Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/2428 E. 2025/1934 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/2428
- Karar No
- 2025/1934
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/2428
KARAR NO : 2025/1934
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 07/10/2022
NUMARASI : 2021/290 Esas - 2022/672 Karar
DAVA: Rekabet Yasağı İhlali, Haksız Rekabet Nedeniyle Tazminat
DAVA TARİHİ: 10/05/2021
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 25/11/2025
Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA: Davacı vekili; davalının 01.07.2015 - 18.11.2020 tarihleri arasında müvekkili şirkette çalıştığını, kendi isteğiyle 18.11.2020 tarihinde işten ayrıldığını ve kısa bir süre sonra aynı şehirde aynı iş kolunda, aynı alanda faaliyet gösteren rakip işyerinde çalışmaya başladığını,durumun müvekkilinin bir müşterisinin yanlışlıkla davalının müvekkili şirket uzantılı e-posta yazışmalarını gönderdiğinde fark edildiğini, davalının iş sözleşmesinin 1.31 maddesinde yer alan rekabet yasağı sözleşmesini ihlal ettiğinden müvekkiline cezai şart ödemesi gerektiğini, davalının müvekkili şirketin iş yerinde laboratuvarda analist olarak 5 yılı aşkın süre çalıştığını, söz konusu işin niteliğine ilişkin teknik ve gizli niteliğe haiz bilgileri öğrendiğini, davalının müvekkili şirketin müşterilerini yeni işyeri için ayartarak haksız rekabete sebebiyet verdiğini, ayrıca davalının whatsapp üzerinden müvekkili şirketin muhasebe departmanına laboratuvarda yapılan testlerin fiyatlamasını sorduğunu, davalı tarafın fiyat mukayesesi yaparak müşterinin ayartılmasına ilişkin eylemini açıkça ortaya koyduğunu, aynı zamanda müvekkili şirketin ticari sırrını rakip firmaya ifşa ettiğini, sözleşmede çalışanın şirketin ticari sırlarını, know how niteliğine sahip teknik bilgisini doğrudan veya dolaylı olarak dışa vurmamasının şart koşulduğunu,ihlali halinde 10.000-USD cezai şart öngörüldüğünü belirterek ticari sırların ifşası nedeniyle sözleşmenin 1.15 maddesinden kaynaklanan 10.000-USD cezai şartın, rekabet yasağının ihlali nedeniyle sözleşmenin 1.31 maddesinden kaynaklanan 113.760-TL cezai şartın, haksız rekabet nedeniyle şimdilik 1.000-TL maddi ve 1.000-TL manevi tazminatın 17/12/2020 tarihinden itibaren avans faizi işletilerek davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili; tarafların iş sözleşmesini karşılıklı anlaşarak 13.11.2020 tarihli protokol ile sona erdirdiğini, müvekkiline işçilik hak ve alacaklarının ödendiğini, müvekkilinin davacı şirkette "İş geliştirme uzmanı" olarak çalıştığını, satış personeli olduğunu, davacının sırlarına vakıf olmadığı gibi rekabet etmesinin de mümkün olmadığını, sözleşmenin 1.31 maddesinde "Laboratuvarda analist olarak çalışan personel"den söz edildiğini, rekabet yasağının analistleri kapsadığını,müvekkili bakımından rekabet yasağı şartı bulunmadığını, müvekkili istifa etmediğinden bu maddeye aykırılık bulunmadığını, ayrıca rekabet yasağına ilişkin herhangi coğrafi sınırlama bulunmadığını, müvekkilinin davacı şirketin sırlarına hakim olacak statüde çalışmadığından sözleşmenin 1.15 maddesinin ihlalinin de söz konusu olmadığını, müvekkilinin daha çok işin satış kısmı ile ilgilendiğini, kaldı ki davacının delil olarak sunduğu whatsapp konuşmasında da, e-posta yazışmasında da know how paylaşımına ilişkin delil bulunmadığını, iş sözleşmesinin davacı işverenin hakim gücünü kullanarak tek taraflı düzenlendiğini ve genel işlem şartı niteliğinde olduğunu, cezai şart hükümlerinin fahiş olarak belirlendiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacı ile davalı arasında düzenlenen iş sözleşmesinin 1.31 maddesinde "Laboratuvarda analist olarak çalışan personel" ibaresinin geçtiği, ancak SGK kayıtlarında görüleceği üzere davacı yanın iş geliştirme uzmanı olarak çalıştığı, bu durumun tanık beyanları ile desteklendiği, rekabet yasağına konu sözleşme belirtilen iş tanımın davalının davacı bünyesinde fiili olarak çalıştığı iş ile konu bakımından uyumlu olmadığı, davacının çalıştığı iş kolunun sınırlı olduğu, işçinin ekonomik geleceğini hakkaniyete aykırı olarak tehlikeye düşürecek biçimdeki sözleşmelerin geçersiz olduğu, davacı ile davalı arasındaki sözleşmede yer alan rekabete ilişkin hükümlerin geçerliliğinin bulunmadığı, davacı tarafın davalının iş sözleşmesi kapsamında ihlale yönelik öne sürülen fiillerin neler olduğu tam anlamıyla somutlaştıramadığı, salt davacı ile aynı faaliyet alanında bulunan bir iş yerine girilmesinin haksız rekabete neden olmayacağı, davalı tarafın davacıya ait müşteri çevresi, üretim sırları ve davacının yaptığı işlere ilişkin bilgilerin davalı tarafından yeni girdiği işte kullanıldığı ve davacının önemli bir zararına sebebiyet verildiğini tanık beyanları doğrultusunda da ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; Rekabet yasağı sözleşmesinde analist ibaresinin kullanılmasının öneminin bulunmadığını, davalının müvekkili nezdinde iş geliştirme uzmanı ve satış lideri olarak görev yaptığını, sözleşme hükmünde analist denmesinin firmanın analiz firması olmasından kaynaklandığını, davalının rakip firmada da müvekkili şirkette yaptığı aynı işi yaptığı, rekabet yasağı sözleşmesinin işçinin ekonomik geleceğini tehlikeye düşürmeyecek şekilde hakkaniyetli şekilde tanzim edildiğini, iş akdinin sonra ermesinden sonra çalışılamayacak iş yerlerinin Bakanlıktan yetki almış, gıda alanında faaliyet gösteren laboratuvar olan iş yerlerini kapsadığını, dolayısıyla kapsamın dar tutulduğunu, davalının sözleşmeye aykırı eylemlerinin açıkça gösterildiğini, ilgili whatsapp ve e-posta dökümlerine dava dilekçesinde yer verildiğini, davalının kötüniyetli bir şekilde müvekkilinin en önemli müşterilerinden birini rakip firmaya çekmeye çalıştığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, sırrın ifşası ve rekabet yasağı sözleşmesine ayrılık nedeniyle cezai şart alacağının tahsili ile haksız rekabet nedeniyle meydana gelen maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.Somut olayda; davalının davacıya ait iş yerinde iş geliştirme birim sorumlusu sıfatıyla 01/07/2015 tarihinde işe başladığı, 18/11/2020 tarihli ikale sözleşmesi ile iş sözleşmesinin sona erdiği, 19/11/2020 - Aralık 2020 tarihleri arasında ... isimli kişinin yanında sigortalı çalışmasının bulunduğu, 01/03/2021 tarihinden itibaren ise dava dışı ... Analiz ...AŞ firmasında çalışmaya başladığı hususları ihtilaf dışı olup, davacı vekili, davalının müvekkili şirkette edindiği tecrübeleri ve gizli kalması gereken bilgileri yeni iş yerinde ifşa ettiği iddiasıyla iş sözleşmesinin 1.15 maddesi gereğince 10.000-USD cezai şart alacağının, rekabet yasağına aykırı olarak yeni iş yerinde çalışmaya başlaması nedeniyle sözleşmenin 1.31 maddesi gereğince 113.760-TL cezai şart alacağının, davalının haksız rekabet teşkil eden eylemleri nedeniyle maddi ve manevi tazminatın tahsilini talep etmektedir.Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup; uyuşmazlık, rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olup olmadığı, davalının rekabet yasağı sözleşmesini ihlal edip etmediği, davalının haksız rekabet teşkil eden davranışı bulunup bulunmadığı hususlarında toplanmaktadır.6098 sayılı TBK'nın 444 ve devamı maddelerindeki düzenleme uyarınca; fiil ehliyetine sahip olan işçi, işverene karşı, sözleşmenin sona ermesinden sonra herhangi bir biçimde onunla rekabet etmekten, özellikle kendi hesabına rakip bir işletme açmaktan, başka bir rakip işletmede çalışmaktan veya bunların dışında, rakip işletmeyle başka türden bir menfaat ilişkisine girişmekten kaçınmayı yazılı olarak üstlenebilir. Rekabet yasağı sözleşmesinin geçerli olabilmesi için, işveren tarafından sözleşmenin haklı nedenle feshedilmiş olması veya ayrılan işçi tarafından haksız olarak feshedilmiş olması, davalı işçinin iş akdinin devamı sırasında işyerinin önemli müşteri çevresi veya üretim yönünden ticari sırlarına vakıf olabilecek bir pozisyonda çalışmış ve ayrıldıktan sonra yasaklı süre içerisinde rakip bir işyerinde çalışmaya başlaması veya kendisinin bu tür bir faaliyeti icra etmesi, önceki işyerinde edindiği bilgileri yeni işyerinde kullanmasının önceki işverene önemli zarar verebilme ihtimalinin varlığı yeterlidir. Yani rekabet yasağı kaydı karşısında, işverenin somut bir zarara uğraması gerekmemekte olup, işçinin yaptığı iş nedeniyle edindiği bilgileri, çalışmaya başladığı başka bir rakip işletmede kullanarak davacı işverene önemli ölçüde zarar verme ihtimalinin bulunması yeterlidir.Taraflarca akdedilen sözleşmenin 1.31 maddesinde; "Laboratuvarda analist olarak çalışan personel, kendi isteği ile işbu sözleşmeyi fesih ederse veya kusuru nedeniyle iş akdinin fesih olmasına sebep olursa, fesih tarihinden itibaren 1(Bir) yıl süreyle Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı'ndan yetki almış özel gıda kontrol laboratuvarlarında çalışamaz, ortak olamaz, kendi adına işletemez. Aksi halde iş yerinin kendisine ödediği son brüt aylık maaşı üzerinden hesaplanacak 1(Bir) yıllık maaş tutarını işyerine ödemekle yükümlüdür." şeklindeki düzenleme ile rekabet yasağı kararlaştırılmış, ihlali halinde ise cezai şart öngörülmüştür. Rekabet yasağına ilişkin bahsi geçen hükümde "Laboratuvarda analist olarak çalışan personel" ibaresine yer verilmiştir. Ancak davacının davacıya ait iş yerinde "iş geliştirme uzmanı" olarak satış ekibinde çalıştığı, analist sıfatının bulunmadığı ihtilaf dışıdır. Sözleşmedeki rekabet yasağı konusunun davalının fiilen yaptığı işle uyumlu olmadığı açıktır. Bunun dışında, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin sona erdirilmesi ve tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerinin düzenlenmesi için yapıldığı açıkça belirtilen 13/11/2020 tarihli sözleşmede, davacı ile davalı arasındaki iş sözleşmesinin karşılıklı olarak varılan anlaşma ile protokoldeki şartlarla sona erdirildiği, bahsi geçen protokolde sır saklamaya ilişkin hüküm bulunmakta ise de rekabet etmemeye dayalı herhangi bir cezai şart öngörülmediği görülmektedir. Bu durumda rekabet yasağı hükmünün konu itibariyle geçerli olmadığı gibi 13/11/2020 tarihli protokolde iş sözleşmesindeki rekabet yasağına ilişkin düzenlemenin iş sözleşmesinin sonra ermesinden sonra devam edeceğine dair bir şart öngörülmediğinden geçerli bir rekabet yasağı sözleşmesinin bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.Diğer taraftan, davalı tarafın know how olarak nitelendirilebilecek ticari sırlara vakıf olduğu, gizli bilgileri üçüncü kişilere açıkladığı iddia edilerek sözleşmenin 1.15 maddesi gereğince cezai şart talebinde bulunulmuş ise de davalının davacının gizli kalmasında menfaati bulunan bilgileri paylaştığına dair bir delil bulunmamaktadır. Davacı tarafça, davalı işçinin işten ayrıldıktan sonra dava dışı rakip şirkette çalışmaya başladığı, davacı şirkette edindiği ticari sır niteliğinde bulunan müşteri portföyünü bu şirket lehine kullanmak, davacı şirket müşteri ve tedarikçilerini davacı ile olan sözleşmelerinin feshine yönlendirmek suretiyle haksız rekabet oluşturduğu iddia edilmektedir. Buna ilişkin müşteriye yapılan teklife ilişkin e-posta ve müvekkili şirket personeline fiyat sorulmasına ilişkin whatsapp yazışması sunulmuştur. Ancak işçinin bir şirketteki işinden ayrılarak aynı sektörde faaliyet gösteren başka bir firmada çalışmaya başlaması tek başına haksız rekabet olarak kabul edilen bir davranış değildir. Aynı şekilde serbest piyasa koşullarında dürüstlük kuralına aykırı davranış ve ticari uygulamalar icra edilmediği sürece davalı şirketin davacının müşteri ağında yer alan firmalarla çalışması, teklif vermesi haksız rekabet teşkil etmez. Somut olayda davacının itibarını zedeleyici nitelikte dürüstlük kuralına aykırı nitelikteki ilave nedenler bulunmadığından davacının müşterisine yeni iş yeri için teklif yapılmış olması haksız rekabet teşkil eden bir davranış değildir. Yine TTK'nın 54/2 maddesinde açıkça düzenlendiği üzere ticari davranış ve uygulamaların haksız rekabet teşkil edebilmesi için rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkilemesi şart olup, somut olayda davacının çalışanına fiyat bilgisi sorulması tek başına rekabet ortamını etkileme kabiliyeti bulunmamaktadır. Bu durumda davalının haksız rekabet teşkil eden eylemi bulunmadığından davacının aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle; davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 615,4-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 80,7-TL harcın mahsubu ile kalan 534,7-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davalı tarafından yapılan 66-TL istinaf yargı giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde HMK’nın 361/1. maddesi gereği Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.25/11/2025