Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/25 E. 2023/714 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/25
Karar No
2023/714
Karar Tarihi

T.C..... BAM .... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: .../... -.../.... T.C. ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A ..... HUKUK DAİRESİ K A R A R

DOSYA NO : .../... KARAR NO : .../...

BAŞKAN : .... ÜYE : ... ÜYE : ... KÂTİP : ....

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ... .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : ... KARAR NO : ... KARAR TARİHİ : ... İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : ... (Davacılar), ... (Davalı) DAVACILAR : 1-... 2-... VEKİLİ : Av. ... DAVALI : ... VEKİLİ : Av. ... İHBAR OLUNANLAR : 1 -... 2 -... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) B.A.M. KARAR TARİHİ : ... KARAR YAZIM TARİHİ : ....

Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahal mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dilekçesinde, 12/11/2017 tarihli tek araçlı trafik kazasında müvekkillerin murisi olan .... yolcu konumunda iken vefat ettiğini, ....plakalı araç kaza tarihinde davalı şirketten ZMMS trafik sigortalı olduğunu, davalı tarafından 73.327,23 TL'lik kısmi ödeme yapıldığını, ancak bu kısmi ödemenin taleplerini karşılamadığını, zararın daha yüksek olduğunu, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere ve davalının poliçe limitiyle sorumlu olması kaydıyla, kısmi ödemenin tespit edilecek tazminattan mahsubundan sonra kalacak bedele, şimdilik 100,00.-TL defin giderleri ile ayrı ayrı 1.000,00'er TL destekten yoksunluk tazminatının ihtarnamenin tebliği (19.12.2019) tarihininden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde, öncelikle yetki itirazlarının bulunduğunu, .... adına kayıtlı ....... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde 29.05.2017 tarihinde ........ poliçe numaralı ZMMS kapsamında sigortalandığını, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe bedeli ile sınırlı olup, işbu sigorta kapsamında sigortalısının kusuru oranında kişi başına poliçe limiti 330.000,00 TL olduğunu, müvekkil şirket tarafından dava açılmadan önce davacılara 73.327,23 TL ödeme yapıldığı ve davacıların tüm zararları giderildiğini, destekten yoksun kalma tazminatı hesabında kusur oranın da dikkate alınmasını talep ettiklerini, müteveffanın araç sürücüsü ......'ın yakın arkadaşı olup hatır taşıması yapıldığını, müteveffanın araç sürücüsünün alkollü olduğunu bilmesine rağmen araçta bulunmaya devam ettiği ve sürücüyü engelleyecek hiçbir müdahalede bulunmadığını, müteveffa yönünden “kusura katılım”ının söz konusu olduğu ve tazminat bedelinde indirim uygulanması gerektiği, davacılar tarafından taziye teşekkür giderleri, yemek giderleri, mevlüt giderleri gibi zorunlu olmayan cenaze giderlerinin sorumluluk kapsamında olmadığını, davacıların avans faizi işletilmesi yönündeki taleplerini kabul etmediklerini, bu nedenlerle, işbu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacı ...... için 43.760,79.-TL, davacı ....için 62.353,62.-TL destekten yoksun kalma tazminatının 04/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin destekten yoksun kalma talebinin reddine, 2.050,00.-TL cenaze ve defin gideri tazminatının 04/01/2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, karar verilmiştir. Davacılar vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, davalı tarafın arabuluculuk görüşmelerine katılmadığından yargılama giderleri ile vekil ücretinin tamamından davalı tarafın sorumlu tutulması gerektiği, yerel mahkemece Adli Tıp yargılama giderlerinin hesaba katılmamasının hatalı olduğu, Yargıtay yerleşik kararlarında gerçeğe en yakın farazi ücretin tespiti için yaşayan kardeşlerin sosyo-ekonomik durumunun gözetilmesi gerektiğinin belirtildiği, müteveffanın ağabeyinin alınan SGK kaydında asgari ücretin üzerinde gelirinin olduğu, müteveffanın asgari ücretin üzerinde gelir elde edeceği varsayımıyla yapılan hesaba göre tazminat miktarının belirlenmesi gerektiği, buna göre hatır ve müterafik kusur indirimleri yapılması halinde dahi zarar miktarının poliçe limitini aştığından, poliçe limitine göre yapılan ıslah miktarları gözetilerek karar verilmesi gerektiği, desteğe farazeten hem üniversiteyi okutup hem asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasının doğru olmadığı, asgari ücret üzerinden hesaplama yapılacaksa desteğin lise bitiminden sonra çalışmaya başlayacak şekilde hesaplanması gerektiği, hüküm tarihine en yakın asgari ücretin 2022 yılı asgari ücreti olduğu için yeni asgari ücret rakamlarına göre destek tazminatı hesaplanması gerektiği, hatır taşımacılığı ve müterafik kusur indirimlerinin şartlarının oluşmadığı, avans faize hükmedilmesi gerektiği, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak müvekkiller i için 2.050,00 TL cenaze ve defin gideri ile ... için 105.749,89 TL, ..... için 148.872,88 TL destekten yoksunluk tazminatının (toplam=256.672,77 TL) ihtarnamenin tebliği tarihinden itibaren (19.12.2019) işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesine karar verilmesini, talep etmiştir. Davalı vekili istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde, müvekkili şirket tarafından davacılara ödeme yapılmış olup, bakiye borç bulunmadığı, dosya kapsamında hazırlanan bilirkişi raporunda "kullanılan hesaplama yönteminin" hatalı olduğu, dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporunda "yapılan hesaplamanın" hatalı olduğu, muhtemel yaşam süresine ilişkin hesaplamada hak sahiplerinin kaza tarihindeki değil, hesap tarihindeki yaşı dikkate alınması gerektiği, bilirkişi raporunda bir yılın 365 gün kabul edilmesi hatalı olup, bu durum destekten yoksun kalma tazminatı hesabında gerçeğe aykırı sonuç elde edilmesine neden olduğu, bilirkişi raporunda eksik ve hatalı hesaplama yapıldığı, bu nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir. DEĞERLENDİRME ve GEREKÇE: Dava, trafik kazasından kaynaklı maddi tazminat talebine yöneliktir. Davacıların maddi tazminat talebi, destekten yoksun kalma, cenaze ve defin gideri kalemlerinden oluşmaktadır. Destekten yoksun kalma tazminatı, maddi tazminat türü olup, hukuka aykırı fiil sonucunda ölen kişinin destek verdiği kişilerin; ölen kişinin yokluğunda alacağı destekten mahrum kalması ve sonucunda hayat kalitelerinin düşmesi vs. sebeplerle, bu ölümden kusurlu olarak sorumlu olan kişiden alacakları tazminattır. Desteğin çocuksuz olması durumunda desteğin gelirini eşi ile ortak paylaşacağı varsayımına dayalı olarak, gelirden desteğin %50 ve eşin %50 pay alacağı kabul edilmektedir. Çocukların, eş ile birlikte destek payı alacağı durumda ise destek gelirden eşi ile birlikte 2’şer pay alırken çocuklara birer pay verileceği, yine eş, çocuklar ile ana babanın pay alacağı durumlarda desteğe 2 pay, eşe 2 pay, çocukların her birine 1’er pay, ana ve babaya 1’er pay ayrılarak böylece gelirin tamamının dağıtılacağı esasına dayalıdır. Çocukların sayısı arttıkça hem desteğe ayrılan pay, hem de eş ve çocuklar ile ana ve babaya ayrılacak paylar düşecektir. Çocukların destekten çıkması ile birlikte destekten çıkan çocuğun payları destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılacak, anne ve babaya verilmeyecektir. Böylece geriye kalan eş ve çocukların payları ile desteğin payı artacaktır. Ana ve babadan birinin destekten çıkması ile payı diğerine aktarılacak, ana ve baba ile çocukların tamamının destekten çıkması durumunda ise yine çocuksuz eş gibi desteğe 2 pay, eşe 2 pay esasına göre %50 pay desteğe, %50 pay eşe verilerek varsayımsal olarak gelir paylaştırılarak tazminat bu ilkelere göre hesaplanmalıdır ( Yargıtay 17 HD 2020/3231 E.-2021/2851 K sayılı ilam) Somut olayda, davacılar murisi ..., .... doğumlu olup, 12/11/2017 tarihinde meydana gelen kaza sonucunda vefat etmiştir. Hayatın olağan akışına göre desteğin ileride evleneceği ve en az iki çocuk sahibi olacağı kabul edilerek, desteğin evleninceye kadar gelirinin yarısını kendi ihtiyaçları, yarısını da anne ve babası için ayıracağı varsayılarak bu dönemde desteğe iki, anne ve babaya birer pay vermek suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında evlenmeden önceki dönem içinde anne ve babanın her birine %25 pay verilmesi gerektiği, desteğin ileride evlenmesi ile birlikte desteğe iki, eşe iki anne ve babaya birer pay verilerek, yine desteğin tüm gelirinin oranlanarak anne ve babaya %16 şar pay ayrılması, desteğin bir çocuğunun olması durumunda iki pay desteğe, iki pay eşe bir pay çocuğa ve birer pay anne ve babaya ayrılmak suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında anne ve baba için %14'er pay verilmesi daha sonra ikinci çocuğun doğacağı varsayılarak bu kez desteğe iki, eşe iki, çocukların her birine birer ve anne ve babaya birer pay verilerek desteğin tüm gelirine oranlanarak anne ve babaya 12,5'er pay verilmesinin uygun olacağı, daha sonra anne ve babadan yaşam tablosuna göre hangisi destekten çıkacaksa kalan kişiye diğerinin payının ilave edilerek destek tazminatlarının varsayımsal hesabının yapılması gerekeceği Yargıtay'ın yerleşik uygulaması gereği olup evlenme yaşı ile ilgili TUİK verilerine göre ortalamaların dikkate alınması gereklidir. Yargıtay'ın genel ilkelerine göre kural olarak; anne ve baba çalışıyorsa anne ve babadan ayrı ayrı %5'er, anne çalışmıyorsa, sadece babadan %5 oranında yetiştirme gideri düşülmesi gerekmektedir (Yargıtay 4 HD 2021/18347 E -2022/369 K sayılı ilam). Destekten yoksun kalma tazminatının doğru biçimde hesaplanabilmesi bakımından, desteğin net gelirinin doğru biçimde saptanması önem taşımaktadır. Mahkeme tarafından hükme esas alınan 19/06/2021 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda destek (müteveffa) ...'in asgari ücretin 1,576 katı düzeyinde gelir elde edeceğinin kabul edilmiş ise de, buna ilişkin yeterince araştırma yapıldığından söz etme olanağı bulunmamaktadır. Müteveffanın son öğrenim durumuna ilişkin öğrenim belgesi ile müteveffanın kardeşleri ... ve ...'un öğrenim belgeleri de celbedilip, anne ve babanın sosyal-ekonomik durumları, eğitim durumları göz önüne alınarak müteveffanın sosyal ekonomik durumu ile kardeş ve yakınlarının ortalama başarı, meslek edinme durumu itibariyle muhtemel gelir düzeyi belirlenmelidir. Taraf vekillerinin bu yoldaki istinaf sebebi ayrı ayrı yerindedir. Anayasa Mahkemesi'nin .../... E-.../.... K sayılı kararı ile; 2918 sayılı KTK 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; tazminat hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü uygulaması anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir. Tazminat hesaplamasının, TRH 2010 yaşam tablosu, Yargıtay uygulamaları ile kabul edilen progresif rant yöntemi kullanılarak, bilinmeyen devirdeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp, %10 iskonto edilmesi suretiyle, teknik faiz dikkate alınmaksızın hesaplanması gerekecektir (Yargıtay 17 HD 2019/3292 E-2021/1848 K sayılı ilam). Bu ilkeleri gözeten hesaplama hesaplamada isabetsizlik yoktur. 6098 sayılı TBK 52 maddesi gereği, zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmışsa hakim, tazminatı indirebilecek veya tamamen kaldırabilecektir. Zarar görenin kendi menfaatlerini korumak için makul bir insanda beklenen davranışta bulunmayarak, zararın meydana gelmesinde veya artmasında etkili olmasına müterafik (bölüşük) kusur olarak adlandırılır. Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde 6098 sayılı TBK 52 maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, öğreti ve Yargıtay uygulamalarıyla da benimsenmiştir. Müterafik kusura ilişkin savunma, bir defi olmadığından mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir (Yargıtay 4 HD 2021/6032 E- 2021/8065 K sayılı ilam). Somut olayda, müteveffa Hüseyin'in, dava dışı ....'ın sevk ve idaresindeki ..... plakalı araçta yolcu olarak bulunduğu ve tek taraflı kazada hayatını kaybettiği, sürücü .....n 1,76 promil alkollü olduğu, dava dışı sürücü .....'ın savunmasında da , müteveffalar .... ve ... ile birlikte alkol aldıklarını beyan ettiği, başka bir ifade ile müteveffa ...'in, sürücüsünün alkollü olduğu araçta seyahat ettiği, zararlı sonucun ortaya çıkmasında müterafik kusurlu olduğu anlaşılmakla müterafik kusur indirimi yapılmasında isabetsizlik yoktur. 2918 sayılı KTK 87/1 maddesinde; "Yaralanan veya ölen kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta ise veya motorlu araç, yaralanan veya ölen kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa, işletenin veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin sorumluluğu ve motorlu aracın maliki ile işleteni arasındaki ilişkide araca gelen zararlardan dolayı sorumluluk, genel hükümlere tabidir" düzenlemesine yer verilmiş, aracın hatır için verildiği ya da hatır için taşıma yapılan durumda oluşacak zararlarla ilgili değerlendirmenin genel hükümlere tabi olduğu belirtilmiştir. Hatır taşıması; bir kimseyi ücretsiz olarak, bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Başka bir ifade ile hatır için taşımada taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Hatır taşıması, sigorta teminatı kapsamında ise de, hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda 6098 sayılı TBK 51 maddesi (818 sayılı BK. 43. maddesi) uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay içtihatlarında benimsenmiş bulunmaktadır. Dava dışı sürücü ....'ın sevk idaresindeki araçta yolcu olarak bulunduğu, kazaya karışan araçla seyir halinde iken davaya konu trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmakla, hatır taşıması indirimi yapılmasında isabetsizlik yoktur. Tazminatın kapsamını belirleme biçimi ve tazminattan yapılacak indirimler ve sıralaması 6098 sayılı TBK 51 ve 52 maddelerinde düzenlenmiş olup, hakim, tarafların kusur durumunu dikkate alarak tazminatın kapsamını belirledikten sonra bir menfaat karşılığı olmayan hatır için taşıma varsa hatır indirimi yapılacak, ayrıca zarar gören zararın artmasına sebep olmuş yada zarar doğuran fiile rıza göstermiş ise Yargıtay kararlarında yerleşmiş olduğu üzere tazminattan müterafik kusur indirimi yapılarak nihai zarar ve ödenmesi gereken tazminat belirlenecektir. Yapılan ödemeler, kanunda, indirim nedeni olarak gösterilmemiştir. Kaldı ki ödemeler, tazminatı belirlemede bir indirim sebebi olmayıp Yargıtay uygulamaları ile yerleşik hale geldiği üzere borcu söndüren bir nitelik taşımaktadır (Yargıtay 4 HD 2021/3154 E- 2022/10841 K sayılı ilam) Somut olayda, tazminat kapsamı belirlendikten sonra hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılıp, dava tarihinden önce yapılan ödemenin güncellenerek mahsubu gerekirken, güncellenen ödeme sonra hatır taşıması ve müterafik kusur indirimi yapılması isabetsiz olmuştur. Davacılar desteği ...'in ölümüne neden olan kazada kullanılan ve davalı tarafça ZMMS ile sigortalanan ....plakalı aracın hususi otomobil niteliğinde olduğu dosya kapsamında sabit olup, haksız eylemin 6102 sayılı TTK 3 maddesi uyarınca ticari iş niteliği taşımadığı anlaşılmakla hükmedilen tazminata yasal faiz işletilmesinde isabetsizlik yoktur (Yargıtay 4 HD 2021/13413 E- 2022/6753 K sayılı ilam). Hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunun incelenmesinde, tazminat hesabı yapılırken bir yılın 365 gün olarak esas alındığı anlaşılmaktadır. Gerek öğretide ve gerekse uygulamada tazminat hesabında bir yıl, 360 gün olarak kabul edilmektedir. Bu hesaplama tarzı, ayların fiili sayılarına göre değil, her ayın 30 gün olarak kabul edilmiş olması esasına dayanmaktadır. Bir yılın, 360 gün olarak esas alınarak hesaplama yapılması gerekirken 365 gün olarak esas alınması isabetsiz olmuştur (Yargıtay 4 HD 2021/12586 E-2022/5798 K sayılı ilam). 6100 sayılı HMK 355 maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, kamu düzenine ve istinaf konusu yapılan nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, hükmün esasını etkileyecek tüm deliller toplanmadan karar verilmesi nedeniyle karar usul ve yasaya aykırı olup taraf vekillerinin istinaf başvurularının bu sebeplerle ayrı ayrı kabulü ile mahkeme kararının HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Taraf vekillerinin istinaf taleplerinin KABULÜ ile .... ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....tarih, .../....--.../... sayılı kararının KALDIRILMASINA, Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 2- İstinaf kanun yoluna başvuran davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine, 3- İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince yatırana iadesine, 4- Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına, 5- İstinaf kanun yoluna başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6- İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK 353/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere 22/03/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

... Başkan ... e-imza .. Üye ... e-imza .. Üye ... e-imza ... Katip .... e-imza

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2022/25, K. 2023/714, T. 22.03.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-25-e-2023-714-k-4d79e7bfcadd