Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/14 E. 2024/193 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/14
- Karar No
- 2024/193
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I DOSYA NO: 2025/1016 KARAR NO : 2025/1303 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 09/07/2024 NUMARASI : 2022/14 E. - 2024/193 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/10/2025 Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, ... adlı kitabın ilk basımının 2001 yılında yapıldığını, müvekkilinin adının yayına hazırlayan olarak künyede yer aldığını, halen edebiyat profesörü olan müvekkilinin eserin yayın hazırlanması kapsamında fikri emek verdiğini, bu kapsamda kitabın gazetede 1898'de tefrika ve 1901’de kitap olarak yapılan eski yazı metinleriyle 1939'da bizzat yazarın sadeleştirdiği baskıları karşılaştırdığını, ...'nın sadeleştirdiği 1939'daki bakıda ve daha sonra başka şahısların yaptığı sadeleştirilmiş baskılarda yapılan hatalar, eksiklikler, sayfa atlamaların tespit edildiğini, ... Yayınlarınca yapılan baskı için 1939'da yapılan baskıda kullanılan Osmanlıca kelime ve tamlamaların günümüz Türkçe'sinde kullanılan karşılıklarının köşeli parantezle romanın içinde verildiğini, sadeleştirmede her sözcük için her seferinde değil, 10 sayfada bir kez tekrar edecek şekilde köşeli parantez içinde güncel sözcüklerin verildiğini, kısa süreli bellek limitleri dikkate alınarak böyle yapıldığını, romanda yer alan yabancı dildeki kelimelerin, şahıs adlarının sayfanın altında dipnot şeklinde açıklandığını ve bilgi verildiğini, ...'nın düzeltmelerine rağmen eski imlayla yazılan kelimeler, zaman ekleri, edatların günümüzde kullanılan imlaya uygun şekilde değiştirildiğini, bu haliyle ...’in davalı tarafından yayımlanan ... romanının bir işleme eser niteliğinde olduğunu, müvekkiline ilk bası için bir miktar ödeme yapıldığını beyan ederek FSEK m. 68 uyarınca üç katını talep etmekle birlikte şimdilik 10.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsil edilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, ortada bir işleme eser olmadığından davanın ilk basının yapıldığı 2001 yılında başlayarak 2 yıllık sürede açılması gerektiğini, oysa huzurdaki davanın 13 yıl sonra açılmış olduğunu, taraflar arasında sözleşme bulunduğunu, dava konusu eserin bizzat roman yazarı ... tarafından sadeleştirilip 1939’da yayımlandığından romanın yazarının zaten sadeleştirdiği kısımları davacının eski metinlerle karşılaştırmasına gerek olmadığını, kaldı ki bu şekildeki bir işin hususiyet arz etmediğini, davacı tarafça ileri sürülen ... Yayınları'nca yapılan baskı için 1939’da yapılan baskıda kullanılan Osmanlıca kelime ve tamlamaların günümüz Türkçe'sinde kullanılan karşılıklarının köşeli parantezle romanın içinde verildiği, sadeleştirmede her sözcük için her seferinde değil, 10 sayfada bir kez tekrar edecek şekilde köşeli parantez içinde güncel sözcüklerin verildiği, kısa süreli bellek limitleri dikkate alınarak böyle yapıldığı, iddiası olduğunu, davacını yaptığını iddia ettiği bu faaliyetin hiçbir şekilde işlenme eser sahibi sayılmayı sağlayacak bir ameliye, hususiyet taşıyan bir yaratma olmadığını, davacının taleplerini FSEK'in 68.maddesine dayanamayacağını, davacının kitabın ilk basısından 14 yıl sonra bu şekilde bir dava açmasının MK m. 2'ye aykırı olduğunu manevi tazminatı gerektiren herhangi bir durumun söz konusu olmadığını, davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir.Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; davacı vekili dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarla davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki beyanlarını tekrarla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İstanbul BAM 44. Hukuk Dairesinin 2020/511 Esas - 2021/1337 Karar sayılı kararından önce İlk Derece Mahkemesince verilen kararda; "...Davacı ... tarafından davalı şirket aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile, davacı yanın FSEK 68.maddesi uyarınca talep ettiği maddi tazminatın reddine, takdiren 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.İstanbul BAM 44. Hukuk Dairesinin : 2020/511 Esas - 2021/1337 Karar sayılı ilamı ile; "..davalı vekilinin istinaf talebinin reddine, davacı vekilinin istinaf isteminin kısmen kabulü ile İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 11/05/2017 tarih ve2015/88 E. 2017/108 K. Sayılı Kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a/6. maddesi gereğince kaldırılmasına" karar verilmiş olup, dosyanın mahkememiz yukarıda yazılı esasına kaydı yapılmıştır.Dairemiz kaldırma kararından sonra İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak dikkate alındığında; ...'in yazarı olduğu "..." adlı romanın 1939 yılında Hilmi Kitabevi tarafından neşredildiği, davacı tarafça 2001 yılında davalı ile romanın yayınlanması konusunda anlaşma yaptığı, davacının kitabı hazırlama konusunda eylemlerinin bulunduğu, ancak bu eylemlerinin FSEK anlamında eser vasfı taşımadığı davacının eski kelimeleri günümüz Türkçe'sindeki karşılıklarını köşeli parantez içerisinde okuyucunun anlaması için günümüz Türkçe'si ve imlaya uygun olarak düzenlediği bu haliyle davacının eylemlerinin işlenme eser niteliğinde kabul edilmesine mümkün olmadığı, dosya kapsamında istinaf öncesi ve sonrası alınan bilirkişi raporlarında da bu hususların tespit edildiği anlaşılmakla davacının yapmış olduğu düzeltmelerin FSEK anlamında eser niteliğinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Bu bağlamda istinaf ilamı ve tarafların istinaf ettiği hususlar değerlendirilerek alınan bilirkişi raporlarının yeterli , denetime elverişli olduğu kanaatine varılmakla raporun hükme esas alınmasına karar verilmiş, davacının düzeltmelerinin FSEK anlamında eser olmaması sebebiyle davacının FSEK'den kaynaklanan maddi ve manevi hak taleplerinin bulunamayacağı, davacı tarafça yapılan düzeltmelerin redaksiyon düzeyinde bazı kelime ve kavramların güncellenmesi, başka kaynaklardan açıklamalar eklenmesi düzeyinde kaldığı, davacının hususiyetini ortaya koyacak bir düzeyde fikri çabanın bulunmadığı ve kitabın ilk basımı sonrası davacıya ödemenin yapılmış olduğu, Türkiye Yayıncılar Birliği'nden gelen yazı cevabında davacı ameliyesinin işlenme olmadığı, sektörel uygulamada kelimelerin bazılarını Türkçeleştiren kişiye bir defada tek bir ödeme yapıldığının belirtildiği gözönüne alınarak maddi tazminat talebinin yerinde olmadığı, ancak davacının adının yayına hazırlayan olarak kitabın sonraki baskılarında bulunmasına rağmen ödeme yapılan baskı dışındaki sonraki baskılarda davacının düzeltmelerinin kullanılması ve kitabın künyesinde düzenleyen olarak isminin yer alması bir kişilik hakkı ihlali kabul edilebileceğinden,1-Davanın kısmen kabul - kısmen reddine,2-Davacının davalıya karşı açmış olduğu maddi tazminata ilişkin talebinin reddine,3-Manevi tazminat talebi bakımından açılan davanın kabulü ile 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -dava konusu kısmen kabul kısmen ret kararının maddi tazminatın reddi yönünden usul ve yasaya uygun olsa da manevi tazminatın kabulü yönünden usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının eylemlerinin işlenme eser meydana getirme kudretinden yoksun olup, davacıya FSEK gereği maddi-manevi tazminat talep etme hakkı vermediğini, -Davacının, TMK m.25 anlamında kişilik hakkı ihlali sebebiyle manevi tazminata hak kazanmadığını, Yerel Mahkemenin. davacının adının yayına hazırlayan olarak kitabın sonraki baskılarında bulunmasına rağmen ödeme yapılan baskı dışındaki sonraki baskılarda davacının düzeltmelerinin kullanılmasının ve kitabın künyesinde düzenleyen olarak isminin yer almasının bir kişilik hakkı ihlali kabul edilebileceğinden davacının TMK'nun 25.maddesi kapsamında manevi tazminat talebinde bulunabileceği gerekçesiyle 10.000 TL manevi tazminata hükmettiğini ancak Davacının isminin bütün basılarda künyede yer alması davacının yaptığı Türkçe sözlük karşılıklarını kitaba eklemenin karşılığı olup kişilik hakkı ihlali olarak kabul edilmesinin mümkün olmadığını, aksine yayına hazırlayan olarak künyede davacının isminin yer almamasının hak ihlali niteliğinde olacağını, bu sebeple davacının TMK m.25 kapsamında kişilik hakkının ihlal edilmesi sebebiyle manevi tazminat talebinde bulunulabileceği yönündeki değerlendirmenin yerinde olmadığını, yayıncılık sektöründe tüm kitapların üzerine bu tür teknik yardımda bulunan kişilerin isminin yazılması olağan ve hukuk nazarında olması gereken bir uygulama olduğunu, kişinin teknik yardımı nedeniyle isminin kitapta yer alması onun yaptığı işe saygı duyulduğunu gösteren ve onu yücelten bir durum olup kişilik hakkını zedeleyen bir durum olarak görülemeyeceğini, hükmedilen manevi tazminat miktarı fahiş olup zenginleşmeye yol açacak nitelikte olduğunu, Davacılar yönünden FSEK'de düzenlenen hakların ihlali sonucunu doğurabilecek eylemin müvekkili şirket tarafından vuku bulmadığını davanın tamamen reddine karar verilmesi için kararın kaldırılmasını talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı, ...’in davalı tarafından yayımlanan ... romanının yayına hazırlanması kapsamında fikri emek verdiğini, verdiği emek sonunda 2001 yılında yayınlanan eserin bir işleme eser niteliğinde olduğunu, ilk bası için bir miktar ödeme yapıldığını, beyan ederek FSEK m. 68 uyarınca üç katını talep etmekle birlikte şimdilik 10.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.Uyuşmazlık, dava konusu ...'in 2001 yılında davalı yayınevinde çıkan ilk baskısı yapılan "..." isimli romanına, davacının katkısının onu işlenme eser sahibi yapıp yapmayacağıdır. Mahkemece 21/07/2016 tarihli ilk heyette bulunan 3 kişilik bilirkişi heyeti raporunda özetle, davacının dava konusu esere katkısının eserin eski yazı da dahil eski baskılarının karşılaştırılması, sözcüklerin eski baskıda eski imlaya göre yer alan kelimelerin yeni imlaya göre yazıldığı, eski sözcüklerin yerine güncel sözcüklerin getirildiği ve nihayet bazı kavramlarla ilgili olarak dipnotlarda açıklamalara yer vermekle sınırlı olduğu, bütün bunların davacının kendi hususiyetini yansıtacak düzeyde bir fikri çaba olmadığı, dava konusu eserle ilgili yapmış olduğu faaliyetlerin redaksiyon düzeyinde, bazı kelime ve kavramların güncellenmesi, başka kaynaklardan açıklamalar eklenmesi düzeyinde kaldığı, davacının hususiyetini ortaya koyacak düzeyde bir fikri çabanın olmadığı, taraflar arasında bir sözleşme ilişkisi olduğu, BK'nın sözleşmeden doğan borçlardaki zamanaşımı süresi BK m. 146'ya göre on yıl olması nedeniyle, kitabın ilk baskısının yapıldığı 2001 yılından davanın ihtarnamenin gönderildiği 05.12.2014 tarihi aralığındaki 10 yılı aşan taleplerle ilgili zamanaşımının gerçekleştiği, buna göre davacının 2011 yılında sonraki 04.12.2014 tarihine kadar olan son 4 yıla ait taleplerde bulunabileceğini, FSEK m. 68/1'deki üç kat bedel talebinde bulunabilmek için mali haklarla ilgili "izin alınmamış’’ olması gerektiği, somut olayda davacının faaliyetinin TBK’daki eser sözleşmesi anlamında sonuç odaklı olduğu, bu nedenle, olayda FSEK m. 68/1’e dayalı rayiç bedelin üç katı talebinde bulunulamayacağı, kanaatine varılmıştır.Alınan 10.10.2016 tarihli ek raporda özetle, davacının alacağını talep edebileceği andan itibaren dava konusu kitabın ikinci basısının yapıldığı 2003 yılından itibaren zamanaşımının işleyebileceği, talep tarihinden geriye doğru gidilerek hesaplama yapılması gerektiği, zamanaşımı süresinin her doğan münferit alacak olan baskılar için ayrı ayrı işlemeye başlayacağı görüşünü mütalaa etmişlerdir. 08/02/2017 tarihli ikinci Bilirkişi heyeti raporunda, dava konusu eserin bir işleme eser niteliği göstermediğini ve FSEK m.6 kapsamında davacıya mali hak vermeyeceği ve telif ücreti talebinde bulunulamayacağını, bununla birlikte davacıya ödeme yapılan baskı dışında sonraki baskılarda davacının düzeltmelerinin kullanılması ve kitabın künyesinde düzenleyen olarak isminin yer alması bir kişilik hakkı ihlali kabul edilebileceğinden, kişilik haklarını koruyan Türk Medeni Kanunu madde 25 kapsamında manevi tazminat talebinde bulunabileceğini, mahkemenin aksi kanaate varması ve mali hakkın kabul edilmesi halinde dahi dava konusu olayda, kamu kurum ve kuruluşlarınca ödenecek telif ve işlenme ücretleri hakkındaki yönetmeliğin uygulanamayacağını ve davacının talep edebileceği telif ücreti oranının %8 olmasının makul olacağını, mali hakkın kabul edilmesi halinde davacı tarafından talep edilebilecek tutar hesaplanmıştır. Dosyada mevcut bandrol adetleri ve şu anki piyasa satış fiyatları dikkate alınarak yapılan hesaplamada davacının davalıdan isteyebileceği telif ücreti tutarı 45.046 TL olarak hesaplanmıştır.Davacı taraf ile davalı arasındaki sözleşme uyanırca 2001 yılında davacı tarafın işlemleri sonucu oluşan eserin 2001 yılında yayınlandığı ve bu yayına ilişkin sözleşmeden kaynaklanan hakları ödendikten sonra, bilirkişi raporunda belirtilen yıllarda da basımı yapılarak davacının adının kitap künyesinde yer aldığı tespit edilmiştir. TMK 25. maddesi uyarınca isim üzerindeki hak ismin sahibi olan davacıya aittir ve isminin haksız olarak kullanılması nedeniyle de uğradığı zararların tazminini talep etme hakkı bulunmaktadır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 2018/2197 esas ve 2019/3702 karar, 2015/8095 esas ve 2016/1693 karar, 2013/5708-8606 esas ve karar sayılı kararları) Taraflar arasındaki sözleşmede belirtilmediği sürece, ilk basım için davacının adının kitap künyesinde yayınlanması hakkı mevcuttur. Daha sonraki basımlar için TKM 25. maddesi kapsamında davacıdan izin alınması gerekir. Davalı tarafça, aralarındaki sözleşmede sonraki basımlar için de iznin bulunduğu yada sonraki basımlar için davacıdan izin alındığı iddia ve ispat edilmemiştir. Davalı tarafça izin alınmaksızın davacının adına kitabın künyesinde yer vermesi TMK 25. maddesinde belirtilen isim hakkının ihlali niteliğinde olup davacı manevi tazminata hak kazandığından, mahkemece manevi tazminat takdirinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Yerleşmiş Yargıtay uygulamaları gereğince manevi tazminat, zarar görende tatmin duygusu oluşturacak, ancak karşı tarafı zenginleştirmeyecek bir miktar olması gerekir. Dosya kasamındaki davacı emeği, zararı oluşturan eylemin niteliği, dava tarihi itibariyle paranın satın alma gücü ve davalı tarafın şirket olup kitap basımından ve satışından gelir elde etmiş olması nazara alındığında; mahkemece takdir edilen tazminat miktarında isabetsizlik olmadığından, davalı vekilinin istinaf sebebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 09/07/2024 tarih ve 2022/14 E., 2024/193 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 683,10 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 67,70 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 16/10/2025