Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2017/1168 E. 2021/186 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2017/1168
- Karar No
- 2021/186
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2021/1832 KARAR NO:2025/728 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ:01/04/2021 NUMARASI:2017/1168 E. - 2021/186 K. DAVA:Menfi Tespit Taraflar arasındaki menfi tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı bankanın İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2017/1385 Esas ve 2017/1398 D.İş numaralı dosyası ile 780.000 Amerikan Doları tutarındaki 01/03/2010 tanzim tarihli, 19/12/2017 vade tarihli munzam senede ilişkin ihtiyati haciz kararı aldığını, anılan karara istinaden ... numaralı dosya ile icra takibine başladığını, davacı müvekkilinin icra takibi konusu bono nedeniyle davalıya hiçbir borcu bulunmamakta olup senedin davalıya “teminat senedi” olarak verildiğini, bono lehtarı... Şirketi’nin (“...”) aldığı gayrimenkul için davalı bankadan kredi kullandığını, 17/12/2009 tarihinde, ...’ın almak istediği gayrimenkul için banka ile ... arasında 5 Milyon TL’lik Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını ve davacı müvekkillerinin arasında yakın akraba ilişkisi de bulunduğundan (ağabey –kardeş) bu sözleşmeye bu banka nezdinde 8 sene önce tek seferliğine kefil olduklarını, 26/02/2010 tarihinde, yani ... imzasına binaen ...’ın maliki olduğu İstanbul ili, Bakırköy ilçesi, ... Mahallesi, ... Pafta, ... Ada, ... Parsel, ... arsa paylı, 1. Kat, 8 nolu bağımsız bölüm, çat arası piyesli mesken niteliğindeki taşınmaz üzerinde davalı banka lehine 2.000.000 Türk Lirası bedelli birinci dereceden ipotek tesis edildiğini, 01/03/2010 tarihinde, davalı bankanın, ipotek teminatına ek olarak söz konusu 780 bin dolarlık gayrimenkul kredisi için ayrıca davacı müvekkillerden 01/03/2010 tarihli 780 bin dolarlık munzam senede imza aldığını, davacı müvekkillerinin aslında sadece bu krediye kefil olduklarını, bu kredinin de bono lehdarı tarafından tamamen ödendiğini, bu munzam bonoda ödeme tarihi boş iken davalı bankanın senedi tahrif ederek ödeme tarihini kendisinin doldurduğunu, 19/12/2017 tarihli munzam senede dayalı olarak, davalının 21/12/2017 tarihinde ihtiyati haciz talebinde bulunduğunu, kredi borcu ödenmiş olduğu halde davalı bankanın haksız bir şekilde elindeki ön teminat niteliği taşıyan senedi bağımsız bir borç ilişkisiymişçesine takibe koyduğunu, ihtiyati haciz isteyen davalı bankanın davacı müvekkillerine Beyoğlu ... Noterliği vasıtasıyla 21/12/2017 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname gönderdiği, bu ihtarnamede de görüleceği üzere ipoteğin meblağ ve tarih itibariyle senede karşılık geldiğini, taraflarınca ihtiyati haciz kararına karşı da itirazda bulunulduğunu, yargılama sonucunun beklendiğinin belirtildiğini, bu noktada davacının kötü niyetli olduğunu, zira söz konusu kredi hem ipotek, hem de kefaletle güvence altına alınmışken sırf İİK madde 257’de ihtiyati haciz şartlarından “rehinle güvence altına alınmamış olma” hükmünü dolanmak amacıyla bir de kambiyo senedi aldığını, bu sayede davalının bu hükme tabi olmaksızın “hukuku dolanmak” suretiyle haksız biçimde ihtiyati haciz talebinde bulunmak imkânını elde ettiğini, davalının bu davranışının hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı olduğunu, söz konusu ihtarnamede davacı müvekkillerine İİK’nın 68 ve 150 maddeleri uyarınca imzalı ödeme tabloları ve ipotek akit tablolarının gönderilmediğini, 8 gün süre verilmediğini, rehinle temin edilmiş ve teminat amacıyla verilmiş bir alacağa ilişkin kambiyo senedinin icra takibine konu edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ayrıca ihtarname ekinde de ödeme tablosu taraflarına gönderilmediğinden Mahkememize sunulamadığını, bu sebeple davalının söz konusu tarihsel ve meblağ anlamında birbiri ile aynı olan ödemelerin, tanzim tarihi ve meblağı da kullanılan kredi ile aynı olan bono dışında bir borç için yapıldığını kanıtlamak zorunda olduğunu, zira müzekkere ile celp edildiğinde davalı ...bank’tan 2009 yılında gayrimenkul kredisi dışında kredi kullanılmadığının anlaşılacağını beyanla İİK’nın 72. maddesi gereğince, davalının açıkça kötüniyetli olması karşısında takibin davacı müvekkilleri yönünden teminatsız olarak aksi kanaatte ise halinde Mahkememizce uygun görülecek bir teminat mukabilinde ve işbu dosya kapsamında yapılacak yargılama neticesi verilecek Mahkeme kararının kesinleşmesine kadar, icra takibini durdurur mahiyette ihtiyati tedbir kararı verilmesini, dava konusu senedin iptalini, dava konusu bono karşısında davacı müvekkillerin borçlu olmadığının tespitini, ... sayılı dosyası ile devam eden takibin davacı müvekkilleri yönünden iptalini, dava değerinin %20’sinden az olmamak üzere davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacılar ... Şti. ile ... tarafından davalı müvekkil... Bank A.Ş. aleyhine, taraflarınca, davacılar ve diğerleri hakkında .. sayılı dosyasından yapılmış takibe konu 780.000,00 USD bedelli bono sebebiyle, davalı müvekkil bankaya borçlarının bulunmadıklarının tespiti, senedin bedelsizliği sebebiyle iptali, bono sebebiyle yapılmış takibin iptali istemli dava açıldığını, hukuki dayanaktan yoksun, haksız ve kötü niyetli davanın dayandığı tüm vakıaların ile reddini talep ettiklerini, dava senedin teminat senedi olduğu, takibe dayanak bono sebebiyle, borçlu olunmadığı iddiasına dayandığından; kambiyo senedinin “sebepten bağımsız olması” ilkesinden hareketle ve teminat senedi iddialarının aynı kuvvetle yazılı delille ispatlanamaması sebebiyle reddinin gerektiğini, davacıların haksız ve kötü niyetli olduklarını, kıymetli evrak olan bono ile sebepten bağımsız bir borç yaratıldığını, kambiyo senedinin ayrıca bir sebebe dayanması gerekmediğini, söz konusu durumun TTK’nın 645. maddesinde düzenlendiğini, davaya konu olayda, davacılar hakkında, sebepten bağımsız olan 780.000,00 USD bedelli bono sebebiyle, ... sayılı dosyasından yapılmı takibin kesinleştiğini, takibin derdest, kambiyo senedinin muteber olduğunu beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi neticesinde; dava icra takibine konu edilen davalı bankanın yetkili hamili olduğu, 01/03/2010 tanzim, 19/12/2017 vade tarihli, lehtarı ... Şti., keşidecisi ... A.Ş. olan, davacıların müşterek borçlu - müteselsil kefil oldukları, 780.000 USD bedelli bono sebebiyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkin olup davacılar söz konu bonoda aval veren sıfatını haizdirler. TTK'nın aval verenler ile ilgili sorumluluğa ilişkin 702. maddesi uyarınca; aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur. Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir. Bu madde kapsamında yapılan değerlendirmede, dava konusu bononun şeklen geçerli olduğu, davacıların imza inkarında da bulunmadıkları ve bu nedenle başka bir sebeple bono nedeniyle borçlu olmadıklarını iddia edemeyecekleri, bono bedelinden sorumlu oldukları..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Usule ilişkin olarak; mahkemece müvekkillerin kambiyo senedinde aval olduğu gerekçe gösterilerek “TTK'nın 702. Maddesi uyarınca hüküm kurulmuş ise de davalı bankanın TTK'nın 659/2. ve 825/2. maddeleri uyarınca müvekkilleri aleyhine bilerek zararına hareket ettiği, bilirkişi raporu ile sabit olduğu üzere borcun ödendiği, bankanın temel ilişkinin tarafı ile kambiyo senedinin yetkili hamili olduğunu göz önünde bulundurulmaksızın hüküm verildiğini, davalı bankanın genel kredi sözleşmesinin tarafı olması nedeniyle borçlu zararına bilerek hareket ettiği açık olup bu durumun göz ardı edilmemesi gerektiğini, aval verenin TTK'nın 825/2.maddesi uyarınca, kural olarak senedi düzenleyen ve önceki hamillerden birine karşı sahip olduğu şahsi def' ileri kendisinden ödeme talep eden hamile karşı ileri süremeyeceğini, ancak aynı hükmün istisnasının, aval verenin kendisine başvuran hamilin bilerek borçlu zararına hareket etmiş olduğunu ispat etmesidir!. Diğer taraftan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 03.07.2001 gün ve 2001/4488 E. 2001/6142 K. sayılı ilamında avalistin, hamilin borçlunun zararına hareket etmesi durumunda, keşidecinin sahip olduğu defileri ileri sürmesinin mümkün olduğunun belirtildiğini,Müvekkillerinin şekil noksanlığı haricinde borcun ödenmesine ilişkin itirazının davalının hukuki ilişkide hem asıl alacaklı hemde genel kredi sözleşmesinin tarafı olması ve icra takibine konu borcun ödenmiş olması nedeniyle hukuken mümkün olduğunu, davalının kötü niyetli olması durumunda borcun ödendiğine ilişkin itirazın mahkemece değerlendirilmesi gerektiğini, dava konusu senedin teminat senedi olduğunu, senedin teminatına konu olan 2009 tarihli genel kredi sözleşmesinin ödendiğini, diğer tarafından 2009 tarihli genel kredi sözleşmesinin ödenmiş olmasından dolayı senedin bedelsiz olduğunu, Esasa ilişkin olarak ise; huzurdaki davada görülen ... sayılı dosyasına konu edilen 780.000 USD'lik senede ilişkin borçlu olmadıklarının tespiti olduğunu, davalı bankaya verilen senedin teminat senedi olup asıl borçlunun davalıdan kullanmış olduğu 2009 tarihli genel kredi sözleşmesine ilişkin olarak verildiğini, dava konusu 780.000 USD'lik senedin 2009 tarihli ...'ye teminaten verildiği gerek davalının açık beyanı gerekse dosyada alınan bilirkişi kök raporu ile tespit edildiğini, Davalının başka bir mahkemede, İstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/7 E. sayılı dosyası ile görülen ve davacı müvekkili ... aleyhine ikame ettiği tasarrufun iptali konulu dosyasında, müvekkilinden alacağının dayanağını işbu dava konusu senet ve buna bağlı Genel Kredi Sözleşmesi olduğunu söyleyerek söz konusu kambiyo senedini 2009 yılında müvekkillerinin imzasının olduğu... ye teminat olarak verildiğine ilişkin beyan sunduğunu, bu beyanın da iddialarının tek başına kanıtı olduğunu, davalı bankanın söz konusu tasarrufun iptali davasında asıl borçlunun kullandığı kredilere ilişkin ...'ın kefil olduğu bonoyu aldığını açıkça ikrar ettiğini, Mahkemeye sunulan bilirkişi kök raporunda yapılan değerlendirme açısından raporda, 2009 tarihli ...'ye teminat olarak, 26.02.2010 tarihli ipotek ile asıl borçluya ait taşınmaza 2.000.000 TL'lik ipotek koyulduğu (), yine asıl borçlu şirkete ait taşınmaza 6.500.000 TL ipotek koyulduğu (iü), 01.03.2010 tarihli 780.000 USD'lik dava konusu teminat senedinin verildiğinin belirtildiğini, bilirkişi raporunda asıl borçlu ile davalı arasındaki 17.12.2009 tarihli ... haricinde başkaca ...'ler bulunulduğu (17.12.2009 tarihli ...'den sonraki ...'lere müvekkillerinin kefil olmadığını ve teminat vermediklerini ve toplamda dava dışı şirketin 1.059.378,86 TL davalıya borçlu olduğunun tespit edildiğini, bilirkişi raporunda belirtilen hali hazırda söz konusu bı miktarı 17.12.2009 tarihli ...'lerden kaynaklanmamakta ise dava konusu senet teminat senedi olduğu için müvekkillerin davalıya herhangi bir borcu bulunmayacağı ve davalının müvekkillerin zararına bile bile hareket ettiği TTK 659/2 ve 825/2. maddesi uyarınca sabit dosya kapsamı ile sabit olduğundan istinaf talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini,...bank ve müvekkillerinin müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları 17.12.2009 tarihli ... ve bu ...'ye bağlı 26.02.2010 tarihli taşınmaz kredisi ile 01.03.2010 tarihli 780.000,00 USD bedelli senedin tarafları, senedi ve ...'yi imzalayan kefillerin (...'deki kefiller ile senetteki avalistler) aynı kişiler olduğunu, ...'ye teminat olarak asıl borçlu tarafından verilen ipotek ve anılan senet 1 iş günü ara ile 26.02.2010 Cuma günü (İpotek Tarihi) 01.03.2010 Pazartesi günü (Senet Tanzim Tarihi) düzenlendiğini, hal böyle olunca 01.03.2010 tarihli icra takibine konu senedin teminat senedi olduğunun karşı tarafında kabul ettiği beyanlar göz önüne alınarak kabulü gerekeceği, iş bu dava konusu icra takibine dayanak spesifik olarak 26.02.2010 tarihinde kullanılan krediye teminaten gayrimenkul ipoteği verilmiş ve devamı iş gününde (01.03.2010) de senet aynı bedelle tanzim edildiğini, davanın temelindeki uyuşmazlığın da bu olduğunu, bu borç bankaya ödenerek 2013 yılında kapatıldığını, bağlı ... ye ilişkin bilirkişi raporundaki borç da icra dosyasında ilgili evin icraen satılması suretiyle zaten kapandığını,Davalı banka tarafından, asıl borçluya müvekkillerin avalist olmadığı ve kefaletinin bulunmadığı ileri tarihli...'ler kullandırıldığını, asıl borçlunun ödenmemiş borcu müvekkilinin avalist olduğu ve kefaletin bulunduğu 2009 tarihli ... değil müvekkilin avalist olmadığı ve kefaletin bulunmadığı sonraki tarihli ... olduğunu, 2009 tarihli ... ile alakalı borç bilirkişi raporunda yazdığı şekli ile harici bir icra dosyasından da ödetildiğini, iş bu dava konusu senedin ise aynı gksye bağlı bir ev kredisi olup 2010 yılında bu da ödenerek kapatıldığını, devam yıllarda kullanılan kredilerden müvekkilin sorumluluğu olduğundan bahsedilemeyeceği gibi sonradan ödenmiş bir borca ilişkin verilen teminat senedini kötü niyetle iade etmeyen davalının maddi manevi ve cezai sorumluluğu bulunduğu kanundan geldiğini, hal böyle olmasına rağmen ödenmiş bir borcun teminatı olan işbu dava konusu senedin takibe konularak sonraki tarihli ... borcunun müvekkilinden tahsil edilmeye çalışılması dürüstlük kuralı ile bağdaşmamakta ve kasıtlı olarak müvekkilinin zararına hareket edildiğini, 2009 tarihli ... dışındaki ...'lere müvekkilinin kefil olmadığı bilirkişi marifetiyle de tespit olunduğunu, netice itibariyle sonraki tarihli GKS borçları bakımından müvekkilinin sorumlu tutulmasının beklenemeyeceğini, zira dava konusu senedin 2009 tarihli ...'ye teminaten keşide edildiği ispatlandığını ve ilgili ... borcu kapandığını, Yargıtay'ın yerleşik uygulamasının da iddiaları haklı kılar nitelikte olduğunu, Yargıtay 19.HD. 30.01.2013 tarih ve 2012/15421 E. 2013/1789 K.sayılı emsal ilamının ekli olduğunu, Mahkemece, davaya konusu senedin yetkili hamili ile teminat olarak verilen senede bağlı 2009 tarihli ...'de asıl alacaklının davalı banka olduğu, diğer bir deyişle temel ilişkinin tarafı ile yetkili hamilin davalı ...bank olduğunun göz ardı edildiğini,Dava konusu senedin hangi kredi sözleşmesine teminat teşkil ettiğine ilişkin ispat yükünün davalı üzerinde olduğunu kaldı ki senet tanzim tarihinden de bunun 2009 yılındaki sözleşme olduğunun sabit olduğunu, sonraki sözleşmelere teminat denilmesi kanunun ruhuna aykırı olduğunu,Asıl borçlu ..., 2011 yılında davalı ...bank'a gönderdiği ihtarname ile çapraz kefaletleri sona erdirdiğini, dava konusu senedin teminat teşkil ettiği ... bakımından, asıl borçlu ... tarafından kendisinin ortak çalıştığı bankalara ihtarname gönderilmesi suretiyle karşılıklı çapraz kefaletler iptal edildiğini, bu hususun dosyada müfrez olan Bakırköy ... Noterliğinin 27/8/2011 tarihli ve ... yevmiye numaralı kefalet kaldırma ihbarnamesi ile sabit olduğunu, bu tarihten sonra müvekkil ile ...borçlusu ... arasında herhangi bir kefalet ilişkisi bulunmadığını, bankacılık uygulamasında, bir senet keşide edilmeksizin bankaların kredi vermediği malum olduğunu, iş bu dava konusu senede tarihsel örgü ve ihtiva ettiği tutar bakımından açıkça rehinli bir alacağa karşılık teminaten senedin verildiğini gösterdiğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, İİK'nın 72/3 maddesi uyarınca takibe konu bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacılar vekili davalı banka tarafından ... takip sayılı dosyası ile davacı müvekkilleri ile dava dışı ... Şti., ... A.Ş., ... A.Ş.,... aleyhine, 01/03/2010 tanzim, 19/12/2017 vade tarihli, lehtarı ... Şti., keşidecisi ... A.Ş. olan, davacılar ile diğer borçluların müteselsil kefil olarak imzaladıkları 780.000 USD bedelli bonoya dayalı olarak 3.000.504,00 TL asıl alacak, 4.875,82 TL işlemiş faiz, 524,78 TL protesto gideri, 400,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti, 87,70 TL ihtiyati haciz masrafı, 9.001,51 TL %0,3 komisyon bedeli olmak üzere toplam 3.015.443,81 TL alacağın tahsili için 26/12/2017 tarihinde kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlattığını, davalı banka ile dava dışı asıl kredi borçlusu... Şti arasında 17.12.2009 tarihinde 5.000.000 TL limitli kredi sözleşmesi imzalandığı, davacıların bu sözleşmeye de müteselsil kefil olduklarını, dava dışı asıl borçlu ... Şti. ye kullandırılan kredilere teminat olmak üzere mülkiyeti asıl borçlu şirkete ait daire nitelikli taşınmaz üzerinde 26.02.2010 tarih ve 2.224 yevmiye numarası ile 1. dereceden 2.000.000,- TL. lik, yine mülkiyeti asıl borçlu şirkete ait taşınmaz üzerine 26.06.2015 tarih ve ... yevmiye nolu ve 3. Dereceden 6.500.000,-TL. lık ipoteklerin tesis edildiği, 01.03.2010 tarızim tarihli ve 19.12.2017 vadeli, lehtarı asıl borçlu şirket ve keşidecisi ... A.Ş. olan, kefilleri dava dışı üçüncü şahıslarla ile birlikte davacılar ... ve ... Şti. olan 780.000,- USD.lik bononun, lehtar cirosu ile davalı bankaya teminat olarak verildiğini, takip konusu bu bononun lehtar asıl kredi borçlusunun 26.02.2010 tarihinde aldığı konuta ilişkin kullanılan kredinin teminatı olarak verildiğini, asıl borçlunun bu krediden dolayı borcunun bulunmadığını, daha sonra akdedilen kredilere de davacıların kefaletinin bulunmadığını, bononun konut kredisinin teminatı olduğunun kredi kullandırılma tarihi ile bono düzenleme tarihinin 3 gün ara ile olması ve kredi tutarına yakın meblağda olması ile de anlaşılabileceğini, kaldı ki davalı bankanın Beyoğlu ... noterliğinden 07.02.2018 tarihli keşide ettiği ihtar içeriğinde de bononun teminat olarak verildiğini benimsediğini, yine davalı bankanın Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı tasarrufun iptali davasında verdiği dilekçe içeriğinde de bu durumu ikrar ettiğini ileri sürerek, kredinin asıl borçlu tarafından 2013 yılında tamamen ödendiği de dikkate alındığında, davacıların bono nedeniyle davalı bankaya borçlu olmadığına karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.Davalı banka ise , bononun dava dışı ... Şti 'nin asaleten davalı bankadan kullanmış olduğu krediler ile bankanın kredili müşterileri dava dışı ... A.Ş. ve ... A.Ş.'nin kullandığı kredilere müteselsil kefaleti sebebiyle olan borçlarının ödenmesi amacıyla ifa uğruna edim amaçlı olarak ciro ve teslim edildiğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir.İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Öncelikle davacı iddiaları ve istinaf aşamasında davanın kabulü gerektiğine dayanak olarak sunulan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu 2021/2 E 2023/1 K 20.01.2023 tarihli kararı dikkate alındığında, davalı banka tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan takibin 23.01.2018 tarihli olup, eldeki davaya konu kambiyo senetlerine mahsus yolla başlatılan takibin ise ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan takipten önceki tarihli ve 26/12/2017 tarihinde başlatıldığı, söz konusu içtihat kararında alacağın rehinle temin edilmiş olması halinde ve ayrıca aynı alacak için verilmiş kambiyo evrakına dayalı olarak kambiyo senetlerine mahsus yolla takip başlatılması halinde, sonraki takibin iptali gerekeceğine ilişkin olduğu da gözetildiğinde, somut uyuşmazlıkta kambiyo senetlerine mahsus yolla başlatılan takibin önceki tarihli olduğu dikkate alındığında, davacılar vekilinin karar tarihinden sonra istinaf aşamasında çıkan içtihadı birleştirme kararı doğrultusunda davanın kabulü gerektiği yönündeki iddia ve talepleri yerinde görülmemiştir.İlk derece mahkemesince deliller celp edilmiş, bu kapsamda ipotek belgeleri, kredi sözleşmeleri değerlendirilerek bilirkişi kök ve davacı itirazlarını gidermek üzere ek bilirkişi raporu alınmıştır.Davacılar tarafından bononun dava dışı asıl kredi borçlusu şirketin kullandığı konut kredisi kapsamında ve kredinin teminatı olarak verildiği, bu kredi için asıl borçlu şirketin taşınmazlarına ipotek tesis edildiğini, bu surette kullandırılan kredinin de 2013 yılında ödenmekle kapandığını, müvekkilleri davacıların başka kredi sözleşmelerinde kefil imzaları da bulunmadığı dikkate alınarak bono nedeniyle borçlu bulunmayacakları ileri sürülmüş ise de, bononun hangi kredinin ve hangi tutarda borcun teminatı olarak verildiğinin yazılı olarak kanıtlanmadığı anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesince yargılama sürecinde alınan kök raporda açıklandığı üzere, asıl kredi borçlusu şirketin gerek kendisinin asaleten davalı bankadan kullandığı krediler nedeniyle, gerekse başka şirketlerin kullandığı kredilere kefaleti nedeniyle bankaya karşı sorumlu olduğu, bu kapsamda asıl kredi borçlusu ... Şti nin asaleten kullandığı krediler nedeniyle hesap kat tarihinde 1.015.829,23 TL nakit ve 40.172,00 TL gayrı nakit olmak üzere toplam 1.056.001,23 TL, dava dışı... A.Ş nin kullandığı kredilere kefaleti nedeniyle toplam 2.166.123,04 TL, yine... AŞ nin kullandığı kredilere kefaleti nedeniyle toplam 7.872.800,78 TL olmak üzere, takip tarihi itibariyle asaleten ve kefaleten toplam 11.127.909,14 TL borçtan sorumlu olacağı anlaşılmaktadır Buna göre davacıların, asıl kredi borçlusu... Ltd. Şti tarafından, davalı bankadan asaleten ve kefaleten kullanılan kredi borçlarının teminatı olarak verilen bonoda müteselsil kefil olarak sorumlu oldukları dikkate alındığında, ilk derece mahkemesince kurulan hüküm isabetli olup, aksi yöndeki davacılar vekili istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davacılar vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 556,10 TL istinaf karar harcının davacılardan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davacılarca yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 30.04.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.