Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/311 E. 2025/207 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/311
- Karar No
- 2025/207
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/758 Esas KARAR NO: 2025/934 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/02/2025 NUMARASI: 2022/311 E. - 2025/207 K. DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan), BİRLEŞEN İSTANBUL 20.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'NİN 2024/49 ESAS, 2024/60 KARAR SAYILI DOSYA DAVA: Alacak (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan Sebepsiz İktisab Nedeniyle) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 26/06/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı yanca davacı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, söz konusu icra takibine dayanak olarak gösterilen 04.03.2020 düzenlenme tarihli 298.000,00 TL bedelli senet üzerinde yer alan imzanın davacıya ait olmadığı gibi davalı yanca; davacının açıkça korkutularak ve iradesi sakatlanmak suretiyle birçok boş senede de zorla imza attırıldığını, davacının ilk başta kendisine imzalatılan senetlerden birinin de icraya konulmuş olabileceğini düşündüğünü, dava konusu senedin kendisine imzalatılanlardan değil de sahte olarak alacaklı yanca düzenlenen bir senet olduğunu anladığını, bu sebeple yapılan takibin açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının davalıya böyle bir borcu bulunmadığını, davacının hem zorla imzalatılan senetler için hem de imzası taklit edilerek icraya konulan senet için hukuk mücadelesi verdiğini, hiç bir resmi kurum önünde davacı tarafından "298.000 TL bedelli senet altındaki imza bana aittir" ya da "298.000 TL bedelli senedi/bonoyu zorla imzaladım" şeklinde bir beyanı bulunmadığını, sahte olduğu ve imzanın davacıya ait olmadığı hususunun grafolog bilirkişi incelemesi neticesinde anlaşılmış olmasına rağmen icra mahkemesi tarafından davacının ikrarı olduğundan bahisle imzaya itiraz talebinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, takibe konu senette yer alan imzaların davacıya ait olmadığını, davacının davalıya işbu senetten doğan herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlatılmış olan icra takibinin durdurulması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini, icra takibinin iptaline ve söz konusu senet yönünden davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile senet miktarının %40'ı üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı aleyhinde açılan davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davanın eksik harç ile açıldığını, Harçlar Kanunun 30. Maddesine göre eksik harcın kesin süre içinde ikmali, bu eksikliğin giderilmemesi halinde davanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesini talep ettiklerini, takip dayanağı senet üzerindeki imzanın davacı borçluya ait olduğunu, bu hususun davacı tarafından da ikrar edildiğini, davacının imzaya yönelik itirazı ve bu nedenle ileri sürdüğü menfi tespit talebinin tamamen asılsız olduğunu, davacı/borçlu tarafından, takip konusu borcun varlığı kabul ve ikrar edilerek, ihtiyati haciz teminatının alacaklı/davalıya iadesine muvafakat edildiğini ve borca mahsuben haricen 25.000 TL tutarında bir ödeme yapıldığını, bu harici ödemenin icra dosyasına beyan edildiğini, davacı tarafından müvekkil aleyhinde açılan haksız davanın usul ve esas yönünden reddine, davacının tedbir talebinin reddine, davacının %40'dan az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir. BİRLEŞEN DAVADA; DAVA: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, davalı tarafından düzenlenmiş 04.03.2020 tanzim, 30.04.2020 vade tarihli 298.000 TL bedelli kambiyo senedi vasfındaki bono sebebiyle davalıdan alacaklı olduğunu, davalının müvekkiline bonodan kaynaklanan borcunu vadesinde ödememesi nedeniyle davalı hakkında İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/482 D. İş sayılı dosyası ihtiyati haciz kararı talebinde bulunduğunu ve İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası ile ihtiyati haciz kararının yerine getirildiğini, akabinde aynı dosya üzerinden esas yönünden de kambiyo senetlerine özgü haciz yolu takip talebinde bulunulduğunu ve davalıya ödeme emri tebliği yapıldığını, ihtiyati haciz işlemi sırasında davalıya ihtiyati haciz kararı, icra dosyasından düzenlenmiş ödeme emri ve takip dayanağı bono suretinin teslim edildiğini, davalının da borca yönelik bir itirazı olmadığını, davalının İstanbul 19. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/911 Esas sayılı dosyası ile müvekkilin alacak takip dayanağı olan bono üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürerek hakkındaki icra takibinin iptalini talep ettiğini, davalı tarafın diğer yandan ise aynı icra takibine konu senet ile ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/16167 Soruşturma sayılı dosyası ile sahtelik iddiası ile suç ihbarında bulunduğunu, takip dayanağı senet üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığı ve icra mahkemesince verilen kararının hatalı olduğu, imza ikrarının bulunmadığı gerekçesi ile İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/311 Esas sayılı dosyası ile menfi tespit davası açtığını, İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinde devam eden yargılamada, müvekkilin alacaklı olduğu senet üzerinde davalıya atfen atılan imzaların aidiyet incelenmesi için dosya Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesine gönderildiğini, ATK tarafından yapılan inceleme sonucu düzenlenen raporda, davalının inkar ettiği imzanın davalı eli ürünü olduğu ve davalı itirazının yerinde olmadığı tespiti yapıldığını beyanla, dava dosyasının tensiben İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/311 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine ve yargılamanın İstanbul 10. Ticaret Mahkemesi dosyası üzerinden devamına, müvekkilinin alacağının belgeye dayalı olması ve bono üzerindeki imzaların davalıya aidiyetine dair bilirkişi raporlarının da mevcudiyeti dikkate alınarak, taktiren teminatsız olarak davalı malvarlığı üzerinde ihtiyati tedbir niteliğinde ihtiyati haciz konulmasına, davacının 298.000 TL alacağının, 30/04/2020 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalıdan tahsiline, davalının kötü niyet tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEME KARARI; İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/02/2025 tarihli 2022/311 E- 2025/207 K sayılı kararıyla; "Asıl davanın REDDİNE, İİK nın 72/4 maddesi uyarınca 298.000-TL nin %20 oranında hesaplanan 59.600-TL kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Birleşen davanın KABULÜNE 04.03.2020 tanzim, 30.04.2020 vade tarihli, 298.000,00 TL bedelli kambiyo senedi vasfındaki bonoya dayalı alacağın vade tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte birleşen dosya davalısı ...'tan alınarak birleşen dosya davacısı ...'e verilmesine Birleşen dava bakımından kötü niyet tazminatı talebinin reddine " karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURULARI; Asıl davada davacı- birleşen davada davalı vekili süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; mahkeme kararının hatalı olduğunu, müvekkilinin defalarca senedin tehdit ve baskı altında imzalandığını beyan ettiğini, buna ilişkin ceza soruşturması başlatıldığını, mahkemenin bu hususları dikkate almadığını, müvekkilinin ... ile hiçbir borç alacak ilişkisi bulunmadığını, ... isimli kişinin ... Şirketi ile, müvekkilinin sahibi ve yöneticisi olduğu şirket arasında kur farkından doğan alacak bulunduğunu ileri sürmesi üzerine, müvekkilini işyerine çağırarak tehdit ve korkutma ile zorla senet alındığını, aracılar vasıtasıyla hesapların incelendiğini, müvekkilinin borcunun olmadığının ortaya çıktığını, müvekkilinin savcılığa suç duyurusunda bulunduğunu, olaylara ilişkin tanıkların savcılıkta ifade verdiğini, telefonla da tehdit edildiğini, ...'in şirket müdürü olduğunu, senedin ... Şirketinde muhasebe personeli olan ...'in el yazısıyla düzenlendiğini, ...'in ifadesinde senedin sadece "kur farkı" amacıyla düzenlendiğini doğruladığını, yaşananların savcılık soruşturmasındaki delillerle ortaya konulduğunu beyanla mahkeme kararının kaldırılarak, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Asıl davada davalı- birleşen davada davacı vekili süresinde ibraz ettiği istinaf dilekçesinde; mahkemenin tahkikatı ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusunu esas alarak yürütmesi gerektiğini, ön inceleme duruşmasında, davanın sahtecilik iddiasına dayalı menfi tespit davası olduğunu, mahkemenin imza incelemesi sonucuna göre karar vermesi gerekirken, kararda tahkikat konusu olmayan savcılık dosyasında yer alan ifadelere yer vermesinin hatalı olduğunu. -Mahkemenin dava değeri olan 314.623,24 TL üzerinden harç tamamlatmasına rağmen, 50.339,72 TL vekalet ücretine hükmetmesi gerekirken, hatalı olarak 298.000 TL üzerinden vekalet ücreti hesaplayarak 47.680,00 TL'ya hükmetmesinin hatalı olduğunu. -İcra mahkemesince haksız imza itirazı nedeniyle, teminatsız olarak takibin durdurulmasına karar verildiğini, 2 yıllık süren yargılama sonunda ikrar sebebine dayalı olarak davanın reddine karar verildiğini, davacının bu davayı açtığını, 5 yıllık süre içinde alacağını tahsil edemediğini, TCMB enflasyon hesaplama aracındaki somut veriler dikkate alınarak müvekkilinin uğradığı zararlara karşılık olarak %100 oranında tazminat taktiri gerektiğini. Birleşen davada alacağın ticari avans faizi ile tahsilini talep etmelerine rağmen, yasal faiz ile tahsil kararı verilmesinin hatalı olduğunu beyanla, mahkeme kararının kaldırılarak, mahkeme kararının düzeltilerek yeniden hüküm kurulmasını talep etmiştir. GEREKÇE; Asıl davada davacı vekilinin davaya konu senet üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, müvekkiline tehdit ve korkutma ile boş senet imzalatıldığını ileri sürerek davalıya borçlu bulunmadığının tespiti, birleşen davanın davacısı tarafından ise birleşen davada asıl davaya konu 04.03.2020 tanzim, 30.04.2020 vade tarihli, 298.000,00 TL bedelli bonoya dayalı alacağın, 30/04/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilinin talep edildiği, mahkemece asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. Dairemizce yapılan istinaf incelemesinde, HMK 355. Madde gereğince, kamu düzeniyle ilgili hususlarda resen inceleme yapılmıştır. 6100 sayılı Kanun'un 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı ayrıntılı olarak hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi hâlde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş olacaktır. Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup 6100 sayılı Kanun'un 297/2 ve 298/2 fıkrasında gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da imkansız kılmaktadır. (bkz Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 16.01.2024 tarihli, 2023/1465 Esas- 2024/312 Karar sayılı kararı) Dosyanın incelenmesinde, mahkemece birleşen dava yönünden, tefhim edilen kısa kararda; " 2-Birleşen davanın KABULÜNE Birleşen dava bakımından kötü niyet tazimatı talebinin reddine" karar verilmişken, gerekçeli kararın hüküm kısmında; "2-Birleşen davanın KABULÜNE 04.03.2020 tanzim, 30.04.2020 vade tarihli, 298.000,00 TL bedelli kambiyo senedi vasfındaki bonoya dayalı alacağın vade tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte birleşen dosya davalısı ...'tan alınarak birleşen dosya davacısı ...'e verilmesine Birleşen dava bakımından kötü niyet tazminatı talebinin reddine" karar verildiği görülmüştür. Mahkemenin kısa kararında birleşen davanın kabulüne karar verilmişse de, verilen hükmün kısa kararda açıklanmadığı, daha sonra gerekçeli kararda, alacak miktarının açıklanarak, faiziyle tahsiline karar verildiği, bu durumda HMK 297/2. Madde ve HMK 298/2. Madde gereğince kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluştuğu anlaşılmıştır.HMK 297/2. Madde ve HMK 298/2. Maddeler, emredici hüküm olup, kamu düzeniyle ilgili olduğundan, HMK 355. Madde gereğince resen dikkate alınarak, taraf vekillerinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin, birleşen davaya yönelik istinaf başvurularının kabulü ile, mahkeme kararının 6100 Sayılı HMK 355 ve 353/1-a-4 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın mahkemece yargılamaya devam olunarak, atıf yapılan yasal düzenlemelere uygun şekilde yargılamaya devam olunmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Taraf vekillerinin sair istinaf sebepleri incelenmeksizin, birleşen davaya yönelik istinaf başvurularının KABULÜ ile,2-İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 27/02/2025 tarih, 2022/311 E. 2025/207 K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4-İstinaf yasa yoluna başvuranlar tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendilerine iadesine,5-Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6-İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-4. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 26/06/2025