.C.ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1157-2025/109 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31.HUKUK DAİRESİ (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız) (Başvurunun Esastan Reddi / HMK m. 353/1-b.1) DOSYA NO : 2023/1157 Esas KARAR NO : 2025/109
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 29/05/2023 NUMARASI : 2022/512 Esas-2023/423 Karar
DAVACI VEKİLİ : DAVALI DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 04/02/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 11/02/2025
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı Vekili; Alacaklı olduğunu iddia eden davalının 10.01.2022 tarihinde müvekkili şirket aleyhine Ankara 27. İcra Dairesi Müdürlüğünün 2022/569 Esas sayılı dosyası üzerinden 500.000,00 TL'lik haksız bir ilamsız takip başlattığını, takip dayanağına ilişkin hiç bir belge sunulmadığını ve borcun kaynağına ilişkin herhangi bir açıklama da yapılmadığını, davacı ile davalı arasında herhangi bir ticari - hukuki ilişkinin olmadığını, icra takibine ilişkin ödeme emrinin usulünce tebliği yapılmadığından icra takibinden bilgisi olmadığı için itiraz edilemediğini, takibin 13.02.2022 tarihinde kesinleştiğini, sonrasında ... Parsel sayılı taşınmazın müvekkili şirket yetkilisi ...'un eşi ...'a satış yoluyla devrinin muvazaalı olduğunu belirterek Ankara Batı 1. AHM 2022/249 E. sayılı dosyada tasarrufun iptali davasını açtığını, bu dava dosyasının celbini talep ettiklerini, bu davada alacağın sebebi olarak dava dışı üçüncü kişi ... İnşaat tarafından yapılan inşaatta bir takım işlerin müvekkili şirkete verildiği, müvekkili şirket tarafından da alt işveren olarak ...'a devredildiği, belirtilen iş ... tarafından yerine getirilmesine rağmen kendisine hak ettiği ödemelerin yapılmadığı iddiasında bulunulduğunu, alt işverenlik sözleşmesinin daha sonra dosyaya sunulacağı belirtilmesine rağmen şu aşamaya kadar sözleşme sunulmadığı gibi sözleşmenin temel unsurları, tarihi, yapılan işlerin tanımı, nerede yapıldığı ve hangi zaman diliminde yapıldığının bile belirtilmediğini, Müvekkili şirketin 08.01.2021 tarihinde ... ve ... tarafından kurulduğunu, davalı dahil hiç bir şahıs ve şirketle sözleşme yapılmadığını, ... İnşaat olarak belirtilen ... Alüminyum...ltd.şti.'nin ... tarafından 16.04.2013 tarihinde kurulduğunu, sonrasında hisselerinin tamamını ...'a devrettiğini, bu kişi ile müvekkili şirket yetkilisi ve eşi arasında ceza soruşturmaları bulunduğunu, bu kişinin müvekkili şirketin diğer kurucu ortağı ...'in ayrıldığı imam nikahlı eşi olduğunu, ... ile ... geçmiş tarihlerde tanışıklıklarından ötürü eşlerinin bir araya gelmesiyle her ikisinin de münferiden yetkili olduğu ... şirketini kurduklarını, ancak ileriki aşamalarda şirketi kurarken planladıkları amaçları gerçekleştirmek için yeterli kaynağı bulamamaları, taraflar arasında güven ilişkisinin kaybolması ve ...'in ...'dan fiilen ayrılması gibi sebeplerle müvekkili şirket üzerinden planladıkları faaliyeti hayata geçiremediklerini, ... şirketinin de bir faaliyeti olmadığından bu şirket ile sözleşme ilişkisi içerisine girmesinin mümkün olmadığını, Ankara 27. İcra Dairesi Müdürlüğünün 2022/569 sayılı icra dosyasında borçlu olmadığına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece; Menfi tespit davasının 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiş olup borçlunun bu maddeye dayanarak, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabileceği, dosya davacısının davalı tarafından aleyhine başlatılan ve kesinleşen icra takibinden kaynaklanan borçtan dolayı sorumlu olmadığının tespitini talep ettiği, HMK'nın ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükünün; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olup, menfi tespit davasının niteliği gereği eldeki davada uyuşmazlığın ispat yükü üzerine düşen davalı alacaklının, icra takibine konu alacağını ispatlayıp ispatlayamadığı noktasında toplandığı, 4721 sayılı TMK'nun 6. maddesi gereğince, kural olarak, herkesin iddiasını ispat etmekle yükümlü olduğu, gerek doktrinde, gerek Yargıtay İçtihatlarında kabul edildiği üzere ispat yükünün hayatın olağan akışına aykırı durumu iddia eden ya da savunmada bulunan kimseye düşeceği, kendi yararına iddia ettiği vakıadan hak elde etmek isteyen bu iddiasını kanıtlamakla yükümlü olmakla dosya kapsamında celp edilen Ankara 27. İcra Dairesinin 2022/569 sayılı dosyası, Ankara Batı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/249 esas sayılı dosyası, Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/1919 ile 2022/20602 esas sayılı dosyası, tarafların BA-BS kayıtları ve defter kayıtlarından davacının davalıya borçlu olduğu yönünde bir delile ulaşılamadığı, tarafların arasında ticari bir ilişki olduğu ve davalının davacıdan alacaklı olduğu ispat yükü kendinde olan davalı tarafından ispatlanamadığı belirtilerek bu nedenlerle davanın kabulü ile; Davacının Ankara 27. İcra Dairesinin 2022/569 sayılı dosyasında takibe konu miktar bakımından davalıya borçlu olmadığının tespiti ile iş bu icra takibinin iptaline, davalının icra takibini başlatmakta haksız olduğu sabit olmakla kötü niyetli olduğunun davacı tarafından ispatlanamadığı belirtilerek kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalının kötü niyetli olduğunu, kötü niyetli olarak icra takibi başlatması sebebiyle müvekkil lehine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tebligatların kanuna aykırı olduğunu, müvekkilin davadan haberi olmadığını, hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, davacı şirketin, alt işveren olarak müvekkille çalıştığını, davacı tarafın mal kaçırdığını, devir işleminin muvazaalı olduğunu, taşeron olarak çalıştıkları inşaata ilişkin bilgi ve belgelerin araştırılmadığını, ... ile ... arasındaki husumetin değerlendirilmesinin bilirkişinin amacını aştığını gösterdiğini, savunma haklarının ihlal edildiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE : Dava,Eser Sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, taraf vekilleri tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 345,55 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-Davalı yönünden alınması gereken 34.155,00 TL harçtan peşin olarak yatırılan 8.539,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 25.616,00 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerlerinde bırakılmasına, artan avansların yatıran taraflara iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 04/02/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... ✍e-imzalıdır
Üye ... ✍e-imzalıdır
Üye ... ✍e-imzalıdır
Katip ... ✍e-imzalıdır