Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/271 E. 2023/695 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/271
- Karar No
- 2023/695
- Karar Tarihi
T.C. ... BAM .... HUKUK DAİRESİ T.C. .... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A .... HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO : .../... KARAR NO : ../...
BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : .../... KARAR NO : .../... KARAR TARİHİ : .... İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : ...(....) ....(...) ....(.......) ......(Davacı) DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... - DAVALI : 1 -... VEKİLİ : Av. ... - DAVALI : 2 -... VEKİLİ : Av. ... - DAVALI : 3 -... VEKİLİ : Av. ... - İHBAR OLUNAN : ... - ... - ... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) B.A.M. KARAR TARİHİ : ... KARAR YAZIM TARİHİ : ....
Davacı tarafından, davalılar aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde, 15/03/2016 tarihinde ....'nin maliki olduğu, davalı sürücü ....'ın idaresindeki .... plakalı kamyon ile dava dışı ....'in idaresindeki .... plakalı minübüse çarptığını, gerçekleşen trafik kazası sonucu .... plakalı minübüste yolcu olan ....'nun uğradığı bedensel zarara uğradığını, kaza nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 500,00-TL maddi ve 5.000,00-TL mannevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 09/07/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile 1.000,00-TL maddi tazminat talebini ıslah ederek 122.456,34-TL'nin davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalı... vekili cevap dilekçesinde, davaya konu kazaya karışan ....... plaka sayılı araç müvekkil ....... nezdinde .....nolu ....... ile 02.12.2015 - 02.12.2016 tarihleri arasında sigortalı olduğunu, müvekkil şirketin Zorunlu Karayolu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi gereğince dava konusu zararlara ilişkin olarak sorumluluğu poliçe limiti Sakatlarıma ve Ölüm Kişi Başına 290.000,00 TL ile sınırlı olup sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve zarar nispetinde olduğunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'na göre işleten düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitine kadar temin ettiğini, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davacının maddi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne, buna göre 61.640,28-TL maddi tazminatın davalı ... yönünden kaza tarihi olan 15/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ........ (sigorta poliçe limiti ile sınırlı olunması kaydıyla) ve davalı ... (sigorta poliçe limiti ile sınırlı olunması kaydıyla) yönünden dava tarihi olan 30/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, buna göre 4.000,00 TL manevi tazminatının davalı ... yönünden kaza tarihi olan 15/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte işbu davalıdan alınarak davacıya verilmesine,fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir. Davalı… Ltd. Şti. vekili istinafa başvuru dilekçesinde, ambulansa yol vermek zorunda olduğu için kırmızı ışıkta geçen müvekkil şirketin malik olduğu aracın sürücüsünün kusuru bulunmadığı, davacının ekonomik geleceğinin etkilenmediği, yüzünde sabit iz kalmadığı hususları göz önünde bulundurulduğunda davanın kabulünün hukuka aykırı olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... A.Ş. vekili istinafa başvuru dilekçesinde, zararın poliçe kapsamında olmadığını, dosyaya konu olan kusur tespiti hatalı olduğunu, dosyaya konu olan aktüer rapor hüküm kurmaya elverişli olmayıp, hatalı tanzim edildiğini, vekalet ücretinin hatalı olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı vekili istinafa başvuru dilekçesinde, Yargıtay İçtihatları göz önünde bulundurulmaksızın, davacı müvekkilimizin ekonomik geleceğinin %5 zarara uğradığı varsayımıyla 60.816,06TL maddi zarara hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu, vekalet ücretinin hatalı olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili istinafa başvuru dilekçesinde, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, zararın poliçe kapsamında olmadığını, davacının özür oranının bulunmaması ve müvekkili şirketin geçici iş görmezlik döneminden sorumlu olmaması sebebiyle davanın müvekkili yönünden reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu savunarak kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE : Dava, trafik kazası nedeni ile oluşan yüzdeki sabit iz nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı vekili, araç malik davalı şirket ile davalı ... şirketi kararı istinaf etmiştir. Öncelikle davalı ... ve ...'nin kusura yönelik istinaf istemi değerlendirildiğinde; 6098 sayılı TBK’nun 74. Maddesi gereğince “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmünü içermektedir. Madde metninde de anlaşıldığı üzere ceza mahkemesinin beraat kararının hukuk hâkimini bağlamayacağı, ancak beraat kararı bir maddi olguyu tespit ediyorsa bu kararın hukuk hâkimini bağlayacağı, beraat kararı suçun sanık tarafından işlenmediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayanıyorsa, bu kararın hukuk hâkimini de bağlayacağı, bundan başka kusurun takdiri ve zararın miktarını tayini hususundaki kararın hukuk hâkimini bağlamayacağı hüküm altına alınmıştır (Turgut Uygur, Borçlar Kanunu Şerhi, C. 1, s. 844). Ancak Hukuk hâkiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Başka bir deyişle maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 E., 2014/1091K). Dava konusu taksirle yaralanma olayına ilişkin ceza davasından, davalı şirkete ait aracı kaza anında kullanan dava dışı ...'ın mahkumiyetine dair ... ...Asliye Ceza Mahkemesi’nin .../..., .../... sayılı ilamın, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ....Ceza Dairesi’nin .../.. .../... sayılı istinaf isteminin esastan reddine dair kararı ile kesinleştiği anlaşılmakla, bu davalının kusursuzluğundan bahsedilemeyeceği, ceza mahkemesinin maddi vakıaya ilişkin kesin hükmü hukuk hakimini TBK 74.madde hükmü uyarınca bağlayacağından kusura ilişkin istinaf isteminin reddi gerekmiştir. Davalı .... sigorta ile .... Sigorta Şirketi'nin sabit izden dolayı oluşan maddi zararın poliçe kapsamında olmadığına ilişkin istinaf istemi değerlendirildiğinde; Dava, kaza tarihinde yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 54. maddesi (Borçlar Kanunu m.46.) gereğince davacının uğradığını iddia ettiği cismani zararların tazminine ilişkin olup, sorumluluğu doğuran olayın, zarar görenin vücut bütünlüğünü ihlâl etmesi hali özel olarak hükme bağlanmıştır. Bu hüküm gereğince, vücut bütünlüğünün ihlâli halinde mağdurun malvarlığında meydana gelmesi muhtemel olan azalmanın ve dolayısıyla maddî zararın türleri; masraflar, çalışma gücünün kısmen veya tamamen kaybından doğan zararlar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan zararlar şeklinde düzenlenmiştir. Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin ekonomik geleceğinin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan uğraması muhtemel zararlar TBK m. 54’de “ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar” şeklinde ifade edilmiştir. Bu hükümden de anlaşılacağı üzere vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişinin bu ihlâl nedeniyle ekonomik geleceği sarsılmış olabilir. Bu tür zararlar çalışma gücünün tamamen veya kısmen kaybı nedeniyle ortaya çıkan zararlar dışında ekonomik geleceğin sarsılmasının meydana getirdiği zararlardır. Ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle ortaya çıkan zararlar müstakbel zararlardır ve bu zararlar çalışma gücünde bir azalma olmasa dahi meydana gelmektedir. Vücut bütünlüğü ihlâl edilen kişi çalışma gücünde bir azalma meydana gelmese dahi iş piyasasında yeni bir iş bulmakta veya eski işini korumakta güçlük çekmekte veya aynı işte çalışsa dahi ihlâlden öncesine nazaran daha çok emek sarf etmek zorunda kalmaktadır. Hatta bu kişiler ihlâl fiili neticesinde işlerinden tamamen de çıkarılabilirler. Vücut bütünlüğünün ihlâli nedeniyle ekonomik geleceğin sarsılması özellikle mesleği nedeniyle bazı kişiler bakımından ayrıca önem arz etmektedir. Örneğin,vücut bütünlüğü ihlâl edilen bir sinema sanatçısının, halkla ilişkiler bölümünde çalışan bir kişinin yüzünde sabit bir iz kalması bu kişilerin çalışma güçlerinde fiilen bir eksiklik meydana getirmemekle birlikte iş bulmalarını imkânsızlaştırabilecek, zorlaştırabilecek ya da kariyer olarak yükselmelerine engel olabilecektir. Bu gibi durumlarda zarar gören ekonomik geleceği sarsılarak zarara uğratılmış olur (Oğuzman Kemal/Öz Turgut, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 7. B, İstanbul 2009, s. 562). (Yargıtay 4. HD. 2021/24942 E.- 2022/9679 K. Sayılı ilam) Somut olayda; davacı, dava dilekçesinde, yüzündeki iz sebebiyle ileride daha zor iş bulabileceğinden bahisle zarara uğradığını belirterek tazminat talebinde bulunmuş olup, anılan zarar olay tarihinde yürürlükte olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 54/4 bendinde sayılan sosyal ve ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan zarardır. Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Dairesi Kurulunca düzenlenen 01/03/2021 tarihli rapor doğrultusunda, olay tarihinde genç bir kadın olan davacının yüzünde meydana gelen iz sonucu iş bulma ihtimalinin azaldığı, dolayısıyla ekonomik geleceğin sarsılması nedeniyle bir miktar zarara uğrayacağı açıktır. Bu kapsamda, davacının yaşı, yaptığı işi gözetilerek ilgili yerlerden araştırma yapılarak, gerekli görülürse bilirkişi raporu alınarak zararın kapsamının belirlenmesi, belirlenemiyorsa TBK 51/1 madde uyarınca uygun bir miktar tazminata hükmedilmesi gerekir. Davalı ... şirketlerinin bu yöndeki istinaf istemleri yerinde değildir. Tazminat hesaplamasının, TRH 2010 yaşam tablosu, Yargıtay uygulamaları ile kabul edilen progresif rant yöntemi kullanılarak, bilinmeyen devirdeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp, %10 iskonto edilmesi suretiyle, teknik faiz dikkate alınmaksızın, tazminatın hesaplanması gerekecektir. (Yargıtay 17 HD. 2019/3292 E. - 2021/1848 K. sayılı ilam). Aküterya bilirkişi tarafından 02/06/2021 tarihli ek raporda, anılan yöntem uygulanarak tazminat hesabı yapılmış olup, davalı ... şirketlerinin tazminat hesaplamasına ilişkin istinaf istemleri yerinde değildir. Ancak, davacının maruz kaldığı yüzündeki sabit izin %10'luk bir gelir kaybı oluşturacağı belirtilmiş ise de, yerel mahkemece %5'lik bir gelir kaybı oluşturacağı kanati ile bu alternatife göre bilirkişi raporu doğrutusunda, davacı kısmen kabul etmesi dosya kapsamına uygun değildir. Zira, bilirkişi raporundaki belirtilen oran, davacının yüzündeki sabit ize göre uygun olan oran olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre ekonomik geleceğin sarsılmasına yönelik davanın bilirkişi raporunda %10 gelir kaybı oluşacağına dair hesaplanan alternatif üzerinden hüküm altına alınması gerektiğinden davacının istinaf isteminin kabulü gerekmiş, maddi tazminata ilişkin düzelterek davanın ıslah edilen hali ile tam kabulüne karar vermek gerekmiştir. Manevi tazminata ilişkin istinaf istemi değerlendirildiğinde, Manevi tazminat, duyulan elem ve ızdırabın kısmen ve imkân nispetinde iadesini amaçladığından hakim, 4721 sayılı MK 4. maddesi gereğince hak ve nesafete göre takdir hakkını kullanarak, manevi tazminat miktarını tespit etmelidir. Hakim belirlemeyi yaparken somut olayın özelliğini, zarar görenin ve zarara yol açanın ekonomik ve sosyal durumunu, paranın alım gücünü, maluliyet oranını, ölüm ya da beden gücü kaybı nedeniyle duyulan ve ileride duyulacak elem ve ızdırabı gözetmelidir. Somut olayda, tarafların ekonomik sosyal ekonomik durumları, kazadaki kusur oranları, kusuru bulunmayan davacının yaralanmasının niteliği, yüzündeki sabit iz, olay tarihindeki paranın alım gücüne göre davacı lehine takdir edilen manevi tazminatın çok az olduğu, davacının talep ettiği manevi tazminat miktarının yerinde olduğu anlaşılmakla, manevi tazminata ilişkin davanın tam kabulüne dair aşağıdaki karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK 355.maddesi gereğince istinafa başvuranın sıfatı, istinaf konusu yapılan nedenler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, davacı vekilinin maddi tazminata yönelik istinaf başvurusunun kesin olması nedeniyle usulden reddine, davalı Güvence Hesabı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile, bu durum yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince mahkeme kararının düzeltilerek yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A)... .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih ve .../...-.../... sayılı kararına yönelik davalılar vekillerinin istinaf kanun yolu başvurusunun ESASTAN REDDİNE, -İstinaf kanun yoluna başvuran davalı ... tarafından yatırılması gereken 4.483,89.-TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.120,97-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 3.362,92-TL istinaf karar harcının davalı ...'den alınarak hazineye irat kaydına, -İstinaf kanun yoluna başvuran davalı Allianz Sigorta A.Ş. tarafından yatırılması gereken 4.210,65.-TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.121,00-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 3.089,65-TL istinaf karar harcının davalı Allianz Sigorta A.Ş.'den alınarak hazineye irat kaydına, -İstinaf kanun yoluna başvuran davalı ... tarafından yatırılması gereken 4.210,65.-TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.055,00-TL harcın mahsubu ile eksik kalan 3.155,65-TL istinaf karar harcının davalı ...'nden alınarak hazineye irat kaydına, B)... .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....tarih ve .../...-.../... sayılı kararına yönelik davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜNE, 1-HMK'nun 353/1-b-2 maddesi gereğince, manevi tazminat miktarı bakımından DÜZELTİLEREK YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, Davacının maddi tazminat taleplerinin KISMEN KABULÜNE, buna göre 122.456,34.-TL maddi tazminatın davalı ... yönünden kaza tarihi olan 15/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ... (sigorta poliçe limiti ile sınırlı olunması kaydıyla) ve davalı ... (sigorta poliçe limiti ile sınırlı olunması kaydıyla) yönünden dava tarihi olan 30/12/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE, -Davacının manevi tazminat talebinin KABULÜNE, buna göre 5.000,00 TL manevi tazminatının davalı ... yönünden kaza tarihi olan 15/03/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte işbu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, a) Alınması gereken 8.706,54.-TL harcın peşin olarak yatırılan 29,20.-TL ile ıslah harcı olarak yatırılan 415,00-TL'den mahsubu ile bakiye 8.262,34-TL(7.920,79-TL'sinden davalılar ... ve .... Sorumlu olmak üzere) karar harcının davalılardan alınarak davacıya verilmesine, b) Davacı tarafından yapılan 3.044,18.-TL yargılama gideri ile davacı tarafça peşin olarak yatırılan 29,20.-TL peşin harç, 29,20.-TL başvurma harcı ve 415,00-TL ıslah harcı toplamı 3.517,58.-TL'nin(3.379,34-TL'sinden davalılar ... ve .... Sorumlu olmak üzere) davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, bakiye yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, c)Davacı yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen maddi tazminat üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca, 15.583,35-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, -Davacı yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen manevi tazminat üzerinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca, 5.000,00 TL vekalet ücretinin davalı ....'den alınarak davacıya verilmesine, d) Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine, 2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacının istinaf başvurusu nedeniyle yatırdığı istinaf karar harcının istem halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf başvuru aşamasında davacı tarafça yapılan 86,50.-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 4-Karar tebliğ, harç tahsil, harç iade ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, 5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile 21/03/2023 tarihinde karar verildi.
... Başkan ...
... Üye ...
... Üye ...
... Katip ...