Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1111 E. 2025/1609 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1111
- Karar No
- 2025/1609
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 22. HUKUK DAİRESİ
T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 22. H U K U K D A İ R E S İ
ESAS NO : 2023/1111 ( KABUL KALDIRMA) KARAR NO : 2025/1609
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : DR.... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 14/03/2023 ESAS-KARAR NO : 2022/198 E 2023/176 K
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 19/12/2025 YAZILDIĞI TARİH : 19/01/2026
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352.maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ İDDİANIN ÖZETİ Davacı vekili, davalı tarafından müvekkili aleyhine 200.000,00 TL bedelli bonoya dayalı olarak Ankara 15. İcra Müdürlüğü'nün 2022/1272 Esas sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, müvekkilinin takip alacaklısına böyle bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin ... adresindeki S.S.... Kooperatifine ait daireyi kooperatif yetkilisi ve yönetim kurulu başkanı ve üyeleri olan ... ve ... adlı şahıslardan inşaat halinde 105.000,00 TL ödeyerek satın aldığını, alım satıma ilişkin kooperatifle aralarında sözleşme yapıldığını, fakat müvekkiline tapu devri yapılmadığını, daireyi satın alırken de inşaat arsasının tapusunun kooperatif adına olup olmadığını sormadığını, daha sonra SS ... Kooperatifi tarafından yapılan inşaatlara ait arsaların ... ve ...’e ait olduğunu öğrendiğini, kooperatif yetkililerinin ekonomik zorluklara düştüğünü ve inşaat işinde aksamalar yaşanmaya başladığını, müvekkilinin müteahhitle yaptığı görüşmelerde müteahhit firmanın kendilerinin zor durumda olduğunu, sattığı dairelerin devrine izin verilmediği durumda inşaatı tamamlayamayacağını, bu nedenle arsa sahipleri üzerinde kalan 4 daireden 2 tanesinin satışına izin verilmesini istediğini, söz konusu dairelerin satışına izin verildiği durumda daire alıcılarından tahsilatları yapıp inşaatı süratle tamamlayarak iskanları alacaklarını söylediğini, müvekkilinin bu durumu arsa sahiplerine aktardığını, site sakinleri olarak para toplayıp iskanı alacaklarını kararlaştırdıklarını ve ...'in müvekkiline güven duyduğunu, fakat karşılığında davaya konu senedi istediğini, senedin teminat senedi olarak verildiğini, davaya konu senedin Hollanda'da yaşayan hiç görmediği ve tanımadığı davalı adına doldurulduğunu ve icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin davalı ile hiçbir ticari ilişkisinin bulunmadığını ve tanımadığını, davalı tarafından senedin vade tarihinin sonradan doldurulmuş olduğunu ve müvekkiline ait TC.'nin ve düzenleme yerinin sonradan senede eklenerek icra takibine konu edildiğini belirterek müvekkilinin icra takibi nedeni ile davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötüniyet tazminatının davalıdan alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. SAVUNMANIN ÖZETİ Davalı vekili, huzurdaki davanın arabuluculuk görüşmelerine tabi olduğunu, arabuluculuk görüşmesinin gerçekleşmediğini ve dava şartı yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde anlatılanların kendi içerisinde çelişkiler barındırdığını, davacının müvekkili davalıya olan borcunu ödememek veya ödemeyi geciktirmek gayesi ile davayı açtığını, senedin geçersizliği, ödendiği veya başka bir ticari ilişki için verildiğine yönelik iddiaların yine aynı değerdeki başka bir yazılı belge ile ispat edilmesi gerektiğini, oysa ki hiçbir yazılı belge sunulmadığını, senet üzerinde bulunan imzaların davacı tarafından kabul edildiğini, açık senet verildiğini ve tahrifat olmadığı müddetçe boş kısımların doldurulmasının Yargıtay kararlarına göre herhangi bir usulsüzlük yaratmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ Mahkemece, toplanan delillere ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından taraflar arasında hiçbir ilişki olmadığı, senedin davalıya değil arsa sahipleri olan davalının annesi ... ve ...' e verildiği ve onlar içinde verilen senedin teminat olduğunun iddia edildiği, dolayısı ile davacı ile davalı arasında herhangi bir hukuki ilişki bulunmadığının öne sürüldüğü, isim ve nakden ibarelerinin de senede sonradan derc edildiği itirazının davalı yanca karşılıksız bırakıldığı, dolayısı ile başka bir senedin, davalı tarafından borç senedine dönüştürüldüğünün anlaşıldığı, herkesin hak ve borçlarını ileri sürüp, ifa ederken dürüst davranma yükümlülüğü altında bulunduğu, alacaklı olduğu yönünde ispat külfeti altında bulunan davalının taraflar arasındaki ilişkiyi davalı yana iki kez süre verilmiş olmasına rağmen açıklamadığı gibi nakdi ödemeye ilişkin de herhangi bir delil, ibare, bulgu sunmadığı, senedin hukuki zeminin açıklanamadığı, davacının sunmuş olduğu delillerin aksine davalının bir ispatı, açıklaması bulunmadığı ve davalının senedi kullanmakta kötü niyetli davrandığı, senede nakden ibaresinin sonradan eklendiği belirtilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ İstinaf eden-davalı vekili tarafından; Mahkemece eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar verildiği, ispat külfetinin tayininde hataya düşüldüğü, davacı yan iddialarının usulüne uygun delillerle ispat edilemediği, ceza soruşturması kapsamında KYOK kararı verildiği, davanın arabulucuk dava şartına tabi olmasına karşın mahkemece bu yönün araştırılmadığı bildirilerek başvurulmuştur. UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR Uyuşmazlık takibe dayanak bono nedeniyle davacının borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE Dava, İİK 72. maddesine dayalı olarak açılan menfi tespit davasıdır. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Ankara 15. İcra Müdürlüğü’nün 2022/1272 E.sayılı icra dosyasının UYAP üzerinde bulunan bir örneğinin incelenmesinden, davalı tarafça davacı aleyhinde kambiyo senetlerine mahsus takip yoluyla icra takibi başlatıldığı, takip talebinde alacağın, 200.000,00 TL asıl alacak, 49.745,20 TL İşlemiş faiz olmak üzere toplam 249.475,20 TL olarak gösterildiği anlaşılmıştır. Takibe dayanak bono fotokopisinin incelenmesinden 22/01/2010 tanzim 20/06/2020 vade tarihli 200.000,00 TL bedelli nakden kaydı içeren bononun ... tarafından ... lehine keşide edildiği, senedin tüm unsurlarının tam ve eksiksiz bir kambiyo senedi olduğu anlaşılmıştır. Davacı yanca iş bu davadaki iddiaları ile ilgili olarak Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma sonucunda 2022/73678 E. 2022/52197 K. sayılı dosyasında inceleme yapıldığı, yapılan inceleme sonucunda KYOK kararı verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır. Davacı yanca davalıyı tanımadığı, tarafların arasında herhangi bir ticari ilişki ya da sosyal ilişki bulunmadığının belirtildiği, dava konusu senedin, davalının annesi ...'in sahibi olduğu arsadaki, kooperatif sözleşmesinden kaynaklı gayrimenkule ilişkin olarak kooperatif yetkililerinin inşaat yapılırken, ekonomik zorluklara düştüğü, inşaat işinde aksamalar yaşanmaya başlandığı, arsa sahipleri ... ve ...'in, inşaat tamamlanıp yapı kullanım izin belgesi alınamadığından, kalan 4 dairenin tapusunu vermediği, bu nedenle kooperatif yetkilileri, site sakinleri ve arsa sahipleri arasında çeşitli tarihlerde toplantılar yapıldığı, süreçte davacının site yönetim kurul başkanı olduğu, arsa sahiplerinin kooperatife güvenmediği için kooperatifin inşaatı tamamlayıp yapı kullanım izin belgesi alabilmesi için gerekirse site sakinleri olarak para toplanıp iskan alınacağının kararlaştırıldığı, bu konuda da dava konusu senedin teminat senedi olarak ... ve ...'e teminat senedi olarak verildiği iddia edilmiş olup, davalı yanca davanın reddi talep edilmiştir. Dava konusu senedin üzerinde teminat kaydı bulunmamaktadır. Bu itibarla eldeki davanın bedelsizliğe dayalı ve senedin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasına dayalı menfi tespit davası olduğu dosya kapsamı ile sabittir. Davalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, dava konusu icra takibine dayanak senet kambiyo senedine ilişkin unsurları taşımakta olup, kambiyo senedi vasfına haizdir. Senedin teminat senedi olduğu, anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasını ileri süren davacı iddialarını yazılı delil ile ispat yükü altında olup, dosya kapsamında davacı yanın bu yönde bir delil sunamadığı, Mahkemece ispat kületinin tayininde hataya düşüldüğü anlaşılmıştır. TMK.'nun 6.maddesi gereğince "Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür." hükmü getirilmiştir. Dosya kapsamında davacıların iddialarını yazılı delilerle kanıtlayamadığı görülmektedir. Ancak dava dilekçesi incelendiğinde davacı yanın aynı zamanda yemin deliline de dayandığı anlaşılmaktadır. Bir vakıayı ispat yükü kendisine düşen taraf o vakıayı başka delillerle ispat edemezse diğer tarafa yemin teklif eder. Yemin teklifini ispat yükü kendisine düşen taraf yapar. Yemin teklifine dayanan taraf bunu dava dilekçesinde veya cevap dilekçesinde açıkça belirtmesi gerekir. Mahkeme ancak bu halde (dava dilekçesinde veya cevap lahiyasında yemin deliline dayanıldığının bildirilmesi halinde) yemin teklifini hatırlatmakla yükümlüdür. Kendisine yemin teklif edilen taraf, yemin teklifinin kabulünden sonra, usulüne uygun biçimde (HMK m. 233) yemin eder ise, yemin teklif eden tarafın iddia ettiği vakıanın mevcut olmadığı kesin delil ile ispat edilmiş olur. Yemin teklif eden taraf, bundan sonra iddiasını ispat için başkaca delil gösteremez. Açıklanan bu nedenlerle mahkemece; davacı tarafın yemin deliline de dayandığı dikkate alınarak, davacı yana teminat ve bedelsizlik iddiasına ilişkin olarak karşı tarafa yönelik olarak yemin teklif etme hakkı hatırlatılmadan, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda, davacının yemin teklif etme hakkının hatırlatılması suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davalı yanın istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM :Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; Ankara 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/198 Esas, 2023/176 Karar ve 14/03/2023 tarihli kararının KALDIRILMASINA, 2-HMK.'nin 353/1-a-6.maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf başvurma harcı dışında alınan istinaf karar ilam harcının istek halinde davalıya İADESİNE, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6-Kararın tebliğinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu 19/12/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan... e-imzalıdır
Üye... e-imzalıdır
Üye... e-imzalıdır
Katip... e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."