Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1015 E. 2025/2214 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1015
- Karar No
- 2025/2214
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2023/1015 Esas
KARAR NO : 2025/2214 Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI : 2020/270 Esas - 2023/215 Karar
TARİH: 21/03/2023
DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ: 25/12/2025
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Almanya menşeli ... marka sanayi tipi bulaşık makinalarının ve temizlik ürünlerinin Türkiye'deki satıcısı ve yetkili bayisi olduğunu, kimyasal ürün alımı taahhüdü karşılığında işletmelere konsinye (mülkiyeti devri olmaksızın kullanmak üzere) olarak bulaşık ve çeşitli temizlik makinaları verdiğini ve aynı zamanda belli mali promosyonlar sağladığını, davalı ile bu kapsamda anlaşma sağlandığını ve davalının münhasıran müvekkili şirketten ürün alım taahhüdü vermesine karşılık bulaşık makinalarının konsinye olarak davalıya teslim edildiğini, bu sayede davalı şirketin, bedelleri çok yüksek olan endüstriyel makineleri bedelsiz olarak temin ederek ticari faaliyetlerini çok daha kolay bir şekilde yürütebildiğini, müvekkil şirket ile davalı şirket arasında yapılan 30/05/2011 tarihli ana sözleşme ve 01/03/2016 tarihli tarihli ek sözleşme uyarınca, davalının işletmelerinde kullanılacak tüm bulaşık, kişisel ve genel temizlik ürünlerinin münhasıran müvekkilinden alınacağının kararlaştırıldığını, ana Sözleşmenin 5.10 maddesinde alıcının ... portföyündeki ürünler dışında başka bir marka ürün kullanamayacağının, aynı sözleşmenin "Başka Firmadan Mal Alma Yasağı" başlıklı 8._Maddesinde alıcının başka firmaların ürünlerini bedelli veya bedelsiz olarak satın almayacağını ve kullanmayacağının açıkça yazılı olduğunu, davalı şirketin başka firmadan mal almama yükümlüğünü ihlal ettiğini ve taahhütlerine uygun davranmadığını, bu durumun tarafların ticari defterleri ve faturalar incelendiğinde açığa çıkacağını, tüm bu durumlar üzerine Zeytinbumu 4. Noteri 05.11.2019 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile taraflar arasındaki sözleşmelerin davalının taahhütlerine aykırı olarak kaçak ürün kullanması nedeniyle ana sözleşmenin 9. Maddesi uyarınca tek taraflı olarak haklı nedenle feshedildiğini, cezai şartın ödenmesinin ve konsinye olarak bırakılan makinelerin 15 gün içinde iadesinin ihtaren bildirildiğini, ihtar üzerine davalının yedinde bulunan konsinye makineleri iade ettiğini; ancak sözleşmede belirtilen cezai şart bedelini ödemediğini, iş bu dava ile sözleşme gereği cezai şart bedelinin ödenmesini talep ettiklerini, bu bedellerin tahsili için taraflarınca arabuluculuk başvurusu yapılmışsa da anlaşma sağlanamadığını, açıklanan tüm bu nedenlerle sözleşmede yer alan alım taahhüdüne aykırı davranılması ve sözleşmenin bu nedenle feshedilmesi nedeniyle eksik alımdan dolayı oluşan mahrum kalınan karın tazmini amacıyla şimdilik 1.000 Euro'nun temerrüt tarihi oları 05.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle hirlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket, fiyat artırımında sözleşmenin 5.7 maddesine aykırı davranmak suretiyle sözleşmeyi ihlal etmiş olup, buna ilişkin her türlü yasal haklarını saklı tuttuklarını, m.5.7 ‘ye aykırılık nedeniyle elektronik posta yoluyla ve sözlü olarak yaptıkları görüşme taleplerinin karşılık bulmadığını, davacı şirketin fahiş fiyat politikası uyguladığının ve sözleşmenin 5.7 maddesini ihlal ettiğinin düzenlediği faturalarla da sabit olduğunu, müvekkil şirket tarafından davacı şirkete ürün satış fiyatlarının, piyasa koşullarına göre afaki ve fahiş derecede yüksek olduğuna, bu nedenle ürün fiyatlarının piyasadaki satış fiyatları dikkate alınarak revize edilmesine ilişkin iki görüşme talebi yapılmış olup, davacı şirket tarafından reddedildiğini, sonrasında ise taraflarına sözleşmedeki cezai şartlarla ilgili konunun iletileceği ihtarı yapıldığını, ayrıca fiyat revizesine ilişkin görüşme konusunda gerçeği yansıtmayan elektronik posta içeriğinin müvekkiline gönderildiğini, müvekkili şirket tarafından davacıya, açıkça fiyat revizesi için noter kanalı ile çağrıda bulunduğunu, ancak davacının çağrıya yanıt vermediğini, müvekkili şirketin zor şartlarda işletmenin devamını sağlamak gayesi ile farklı ürün kullanmak zorunda kaldığını, davalı tarafın “4. Noter 05.11.19 Tarihli ... Yevmiye Numaralı İhtarnamesi” ile sözleşmeyi tek taraflı olarak haklı neden ile feshettiğini söylediğini ve makinaların 15 gün içinde iadesi talebi ile cezai şart ödenmesi isteminde bulunduğunu, davacı taraf haklı neden ile sözleşmeden dönme ihtarı ve isteminde bulunmuş olsa da somut olaya bakıldığında ve sözleşmenin 5.7 ve 5.8 maddeleri karşısında davacının feshinin haklı nedene dayanmadığının açık olduğunu, açıklanan tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, yargılama giderlerinin davacıya yükletilmesine, vekalet ücretinin avukat olarak adlarına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:
İlk Derece Mahkemesi 21/03/2023 tarih ve 2020/270 Esas - 2023/215 Karar sayılı kararında; "Dava; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin ihlali nedeni ile cezai şart istemine ilişkindir.Uyuşmazlığın taraflar arasında imzalanan 30/05/2011 tarihli sözleşme ve bu sözleşmenin uzatılmasına dair 01/03/2016 tarihli protokolden kaynaklandığı anlaşılmıştır.Taraflarca imzalanan 30/05/2011 tarihli sözleşme ile, davalının 5 yıl süre ile sahibi olduğu MİDPOİNT markalı işletmelerde kullanacağı çamaşır, bulaşık, genel ve kişisel temizlik ürünlerini münhasıran davacıdan almayı, davacının ise sözleşme konusu ürünleri %65 iskontolu olarak davalıya satmayı üstlendiği, sözleşmenin 8. maddesi ile davalının sözleşme süresince başka firmalara ait aynı nitelikteki ürünleri bedelli veya bedelsiz kullanmayacağı, kullanması durumunda bu durumun davacıya sözleşmeyi tek taraflı olarak fesih yetkisi tanıdığı ve 9. maddesi ile davalının sözleşme yükümlülüklerini ihlal etmesi halinde davacıya 10.767 Euro +KDV cezai şart ödeyeceğinin , 01/03/2016 tarihli protokol ile sözleşmenin 5 yıl süre ile uzatılmasının ve sözleşmede yer alan cezai şart miktarının 23.536,00 Euro olarak değiştirilmesinin kararlaştırıldığı, davalı tarafından gönderilen Antalya 3. Noterliği'nin 04/11/2019 tarihli ihtarnamesi ile fiyat revizesi hakkında yapılan görüşme taleplerine olumsuz cevap verilmesi nedeni ile revize hakkında görüşmek için 5 gün içerisinde dönüş yapılması aksi halde sözleşmelerde belirtilen ürünlerin 10 iş günü içeresinde iade alınmasının ihtar edildiği ve davacının Zeytinburnu 4. Noterliği'nin 05/11/2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile sözleşmenin 9. maddesi gereği sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini, 23.536 Euro cezai şartın 3 gün içerisinde ödenmesi ve davalıda bulunan konsinye ürünlerin 7 gün içerisinde teslim edilmesini bildirdiği anlaşılmıştır. Davalının ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme neticesinde SMMM bilirkişi... tarafından düzenlenen 23/03/2021 tarihli bilirkişi raporu ile, davalının sözleşmenin feshinden önce 25/09/2019 tarihinden itibaren benzer ürünleri dava dışı ... Ltd. Şti'den temin etmeye başladığı, davacıdan aldığı 9 ürünü %62,22 oranında daha ucuza temin ettiği ve davalının 31/12/2019 tarihi itibariyle 696.114,72 TL borca batık olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 02/06/2022 tarihli rapor ile, davalının sözleşmenin 8. maddesini ihlal etmesi nedeni ile 9. maddesi uyarınca cezai şart ödemekle yükümlü olduğu ve cezai şartın davalının ekonomik mahfına neden olacağı tespit edilmiştir, Tüm dosya kapsamı ve yukarıda yapılan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde, davalının, dava dışı firmadan taraflar arasındaki sözleşemeye konu ürünleri 25/09/2019 tarihinden itibaren almaya başladığının bilirkişi raporu ile tespit edildiği, bu hali ile davalının sözleşmenin 8. maddesinde düzenlenen başka firmadan mal alma yasağını ihlal ettiği ve sözleşmenin 9. maddesi ile 01/03/2016 tarihli protokolün 3. maddesi gereği 23.536,00 Euro cezai şart ödemekle yükümlü olduğu, davalının davacının piyasa şartlarına ve sözleşme hükümlerine göre fahiş fiyat artışı yaptığı savunmasının, bu nedenle sözleşmeyi fesih iradesi gösterdiği 04/11/2019 tarihinden önce başka firmadan ürün almaya başlaması nedeni ile dinlenemeyecek olması, bilirkişi raporları ile 23.536,00 Euro cezai şartın davalının ekonomik mahfına neden olacağının tespit edildiği ancak eldeki davada 1.000 Euro ceza şart talep edilmiş olması dikkate alınarak davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur."gerekçesi ile, ''1-Davanın KABULÜ ile, 1.000,00 Euro ' nun 10/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi aşmamak üzere 3095 sayılı Kanunu' nun 4/a maddesi uyarınca işleyecek faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, '' karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket ile davalı arasında ticari ilişkinin 30.05.2011 tarihli Ana Sözleşme ile başlamış olup 01.03.2016 tarihli Ek Sözleşmenin devam ettiğini, sözleşmenin 5.7 maddesinin “... kendi etiketlerini taşıyan ürünler ile ilgili fiyat değişikliklerini her 6 ayda bir İTO’nun açıkladığı yıllık TÜFE fiyatları oranında arttıracaktır. Diğer marka ürünler için söz konusu firmanın piyasaya satış fiyatı geçerli olacaktır.”; sözleşmenin 5.8 maddesinin “ Herhangi bir devalüasyon durumunda EURO kuru baz alınarak ve karşılıklı görüş birliğine varılarak fiyat değişikliğine gidilecektir.” düzenlemesini içerdiğini, müvekkili şirketin sözleşme bedeli için uzunca bir süre davalı şirket ile görüşme talebinde bulunmasına karşın davacı şirketle görüşme sağlanmadığını ve son çarenin fesih olduğunu; sözleşmenin madde 5.7 ‘ye aykırılık karşısında elektronik posta yoluyla ve sözlü olarak yapılan taleplerin karşılık bulmadığını; iki görüşme talebi yapılmış olup, davalı şirket tarafınca reddedildiğini, mahkemenin sadece ihtar tarihini esas alarak 9 ayda alımların başladığı gibi bir gerekçe ile başvuruları görmezden gelmesinin hatalı olduğunu, bu durumun 08.12.2021 tarihli ayrık rapor sunan Ekonomi Hukuk Uzmanı Ticaret ve Borçlar Hukuku Öğretim Üyesi Dr. ... Raporu ile de ortaya konulduğunu; müvekkili şirketin sözleşme konusu ürün bedellerinin sözleşme aykırı olduğu ve sözleşmenin devamının çekilmez hale geldiği sabit olarak davacı şirket ile acil ve hemen çözüm görüşme talebinde bulunmasına karşın davacı şirketle görüşme sağlanamadığının, müvekkilin oyalandığının ispat edilmiş halde olduğunu; sözleşme müvekkili şirket tarafından haklı nedenle fesih şartları doğduğunu; davanın redde matuf olduğunu, HMK 199. maddesinin “Uyuşmazlık konusu vakıaları ispata elverişli yazılı veya basılı metin, senet, çizim, plan, kroki, fotoğraf, film, görüntü veya ses kaydı gibi veriler ile elektronik ortamdaki veriler ve bunlara benzer bilgi taşıyıcıları bu Kanuna göre belgedir.” düzenlemesini içerdiğini, müvekkili şirket tarafından uzunca aramalardan sonra cevap alınamaması üzerine 22.10.2019 ve 23.10.2019 tarihli maillerde verilen ürünlerin piyasa şartlarının %50-60 oranında daha fazla fiyatlandırılmış olduğunun bildirildiğini ve de piyasaya hakim üç şirketin fiyatlarının sunulduğunu, bu fiyatların incelenerek fiyatların revizesinin talep edildiğini, davacı tarafından cevaben 24.10.2019 tarihinde gönderilen maillerde “Daha önce indirim talebiniz ile ilgili mümkün olabileceğini şartların görüşülebileceği Sercan bey’e ilettik. Şirket Sahibinin yurt dışında olduğunu geldiğinde görüşülebileceğini söyledik. 10 gün sonra görüşmek istediğimizde geç oldu biz kafamızda bitirdik görüşülebilecek bir şey yok cevabını aldık randevu talebimiz red edildi. Bir sonraki görüşmemizde de makineleri söktük gelip alır mısınız oldu. Sözleşmedeki cezai şartlarla ilgili bu hafta konuyu avukata danışıyoruz.” dendiğini, davacı şirketin, fiyat artırımında sözleşmenin 5.7 maddesine aykırı davranmakta ısrar ettiği, sözleşmeyi ihlal ettiği açıkça ortaya konmuş halde iken mahkeme kararının hukuken kabul edilemeyeceğini; davacı tarafın, müvekkili zarara uğrattığını ve ısrarla zarara uğratacak halde kalmaya devam ederek sözleşmeyi çekilmez ve katlanılmaz hale getirmiş olduğunu, müvekkili şirketin, zor şartlarda işletmenin devamını sağlamak ve davacının fahiş fiyat uygulamasını ispat etmek amaçlı hareket gayesi ile farklı ürün kullanmak zorunda kalmasının 9 aydan itibaren kullanmış olduğu gerekçe yapılmasının hatalı olduğunu,
Davacı ile Müvekkili Şirket arasında tek satıcılık başka ifade ile “bayilik”, ”distribütörlük” sözleşmesi imzalanmadığını; yapılan sözleşmenin müvekkili aleyhine ve zararına olacak şekilde her ne şartla olursa olsun müvekkilinin bir tek davacıdan ürün alması zorunluluğu şeklinde sözleşmenin yorumlanamayacağını ve bu sözleşmeye dayalı cezai şartın kabul edilemeyeceğini, davacının tutumunun ticari hayata ve iyi niyet kurallarına oldukça aykırı olduğunu, müvekkili şirketin kendisi açısından aleyhe değişen piyasa koşullarının varlığı ve davacı tarafından her türlü zarara uğratıldığı ve devamla ve ısrarla uğratılmaya çalışıldığı dosya içeriği sabit olduğunu, TBK 138 maddesinin; Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hakimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır. Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır." düzenlemesini içerdiğini, 30.05.2011 tarihli ana sözleşme tarihinde ... Bankası döviz kurlarına göre; 1 euro alış: 2,2769.TL., euro satış: 2.2879.TL, efektif alış: 2,2753.TL, efektif satış: 2.2913.TL olduğunu; 01.03.2016 tarihli ek sözleşme tarihinde ... Bankası döviz kurlarına göre: 1 euro alış: 3.202.TL., 1 euro satış: 3.2080.TL., efektif alış: 3200TL., efektif satış: 3.2128.TL olduğunu; 12.06.2020 dava tarihinde ... Bankası Döviz Kurlarına göre 1 euro alış: 7.7097.TL., 1 euro satış: 7.7256.TL., efektif alış: 77043.TL., efektif satış: 7.7352.TL olduğunu, 2021 tarihi itibari 17.196 bandında olan bir Euro kurundan bahsetmekte olduklarını, Ülkedeki ticari hayata devletin müdahalesine emsal olması bakımından; 85 nolu Cumhurbaşkanlığı Kararının yürütülmesi için Hazine ve Maliye Bakanlığınca çıkarılan 06.10.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren ve Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 sayılı karara ilişkin tebliğ (tebliğ no: 2008-32/34)’de değişiklik yapılmasına dair tebliğ (TEBLİĞ NO: 2018-32/51), ‘nin değiştirilen 8/24 maddesini; “Bu madde uyarınca sözleşme bedeli ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülükleri döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması mümkün olmayan sözleşmelerde yer alan bedeller Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın Geçici 8 inci maddesi kapsamında Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenirken mutabakata varılamazsa; akdedilen sözleşmelerde döviz veya dövize endeksli olarak belirlenen bedeller, söz konusu bedellerin 2/1/2018 tarihinde belirlenen gösterge niteliğindeki Türkiye Cumhuriyet ... Bankası efektif satış kuru kullanılarak hesaplanan Türk parası cinsinden karşılığının 2/1/2018 tarihinden bedellerin yeniden belirlendiği tarihe kadar Türkiye İstatistik Kurumunun her ay için belirlediği tüketici fiyat endeksi (TÜFE) aylık değişim oranları esas alınarak artırılması suretiyle belirlenir.” düzenlemesini içerdiğini, Davacının feshinin haklı nedene dayanmadığı açık olmakla birlikte, kabul anlamına gelmemek üzere cezai şart tutarının fahiş olduğunu; davacının sattığı ürünlerden sözleşmeye aykırı olarak yüksek kazanç elde ettiğini, sözleşmeyi ihlal ettiğini, buna karşılık cezai şart talebinde bulunmasının hukuka ve sözleşme uygun olmadığını; hiç kimsenin sözleşmeye aykırı tutumundan ve kusurundan menfaat sağlayamayacağını (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2013/1808 E. , 2014/600 K.)İleri sürerek yukarıda açıklanan ve resen gözetilecek sebeplerle yerel mahkeme kararının ortadan kaldırılarak davanın istinaf mahkemesinde yeniden görülmesine ve talepleri doğrultusunda davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesine, davanın istinaf mahkemesinde yeniden görülmesi mümkün değilse, hükmün bozulmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere yerel mahkemeye gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; taraflar arasındaki 30/05/2011 tarihli sözleşme ile bu sözleşme süresinin uzatılmasına ilişkin 01/03/2016 tarihli ek protokolün haklı nedenle feshedildiğinden bahisle cezai şartın tahsili istemine ilişkin kısmi dava olup, mahkemece davanın dava dilekçesinde talep edilen cezai şart tutarı üzerinden kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri, cevap dilekçesindeki savunmaları tekrar ile; davacının sözleşmenin 5.7 ve 5.8 maddelerine aykırı fahiş fiyat politikası uyguladığı, revizyon taleplerini olumlu karşılamadığı, bu nedenle piyasadan uygun fiyata ürün temin edilmek zorunda kalındığı, sözleşmenin haksız feshedildiği, cezai şart talep koşullarının bu nedenle oluşmadığı, aksi kabulde sözleşmede kararlaştırılan cezai şart tutarının fahiş olduğu yönündedir. Dosya içeriği belgelere göre; taraflar arasında davacının davalıya ... marka bulaşık makinesi ürünlerini, bu markanın liste fiyatı üzerinden iskontolu olarak temin etmesi, sözleşme bitiminde ise makinelerin davacıya iadesi amacıyla 30/05/2011 tarihli sözleşme imzalandığı, sözleşmenin 5.10 uncu maddesinde davalının anılan marka portföyündeki ürünleri kullanmak zorunda olduğunun, başka marka ürün kullanmayacağının, sözleşmenin 8 inci maddesinde ise yine davalının anılan marka ürünleri dışında ürün kullanmayacağının, başka firma ürünlerini bedelli veya bedelsiz olarak temin etmeyeceğinin ve satın almayacağının, aksi halde davacının sözleşmeyi ihtara gerek olmaksızın tek tarfalı feshedebileceğinin, bu durumda sözleşmenin fesih ve cezai şart başlıklı 9 uncu maddesinin uygulanacağının kararlaştırıldığı, sözleşmenin 9 uncu maddesinde ise sözleşmenin davacı tarafından haklı nedenle feshedilmesi veya davalı tarafından herhangi bir sebeple süresinden önce feshedilmesi halinde 10.767,00-Euro cezai şartın davalı tarafından davacıya ödeneceğinin kararlaştırıldığı, taraflar arasındaki 01/03/2016 tarihli ek protokol ile ana sözleşme süresinin beş yıl uzatılması, 30/05/2011 tarihli ana sözleşmenin protokol ile değiştirilenler haricinde tüm hükümlerinin geçerli olması, bu ana sözleşmenin 9 uncu maddesindeki cezai şart tutarının ise 23.536,00-Euro olarak değiştirilmesi hususlarında tarafların mutabık kaldıkları, taraf defterleri üzerinde yapılan mali bilirkişi incelemesi neticesinde davalının sözleşmenin 5.10 ve 8 maddelerine aykırı olarak 25/09/2019 tarihinde dava dışı bir firmadan Diversey marka ürün satın almaya başladığının tespit edildiği, bu hususun davalının da kabulünde olduğu, davalı yan davacının sözleşmenin 5.7 ve 5.8 maddelerine aykırı fiyat belirlediği ve revizyon için yapılan görüşme taleplerini olumsuz karşıladığını ileri sürmüş ise de; davalının davacı tarafından sözleşme süresi boyunca gönderilen faturalardaki fiyatlara itiraz ettiğine dair herhangi bir delil sunmadığı, öte yandan ana sözleşmenin 5.8 maddesinde yer alan "Herhangi bir devalüasyon durumunda EURO kuru baz alınarak ve karşılıklı görüş birliğine varılarak fiyat değişikliğine gidilecektir." hükmü kapsamında davacı tarafa gönderdiği maillerin Ekim 2019 tarihli oldukları, davalının ise Eylül 2019 tarihinde dava dışı firmadan farklı marka ürün alımı yaptığının sabit olduğu, buna göre davacı tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş bulunduğu ve 30/05/2011 tarihli sözleşmenin 9 ve ek protokolün 3 üncü maddesinin son paragrafı uyarınca 23.536,00-Euro cezai şart alacağının doğduğu, mahkemece davalı defterleri üzerinde yaptırılan mali bilirkişi incelemesi neticesinde anılan cezai şartın kayden borca batık durumda olan davalının ekonomik yönden mahvına sebep olacağının tespit edilmiş bulunduğu ve fakat davacının kısmi dava olarak ikame ettiği davasında 1.000,00-Euro talep etmiş bulunması nedeniyle, bu tutar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, davalı tarafından ileri sürülen istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Sonuç itibariyle; ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da saptanmadığından davalı yanın istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40-TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 435,50-TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 25/12/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.