Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/4437 E. 2019/885 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/4437
- Karar No
- 2019/885
- Karar Tarihi
T.C. KONYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ... T.C. KONYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : ... KARAR NO : ... T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 15/02/2024 NUMARASI : ... Esas - ... Karar DAVACI : ... TEMSİLCİ : 1 -... VEKİLİ : Av... DAVALI : ... VEKİLİ : Av... DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali ( Satım ve Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ : 19/06/2025 G. KARAR YAZIM TARİHİ : 24/06/2025 İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalıya ürün ve hizmet karşılığında faturalar kestiğini ve davalı şirket tarafından diğer faturaların düzenli olarak ödendiğini, ancak davaya konu icra takibinin dayanağı olan son ticarete ilişkin faturaların davalı şirket tarafından ödenmediğini, davalıya takibe konu faturalara ilişkin ürünler teslim edilmiş olup faturalarında davalı şirkete gönderildiğini, fatura içeriğine davalı tarafından itiraz edilmemiş olmasına karşın ödeme işleminin süresi içerisinde davalı tarafından yapılmadığını, davalı tarafın tüm ihtarlarına rağmen borcunu ödemediğini, davalı hakkında Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasında ilamsız icra takibi yapıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın süresinde açılmadığından zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, müvekkili şirketin davacı şirkete çizim yaparak sipariş verdiğini ve akabinde davacı şirket tarafından müvekkili şirkete önce 19.10.2021 tarihli 4.944,79 TL bedelli, 19.10.2021tarihinde 9.951,53 TL bedelli ve 19.10.2021 tarihinde 11.127,86 TL bedelli olmak üzere toplam 3 adet fatura kesildiğini, müvekkili şirketin siparişi verdiğini ve akabinde hemen faturalar kesildiğini, dolayısı ile müvekkili şirketin söz konusu ürünleri teslim almadan davacı tarafından faturalar kesildiğini ve müvekkili şirket tarafından da söz konu faturaların ticari deftere işlendiğini, müvekkil tarafından davacıya toplam 13.971,02 TL ödeme yapıldığını, fakat davacı tarafın bu dekontları da mahkemeye sunmadığını ve bu ödenen paraları görmezden gelerek haksız ve kötüniyetli bir şekilde müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını savunarak, davanın reddini ve %20 oranında kötüniyet tazminatının davacıdan tahsilini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda;" Dava, itirazın iptali isteminden ibarettir. Davaya konu, Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takibinin .35.868,58 TL asıl alacak üzerinden başlatıldığı, takip dayanağı olarak 19/10/2021 tarihli 4.944,79 TL bedelli, 22/03/2022 tarihli 2.036,88 TL bedelli, 23/02/2022 tarihli 7.807,52 TL bedelli, 19/10/2021 tarihli 11.127,86 TL bedelli, 19/10/2021 tarihli 9.951,53 TL bedelli faturaların gösterildiği, itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği ve itirazın hükümden düşürülmesi için eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki ihtilaf; davaya ve takibe konu faturalardaki hizmetin davalıya sunulup sunulmadığı, davalının bu faturalar nedeniyle alacaklı olup olmadığı ve varsa alacak tutarının takip tarihi itibariyle ne kadar olduğu ve davada zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı hususlarından ibarettir. İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre itirazın iptali davasında; i) İlamsız takip yapılmış olması, ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi, iii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir. Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K.; 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., 2020/942 K. sayılı ilamları) Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; davanın kabulü hâlinde takibin devamı hükmünü de içerecektir. Bu kapsamda itirazın iptali davası; icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir. (Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve (19)11- E K sayılı ilamı) Eldeki davada, uyuşmazlığın her iki tarafı tacir olup, uyuşmazlık konusu iş her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgilidir. Bu nedenle fatura ve faturaların delil olma niteliği üzerinde de durmakta yarar vardır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) fatura tanımlanmamıştır. Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde "Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır" hükmünü haizdir. Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 Sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 21. maddesine göre; fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Sözleşme ilişkisinin inkâr edilmesi durumunda öncelikle akdi ilişkinin ispat edilmesi gerekmektedir. Tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticarî defterlerine kaydedilmesi, faturaya konu hizmetin sunulduğuna karine teşkil eder. (Ems: Yargıtay HGK'nın 22/11/2022 gün ve (19)11- E K sayılı ilamı) Karinenin varlığı hâlinde, karineye dayanan taraf sadece karinenin temelini ispatla yükümlüdür. Kesin kanunî karineler dışında, karşı taraf karinenin aksini ispat edebilir. Karine söz konusu olduğunda, karine ile kabul edilen durumun aksini ispat etmek gerekir. (Yargıtay HGK'nın 2017/(19)11-926 E 2021/177 K sayılı ilamı) Tarafların tacir olmaları nedeniyle ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş, bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde düzenlenen 17/11/2023 tarihli bilirkişi raporu ile taraflara ait ticari defter ve belgelerin usulüne uygun olarak tutulduğu, davacı defterlerine göre davacının 56.308,54 TL alacaklı olduğu, davalı defterlerine göre ise davalının 38.067,55 TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Davalının Konya.... İcra Müdürlüğü'ne hitaben yazdığı 26/04/2022 tarihli takibe itiraz dilekçesi ile ''Alacaklı tarafından icra takibine konu yapılan borç tarafımızca alacaklıya ödenmiştir.'' denilmek suretiyle takibe itiraz edildiği anlaşılmıştır. Takibe konu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olması ve davalının ödeme savunması karşısında, karine olarak davalının faturalara konu hizmeti aldığının kabulü gerekir. Bu kapsamda ispat yükü davalı üzerinde olup, davalının faturaya konu hizmeti almadığını ya da ödeme yaptığını yazılı delillerle ispatlaması gerekir. Ancak davalı aleyhine oluşan karinenin aksini ispatlayamadığı gibi ödemelere ilişkin herhangi bir yazılı delil de ibraz etmemiştir. Davalı taraf, açıkça yemin deliline dayandığından kendisine yemin delili hatırlatılmış, davalının yemin teklifi uyarınca isticvabına karar verilen davacı şirket temsilcisi dava konusu fatura bedellerinin ödenmediğini beyan etmiştir. Bu kapsamda, faturalara konu hizmetin davalıya sunulduğu, faturalara istinaden davalı tarafça herhangi bir ödeme yapılmadığı, davacının faturalar nedeniyle ve takip tarihi itibariyle davalıdan 35.868,58 TL tutarında alacaklı olduğu kabul edilmiştir. Anılan nedenlerle, davalının takibe itirazının asıl alacak olan 35.868,58 TL üzerinden iptaline karar vermek gerekmiştir. Tarafların feri nitelikteki tazminat istemleri yönünden yapılan değerlendirmede; takibe itirazın kısmen de olsa haksız olması ve alacağın likit olması nedeniyle hükmedilen alacağın % 20'si oranında davacı lehine tazminata hükmetmek gerekmiş, davalı tarafça takibin kötü niyetli olduğu usulünce ispatlanamadığından davalının tazminat isteminin reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle; davanın kabulü ile, Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptali ile takibin 35.868,58 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, 35.868,58 TL'nin % 20'si oranında hesaplanan 7.173,71 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının tazminat isteminin reddine, karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı şirketin müvekkilinin uzun yıllar ticaret yaptığı davalı şirkete karşı olan güvenini kötüye kullandığını, davacı şirket tarafından iptal edildiği söylenen faturalar ile akabinde ikinci defa indirimli olarak kesilen faturaların açıklamaları incelendiği takdirde bahsedilen faturaların aynı ürünlere ilişkin kesildiği ve yalnızca ikinci faturaların daha indirimli ve açıklamalı olduğunun görüleceğini, fakat yerel mahkeme tarafından özenli inceleme yapılmadığını, hüküm kurulurken bu durumun göz önüne alınmamasının hukuka aykırı olduğunu, yargılama aşamasında bunu ispatlayan delil sunulmasına rağmen yerel mahkeme tarafından bu hususun dikkate alınmadığını, müvekkili tarafından davacıya toplam 13.971,02 TL ödeme yapıldığını, davacı tarafından müvekkiline ilk kesilen faturalardan sonra indirimli ve açıklamalı fatura adı altında tekrar fatura kesildiğini, müvekkilinin açıklamalı ve indirimli faturalara ilişkin ödeme yaptığını ancak 19.10.2021 tarih 11.127,86 TL bedelli fatura yerine kesilen 23.02.2022 tarih ve 7.807,52 TL bedelli faturaya ilişkin hiçbir ürün teslimi yapılmaması sebebi ile müvekkili şirketin davacı şirkete ödeme yapmadığını, davacı tarafından müvekkili adına 22.03.2022 tarih ve 2.036,88 TL bedelli fiyat farkı adı altında kesilen faturanın ne sebep ile kesildiğinin anlaşılamadığından ödenmediğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dairemizce Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde; Dava; satım ve hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 67. maddesinin birinci fıkrasında; "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." hükmü yer almaktadır. HGK’nın 01.03.2017 günlü ve ... Esas, ... Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; itirazın iptali davası, bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gereken bir dava olup, açık kanuni düzenlemeye göre dava açma süresi itirazın tebliği ile başlayacaktır. Ödeme emrine itiraz, 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine uygun olarak takip alacaklısına tebliğ edilmez ise dava açma süresi başlamayacaktır. Buna göre; itirazın iptali davası açmak için öngörülen bir yıllık hak düşürücü süre borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ tarihinden itibaren başlar. Bunun dışında bir yol (harici öğrenme v.s) öngörülmemiştir. Nitekim, aynı Kanunun 62/2. madde ve fıkra hükmünde de, itirazın alacaklıya tebliği zorunluluğu getirilmiştir. (emsal Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 10.10.2022 tarih ve 2022/4437 E. 2022/7530 K. Sayılı ilamı.) Somut olayda; davanın dayanağı olan Konya.... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasının incelenmesinde, davalı borçlunun ödeme emrine itiraz dilekçesinin davacı alacaklı vekiline 03.05.2022 tarihinde e-tebligat yoluyla tebliğ edildiği ve 1 yıllık hak düşürücü sürenin bu tarihte başladığı, davacı tarafça ise eldeki davanın 16.05.2023 tarihinde açıldığı görülmekle itirazın iptali davasının 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı anlaşılmıştır. O halde ilk derece mahkemesince hak düşürücü süre geçtikten sonra açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan sebeplerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, yapılan hatanın düzeltilmesi için yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2.maddesi gereğince yeniden esas hakkında karar verilmek üzere Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/02/2024 Tarihli, ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 1-Davanın hak düşürücü süre nedeniyle REDDİNE, 2-Davacıdan alınması gereken 615,40 TL karar harcından peşin alınan 433,21 TL'nin mahsubu ile bakiye 182,19 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, (İlk Derece Mahkemesince düzenlenen 06/04/2024 tarih ve ... harç nolu harç tahsil müzekkeresinin iptaline, davalıdan harç tahsil edilmesi halinde iadesi için talep halinde müzekkere yazılmasına, harç tahsil iptal ve diğer işlemlerin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine) 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından İlk Derece Mahkemesi aşamasında yapılan 120,50 TL ile istinaf aşamasında yapılan 1.219,40 TL olmak üzere toplam 1.339,90 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından yapılan 3.120,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin İlk Derece Mahkemesince düzenlenmesine), 6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 7-Davalı tarafından yatırılan 612,55 TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde İlk Derece Mahkemesince davalıya iadesine, 8-İstinaf aşamasında yatan gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde ilk derece mahkemesince re'sen ilgili tarafa iadesine, 9-İstinaf karar tebliği, avans iadesi ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliğiyle kesin olarak karar verildi. 19/06/2025 ... Başkan ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Üye ... ¸e-imzalıdır ... Katip ... ¸e-imzalıdır ¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında Elektronik İmza ile imzalanmıştır.¸