Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1082 E. 2025/1613 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2023/1082
Karar No
2025/1613
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2023/1082 Esas

KARAR NO : 2025/1613

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TARİHİ: 18/10/2022

NUMARASI : 2019/52 E. - 2022/183 K.

ASIL DAVA: Maddi Tazminat ve Cezai Şart Alacağı

KARŞI DAVA: Alacak, Tecavüzün Men ve Refi, Manevi Tazminat

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/11/2025

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :

DAVA DİLEKÇESİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında “...” adlı sinema film projesine ilişkin 17.07.2018 tarihli “Yönetmen Sözleşmesi” imzalandığını, sözleşmenin “Tanımlamalar” başlıklı 2. maddesinde yönetmenin tanımlandığını, davalının maddede belirtilen sorumluluklarını ihlal ettiğini, sözleşmenin dilekçelerinde detaylandırılan maddelerine aykırı davrandığını, ayrıca başlı başına suç oluşturan eylemler üzerinden müvekkilinin itibarını sarsıcı hukuka aykırı eylem ve söylemlerde bulunduğunu, taraflarınca yapılan arabuluculuk başvurusunda da anlaşma sağlanamadığını, davayı açmak bir zaruret haline geldiğini, davalının yönetmenliğini üstlendiği sinema filmini, vizyona girmeye hazır mahiyette müvekkiline teslim etmediğini, bu ihlal nedeniyle filmin müvekkilinin öngördüğü 9 Kasım 2018 tarihinde vizyona giremediği ancak 8 Mart 2019 tarihine yetiştirilebildiğini, bu gecikme nedeniyle müvekkili nezdinde telafisi olanaksız sayısız maddi manevi zararlar ve ticari itibar kaybı olduğunu, sözleşmenin 4.5. ve 4.46. maddeleri uyarınca, davalının filmi teslim etmemesi nedeniyle müvekkili nezdinde ortaya çıkan maddi - manevi zararların ve yoksun kalınan karın tespit edilerek davalıdan tahsilini talep ettiklerini, filmin çekim sonrası sürecini (post prodüksiyon) takip etmeyen davalının, bu eylemiyle de sözleşmenin 2. ve 3. Maddelerini ihlal ettiğini, filmin yönetmenliğini üstlenen davalının sorumluluğunun filmin post prodüksiyon aşaması dahil olmak üzere tüm süreçlerini kapsadığını, bu sorumluğun davalıya filmi gösterime girmeye hazır vaziyette tamamlanmış olarak müvekkiline teslim etme yükümlülüğü verdiğini, davalı tarafça yürütülmesi gereken post prodüksiyon sürecini müvekkilinin yürütmek ve takip etmek zorunda kaldığını, müvekkilinin her zamanki iyi niyetiyle bu süreci takip etmekle kalmadığını, programın davalıya göre yapılmasını, onun katılımı olmadan yapılmamasını sağladığını, her seferinde “Hocaya soralım, o nasıl uygun görüyorsa öyle yapalım” kabilinden beyanlarla bu süreci davalının inisiyatifinde bırakmak üzere insan üstü bir gayret gösterdiğini, filmin çekimlerinde senaryo metninin dışına çıkan senaryoda yer alan sahneleri çekmekten imtina eden ve bu hususlarda yapımcıyı bilgilendirmeyen davalının, bu eylemleri nedeniyle de sözleşmenin 4.6.,4.19.,4.43 maddelerini ve görev tanımında belirtilen hususları ihlal ettiğini, davalının müvekkilinin ticari sırlarını ifşa ederek ve ticari itibarını zedeleyen beyanlarda bulunarak sözleşmenin 4.30., 4.34., 4.35., 4.36., 4.37., 4.38., 4.46., 4.47. maddelerini ihlal ettiğini, whatsapp üzerinden ve mesajlar aracılığıyla sözleşmenin ihlal edildiğini, davalının haksız rekabete, ticari itibara, kişilik haklarına aykırı bu eylemleri aynı zamanda TCK. 106. Maddesinde uyarınca tehdit, tck. 107. Maddesi uyarınca şantaj, tck. 125. Maddesi uyarınca hakaret, tck. 267. Maddesi uyarınca iftira suçlarının kanuni ve maddi unsurlarını taşıdığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 54 ila 63. maddeleri uyarınca “Haksız Rekabet” oluşturan ve müvekkilinin ticari itibarına saldırı mahiyetindeki bu eylemler nedeniyle cezai sorumluluk bağlamında her türlü yasal yola başvuru haklarını saklı tuttuklarını, davalının her bir ihlali nedeniyle ayrı bir cezai şart alacakları doğduğunu, zira davalı tarafça sözleşme hükümleri tekrar tekrar ihlal edildiğini, cezai şartın düzenleniş amacının da bu olduğunu, oyunculuk sözleşmesinde geçen her bir hüküm, taraflarınca korunmaya değer farklı menfaatlerini temin etmek ve güvence altına almak için düzenlendiğini açıklanan nedenlerle 17.07.2018 imza tarihli Yönetmen Sözleşmesi’nin 4.5. ve 4.46. maddeleri uyarınca davalının sorumluluğunu yerine getirmemesi nedeniyle müvekkili nezdinde husule gelen zararların tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere şimdilik (kısmi dava olarak) 100,00TL maddi zararın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi oranında ticari temerrüt faiziyle birlikte tahsil edilmesini, aynı sözleşmenin 4.17., 4.25.,4.30, 4.34., 4.35., 4.36., 4.37., 4.38.,5.2., 5.3., 8.1. maddelerinin ihlal edilmiş olması nedeniyle 4.4.6., 7.1. ve 7.2. maddeleri uyarınca cezai şart ihlal sayısının tespit edilerek, tespit edilen her bir ihlal için yükümlülüklerini yerine getirmeyen davalıya karşı cezai şart alacakları miktar olarak tespiti ile fazlaya ilişkin hakları ile diğer hakları saklı olmak üzere şimdilik (kısmi dava olarak) 100,00 TL cezai şartın temerrüt tarihinden işleyecek avans faizi oranında ticari temerrüt faiziyle birlikte tahsil edilmesini, yargılama giderlerinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP DİLEKÇESİ:

Davalı vekili karşı dava dilekçesinde ve asıl davaya cevap dilekçesinde özetle; müvekkil ile karşı davalı yapımcı şirketin, ... isimli bir sinema filminin de yönetmenliğinin ... tarafından üstlenilmesi adına bir anlaşma yaptığı, 17.07.2018 tarihinde taraflar arasında imzalanan bu sözleşme gereğince müvekkilin tüm edimlerini eksiksiz ve tam olarak ifa ettiği, filmin gecikmesinin yapımcı davacıdan kaynaklandığı, yapımcının hiçbir post prodüksiyon şirketiyle anlaşmadığı, anlaştığı şirketlere ödemelerini yapmadığı, dolayısıyla film efektleri bitmiş halini de teslim alamadığı, sözleşme ilişkisi gereğince karşı davalı şirketin müvekkile ödemekle yükümlü olduğu, karşılıklı anlaşılan toplam bedelin 150.000 TL olduğu, karşı davalının fazla vergi ve stopaj ödemek istememesi sonucunda bu bedeli eksik göstermesiyle sözleşmede yönetmenlik telif ve hizmeti için 20.000 TL. Tutarında bedel belirtildiği, toplam borcun konusu olan esas bedel olan 150.000 TL'nin ise 3 eşit taksitle, 1/3'ü sözleşmenin imzası safhasında, 1/3'ü set öncesinde, 1/3'ü set sonrasında olmak üzerine 50.000 TL üzerinden 3 eşit taksitte ödemeyi taahhüt ettiği, ilk ödemenin 20.000 TL'lik kısmının şirket hesabından, kalan 30.000 TL bedelin ise şirketin muhasebecisinin hesabından müvekkilin ... numaralı hesabına aynı anda aktarıldığı, ilgili ödeme dekontlarının ekte sunulduğu, bu ödemelerin ne amaçla yapıldığının iki ödeme arasındaki 3 dakikalık farktan da anlaşılacağı, ödeme konusunun bilinçli olarak borç şeklinde ifade edilmiş olmasının bu gerçeği saklamak adına olduğu, böylelikle 3 taksitten ilkinin, sözleşme imzalanması esnasında ödendiği, tarafların kalan ödemelerin 9 Kasım 2018 tarihili 2 ayrı çekle hususunda mutabık kaldıkları, yapımcı çekleri yönetmenin evine gönderdiği, yapımcının yine sözünde durmayarak ilgili çekleri de birisi 30.10.2018 diğeri 31.01.2019 olmak üzere iki farklı tarihte vadelendirilerek teslim ettiği, davalı-karşı davacının itirazı üzerine çek vadelerinin 9 Kasım 2018 olarak düzeltildiği, müvekkilin 2018 ekim ayında ev değiştirdiği bu nedenle nakit paraya ihtiyaç duyduğu, yapımcı davacının da kendisine çeklerden birisini iade etmesi halinde Yönetmene bir ay içerisinde nakden, parça parça ödeme yapacağını, bunun taşınma masrafları için kendisini de rahatlatacağını ifade ettiği, müvekkilin yine Yapımcıya güvenerek çeklerden birisini iade ettiği, 28 Eylül 2018 tarihinde müvekkilin senarist ... ile birlikte davacı-karşı davalı şirkete gittiği, şirketten sadece 20.000 ve 10.000 TL'den oluşan iki ödeme alan müvekkile 50,000 TL'lik çekin iadesinden kalan 20.000 TL'nin halen ödenmediğini, Yapımcı ve Şirketin muhasebecisi ... Bey ile yapılan yazışmalardan da anlaşılacağı üzere öncelikle davacı Şirketin borcunu inkar etmediği ancak müvekkili oyalamak suretiyle borcu ödemeye de yanaşmadığını, müvekkilinin davacı-karşı davalıdan halen 20.000 TL alacağı bulunduğunu, sözleşme incelendiği zaman tek taraflı bir metin olduğu, genel işlem koşullarına aykırı düzenlemeler içerdiğinin görüleceği, sözleşmede belirtilen 20.000 TL tutarındaki bedelin tecrübeli bir yönetmenin uzun metraj sinema filminin yönetimi sonucunda alacağı toplam tutar olmasının da gerçekçi olmadığının aşikar olduğu, müvekkilin almış olduğu çekler ile şirket muhasebecisi hesabından aldığı ödemenin de bu gerçeği ortaya koyar nitelikte olduğu, dosyaya sunulan mesajlaşmalardan davacı- karşı davalının borcunu inkar etmediğinin de görüldüğünü, dolayısıyla sözleşmenin ihlali ile tahsil edilemeyen 20.000 TL tutarındaki maddi alacağın müvekkile, son olarak kararlaştırılan 9 Kasım 2018 vade tarihinden itibaren yürütülecek en yüksek faiz ile Yapımcı tarafından ödenmesi gerektiğini, müvekkilin filmin çekiminden sonra gelen uyarılarla davaya konu filmin MASA 21 isimli 4 Ocak 2013 tarihinde vizyona giren bir Hint filminden çalıntı olduğu fark ettiği, müvekkilin adının, orijinal olmayan ve de haksız şekilde eser sahiplerinden çalınan bir eserle yan yana anılmakla büyük zarar gördüğü, açılan dava hakkında basına yanıltıcı bilgi verildiği, bu nedenle davalı-karşı davacının kişilik haklarının zedelenmesi nedeniyle yapımcı şirketten TBK 58. hükümleri gereğince 100.000 TL tutarında manevi tazminat talep ettikleri, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı-karşı davalının davasının reddederek karşı davamızı kabulü ile müvekkilinin sözleşme ilişkisinden doğan kalan 20.000 TL alacağının davacı karşı davalıdan 09/11/2018 itibaren işletilecek en yüksek faiz ile ödenmesi, kişilik hakları zarara uğrayan müvekkilime dava tarihi faiz ile 100.000 TL. tutarında TBK'dan doğan manevi tazminat ödenmesini, dava nedeniyle doğacak olan avukatlık ücretinin ve yargılama giderlerinin de davacı- karşı davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

İlk derece mahkemesi 2019/52 esas, 2022/183 karar sayılı, 18/10/2022 tarihli kararı ile; "Asıl ve karşı davanın REDDİNE" karar vermiştir.

İSTİNAF:

Davalı/ karşı davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davacı-karşı davalı şirketle imzaladığı yönetmenlik sözleşmesi uyarınca tüm edimlerini eksiksiz ifa ettiğini, kararlaştırılan 150.000 TL bedelin 20.000 TL'sinin ödenmediğini, kalan 20.000 TL bakiye ücret alacağı için sunduğu banka dekontları, e-posta ve WhatsApp yazışmaları gibi HMK m. 199'a uygun yazılı delillere rağmen yerel mahkemenin talebini reddettiğini, mahkemenin işlemsiz iade edilen 50.000 TL'lik çeki tespit eden banka cevabını ve alacağın varlığını doğrulayan bilirkişi raporunu göz ardı ederek haksız ve hukuka aykırı bir karara hükmettiğini, tecrübeli ve ödüllü bir yönetmenin ücretinin 20.000 TL olmasının sektörel teamüllere ve TBK m. 481 kıyasen uygulamasına aykırı olduğunu, bu nedenle yönetmenlik bedelinin 20.000 TL olarak kabul edilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, ayrıca yönetmenliğini yaptığı filmin senaryosunun çalıntı çıkması üzerine kusuru olmamasına rağmen sektörde ve medyada "hırsız" yaftası yiyerek büyük bir prestij ve itibar kaybına uğradığını, kişilik hakları zedelendiği halde manevi tazminat talebinin yerel mahkemece gerekçesiz şekilde reddedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP:

Davacı/ karşı davalı vekili istinafa cevap ve katılma yolu ile istinaf talepli dilekçesinde özetle; davalının istinaf dilekçesindeki "150.000 TL bedelin fazla vergi ve stopaj ödememek için sözleşmede 20.000 TL olarak gösterildiği" yönündeki beyanları ile yönetmenlik sözleşmesinin muvazaalı olduğunu iddia ettiğinin farkında olup olmadığını sorguladığını, muvazaanın bir hukuki işlemi gizlemeye yönelik hukuka aykırı bir eylem olduğunu ve sözleşmeyi geçersiz kıldığını ancak müvekkilinin imzaladığı ve davanın dayanağını oluşturan sözleşmenin geçerli olduğunu ve davalının da sözleşme ile bağlı bulunduğunu, üstelik davalının kendi hukuksuz eyleminden yararlanamayacağını, sözleşmenin hükümsüzlüğünü ileri sürerken aynı anda sözleşmeye dayalı talepler ileri sürmesinin hukuk mantığına ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davalının para istemeye yönelik beyanlarının ve yazışmaların meseleyi doğruladığını, sözleşme serbestisi ilkesince kararlaştırılan tutarın ödendiğini ve yerel mahkemenin bakiye ücret alacağı iddiasının dinlenemeyeceği yönündeki kararının isabetli olduğunu, davalının tutarı düşük buluyorsa sözleşmeye neden imza attığını, hata, hile, ikrah gibi bir iddia sunulmadığı sürece bu iddialara itibar edilemeyeceğini, davalının iddialarının müspet-menfi zarar ayrımıyla da bağdaşmadığını ileri sürdüğünü, filmi tamamlamayan, post prodüksiyon aşamasında ek maliyetler oluşturan ve itibarını karalayan davalının manevi tazminat istemesinin anlaşılamadığını, davalının projeye ilgisiz tutumlarının, "çekelim de gidelim" türünden ciddiyetsizliklerinin ve türlü bahanelerle para isteme davranışlarının müvekkilini hayal kırıklığına uğrattığını, müvekkilinin ise davalının çirkin tutumlarına rağmen polemiğe girmediğini ve filmi tamamlamak için kendi çözümlerini ürettiğini, ancak davalının kendi çektiği filme "çalıntı" damgası vurması, yapımcıya iftiralar atması ve müvekkilini küçük düşürmeye çalışması karşısında bu davayı açmanın zaruret haline geldiğini, davalının istinaf dilekçesinde dahi filmin "çalıntı" olduğunu ileri sürerek müvekkilinin kişilik haklarına saldırdığını ve karalayıcı beyanlarda bulunmama yükümlülüğünü içeren sözleşmenin 4/36. maddesini ihlal etmeye devam ettiğini belirttiğini, yerel mahkemenin gerekçeli kararında asıl davalarının sözleşmeye dayalı ihlallerin tespitine yönelik bir dava olduğu belirtilmesine rağmen sözleşme hükümlerinin tartışılmadığını ve eksik inceleme ile karar verildiğini iddia ettiğini, aksine davalının "Bu saatten sonra hiçbir kuvvet beni o filmin ne tanıtım sürecinde ne galasında bulundurabilir" gibi mesajlarla işini tamamlamadığını ikrar ettiğini, tanık beyanlarının da davalının işini tamamlamadığını, filmin gösterime girmesini engelleyeceğini ve yapımcıyı kötülediğini doğruladığını, davalının filmi bırakıp gitmesiyle müvekkilinin başka yönetmenlerden destek alarak filmi ciddi maliyetle tamamlamak zorunda kaldığını ve bu eylemlerle sözleşmenin teslim yükümlülüğünü ve cezai şart içeren hükümlerini ihlal ettiğini gösterdiğini, yerel mahkemenin geç teslim iddiasının post prodüksiyon sürecindeki firma değişikliklerinden kaynaklandığı yönündeki tespitinin dayanağının anlaşılamadığını, zira post prodüksiyon aşamasının da yönetmenin sorumluluğunda olduğunu ve davalının "ben bu sürecin hiçbir yerinde olmayacağım" mesajlarıyla müvekkilini tehdit ettiğini, ticari sırların ifşası yönündeki delillerin mahkemece "soyut" bulunmasının hukuka aykırı olduğunu, zira birçok kişinin bulunduğu mecrada yapımcı aleyhine beyanlarda bulunan bir yönetmenin ticari sırları ifşa ettiğini, son olarak sektördeki ego ve tehdit sorununa değinerek mahkemelerin hukukun üstünlüğünü sağlamakla görevli olduğunu, hukuku ve sözleşmeleri hiçe sayan tutumlara prim verilmemesini, aksi takdirde sektörün kurumsal bir yapıya bürünemeyeceğini, bu nedenle davalının davayı konusu dışına çıkarma çabasına itibar edilmeksizin sözleşmeden doğan taleplerinin dikkate alınarak dosyadaki delillerle ispatlanmış ihlaller göz önüne alınarak karar verilmesini, karşı tarafın istinaf başvurusunun reddine, talepleri gibi davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Asıl dava; yönetmenlik sözleşmesine aykırılığa dayalı olarak (kısmi) 100-TL maddi tazminat ve 100-TL cezai şart alacak istemine ilişkindir.Karşı dava; yönetmenlik sözleşmesine dayalı olarak bakiye (20.000-TL) yönetmenlik ücret alacağının tahsili ile FSEK 67. ve 69. maddesi gereğince tecavüzün men ve refi, kişilik haklarına saldırı sebebiyle TBK'ya dayalı olarak 100.000-TL manevi tazminat, FSEK 70. maddeye dayalı olarak 100.000-TL manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından asıl ve karşı davanın reddine karar verildiği, davalı/ karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu, davacı/ karşı davalının istinafa cevap dilekçesi kapsamında katılma yolu ile istinaf sebeplerini ileri sürdüğü görülmüştür. Dosyanın tetkikinde; taraflar arasında 17/07/2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere "..." isimli filmin çekimine ilişkin yönetmenlik sözleşmesinin imzalandığı, uyuşmazlığın asıl dava yönünden; sözleşme konusunun geç tesliminden kaynaklı olarak sözleşmenin 4.5 ve 4.46 madddelerine, post prodüksiyona katılmaması sebebiyle 2 ve 3 maddelerine, senaryo dışına çıkma ve eksik çekim sebebiyle 4.6, 4.19 ve 4.43 maddelerine ve ticari sırların ifşası ve ticari itibarın zedelendiğinden bahisle 4.30, 4.34, 4.35, 4.36, 4.37, 4.38, 4.46 ve 4.47 nolu maddelerine aykırılık iddiasından kaynaklandığı, karşı dava yönünden; yönetmenlik sözleşmesine dayalı olarak bakiye 20.000TL yönetmenlik ücret alacağının tahsili ile FSEK 67. ve 69. maddesi gereğince tecavüzün men ve refi, kişilik haklarına saldırı sebebiyle 100.000TL manevi tazminat, istemlerinden kaynaklandığı anlaşılmıştır. Asıl dava kapsamında davacı tarafın, bilirkişi deliline dayanmadıklarını, bu yönde teknik bilirkişi incelemesi yapılmadan dosya kapsamındaki deliller kapsamında karar verilmesini beyan ettiği, bu kapsamda yalnızca tanıkların bildirildiği ve bir kısım yazışmaların sunulduğu görülmüştür. Bu yönü ile davacı tarafından sunulan yazışma ve tanık beyanları kapsamında değerlendirme yapılması gerekmiş olup davalı/ karşı davacı yönetmenin sözleşme hükümlerine aykırı hareket ettiği iddiasının sübut bulmadığı, zira görgüye dayalı bilgisi olan tanıklarca davalı yönetmenin filmin çekimlerini vaktinden önce tamamlayarak üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirdiğinin beyan edildiği, iddialara dayanak post prodüksiyon sürecinde katılım desteği sağlanmadığı hususlarındaki iddianın ispatlanamadığı, geç teslim iddiasının esasen davacının post prodüksiyon sürecinde yaptığı firma değişiklikleri ve davacının baştan prodüksiyon şirketiyle çalışmamasından kaynaklı olduğunu gösterdiği, davalının mevcut deliller kapsamında kusurunun ispatlanamadığı gibi davalının ticari sırların ifşası olarak değerlendirilebilecek ispata elverişli delillere dosya kapsamında rastlanılmadığı, sunulan yazışmaların ticari sır ifşası vasfında olmadıklarının görüldüğü, davacının ispata muhtaç kalan sözleşmeye aykırılık iddialarının sübut bulmadığı anlaşılmakla, asıl davanın reddine karar verilmesinde mevcut delil durumu itibari ile isabetsizlik görülmemiştir. Karşı dava yönünden; sözleşmeye konu film ile ilgili haberlerden kaynaklı olarak kişilik hakkının ihlali iddiası kapsamında TBK'ya dayalı manevi tazminat istemi yönünden, davacı/ karşı davalının, kusur ve uygun illiyet bağını tesis edecek şekilde herhangi bir eyleminin bulunduğunu gösterir ispata elverişli deliller mevcut olmadığından bu yöndeki taleplerin reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Davalı/ karşı davacının bir diğer istinaf sebebi yaptığı; bakiye ücret alacağının tahsili talebine ilişkin olarak yapılan incelemede, davacı/ karşı davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmeyeceğini beyan etmesi nedeniyle davacı nezdinde inceleme yapılamadığı, incelemenin dosya kapsamında gerçekleştirildiği, taraflar arasında imzalanan sözleşme kapsamında yönetmenlik ücretinin 20.000 TL olarak belirlendiği anlaşılıyorsa da; dosyaya sunulan delillerden kararlaştırılan ücretin 20.000 TL ile sınırlı olmadığı, davalı/karşı davacı yönetmene, davacı şirket tarafından banka havalesi ile 20.000 TL ve akabinde 30.000 TL'nin ödendiği, davacı şirketin temsilcisi tarafından keşide edilen 50.000 TL bedelli çek tahsili ile toplamda 100.000 TL ödeme yapıldığının tespit edildiği, ancak davacı şirketin temsilcisi tarafından keşide edilen ve davalıya verilen 50.000 TL tutarlı 4005953 nolu çekin bankaya ibraz edilmediği, işlemsiz olarak iade edildiği, söz konusu çek tutarının 30.000 TL'sinin kendisine ödendiğinin davalı/karşı davacı tarafından beyan edildiği anlaşılmıştır. Böylece anılı çek bedelinden ödenmediği sabit olan bakiye 20.000-TL alacak yönünden karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken tümden reddine karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. Saptanan hukuksal durum kapsamında; HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında asıl dava yönünden usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, yapılan inceleme neticesinde asıl davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine, karşı dava yönünden davalı /karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/2 maddesi gereğince kısmen kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, ''Karşı davanın kısmen kabulüne, 20.000-TL alacağın 09/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davacı/ karşı davalıdan tahsili ile davalı/karşı davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, '' karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak, tarafların usuli kazanılmış hakları korunarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- Davalı/karşı davacı vekilinin istinaf isteminin KISMEN KABULÜNE, davacı/karşı davalı vekilinin istinaf isteminin ESASTAN REDDİNE,2- İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 18/10/2022 tarih, 2019/52 E., 2022/183 K. sayılı kararının HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,3- a-Asıl davanın REDDİNE, b-Karşı davanın KISMEN KABULÜNE,20.000-TL alacağın 09/11/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davacı/karşı davalıdan tahsili ile davalı/karşı davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;Asıl dava yönünden;4/a-Alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin yatırılan 44,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 571,00 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,4/c-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddolunan miktarlar üzerinden hesaplanan 200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Karşı dava yönünden;4/ç- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.366,20 TL karar harcının peşin yatırılan harçtan mahsubu ile fazladan yatırıldığı anlaşılan 2.390,85 TL'nin karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 4/d-Karşı davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 25,20 TL başvurma harcı, 25,20 peşin harç, 3,80 TL vekalet harcı, 2.200,00 TL bilirkişi ücreti, 100,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 2.354,20 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle, 1.177,10 TL'nin karşı davalıdan tahsiliyle karşı davacıya verilmesine, bakiye giderin karşı davacı üzerinde bırakılmasına, 4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davanın kabul edilen kısmı üzerinden 20.000,00 TL vekalet ücretinin karşı davalıdan tahsiliyle karşı davacıya verilmesine, 4/f- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddine karar verilen manevi tazminat davası yönünden 55.000,00TL vekalet ücretinin karşı davacıdan tahsiliyle karşı davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin yatırılan 179,90TL'nin mahsubu ile bakiye 435,50 TL harcın davacı/karşı davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/b-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalı/karşı davacı tarafça yatırılan maktu istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/c-İstinaf yargılaması için davalı/karşı davacı tarafından yapılan 492,00 TL istinaf yoluna başvurma harcının davacı/karşı davalıdan tahsiliyle davalı/karşı davacıya verilmesine,5/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- HMK'nın 333. maddesi gereğince bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay nezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 27/11/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2023/1082, K. 2025/1613, T. 27.11.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2023-1082-e-2025-1613-k-b07f7242e007