Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1264 E. 2026/883 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2022/1264
Karar No
2026/883
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO:2022/1264 Esas

KARAR NO:2026/883

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ :16/12/2021

NUMARASI:2020/528 Esas, 2021/1359 Karar

DAVANIN KONUSU:TAZMİNAT

KARAR TARİHİ:18/06/2026

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; sayaç okuma işi kapsamında sözleşme yapılan davalı şirketler tarafından çalıştırılan işçi alacaklarından davacı idarenin davalılar ile birlikte müteselsilen sorumlu tutulduğunu, iş mahkemesi tarafından karara bağlanan alacağın müvekkilinden haciz yoluyla tahsil edildiğini, 09/11/2015 tarihinde 29.413,00 TL ve 08/02/2016 tarihinde 2.970,00 TL işçiye ödeme yapıldığını, ödeme yapılan işçinin davalıların çalışanı olduğunu, davacı ile işçi arasında sözleşme bulunmadığını, dava dışı işçi ...'in istihdam edildiği iş açısından davacının ihale makamı olduğunu, yüklenici şirketlerin çalıştırılan işçilerin her türlü ücret ve tazminatından sorumlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili idareden haczen tahsil edilen 32.383,00 TL'nin cebri icra yoluyla tahsil tarihinden itibaren (29.413,00 TL'si 09.11.2015 tarihinde+2.970,00 TL'si 08.02.2016 tarihinde haciz tazyiki altında tahsil edildiğini) işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı şirketten rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, davalının husumetinin bulunmadığını, davalının gerekli defileri ileri sürmediğinden zararın artmasına neden olduğunu, davalının sorumlu olduğu miktar dışında kalan talep bakımından davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müteselsil sorumluların TBK. uyarınca eşit oranda sorumlu olduğunu, işçi haklarından sorumluluğun alt işverene ait olduğunun sözleşme ve ihale dokümanında belirtilmediğini, bu nedenle alt işverenin sorumluluğu bulunmadığını, davalının temerrüde düşürülmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı... İnşaat cevap dilekçesinde özetle; ücret dışındaki işçi alacaklarının %50'sinin asıl işveren tarafından ödeneceğini, davacı ve davalının müteselsilen sorumlu olduğunu, kıdem tazminatı ödemesinin alt işverenlerin ihale tekliflerinde ve sözleşmelerde bulunmadığını, kıdem tazminatının ihaleyi yapan makamın uhdesinde kaldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumlu olduğu, ihbar tazminatından son işverenin sorumlu olduğu, bunların dışında hafta tatili ücreti, ..., fazla mesai ücreti gibi işçiye ödenen tazminatlardan yüklenicilerin işverene karşı işçiyi çalıştırdıkları dönemle sınırlı olarak sorumlu olacakları, işveren tarafından bu ödemelerin feri mahiyetinde yapılan ödemeler de ayrı esasla yüklenicilerden tahsil edilebileceği, belirlenen ilkeler çerçevesinde; kıdem tazminatı yönünden davalı yüklenicinin işçiyi çalıştırdığı dönemle sınırlı sorumlu olduğu, ihbar tazminatından davalı son yüklenicinin sorumlu olduğu, hafta sonu ve genel tatil ücreti alacağı yönünden davalı yüklenicinin dava dışı işçiyi çalıştırdığı döneme isabet eden kısmından sorumlu olduğu gözetilerek bilirkişi raporu düzenlendiği ve denetime elverişli raporun hükme esas alındığı, yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yüklenicilerin mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmadığı, bu nedenle, her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulması gerektiği, dava dışı işçinin işçilik alacaklarının tahsili istemiyle iş mahkemesinde açıldığı davanın davalı şirketlere yöneltilmiş olması nazara alınarak davalı şirketlerin ayrıca temerrüde düşürülmesi gerekmediği, bu sebeple hükmedilen tazminata ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiği gerekçesi ile davacı tarafından davalı .... Şti. aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne; kabul edilen toplam 14.196,60 TL'nin 12.894,56 TL'sine 09/11/2015 tarihinden, 1.302,04 TL kısmına ise 08/02/2016 tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanarak davalıdan tahsiline, davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı tarafından davalı .... Şti. aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne; kabul edilen toplam 18.186,42 TL'nin 16.518,46 TL'sine 09/11/2015 tarihinden, 1.667,96 TL kısmına ise 08/02/2016 tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanarak davalıdan tahsiline,davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; mahkemenin kısmen kabule ilişkin kararının dava dilekçesindeki taleplerin kabülüne ilişkin olduğunu, mahkemece dava dilekçesinde talep edilen rakamın tamamına hükmedildiğini, esasen gerekçeli kararda talebin reddedildiğine dair bir kısmın bulunmadığını, buna rağmen kararda kısmen kabul şeklinde hüküm yazıldığını ve davalı .... Şirketi lehine vekalet hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, diğer davalı aleyhine vekalet ücretine hükmedilmediğini,mahkemece ödenen bedelin tamamının şirketler arasında kısmen paylaştırarak sorumlulukları kapsamında ödenmesine karar verildiğini, kararın, davalı taraflardan biri yönünden hükmedilen vekalet ücretine ilişkin maddesinin kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, hizmet alım sözleşmesi kapsamında davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen bedelin rücuen tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, davacı tarafından davalı .... Şti. aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne; kabul edilen toplam 14.196,60 TL'nin 12.894,56 TL'sine 09/11/2015 tarihinden, 1.302,04 TL kısmına ise 08/02/2016 tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanarak davalıdan tahsiline davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı tarafından davalı .... Şti. aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne; kabul edilen toplam 18.186,42 TL'nin 16.518,46 TL'sine 09/11/2015 tarihinden, 1.667,96 TL kısmına ise 08/02/2016 tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanarak davalıdan tahsiline davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf sebebi olarak, dava dilekçesindeki taleplerinin tamamına karar verilmesine rağmen davalılardan .... Şirketi lehine vekalet hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Yükleniciler aleyhine açılan rücu davalarında ayrı sözleşmelerle hizmet ifa eden yükleniciler, mecburi dava arkadaşı olmadığı gibi borçtan müteselsilen sorumlu olacaklarına ilişkin kanun hükmü veya sözleşme bulunmamaktadır. Bu nedenle her bir davalı hakkındaki talep ve dava diğerinden ayrı, bağımsız bir talep ve dava niteliğinde olduğundan her davalı aleyhine ayrı tahsil hükmü kurulmalıdır.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "İhtiyari dava arkadaşlığı" başlığını taşıyan 57. maddesinde; “Birden çok kişi, aşağıdaki hâllerde birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir:

a)Davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması,

b)Ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri,

c)Davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı veya birbirine benzer olması”, yine " İhtiyari dava arkadaşlarının davadaki durumu" başlığını taşıyan 58. maddesinde ise; "İhtiyari dava arkadaşlığında, davalar birbirinden bağımsızdır. Dava arkadaşlarından her biri, diğerinden bağımsız olarak hareket eder" hükmü yer almaktadır.İstinafa konu somut davada da, davalı yükleniciler aleyhine ayrı ayrı hüküm kurulmuştur.Davacı dava dilekçesinde, tek bir harca esas değer göstermiş ve davalılardan ödenen tüm bedelin tahsilini talep etmiştir.Mahkemece her iki davalı yönünden davanın kısmen kabulüne ilişkin ayrı ayrı tahsil hükmü kurulmuştur. Yukarıda da belirtildiği üzere davalılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan, dava değeri dikkate alındığında, davalılardan .... Şirketi yönünden reddedilen kısım bakımından lehine vekalet hükmedilmesinde hukuka aykırı bir yön görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/528 Esas, 2021/1359 Karar sayılı ve 16/12/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,

2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,

3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.18.06.2026

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi, E. 2022/1264, K. 2026/883, T. 18.06.2026, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2022-1264-e-2026-883-k-ca68c45a3652