Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/885 E. 2008/325 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/885
- Karar No
- 2008/325
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO:2024/2059 KARAR NO:2024/2316 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:14/05/2024 NUMARASI:2023/837 Esas - 2024/375 Karar DAVA:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ:30/12/2024 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 19.06.2009 tarihinde saat 15:35 sıralarında, dava dışı ... adına tescilli ... plakalı araç, sürücü ... sevk ve idaresinde iken, İzmir- Aydın otoban yolunda ... Tünelini geçtikten sonra emniyet şeridinde park halinde bulunurken, davalı ...'e ait ... plakalı aracın çarpması sonucu araç içerisinde olan ve araçta yolcu konumunda bulunan davacı müvekkil yaralandığını, bu hususta İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2022/885 E. dosyasında görülen, davalıların ... ve ... A.Ş. (...'ın o dönemdeki sigortasıdır) derdest bir dava bulunmakta olup derdest davada alınan ATK ve bilirkişi raporlarında ilgili dosyada taraf olmayan ...'in %100 kusuruyla kazaya sebebiyet verdiğinin tespit olunmasından mütevellit, görülen lüzum üzerine huzurdaki dava ... ve ...'in trafik kaza tespit tutanağında görüldüğü üzere o dönemki ... Şirketi olan ... A.Ş.'ye yöneltildiğini belirterek iş bu dosyanın HMK'nın 166. Maddesi gereğince ilk dava dosyası olan İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2022/885 E. dosyası birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkilini %100 kusurlu ise de davacının da müterafik kusurunun bulunduğunu ve zararının müvekkil tarafından tazmin edildiğini, borcunun bulunmadığını, davacı otosunda arızalı kaydı bulunmasa bile sürücüsü bulunmadığı tespit edilen taşıtın trafik yönetmeliği 116.maddesine göre önleyici tedbir almadan park edildiği kaza tutanağında sabit olduğunu, kazanın üzerinden 15 yıl geçtiğini, maluliyetin kaza ile ilintili olmadığını, kaza ile ilgili olarak KYOK kararı verildiğini, hak düşürücü ve zamanaşımı sürelerinin dolduğunu, ayrıca ceza zamanaşımı sürelerinin de dolduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davada hukuki yararın bulunmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, dava dilekçesinde bahsi geçen ... plaka sayılı aracın müvekkil sigorta şirketi nezdinde poliçesi tespit edilemediğini, müvekkil sigorta şirketinin sorumluluğunun, sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, sigortalı aracın sürücüsünün kusuru yoksa işletene düşen bir sorumluluğun olmadığını, geçici iş göremezlik tazminatının teminat kapsamı dışında olduğunu, davacının geçici iş göremezlik, geçici dönem bakıcı gideri tazminatı talebi olması halinde reddi gerektiğini, davacının 19.06.2009 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde herhangi bir maluliyete uğramadığını, ATK'dan maluliyet ve kusur raporu alınması, davacının emniyet kemerinin takılı olmaması halinde hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması, davacı yolcu konumunda olup olmadığına ilişkin tespit yapılıp, sonuca göre %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, ceza dosyasında uzlaşmanın sağlandığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Açılan davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Kural olarak ceza dosyasının varlığı orada şahsi hak istenmedikçe zamanaşımını kesmeyeceğini ancak zamanaşımı süresi dolmuş olsa bile ceza davası devam ederken hukuk davasının açılması halinde zamanaşımından söz edilemeyeceğini, ceza davası devam ettiği sürece zarar görenin o davaya katılma yoluyla tazminat isteme hakkı olduğunu, Germencik Cumhuriyet Başsavcılığında görülen soruşturma dosyası da zamanaşımını kestiğini, olay günü yani 19.06.2009 tarihinde Bölge Tq. Denetleme Aydın Şube Müdürlüğü tarafından hazırlanan ve dilekçe ekine sunulan tutanaklar incelendiğinde, ... plakalı araç sürücüsü 2918 sayılı KTK'nın ilgili hükümlerine riayet etmeden şeridini ihlal ederek ve seyir etmemesi gereken emniyet şeridinde seyahat ederek, kazaya kusuruyla sebebiyet verdiğini, yolcu konumundaki davacının kazaya ilişkin hiçbir kusuru bulunmadığını, davacının sağlık kurulu raporunu almadan önce bir tazminat davası açması mümkün olmadığını, çünkü (bu raporlardan) davacıda tespit olunan cismani zararın niteliği ile gerçek kapsamının öğrenildiği (rapor tarihi) zamanaşımının başlangıcına esas tutulması gereken bir tarih olduğunu, davanın esasına girilmeden zamanaşımı iddiasıyla reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacının adına vekaleten 16.11.2022 tarihinde açılan dava on yıllık zamanaşımı süresinde açılan zamanaşımı süresini durdurduğunu, iki araç arasında meydana gelen kazadan dolayı müvekkilinin uğradığı maluliyet, maddi ve manevi zarar tespitine ilişkin taleplerimiz zamanaşımına uğramadan süresi içinde talep edildiğini, davalı, kazaya kusuruyla sebebiyet veren araç sahibi ve işleten olarak kaza nedeniyle zarar görenin tüm zararlarını gidermekle yükümlü olduğunu, kazaya sebebiyet veren ... plakalı araç sürücüsü ...'in kazada kusurlu olduğunu, sunulan emsal kararlar gereği hem ceza zamanaşımı kesici nitelikte olup hem de hukuk davası zararın ve sorumlunun öğrenildiği sürelere riayet edilerek dava ikame edildiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Davalı ...Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; zamanaşımı hukuki niteliği itibariyle maddi hukuktan kaynaklanan bir def’i olup usul hukuku anlamında ise bir savunma aracı olduğunu, zamanaşımı usule müteallik bir mesele olmadığını, zamanaşımı hakkın esasına müteallik bir mesele olduğunu, iki araç arasında meydana gelen kazadan dolayı davacının maluliyet ve manevi zarar tespitine ilişkin taleplerinin zamanaşımına uğramış olması gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğini, mahkemece yapılan bu değerlendirme işin esasına yönelik bir değerlendirme olup, doğrudan dava şartı yokluğu nedeniyle usulden verilmiş bir ret kararı niteliğinde olmadığını, yerel mahkemenin davanın zamanaşımı nedeniyle usulden reddi yönünde kurduğu hüküm yerinde olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur.Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.2918 Sayılı KTK.nun 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar" hükmü, yine aynı Kanun'un 109/2. maddesinde ise "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından, sürücü ve diğer sorumlular arasında bir ayrım yapılmamış, kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür.Ceza Kanunu'nda öngörülen daha uzun ceza zamanaşımı (uzamış zamanaşımı) süresi, olay tarihinden itibaren işlemeye başlar. Sürenin işlemeye başlaması için zarar görenin zararı ve onun failini öğrenmesi gerekmez. Ancak zarar ve onun faili, uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmiş ise davanın, öğrenme tarihinden itibaren 2 yıllık süre içerisinde açılması gerekir.Zararın ve failin uzamış zamanaşımı süresinin bitmesinden sonra öğrenilmesi halinde, tazminat talebinin, öğrenme tarihinden itibaren 2918 sayılı yasanın 109. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ileri sürülmesi gerekmektedir.Öğrenme tarihinden itibaren, yeni bir uzamış zamanaşımı süresi işlemez (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 16/04/2008 Tarih 2008/4-326 E. 2008/325 K. sayılı kararı).Eyleme uyan taksirle yaralama suçunun ceza davası zamanaşımı süresi 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e maddesine göre 8 yıl olduğundan açılan dava 8 yıllık dava zamanaşımı süresine tabidir.Haksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andır. Zararın öğrenilmesi kavramıyla kastedilen ise haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesi olup, bu bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi yoktur. Bedensel zararın (yaralanmanın) gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/4765 Esas ve 2021/7355 Karar sayılı kararı).Somut uyuşmazlıkta davalılar cevap dilekçesinde süresinde zamanaşımı defi ileri sürmüştür.Yaralamalı trafik kazası 19/06/2009 tarihinde gerçekleşmiş, dava ise 22/11/2023 tarihinde açılmıştır. Davacının dava açtığı tarihte, kaza tarihinden dava tarihine kadar 8 yıldan fazla bir süre geçtiği ve bu şekilde uzamış zamanaşımı süresinin de dolduğu görülmektedir. Davacının olay nedeniyle uğradığı zararın kapsamını öğrendiğini belirttiği 03/01/2013 tarihli maluliyet raporunun 8 yıllık uzamış zamanaşımı süresi içerisinde alındığı sabittir. Davacı uzamış zamanaşımı süresi içerisinde dava açmadığı ve öğrenme tarihi uzamış zamanaşımı süresi içerisinde olduğu için KTK'nın 109/2. maddesindeki 2 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması olanağı da bulunmamaktadır. Kaldı ki 2918 sayılı KTK'nın 109/1. maddesinde düzenlenen, her halde, kaza gününden başlayan 10 yıllık tavan zamanaşımının dahi geçmiştir. İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2022/885 E. dosyasında davalıların ... ve ... A.Ş. olup, işbu davada davalılar olan ... ve ... A.Ş.'nin taraf olmadığından zamanaşımının kesilmesine ilişkin hükümlerinde uygulanamayacağı anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince verilen kararda isabetsizlik bulunmamaktadır.HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca, dava şartı noksanlığının tespit edilmesi halinde davanın usulden reddine karar verilir. Dava şartları ise HMK'nın 114.maddesinde sayılı olarak gösterilmiş, diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklı tutulmuştur. Zamanaşımı defi olup dava şartı değildir. Bu nedenle açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddi yerine usulden reddine karar verilmesi doğru olmadığından davalı vekilinin istinaf itirazı yerinde görülerek İlk Derece Mahkemesi hükmü düzeltilmiştir.Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı ...Ş. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararı düzeltilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasına karar verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:A- Davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, Davalı ...Ş. vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-b/2. maddesi gereğince düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere KALDIRILMASINA,Buna göre:1-Dava zamanaşımı süresinde açılmadığından REDDİNE,2-Alınması gereken karar ve ilam harcı 427,60 TL' nin davacı taraftan alınarak hazineye gelir kaydına,3-Alınması gereken 427,60 TL başvuru harcının davacı taraftan alınarak hazineye gelir kaydına,4-Hazine tarafından karşılanan 174,00 TL tebligat ücreti giderinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,5-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 6-Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ...'e verilmesine,7-Davalı ...Ş. kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T'deki esaslara göre belirlenen 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı ..sigortaya verilmesine,8-7155 sayılı Kanun ile 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na eklenen 18/A maddesinin 13.fıkrası ve yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Hazine tarafından karşılanan 3.200,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,9-Dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine, B-İSTİNAF İNCELEMESİ BAKIMINDAN;1-Davalı ... tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar harcının, istem halinde İlk Derece Mahkemesi tarafından kendisine iadesine,2-a-İstinaf aşamasında davalı ...Ş. tarafından yatırılan1.169,40 TL istinaf başvuru harcının davacıdan tahsili ile davalı ...Ş.'ye verilmesine, b- Peşin alınan harç yeterli olduğundan başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/12/2024