Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1256 E. 2025/210 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1256
- Karar No
- 2025/210
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO:2022/1256
KARAR NO:2025/210
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:17/05/2022
NUMARASI:2022/54 E. - 2022/338 K.
DAVANIN KONUSU:6361 Sayılı Finansal Kiralama, Faktöring Ve Finansman Şirketleri Kanunundan Kaynaklanan (Sözleşmenin Uyarlanması)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:30/01/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA DİLEKÇESİ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 15/08/2016 tarihinde ... Sözleşme Numarası ile Finansal Kiralama Sözleşmesi imzalandığını, yapılan kiralama sözleşmesinde müvekkilinin 2016 Model ... marka, pamuk hasat makinasına karşılık yaklaşık ''330.000,00 Usd dolar ile 65 ay vade ile davalı tarafa ödenecektir'' şeklinde sözleşme imzaladığını, sözleşmenin imzalandığı tarih olan 15/08/2016 tarihinde ... Bankası kurlarında 1 Usd, 2.956 Türk lirası iken bugün itibariyle ... Merkez Bankasında 1 Usd Kur fiyatı 14,00-TL olduğunu, bilindiği üzere 12/09/2018 tarihinde 85 Karar Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin yürürlüğe girmiş olup davalı tarafça uyarlama yapılmadığı için müvekkilinin zarara uğramış olduğunu, 2019 yılından beri devam eden pandemi süreci ve 2021 yılından da dolardan gelen aşırı yükselmeden dolayı müvekkili yönünden borcunu ifa etmesinin güçleştiği gibi maddi zarara da uğramış olduğunu, yapılan sözleşmede belirtilen şartların temeli çöktüğü gibi müvekkili tarafından borcunu ifa etmesinin aşırı derecede güçleşmiş olduğunu, tüm bu hususlar tespit edilmesine rağmen alacaklı davalı tarafından müvekkilinin borcunun aynen ifasının beklenmesinin adalete, dürüstlüğe ve hakkaniyete aykırı düşmekte olduğunu, müvekkili yönünden telafisi imkansız zararlarının meydana gelmemesi için sözleşmenin dürüstlük kuralları ve değişen ekonomik koşullara uyarlanması gerekmekte olduğunu, müvekkilinin TBK 138. Madde çerçevesinde son ödediği taksitte fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak ödeme yapmış olduğunu, Mahkemece ekonomik koşullar çerçevesinde genel araştırma yapılarak müvekkilinin son taksitte fazladan ödediği miktarın iadesi için bu davayı açma zorunluluğunun doğduğunu, kararname tarihinden itibaren davalıca sözleşmede belirtilen Dolar (USD)' nin Türk Lirasına uyarlanması gerekirken uyarlama yapmadığından müvekkili tarafından kararname tarihinden bu yana finansal kiralama sözleşmesini Türk Lirasına uyarlama yapılmadığından dolayı fazladan ödediği kur miktarının müvekkiline iadesi için şimdilik 500-TL (fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla), bu mümkün olmadığı takdirde Finansal Kira Sözleşmesi'nde belirtilen Dolar (USD) kurunun artması nedeniyle müvekkilinin fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak son ödediği taksit miktarının ekonomik koşullara uyarlanarak fazladan ödediği miktarın iadesi için de şimdilik 500-TL kısmi dava olarak (fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla) davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ile dava etmiştir.
CEVAP DİLEKÇESİ:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; sözleşme konusu tüm kiraları ödeyen davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, davacı vekilinin davayı eksik harç ile ikame etmiş olduğunu, finansal kiralama sözleşmesine konu edilen malın, alıcısı tarafından finansal kiralama şirketine ödenen taksit tutarları her ne kadar uygulamada “kira” olarak ifade edilse de, aslında kira bedeli teşkil etmediğini, bu tutarların esasen mal bedelinin, finansman sağlayana geri ödenmesinden, geri ödeme taksit bedellerinden ibaret olduğunu, davacı vekili dava konusu edilen finansal kiralama sözleşmesiyle kiralanan pamuk toplama makinesi bedeli üzerinden harç ödemesi gerekirken, dava değerini "1.000-TL"yi esas almak suretiyle eksik harç ile huzurdaki davayı ikame etmiş olduğunu, taraflar arasında akdedilen finansal kiralama sözleşmesi kapsamında kiralanan pamuk hasat makinasının toplam değerinin 353.224,79-USD olduğunu, dava tarihindeki döviz kuru üzerinden hesaplama ile davanın yazılı usule tabi olduğunun görüleceğini, davacının talep sonucunun belli olmadığını, davacının bir tacir olup, ticari faaliyetlerinden dolayı basiretli iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, taraflar arasında sözleşme imzalandığı dönemde ekonomideki gelişmelerin bir tacir açısından öngörülebilir ölçüde olduğunu, tacir olan davacının müvekkili şirket ile 2016 yılında sözleşme imzalamış olup dava tarihine kadar yaklaşık 5,5 yıldır kira ödemelerini döviz cinsinden yapmış olduğunu, basiretli bir tacir gibi davranması gereken davacının 5,5 yıl ödeme yaptıktan sonra huzurdaki davayı açıp yükselen kurları gerekçe göstererek; usule, mevzuata ve içtihatlara aykırı olacak şekilde sözleşmenin uyarlanmasını talep etmesinin yersiz ve mesnetsiz olduğunu, sözleşmenin akdinden yaklaşık 3-4 ay sonra 2016 Kasım-Aralık döneminde kurlarda %30 oranında artış olmuş olduğunu, davacının sözleşme tarihinde ... USD döviz satış kurunun 2,99-TL iken Kasım 2016'da 3,49-TL olduğunu, buna rağmen davacı kiracının döviz cinsinden ödemelerine devam etmiş olduğunu, iki yıl sonra da, 2018 Ağustos-Eylül döneminde döviz kurlarında yine %70 oranında artış olduğunu, USD TL kurunun Mayıs 2018'de 4,47-TL'ye ve Ağustos 2018'de 6,42-TL'ye ulaşmış olduğunu, fakat davacı tarafça bu dönemde müvekkili şirkete sözleşmenin uyarlanmasına ilişkin herhangi bir talebi olmadığı gibi, bu dönemde artan döviz kurlarına rağmen davacının kira ödemelerini döviz cinsinden yapmaya 3 yıl boyunca devam etmiş olduğunu, Finansal Kiralama Sözleşmeleri'nin 32 sayılı türk parası kıymetini koruma hakkında karar kapsamında dövizle işlem yapma yasağından hariç tutulmuş olduğunu, davacının davasını ikame etmeden evvel 20/01/2022 tarihinde müvekkiline ödeme yapmış olmakla Hmk Mad. 114 uyarınca davayı açmakta hukuki yararı kalmayan davacının davasının hukuki yarar, dava şartının yokluğu nedeniyle usulden reddini, davanın basit yargılama olmasına ilişkin itirazlarının kabulünü, gerçekle bağdaşmayan iddialarla açılmış davanın esastan reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesin kararıyla; "Mahkememizce toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davaya konu Finansal Kiralama Sözleşmesinin, 2018/32-52 Sayılı Tebliğ'in 8/26. Maddesi gereğince, 32 sayılı kararın geçici 8.maddesinin yürürlüğe girdiği 13/09/2018 tarihten önce akdedildiği, dolayısıyla Türk Lirasına dönüştürülmesi zorunluluğunun istisnasını oluşturduğu, davacının tacir olup basiretli iş adamı gibi hareket etmesi gerektiği, davacının başlangıçta seçme özgürlüğü varken Türk Lirası yerine döviz üzerinden sözleşme akdettiği, yani serbest iradesiyle ödeme türünü belirlediği, dövizle borçlanmanın risk olduğu, günümüz ülke koşullarında ilerleyen yıllarda dövizde ödeme güçlüğü doğuracak dalgalanmaların olabileceğini öngörmesi gerektiği ve gerekli tedbirleri almadan sözleşme yapan ve borç altına giren tacirin alabileceği tedbirlerle önleyebileceği bir imkansızlığa dayanmasının kabul edilemez olduğu kaldı ki, davacının yargılamadan önce tüm taksitlerini ödemesi nedeniyle aşırı ifa güçlüğü içinde bulunmaması, sözleşmedeki ifa yükümlülüğü yerine getirdikten sonra bu iddiasının dürüstlük kuralına aykırı olduğu kanaati oluştuğundan, davacının davasının reddine" şeklindeki gerekçeleri ile,Davacının davasının reddine, şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ... ile davalı şirket olan ... A.Ş. arasında 17/07/2017 tarihinde ... Sözleşme numarası ile Finansal Kiralama Sözleşmesi imzalandığını, kiralama sözleşmesinde müvekkili şirket 2016 Model... marka, pamuk hasat makinasına karşılık yaklaşık ''330.000,00 USD dolar ile 65 ay vade ile davalı tarafa ödenecektir'' şeklinde sözleşme imzaladığını, sözleşmenin imzalandığı tarih olan 15/08/2016 tarihinde ... Bankası kurlarında 1 USD, 2.956 Türk lirası iken bugün itibariyle ... Bankasında 1 Usd Kur fiyatının 17,00 TL olduğunu, mahkemece müvekkilin tacir olduğunu ve basiretli davranması gerektiğini, dolar kurundaki bu denli artışın hiçbir tacir tarafından öngörülmesi mümkün olmadığını, müvekkili sözleşmenin yapıldığı anda dolar kurun 2.956 Türk lirası olduğu ve sözleşmede belirtilen 330.000,00 Usd 'nin Türk Lirası karşılığı 975.480,00 TL iken, şimdi sadece kalan son 1 taksit borç olan 32.980,00 Usd' nin Türk lirasına karşılığı ise 461.720,00 Türk lirası olduğunu, tespit edildiği üzere müvekkili ihitirazi kayıt konularak son ödediği taksit ödemesi sözleşme yapıldığı andaki borç miktarının %60'ı kadar olduğunu, sözleşmenin imzalandığı tarih ile ifa tarihi arasında arasında aşırı bir orantısızlık bulunduğunu müvekkili de basiretli bir tacir gibi davrandığını, ancak hiç kimsenin doları kurunun 2.956'dan 17.00 TL'ye çıkacağını öngöremediğini, müvekkili herhangi bir kusuru bulunmadığı gibi öngörüsü de olmadığını, ancak yerel mahkemece müvekkilinin tacir olduğunu ve basiretli davranması gerektiği gerekçesiyle dolar kurundaki artışı tek başına müvekkiline yükleterek adalete ve nesafet ölçüsüne aykırı bir karar verdiğini, mahkemece müvekkili imzalanmış olduğu sözleşmede “Kiracı kira bedeli dahil sözleşmenin tüm hükümlerini hür iradesi ile bir çok seçenek arasında seçtiğini beyanla iş bu sözleşmenin devamı süresince ekonomik şartlardaki değişiklikleri sebep göstererek uyarlama davası açmayacağını da kabul beyan ve taahhüt eder." şeklindeki maddeye dayanılarak uyarlama talebini reddettiğini, genel şart niteliğinde davalı finansal kiralama şirketi tarafından matbu olarak hazırlanmış olan bu sözleşmede müvekkilinin herhangi bir seçme şansı bulunmadığından bu madde de sözleşmeye eklenerek müvekkilinin iradesi ile konulmuş bir sözleşme maddesi olmadığını, hazırlanan bu yapılan sözleşmede belirtilen şartların temeli çöktüğü gibi müvekkili tarafından borcunu ifa etmesi aşırı derecede güçleştiğini, mahkemece sözleşmenin yeni koşullara uyarlanması reddedilerek müvekkili şirketi iflasın eşiğine getirdiğini yerel mahkemenin kararının istinaf gerekçeleri incelenerek kararın kaldırılarak dosyanın yerel mahkemeye iadesi veya lehlerine esas hakkında yeniden karar verilmesini ve müvekkilinin ihtirazi kayıt konularak son ödediği taksit ödemesini yeni ekonomik koşullara uyarlanarak müvekkile iadesini, karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP:Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin yükselen kurlar nedeniyle ödeme güçlüğüne düştüğünü ve bu nedenle Finansal Kiralama Sözleşmesinin Türk Borçlar Kanunu mad. 138. Maddesi uyarınca uyarlanmasını talep ederek Yerel Mahkeme kararına karşı istinaf yoluna başvurduğunu, verilen İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 17.05.2022 tarihli ve 2022/ 54 E, 2022/ 338 K. sayılı kararının aynen muhafaza edilerek onanmasını talep ettiklerini, İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 17.05.2022 tarihli ve 2022/ 54 E, 2022/ 338 K. sayılı kararı usule, yasaya ve içtihatlara uygun bir karar olduğunu, taraflar arasında imzalanan ... nolu Finansal Kiralama Sözleşmesi’nin tarihinin 15/08/2016 olduğunu, sözleşmenin akdi ile sözleşmeye konu makinenin davacıya teslim edildiği ve sözleşmede yer alan ödeme planı doğrultusunda, davacı yanca, yabancı para olarak belirlenen tutarların tamamının dava tarihinden önce davalıya ödendiğini, sözleşmenin, 16/11/2018 tarih, 2018/32/52 sayılı tebliğin, 8/26. Maddesi gereğince, 32 sayılı kararın geçici 8. maddesinin yürürlüğe girdiği tarihten önce akdedildiğini, dolayısıyla Türk Lirasına dönüştürülmesi zorunluluğunun istisnasını oluşturduğu görüldüğünü, dava tarihinden sonra, Beşiktaş ... Noterliği’nin 10/02/2022 tarih ve ... yevmiye nolu ... Satış Sözleşmesi ile davacı yanca, Finansal Kiralama Sözleşmesi'ne konu, davalıdan kiralamış olduğu makineyi, davalıdan devir aldığını, davaya konu Finansal Kiralama Sözleşmesinin, 2018/32-52 Sayılı Tebliğ'in 8/26. Maddesi gereğince, 32 sayılı kararın geçici 8. maddesinin yürürlüğe girdiğini, 13/09/2018 tarihten önce akdedildiğini, dolayısıyla Türk Lirasına dönüştürülmesi zorunluluğunun istisnasını oluşturduğunu, davacının tacir olup basiretli iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, davacı Yerel Mahkeme nezdinde 21.01.2022 tarihinde işbu davayı ikame etmeden 1 gün evvel 20.01.2022 tarihinde müvekkili Şirkete 32.166,61 Usd bedelli son kirasını eksiksiz şekilde ödediğini, davacı taraf finansal kiralama sözleşmesine konu tüm kira borçlarını süresinde ve eksiksiz şekilde ödemesi ile sözleşme yükümlülüklerini eksiksiz şekilde yerine getirmesi nedeniyle; davacının Finansal Kiralama Sözleşmesine konu olarak kiralamış olduğu ... plakalı ziraat makinası kendisine, Beşiktaş ... Noterliği ... yevmiye sayılı ... Satış Sözleşmesiyle devredildiğini, bu bakımdan da davacının işbu davasının devam edebilmesi için herhangi bir hukuki yarar kalmadığını, dolayısıyla davacının istinaf dilekçesinde aşırı ifa güçlüğüne düştüğü şeklindeki iddiaları gerçeği yansıtmadığından, davacının istinaf taleplerinin esastan reddi gerektiğini, davacı ile müvekkili şirket arasında 15/08/2016 tarihinde ... numaralı finansal kiralama sözleşmesi imzalandığını, davacı ile müvekkili şirket arasında 15.08.2016 tarihinde ... numaralı finansal kiralama sözleşmesi imzalandığını, davacının yersiz ve mesnetsiz istinaf taleplerinin esastan reddi ile usule, kanuna ve içtihatlara uygun olarak verilen İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 17.05.2022 tarihli ve 2022/ 54 E, 2022/ 338 K. sayılı kararının aynen muhafaza edilerek onanmasını talep ettiklerini, davacının yersiz ve mesnetsiz istinaf taleplerinin esastan reddi ile usule, kanuna ve içtihatlara uygun olarak verilen İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 17.05.2022 tarihli ve 2022/ 54 E, 2022/ 338 K. sayılı kararının aynen muhafaza edilerek onanmasına karar verilmesini, talep etmiştir.
GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, finansal kiralama sözleşmesinden kaynaklanan kira bedeline ilişkin fazladan ödediği kur miktarının iadesine, bu mümkün olmaz ise kalan borcun uyarlanması istemine ilişkindir.Davacı tarafından dava dilekçesi ile, 12/09/2018 tarihinde 85 Karar Sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile "Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararda Değişiklik Yapılmasına Dair Karar" kararına istinaden kararname tarihinden itibaren davalıca sözleşmede belirtilen Dolar (USD) ' nin Türk Lirasına uyarlanması gerekirken uyarlama yapılmadığından müvekkili tarafından kararname tarihinden bu yana fazladan ödediği kur miktarının müvekkiline iadesi için şimdilik 500 TL (fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla) bu mümkün olmadığı takdirde Finansal Kira Sözleşmesinde belirtilen Dolar (USD) kurunun artması nedeniyle müvekkillinin borcunun kalan son taksitinin fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak ödediği miktarın ekonomik koşullara uyarlanarak fazladan ödediği miktarın iadesi için şimdilik 500 TL (fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla) olmak üzere toplam 1000 TL talepli Kısmi Dava açmıştır. Taraflar arasında düzenlenen... nolu Finansal Kiralama Sözleşmesinin, IV nolu Kiralama Bedellerinin Ödenmesi İle İlgili Usul ve Esaslar, Kiracının Kiralama Bedellerini Ödeme Yükümlüğü başlıklı, 7. Maddesinin, c bendin de “Kiracı kira bedeli dahil sözleşmenin tüm hükümlerini hür iradesi ile bir çok seçenek arasında seçtiğini beyanla iş bu sözleşmenin devamı süresince ekonomik şartlardaki değişiklikleri sebep göstererek uyarlama davası açmayacağını da kabul beyan ve taahhüt eder “ hükmüne haizdir. Davacı dava tarihinden sonra Beşiktaş ...Noterliği’nin 10/02/2022 tarih ve ... yevmiye nolu... Satış Sözleşmesi ile Finansal Kiralama Sözleşmesi'ne konu, davalıdan kiralamış olduğu makineyi, davalıdan devir almıştır.06.11.2018 tarihli “Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğde Değişiklik Yapılmasına dair2018-32/52 sayılı Tebliğin 8/ 13.bendi hükmü ile; "Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın 17 ve 17/A maddeleri kapsamında yapılacak finansal kiralama (leasing) sözleşmelerine ilişkin bedellerin döviz cinsinden kararlaştırılması mümkündür" düzenlemesine yer verildiği , bu nedenle 13.09.2018 tarihinden önce akdedilmiş bulunan finansal kiralama sözleşmelerinin Türk parasına çevrilme zorunluluğu bulunmadığı, sözü edilen 32 sayılı karar gereği 17/07/2017 tarihinde yapılan sözleşmedeki bedelin davalı tarafından Türk Lirasına uyarlanması gerektiği, bu yapılmadığı için ödenen kur farkının tahsili gerektiği iddiasının yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacının terditli talebi olan finansal kiralama sözleşmesinin düzenlendiği tarihten sonra döviz kurunda aşırı yükselme olduğu, bunun ifa güçlüğüne sebep olduğu , sözleşmede belirlenen ödeme miktarının değişen koşullara uyarlanması talebine gelince; hukukumuzda sözleşme serbestisi ve sözleşmeye bağlılık ilkesi geçerli olup, sözleşmeye uyarlama yolu ile müdahale ancak istisnai durumlarda söz konusu olabilir. TBK 138. Maddesindeki düzenlemeye göre ;borçlunun, sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını istemeye bilmesi için ; sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü durum ortaya çıkması, bu durumun borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkması, yine bu durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmesi ve borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş olması veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Ekonomik kriz ve döviz kurundaki yükselişin ülkemizin uzun süredir içinde bulunduğu ekonomik güçlükler nedeniyle beklenemez bir durum olmadığı açıktır."Ülkemizde 1958 yılından beri devalüasyonlar ilan edilmekte sık sık para ayarlamaları yapılmakta,Türk parasının değeri dolar ve diğer yabancı paralar karşısında düşürülmektedir.Ülkemizdeki istikrarsız ekonomik durum davacı tarafından tahmin olunabilecek bir keyfiyettir. Somut olayda uyarlamanın koşullarından olan öngörülmezlik unsuru oluşmamıştır." (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2014/13-1614 E. 2014/900 K.sayılı 12/11/2014 tarihli kararı) Somut olayda, davacının dava tarihine kadar son iki taksit hariç tüm ödemelerini yaptığı, yargılama sırasında ise kalan iki taksitten birini de tamamen ödediği, imzalanan sözleşmede kur farkından dolayı ödenecek bedelin uyarlanmasına ilişkin hüküm bulunmadığı, kaldı ki, eldeki dava, davaya konu sözleşmenin ve ödemelerin başladığı tarihten yaklaşık altı yılı geçkin bir süreden sonra açılmış olup, bu durumda davacı yanın sözleşmeyi benimsediğinin kabulü gerektiği, kural olarak ifada bulunduktan sonra aşırı ifa güçlüğünden söz ederek uyarlama veya sözleşmeden dönme yollarına başvurulamayacağı, tacir olan ve basiretli davranma yükümlülüğü bulunan davacının dövizle borçlanmanın risk taşıdığını önceden öngörebilecek konumda olduğu ve döviz cinsinden ödeme edimi içeren sözleşmeyi imzaladığı , sözleşme serbestisi ve sözleşmeye bağlılık ilkesi gereği imzaladığı sözleşmenin sonuçları ile bağlı olduğu, ediminin büyük bölümünü yerine getirdikten sonra ifa güçlüğü gerekçesiyle uyarlama talebinde haklı olmadığı, işlem temelinin çökmesinden bahsetmenin olanaklı olmadığı, uyarlama koşullarının somut olayda bulunmadığı anlaşıldığından, (Aynı konuda dairemiz kararının onanmasına ilişkin Yargıtay 11. H.D, 2023/4260- 2024/6298 sayılı 11.09.2024 tarihli kararı), mahkemece davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı kanaatine varılmıştır.Sonuç olarak , dosya kapsamında iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve toplanıp değerlendirilen delillere göre kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekilinin, istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesİ'nin 17/05/2022 tarih ve 2022/54 E., 2022/338 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 30/01/2025