İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2018/2696 E. 2018/3431 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2018/2696
Karar No
2018/3431
Karar Tarihi

T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2024/406 Esas KARAR NO : 2024/1289 DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 27/02/2023 KARAR TARİHİ : 17/12/2024 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/12/2024 Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili görevsiz Büyükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasına vermiş olduğu dava dilekçesinde özetle; Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile başlatmış oldukları icra takibine davalı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilmiş olduğunu, davalı tarafın 'takibe, borcun tamamına ve tüm fer'ilerine' itiraz etmiş olduğunu, müvekkilinin, alacaklarına kavuşamamış ve zarara uğratılmış olduğunu, görevli ve yetkili mahkemenin Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, müvekkilinin Esenler Birleşik Esnaf ve Sanatkarlar Odasına kayıtlı esnaf olup, tacir olmadığını, kendi küçük tekstil atölyesinde fason tekstil dikimi yapmakta olduğunu, bu yönüyle işbu davanın ticari dava olarak görülmesinin mümkün olmadığını, diğer taraftan davalı taraf da ticaret siciline kayıtlı olmayıp, tacir sıfatı bulunmadığını, müvekkilinin fason tekstil dikimi yaptığı atölyesinde piyasada dürüstlüğü ve güvenilirliği ile bilinen saygın bir kişi olduğunu, müvekkilinin, davalı ile ilişki çerçevesinde karşılıklı borç altına girmiş olduğunu, müvekkilinin üzerine düşen edimleri tam ve eksiksiz bir şekilde yerine getirmiş olup, buna karşılık davalının üstlendiği yükümlülüğe uymamış, ürünleri teslim aldığı halde fason dikim bedellerini ödememiş olduğunu, bununla beraber aleyhine başlatılan icra takibine haksız ve mesnetsiz bir şekilde itiraz etmiş olduğunu, dosyaya sunulacak olan faturalar ve defterler üzerinde yapılacak bilirkişi incelemelerinden açıkça görüleceği üzere davalıya ait 307.200,00-TL tutarında borç mevcut olduğunu, ayrıca takibe ve davaya konu irsaliyeli faturanın davalı tarafa gönderilmiş ve herhangi bir itiraza uğramadan defterlerine işlenmiş olduğunu, davalının söz konusu borcu inkar etmesinin kötü niyetle hareket ederek takibi sürüncemede bırakma ve alacağın tahsilini geciktirerek müvekkili şirkete zarar verme amacını açıkça ortaya koymakta olduğunu, huzurdaki davanın açılmasına sebep itirazın haksız ve kötüniyetli olduğunu, dolayısıyla; davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davalı tarafın icra takibine yaptığı itirazda faize de itiraz etmiş olduğunu, bu nedenle yapılan icra takibin de avans işlerine ilişkin uygulanan faiz oranı talep edilmiş olduğunu, dolayısıyla bu hususta yapılan itirazın haksız olduğunu, davalı tarafın; huzurdaki davaya konu olan takibe, borca, faize ve fer'ilerine ilişkin itirazlarının kötü niyetle yapılmış olduğunu, tamamen süreci uzatmak ve gerçeğe aykırı beyan vermek suretiyle mahkemeyi yanıltma amacı güdülerek usul ekonomisi ilkesine aykırı hareket edilmiş olduğunu, ezcümle, davalı-borçlunun, müvekkili ile arasındaki ilişkiden doğan edimini yerine getirmemiş olduğunu beyanla; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; borçlunun Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı haksız ve kötüniyetli itirazın iptaline, itirazın iptali istenen icra dosyasında vekalet ücreti, yargılama gideri ve ferilerinin hesaplanması için 307.200,00-TL üzerinden takibin devamına, kötü niyetli davalı/borçlu'nun asıl alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkumiyetine, masraf ve ücreti vekaletin de karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili görevsiz Büyükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .... Esas sayılı dosyasına vermiş olduğu cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın görevli mahkemede açılmamış olup, usul yönünden mahkemenin görevine itiraz ediyor olduklarını, işbu dava bakımından Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu, davacının müvekkilinden hiçbir alacağı olmayıp tersine davacının kardeşi .... 'ın, ustaca tasarladığı ve davacının da dahil olduğu bir oyunla müvekkilini kandırmış olduklarını ve huzurdaki davayı açma aşamasına kadar işi ilerletmiş olduklarını, müvekkili ve davacının kardeşi .... 'ın tekstil alanında kendi adlarına faaliyet gösteren şahıs firmalarıyken 2022 Temmuz ayında tanışmışlar ve müvekkilinin kendi iş çevresinden gelen bir kısım siparişin, dikim atölyesi olan ... tarafından dikilmesi ve teslimi konusunda sözlü olarak mutabakata varmış olduklarını, yapılan bu mutabakat doğrultusunda, fason dikim bedelinin, teslimin gerçekleşeceği Ekim ayına kadar parçalar halinde davacının kardeşinin hesabına gönderilecek olduğunu, nitekim müvekkili tarafından davacının kardeşi .... 'un hesabına 6.7.2022 tarihinden başlayarak son olarak 21.10.2022 tarihinde olmak üzere değişik seferlerde toplam 944.000 TL fason dikim bedeli olarak gönderilmiş, ancak teslim tarihi olarak Ekim ayı ilk haftası kararlaştırıldığı halde malların dikilip müvekkiline teslim edilmediği gibi, gönderilen bedeller karşılığında vergi mevzuatından doğan sorunlar yaşanmaması için fatura talep eden ve teslim konusunda ısrarcı olan müvekkiline davacının kardeşi .... tarafından 17.10.2022 Pazartesi günü malların dikiminin tamamlandığı ve hafta içinde teslim edileceği, ancak kendi şahıs firmasının bu ay çok fatura kestiği, vergisel yükünün çok arttığı söylenmiş ve ilk faturayı kardeşi(huzurdaki davanın davacısı)olan ... adına kesilmesinde bir sakınca olup olmadığının sorulmuş olduğunu, böylece davacının varlığından ilk kez bu olayla haberdar olan ve teslim konusunda kendi müşterisine karşı temerrüte düşen müvekkilinin malların tesliminin daha da gecikmemesi için teklifi(faturayı)kabul etmiş ancak teslimin yine gerçekleşmemiş olduğunu, ardından 21.10.2022 tarihinde müvekkiline davacının kardeşi ...... tarafından enflasyon ortamı ve kurdaki artışlar nedeniyle yapılan ödemelerin mal dikim bedelini karşılamadığı 32.000 TL'lik bir açık kaldığının ödenmesiyle dikimi tamamlanan malların teslim edileceğinin söylenmesi üzerine müvekkilinin son olarak bu ödemeyi de göndermiş ancak teslimin yine gerçekleşmemiş olduğunu, yapılan bu son ödemeyle toplamda 944.000 TL'yi davacının kardeşine havale eden müvekkilinin, sipariş konusu malları başka bir yerde diktirmek zorunda kalıp büyük zararlara uğramış ve dosyaya gelen vergi dairesi cevabından da anlaşılacağı üzere ticari faaliyetini 2022 yılı sonunda sona erdirmek zorunda kalmış olduğunu, ancak yapılanların bununla da sınırlı kalmamış yaptığı ödemeleri nasıl geri alacağını düşünen ve bu konuda hukuki yollara başvurmaya hazırlanan müvekkilinin huzurdaki itirazın iptali davasının konusu olan Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyasından yukarıda sözü edilen faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibiyle daha da büyük bir şaşkınlık yaşamış ve davacı ve kardeşi tarafından kandırıldığını anlamış olduğunu, müvekkilinin daha sonra haricen yaptırdığı araştırmada davacının kardeşiyle birlikte aynı binada yine tekstil alanında faaliyet gösterdiği, iki kardeş arasında akrabalık ilişkisi dışında ticari faaliyet alanında da organik bağ olduğu sonucuna ulaşmış olduğunu, yaşanan bu sürecin ardından, yapılan haksız icra takibine itirazla takibin durdurulması sağlanmış ve huzurdaki davanın açılmış olduğunu, davacı ve kardeşi ... hakkında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... Haz. sayılı dosyasıyla nitelikli dolandırıcılık suçundan savcılık şikayeti yapılmış olduğunu, davacı ve kardeşine Büyükçekmece .... Noterliği'nin 10.04.2023 keşide tarihli ve .... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilmiş ve davacının kardeşi yönünden taraflar arasındaki fason dikim anlaşmasının feshiyle, gönderilen 944.000 TL dikim bedelinin iadesi ve davacı ile kardeşi yönünden yukarda özetlenmeye çalışılan süreçte suç ve aynı zamanda haksız fiil teşkil ettiğini düşündükleri eylemler nedeniyle doğan zararların tahsilinin isteneceğinin ihtar edilmiş olduğunu, ihtarnameyle sonuç alınamaması üzerine Bakırköy ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasıyla icra takibine girişilmiş ve fason dikim bedeli olarak gönderilen bedellerin iadesinin talep edilmiş olduğunu, görüldüğü üzere huzurdaki davanın davacısı ile müvekkili arasında aslında hiçbir hukuki ilişki mevcut olmadığını, müvekkilinin ihtarnameyle sona erdirmiş olduğu sözleşme ilişkisinin davacının kardeşiyle olduğunu, taraflar arasındaki fason dikim anlaşması sonucu davacının kardeşinin hesabına önemli miktarda ödeme yapıldığı ve teslim gerçekleşmediği gibi; iki kardeşin ustaca tasarlayarak davacının kestiği faturayı müvekkilinin defter ve kayıtlarına işlemesini sağlamışlar ve TTK 21.maddede yer verilen karineden yararlanarak haksız bir kazanç yoluna girmiş olduklarını, ancak kesinlikle davacı ile müvekkili arasında bir hukuki ilişki olduğunu kabul anlamına gelmemek kaydıyla ve hukuki ilişkinin davacının kardeşiyle müvekkili arasında olduğunu tekrarla, TTK 21(eski TTK 23).maddesinde düzenlenen karine kapsamında alacak talebine bakılsa dahi, Yargıtay'ın farklı Daireleri'nin artık kökleşmiş sayılan içtihatlarıyla kabul edildiği üzere: alacak talebine dayanak yapılan faturanın davacının defterlerine işlenmiş hatta davalı tarafından itiraza uğramayarak davalı defter ve kayıtlarına işlenmiş olmasının tek başına alacak talebini kabule yeterli olmayacağını, özellikle teslimin gerçekleşmediği, teslimin ayıplı olduğu gibi iddiaların varlığı halinde, alacak talebinde bulunan davacının kendi edimini(teslimi) yazılı belgelerle veya usulüne uygun şekilde ispatının zorunluğu olduğu, tek başına her iki taraf defter kayıtlarıyla alacağa hükmedilmesinin doğru olmadığının kabul edilmiş olduğunu, davacının faturaya konu malları dikip teslim ettiğini kanıtlaması gerekeceğini beyanla; öncelikle tarafların 2022 yılı (dosya içerisinde görebildikleri kadarıyla davacı vergi dairesi kayıtlarında nakiller gerçekleşmiş olup, önceki yıllara ilişkin kayıtlar dosyaya celp edilmişse de uyuşmazlık tarihi olan 2022 yılı son kayıtları dosyaya gelmemiş olduğunu) vergi kayıtları celp edilerek V.U.K 177. madddesi çerçevesinde tacir-esnaf işletmesi doğrultusunda bir değerlendirme yapılarak, işbu dava bakımından Bakırköy Ticaret Mahkemeleri görevli olduğundan davanın görevsizlik nedeniyle reddine, görev itirazının reddi ve esasa girilmesi halinde yukarıda belirtmiş oldukları esasa ilişkin nedenlerle davanın reddiyle, icra takibi haksız ve kötü niyetli olduğundan davacı alacaklının alacağın yüzde 20'si oranında kötü niyet tazminatına mahkumiyetine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, itirazın iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; davacı tarafın davalı taraftan takipte belirtilen alacak nedeniyle alacaklı olup olmadığı hususuna ilişkindir. Dosyanın mahkememize Büyükçekmece .... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 13/03/2024 tarih ve .... Esas ... Karar sayılı kesinleşmiş görevsizlik kararı ile tevzi edildiği anlaşıldı. Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, davalının delilleri arasında yer alan soruşturma dosyası dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır. Dosya arasında mevcut Büyükçekmece .... İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı dosyasının uyap suretlerinin incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine fatura alacağına dayalı olarak 307.200,00 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı anlaşıldı. Dosya kapsamı ve toplanan deliller hep birlikte değerlendirilerek, uyuşmazlık konularının ve taraflar arasındaki alacak borç durumunun tespiti için davacı şirketin Ticari Defter ve belgeleri ile dosya üzerinde 03/06/2024 günü saat 14:00'da Mahkememiz duruşma salonunda bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, Mali Müşavir ... 05/09/2024 tarihli raporunda özetle; davacı tarafın 2022/10 Ekim ayında 1 adet KDV hariç 300.000,000 TL'lik fatura bildiriminde bulunduğunu, davalı tarafın 2022/10 Ekim ayında 1 adet KDV hariç 300.000,00 TL'lik fatura bildiriminde bulunmadığını, ancak KDV beyannamesinde beyan edildiğini, detaylıca verilen davacı tarafın 2022 yılı yasal defter ticari münasebet kayıtlarına göre davacı tarafın davalı tarafa toplam 307.200,00 TL tutarında emtia sattığını, sattığı bu emtialara karşılık davalı taraftan tahsilat yapmadığını, böylece davacı tarafın yasal defter kayıtlarında davalı taraftan 307.200,00 TL alacak kaydının olduğunun tespit edilmiş olduğunu, detaylıca verilen davalı tarafın 2022 yılı yasal defter ticari münasebet kayıtlarına göre davalı tarafın davacı tarafa toplam 307.200,00 TL tutarında emtia aldığını, alınan abu emtialara karşılık davalı taraftan tahsilat yapmadığını, böylece davalı tarafın yasal defter davacı tarafa 307.200,00 TL borç kaydının olduğunun tespit edilmiş olduğunu NETİCETEN: taraflar arasında akdedilen bir sözleşmenin bulunmadığını, bu hususta nihai mahkememizce davacı tarafça 17/10/2023 tarihinde .... yevmiye numaralı KDV dahil toplam 307.200,00 TL'lik faturasının her iki tarafında ticari defter ve kayıtlarında yer aldığı bu hususta davacı tarafın davalı yandan toplam 307.200,00 TL alacaklı olduğu sonuç ve kanaatine varılmış olduğunu bildirmiştir. Somut olayda davacı taraf davalı ile aralarında yer alan ticari ilişki çerçevesinde davalının teslim aldığı fason dikim bedellerini ödemediği iddia etmekte iken davalı taraf davacı ile arasında ticari ilişki bulunmadığı, davalının kardeşi dava dışı Umut ile araların yer alan ticari ilişki çerçevesinde davalının ve kardeşinin hileli işlemlerde bulunduğunu, davacının takip konusu yaptığı fatura konusu ürünlerin tarafına teslim edilmediğini iddia etmektedir. Bu kapsamda taraflar arasında bir ticari ilişkinin eser sözleşmesi kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 470. maddesinde “yüklenicinin bir eser meydana getirmesi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşme” olarak nitelendirilmiş, sözleşmenin tarafları yüklenici ve iş sahibi olarak isimlendirilmiştir. Sözleşmeye ilişkin bu temel unsurlar yanında her sözleşme türünün kendine özgü unsurları bulunmaktadır. Eser sözleşmesinin de kendine özgü olan iki temel unsuru vardır. Bunlar eser ve bedeldir. Bu sözleşme ile bir taraf (yüklenici) istenen özellikle sonucu (eser) meydana getirmeyi, diğer taraf (iş sahibi) ise bu çalışma karşılığında ivaz ödemeyi (bedel) üstlenmektedir. Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-7251/23 md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir. Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 26/09/2018 tarih 2018/2696E. 2018/3431K. sayılı ilamı). Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.). Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2). Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerin usulüne uygun tutulup takibe konu faturanın da bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına ve fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır. Ancak Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş, her iki tarafça ticari defterler ibraz edilmiş ve ticari defter kayıtları incelenmiştir. Yukarıda ayrıntılarına yer verilen bilirkişi raporuyla sabit olduğu üzere, taraflarca ticari defterlerinin kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş olduğu, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüştür. Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3. Maddesi uyarınca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekmektedir. Bilirkişi raporuyla da sabit olduğu üzere davacı ve davalı tarafın ticari defter kayıtlarının takip tarihi itibariyle birbirini doğruladığı, davacı tarafından dava konusu edilen faturanın davacı ve davalı tarafından ticari defterlere uyumlu şekilde kaydedildiği görülmüştür. Buna göre dava konusu alacağın her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, her iki tarafın ticari defterleri üzerinde yapılan bilirkişi incelemesine göre taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, her iki tarafın ticari defter kayıtlarında mevcut olan fatura alacağı kapsamında bilirkişi raporuyla sabit olan 307.200,00 TL miktar yönünden davalı tarafın dava tarihi itibariyle borcunun bulunduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar davalı tarafça davacı ile araların ticari ilişki bulunmadığı, davacının ve kardeşinin kendisini dolandırdığı ve fatura konusu ürünlerin tarafına teslim edilmediği savunmasına bulunmuş ve davacı ve kardeşi hakkında yapmış olduğu suç duyusununa delil olarak dayanmış ise de, celp edilen Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı ... Sor. sayılı dosyasının incelenmesinde yapılan suç duyurusu hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği görülmüştür. Buna göre davacı tarafın alacak iddiası karşısında taraf ticari defter ve kayıtları karşında davalı tarafın savunmasını ispata yarar delil sunulabilmiş değildir. Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Buna göre davalı borçlu tarafından cari hesap ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: AÇILAN DAVANIN KABULÜ İLE; 1-Davalı tarafın Büyükçekmece ... İcra Müdürlüğü'nün .... Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin DEVAMINA, 2-İcra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacağın %20 sine tekabül eden 61.440,00 TL icra inkar tazminatının davalı taraftan alınarak davacı tarafa VERİLMESİNE, 3-Alınması gereken 20.984,83 TL harçtan peşin alınan 3.710,21 TL harcın mahsubu ile bakiye 17.274,62 TL eksik harcın davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 4-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 5-Davacı tarafça sarf edilen ilk dava açılış harç gideri 3.890,11 TL ile bilirkişi, tebligat ve posta masrafı 5.432,75 TL olmak üzere toplam 9.322,86 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden davacı yararına A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 49.152,00 TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, 7-Davacı tarafça yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, Dair taraf vekillerinin yüzüne karşı, (davacı vekiline e-duruşma ortamında) kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemelerinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. 17/12/2024 Katip ... Hakim ...

Atıf: İlk Derece Mahkemesi undefined, E. 2018/2696, K. 2018/3431, T. 10.04.2023, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2018-2696-e-2018-3431-k-bc0b2a8eb857