Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2023/1015 E. 2025/1530 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2023/1015
- Karar No
- 2025/1530
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2023/1015
KARAR NO : 2025/1530
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 08/02/2023
NUMARASI : 2021/634 E. - 2023/117 K.
DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/11/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin haberi olmadan şüpheli ... tarafından müvekkili lehtar gösterilerek ekte fotoğrafını sundukları ... Gaziosmanpaşa şubesine ait çek düzenlenmiş olup işbu çek sonradan müvekkilinin imzası taklit edilerek ciro edildiğini, sonrasında tekrar ciro işlemleri yapılarak en son şüpheli ... Gıda San. Ve Tic. Ltd. Şti. tarafından Gaziosmanpaşa 6. İcra Dairesi ... E. numarası ile icra takibi başlatıldığı, müvekkilin böyle bir çekten 01/10/2021 tarihinde icra ödeme emri kendisine tebliğ edildiğinde haberi olduğu ve öncesinde böyle bir çekle işlem de yapmadığı ve keşideci ve cirantaların hiçbirisiyle herhangi bir tanışıklığı olmayıp isimlerini dahi ilk defa duyduğu, davalı taraf müvekkili borçlu göstermek sureti ile Gaziosmanpaşa 6. İcra Dairesi ... E. Numaralı takip dosyasıyla, 36.500,00 TL bedelli takibe konu çek ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlattığı, takibe konu çekteki imza müvekkiline ait olmadığı, esasen şöyle bir göz gezdirildiğinde dahi söz konusu imzanın müvekkilin ismindeki harfleri içermediği görülmediği ve çek üzerinde lehtar olarak adı yazanı ve diğer cirantaları, müvekkili hiçbir şekilde tanımadığı ve bu kişilerle hiçbir zaman hiçbir ilişkisi olmadığı, sahte imzadan ötürü Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda da bulunulduğu, öncelikle, davaya konu çeke dayalı olarak başlatılan icra takibinin öncelikle teminatsız olarak tedbiren durdurulmasına, aksi kanı hasıl olursa mahkemenizce uygun görülecek teminat miktarı ile durdurulmasına, haklı davanın kabulü ile, müvekkilin Gaziosmanpaşa 6. İcra Dairesi ... E. Numaralı takip dosyasıyla ilgili olarak alacağın tamamına ilişkin davalıya borcu olmadığının tespitine, 30/06/2021 düzenleme tarihli takibe konu 36.500,00 TL bedelli çekin ve Gaziosmanpaşa 6. İcra Dairesi ... E. Numaralı takibin iptaline, kötü niyet ile hareket ederek müvekkili zor durumda bırakan ve ticari hayatını olumsuz etkileyen davalının %20'den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin çeki kendisine ciro eden dava dışı ...'ya mal satmış satım bedeli olarak da bahse konu çeki teslim aldığını, çeki kendisine ciro eden Murat dışındaki cirantaların imzasını huzurda alması mümkün olmadığı gibi müvekkili şirkettin böyle bir yükümlülüğünün de bulunmadığını, müvekkili şirket, davacı lehtarla keşideci arasındaki ticari ilişkiyi veya davacının imzasını muayene, tetkik imkanı bulunmadığından bu konuda bir beyanda bulunulması da mümkün olmadığı davacının imzasının sahte olup olmadığı bilirkişi incelemesi neticesinde ortaya çıkacağı, diğer yandan davacı taraf, takibe konu çekin çalındığından bahisle suç duyurusunda bulunduklarını beyan etmiş ancak buna dair herhangi belge ibraz etmediği, müvekkili kendisinden önce senedi cirolayan imzaları araştırmak ile yükümlü olmadığından dava açılmasında herhangi bir sorumluluğu mevcut olmayıp davalıya karşı takip başlatılmasında kötüniyet bulunmadığından huzurdaki davanın açılmasına da tarafımız sebebiyet vermediği, yukarıda arz ve izah edilen gerekçelerle müvekkilin senetleri ciro yolu ile elde ettiği ve dava açılmasına sebebiyet vermediğinin nazara alınmasına, senetteki cirantalara karşı savcılığa şikayet hakları saklı kalmak üzere, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine, işbu davaya konu takip mahkemenin kararı doğrultusunda durdurulmuş olup müvekkili şirketin alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararının giderilmesi amacıyla davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde kötüniyetli olan davacı aleyhine takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
İlk derece mahkemesi 2021/634 esas, 2023/117 karar sayılı, 08/02/2023 tarihli kararı ile; "Dosya kapsamı ile inceleme usulüne göre denetime elverişli bulunan bilirkişi raporunda, dava konusu olup, icra takibine dayanak yapılan çekte davacıya atfen atılan imzanın davacıya (lehtar/ilk ciranta) ait olmadığı tespit edilmiş olmakla, imza inkarının mutlak def'ilerden olduğu ve herkese karşı ileri sürülebilir niteliği de gözetilerek menfi tespit talebi yönünden davanın kabulü ile; davacının dava konusu çek nedeniyle borçlu olmadığının tespitine, takibin iptaline yönelik talep yönünden Mahkememizin yetkisi bulunmadığı, söz konusu talebin takip hukukuna ilişkin olduğu gözetilerek bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, her ne kadar davacı tarafça kötü niyet tazminatı talebinde bulunulmuş ise de, takip alacaklısı davalının açıkça kötü niyetli olduğu hususu davacı tarafça ispatlanamadığından, davanın KABULÜ ile; Gaziosmanpaşa 6. İcra dairesinin ... Esas sayılı icra takibine dayanak ... Gaziosmanpaşa Şubesine ait E1-... çek seri numaralı, 30/06/2021 keşide tarihli, 36.500,00 TL bedelli çek sebebiyle davacı ...'ın borçlu olmadığının tespitine,Şartları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine,Takibin iptaline yönelik talep yönünden Mahkememizin yetkisi bulunmadığı gözetilerek bu hususta karar verilmesine yer olmadığına" karar vermiştir.
İSTİNAF:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı borçlu tarafından ciro edilen çekin bankaya ibraz edilip ödeme alınamaması üzerine, çekte ciroları bulunan borçlular aleyhine takip başlatıldığını, bunun üzerine borçlu, takip konusu çekteki imzasına itiraz ettiğini mahkemece eksik inceleme ile tanzim edilmiş bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kabulüne karar verildiğini, inkar edilen imzanın atıldığı tarihten öncesine ilişkin belgelerin incelenmesi gerektiğini, senet üzerinde mevcut olan imza karşılaştırılan imzalar ile benzemediğini, imzanın davacıya ait olup olmadığının tespitini yapabilecek kurum Adli Tıp Kurulu olduğundan, dosyanın yeterli incelemeyi ve değerlendirmeyi içeren yeni bir rapor hazırlanması için ilgili kuruma gönderilmesi tarafça talep edilmiş ise de itirazları nazara alınmadığını, dava konusu çek incelendiğinde görüleceğini müvekkili şirket davacı lehtardan sonraki 3. ciranta olan hamil olduğunu, müvekkili çeki kendisine ciro eden dava dışı ...'ya mal satmış satım bedeli olarak da bahse konu çeki teslim aldığını, müvekkili şirketin çeki kendisine ciro eden Murat dışındaki cirantaların imzasını huzurda alması mümkün olmadığı gibi müvekkili şirkettin böyle bir yükümlülüğü de bulunmadığını, bu nedenle davacı dahil çek üzerindeki imzaların sahteliği tespit edilse dahi müvekkili şirketin bir sorumluluğunun doğması mümkün olmadığını, dosyada mübrez sevk irsaliyesi ve faturadan anlaşılacağı üzere müvekkili şirket iyi niyetli hamil olduğunu, davacı ile de kambiyo ilişkisi dışında herhangi bir ticari ilişkisi bulunmadığını, müvekkili kendisinden önce senedi cirolayan imzaları araştırmak ile yükümlü olmadığından dava açılmasında herhangi bir sorumluluğu mevcut olmayıp davalıya karşı takip başlatılmasında kötüniyeti bulunmadığından huzurdaki davanın açılmasına da taraflarına sebebiyet vermediğini, istinaf taleplerinin kabulü ile mahkemece verilen kararın aleyhe hususlarının kaldırılmasını, müvekkilin senetleri ciro yolu ile elde ettiği ve dava açılmasına sebebiyet vermediğinin nazara alınarak müvekkili aleyhine kötüniyet tazminatının haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesi sunmamıştır.
GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava; İİK'nın 72. maddesi kapsamında icra takibine dayanak çek üzerindeki imza inkarına dayalı olarak menfi tespit istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulduğu görülmüştür. İmza inkarına konu olan çek yönünden grafolog bilirkişi marifeti ile inceleme yapıldığı, Gaziosmanpaşa 6. İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takibine dayanak ... Gaziosmanpaşa şubesine ait, E1-... çek seri numaralı, 30/06/2021 keşide tarihli, 36.500-TL bedelli çekte lehtar/ 1. ciranta olarak görünen davacı ...'a atfen atılmış imzanın (S) harfi tersimi ve gayrimuntazam grama ile oluşturulmuş, bukleli noktalama ile bitirilen vitalitesi geri, basit yapılı bir imza olduğu, söz konusu ...'a ait mukayese imzaların tümünün çekin keşide tarihinden önce ve sonraya ait, geniş zaman dilimlerini kapsayan, değişik belgelere atılmış, kendi aralarında imza yapısı ve şekli itibariyle uygunluk ve benzerlikler gösteren, işlek ve süratli karakteristik imzalar oldukları, tetkik konusu imzanın vitalitesinin geri ve belli bir karakter ihtiva etmeyen tersimlerden ibaret olduğu, baş tarafında mevcut (S) harfinin mukayese imzalarda bulunmadığı, mukayese imzaların daha işlek, daha süratli ve karakteristik oldukları, imzaların genel yapısı ve oluşturdukları grama tersimlerinin yapısı ve itiyatlarının da farklı olduğu, imzaların tersim biçimi, ebadı,eğimi,işleklik derecesi, yönü, doğrultusu, seyir, sür'at, istif, alışkanlıklar ve baskı derecesi bakımından aralarında uygunluk ve benzerlikler bulunmadığı, davacıya atfen atılmış imzanın dosyada mevcut mukayese imzalara kıyasla davacının eli ürünü olmadığı yönünde görüş bildirildiği anlaşılmıştır. Somut uyuşmazlık imza inkarına dayalı olmakla hukuki ilişkinin varlığını, çek üzerindeki imzanın borçlu tarafa ait olduğunu ispat yükü davalı tarafın üzerinde olup “imzanın sahte olması” iddiası senetteki taahhüdün geçersizliğine yönelik mutlak def'i niteliğinde olmakla imzasını inkar eden tarafından, iyi niyetli olsa dâhi herkese karşı ileri sürülebilecektir. İmza incelemesi yönünden öncelikle kambiyo senedinin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler mukayeseye esas alınmak sureti ile bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin, istinaf ve temyiz kanun yolu denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle desteklenmesi gerekmektedir. Bu açıklamalar ışığında dosyaya bakıldığında mevcut raporun yeterli incelemeye dayalı olduğu, yeniden rapor alınması gerektirir aksi yönde bir delilin bulunmadığı, çekteki lehtar imzasının davacının eli ürünü olmadığının kesin olarak tespit edildiği, buna göre yeniden inceleme yapılması gerektiğine yönelik istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Nitekim dava konusu çekte davacıya atfen atılı imzanın sahte olduğu, sahtelik iddiasının mutlak defilerden olup herkese karşı ileri sürülebileceği, dolayısıyla davalının iyiniyetli hamil olduğu yönündeki savunmasının dinlenemeyeceği, bu kapsamda, davacının dava konusu çekten dolayı sorumluluğunun bulunmadığı saptanmıştır. Her ne kadar davalı vekili tarafından dava açılmasına sebebiyet verilmediğinden bahisle davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesinin gerektiği ileri sürülmüş ise de HMK’nın 326/1. maddesi uyarınca yargılama giderlerinin kural olarak aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilmesi gerekmekte olup somut olayda HMK’nın 312/2. maddesi yasal koşullarının da bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu kapsamda dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/02/2023 tarih ve 2021/634 E., 2023/117 K. sayılı kararına karşı, davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.562,63 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 890,66 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.671,97 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 13/11/2025