Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/3042 E. 2021/1562 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/3042
Karar No
2021/1562
Karar Tarihi

T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1066 KARAR NO : 2025/70 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21.04.2022 NUMARASI : 2021/552 Esas 2022/359 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Trafik Sigorta Sözleşmesi Kaynaklı Rücuen) KARAR TARİHİ : 15.01.2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 15.01.2025 İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.04.2022 tarih 2021/552 Esas 2022/359 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA : Davacı vekili, müvekkili şirket adına kayıtlı ve davalı şirket tarafından kasko sigortası ile sigortalanan ... plakalı aracın 08.03.2021 tarihinde dava dışı ...'nın sevk ve idaresinde iken tek taraflı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, İzmir 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2021/43 D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti yaptırıldığını ve 66.851,72 TL'lik hasar tespit edildiğini, araçta oluşan hasarın tazmini için sigorta şirketine 12.05.2021 tarihinde başvuru yapıldığını, ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını iddia ederek, belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL hasar tazminatının davalının temerrüde düştüğü tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, tespit yargılama giderlerinin yargılama giderleri ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP : Davalı vekili, davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasının mümkün olmadığını, yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, müvekkili sigorta şirketinin kasko poliçesi gereği ancak gerçek hasarı ödemekle yükümlü olduğunu, aracın rayiç değerinin tespit edilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece alınan 15.02.2022 tarihli bilirkişi raporuna göre, kazanın oluşumunda davacıya ait araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, davacıya ait ... plakalı araçta meydana gelen hasarların kaza ile uyumlu olduğu, toplam hasar miktarının yedek parça + işçilik + KDV dahil 66.851,72 TL olduğu, aracın tamirinin ekonomik olduğu, davalı sigorta şirketinin davacının aracında oluşan hasarın kasko poliçesi teminatı dışında kaldığını ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 66.851,72 TL maddi tazminatın 26.05.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davalı vekili, davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasında hukuki yarar bulunmadığı, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkili mahkemenin müvekkilinin yerleşim yerinin İstanbul ili Sarıyer ilçesi sınırlarında bulunmasından dolayı yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davacının TTK’nın 1447 ve 1479. maddeleri gereğince vermekle yükümlü olduğu belgeleri vermediğini, başvuru şartının usulüne uygun olarak yerine getirilmediğini, kabul anlamına gelmemek üzere, fatura sunulmadan KDV ödenmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, yasal faiz üzerinden hüküm kurulması gerekirken avans faizi üzerinden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE : Dava, kasko poliçesi kapsamında davacının aracında oluşan hasar bedelinin davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 15. maddesinde "zarar sigortalarından doğan davalar, sigorta, bir taşınmaza veya niteliği gereği bir yerde sabit bulunması gereken yahut şart kılınan taşınıra ilişkin ise, malın bulunduğu yerde; bir yerde sabit bulunması gerekmeyen veya şart kılınmayan bir taşınıra ilişkin ise, rizikonun gerçekleştiği yerde de açılabilir" hükmü düzenlenmiştir. Somut olayda, rizikonun gerçekleştiği yer olan İzmir mahkemelerinin yetkili olması sebebiyle mahkemece davalının yetki itirazının reddine karar verilmesi yerindedir. Davalı vekilinin mahkemenin yetkisine ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir. Her ne kadar Kasko Sigortası Genel Şartlarının hasar ve tazminata ilişkin B-1.1.5-f. maddesinde kasko sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru ve gerekli belgeleri ibrazı düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi hali dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğuna göre, başvurunun yapıldığı, ancak eksik ya da usule uygun olmayan belge ile başvurulduğu savunmasının olduğu durumlarda usule uygun olmadığı savunulan belgedeki eksiklik de yargılama aşamasında tamamlanabilecektir. (Yargıtay 4. HD 2021/3042 E.- 2021/1562 K. sayılı içtihatı). Davalı vekilinin bu hususa ilişkin istinaf nedeninin reddi gerekmiştir. Taraflar arasındaki ilişkinin ve davanın kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanmasına ve bu tür sözleşmelerin 6102 Sayılı TTK'nın 3. ve 4. maddeleri uyarınca tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın mutlak ticari işlerden olmasına göre davada temerrüt faizi olarak isteme uygun biçimde avans faizine hükmedilmesinde de bir isabetsizlik görülmemiş olup davalı vekilinin faiz türüne ilişkin istinaf itirazı da yerinde değildir. (Yargıtay 17. HD 23.11.2015 tarih 2015/8751 Esas, 2015/12542 K. Sayılı ilamı) Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine; Sigorta şirketi poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın, onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yi de zarar görene ödemek zorunda olmasına (Yargıtay 17 HD 05.06.2014 tarih ve 2014/9038 E. - 2014/9078 K.); hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir. Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 4.566,64 TL'den peşin alınan 1.142,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 3.424,64 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 15.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/3042, K. 2021/1562, T. 15.01.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-3042-e-2021-1562-k-a780c53ad96e