Bölge Adliye Mahkemesi · Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi 2022/1241 E. 2025/773 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1241
- Karar No
- 2025/773
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2022/1241 Esas - 2025/773 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1241 KARAR NO : 2025/773
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/07/2019 NUMARASI : 2017/58 Esas 2019/505 Karar
DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 24/01/2017 KARAR TARİHİ : 04/07/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/07/2025
Taraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalılar vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... İnş. Mim. Müh. Ltd. Şti. arasında 23/03/2015 tarih 6.000.000,00 TL bedelli, 06/02/2014 tarih 5.000.000,00 TL bedelli, 12/06/2013 tarih 3.250.000,00 TL bedelli kredi sözleşmeleri imzalanarak dava dışı asıl borçlu firmaya kredi kullandırıldığını, kredi sözleşmelerini asıl borçlu ile birlikte ... ve ...'ın müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, asıl borçlu ve davalılara Beşiktaş 17. Noterliğinin 09/09/2017 tarih 96024 yevmiye numaralı kat ihtarının keşide ve tebliğ edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2015/21585 esas sayılı ilamsız takip başlatıldığını, takibin davalıların haksız itirazı üzerine durduğunu iddia ederek davalıların itirazın iptaline ve takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı bankanın takip başlatırken dava dışı asıl borçlu şirketin ödemelerini dikkate almadığını, davalıların icra takibinde talep edilen miktarda borcunun bulunmadığını, hesap kat ihtarında belirtilen tutar üstündeki kısım yönünden temerrüt koşullarının gerçekleşmediğini, talep edilen işlemiş faiz ve diğer alacak kalemlerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, çek yaprağı bedeli talebinin genel haciz yolu ile takipte ileri sürülemeyeceğini, faiz oranlarının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davalıların akti faizin BSMV'sinden sorumluluğu bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; müteselsil kefil davalıların ödenmeyen kredi borcundan kefalet limiti oranında ve kendi temerrüdünün hukuki sonuçları ile sorumlu olduğundan genel kredi sözleşmesine dayalı olarak davacı banka tarafından dava dışı asıl borçlu şirkete kullandırılan krediler kapsamında ödenmeyen davacı banka alacağından sözleşme hükümleri dikkate alınarak bilirkişi tarafından yapılan hesaplama neticesinde ödeme emri içeriğine göre davacı talebi ile de bağlı kalınmak sureti ile varlığı ve miktarı kanıtlanan davacı bankanın nakit alacağına ilişkin açılan davanın kısmen kabulüne, gayri nakit alacak yönünden her ne kadar ödeme emrinde gayri nakit alacağın çek yapraklarından kaynaklandığı yazılmış ise de ödeme emri ekindeki hesap ekstresinde gayri nakit kredinin teminat mektuplarından kaynaklandığı açıkça ifade edilmiş olmakla İİK 58 maddesine aykırılıktan söz edilemeyeceği mahkememizce benimsenmiş, davalı ... yönünden takip tarihinden sonra tazmin edilen teminat mektubu tutarlarının tazmin tarihlerinden itibaren temerrüt faizleri ile birlikte tahsilini teminen bu yöne ilişkin itirazın iptali gerektiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2016/21585 esas sayılı takibe; Davalı ...'ın itirazının 990.871,08 TL asıl alacak, 504.274,21 TL işlemiş faiz, 25.213,71 TL BSMV, 829,10 TL masraf olmak üzere toplam 1.521.188,10 TL nakit alacak yönünden iptali ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren %72 oranında temerrüt faizi ve bu faizin %5 gider vergisi uygulanmak suret ile takibin devamına, tazmin edilen teminat mektupları bedeli 79.913,38 TL'nin 20/11/2016 tarihinden itibaren, 241.240,00 TL (61.240,00 TL + 180.000,00 TL)'nin 26/12/2017 tarihinden itibaren, 133.000,00 TL'nin 22/06/2017 tarihinden itibaren, %72 oranında temerrüt faizi ile birlikte davalı ...'tan tahsili ile davacıya ödenmesini teminen bu yöne ilişkin itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya henüz sübuta ermemişken karar verildiğini, dosyadaki veriler, bilgi ve belgeler tamamen davacı banka lehine incelenerek/yorum yapılarak karar verildiğini, bilirkişi tarafından hazırlanan raporda davacı tarafından temin edilmeyen/edilemeyen evrak, bilgi, belge vs olduğu da belirtilerek mevcut belgelere göre inceleme yapıldığını, rapora itiraz üzerine hazırlanan ek raporda davacı bankanın müvekkillerinden alacağının olduğunu kanıtlayacak belge sunulmamış olması nedeniyle herhangi bir alacağının dahi olmadığının tespit edildiğini, müvekkillerinden alacağı olduğunu kanıtlamaya yükümlü tarafın davacı banka olup, iddia edilen alacağa ilişkin bilgi, belge vs sunamayan davacı tarafından son çarenin süresi içinde olmadığı ve bilirkişiliğe engel herhangi bir durum olmadığı halde bilirkişinin reddinin talep edildiğini, mahkemece usul ve yasaya aykırı olarak yeni bir bilirkişiden rapor alınarak davacı lehine rapor hazırlanarak bu yönde karar verildiğini, kararın hukuka aykırı olduğunu, davacı banka tarafından önce noter kanalıyla sonra icra takibi ve en son dava dilekçesiyle her seferinde farklı kalemlerle alacağı olmayan miktarların talep edildiğini, bu yönüyle İİK'nun 58. madde hükmüne aykırı davranıldığını, müvekkillerinin başlatılan icra takibe itirazının haklılığı açıkça ortada olup, davacının başlatmış olduğu takibin itirazlarımızın haklılığı açıkça ortada olduğundan davacı aleyhine en az %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, faiz oranlarının doğruluk ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Taraflar arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi, hesap kat ihtarnamesi, hesap ekstreleri ve sair deliller dosya arasında mevcuttur. Ankara 31. İcra Müdürlüğü'nün 2016/25585 esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından dava dışı borçlu şirket ve davalı kefillere karşı ... için toplam 1.525.652,61 TL nakit alacağın tahsili ve 1.085.940,00 gayri nakit alacağın depo edilmesi, ... ve ... Grup İnş. ... Ltd. Şti yönünden ise toplam 1.667,93 TL alacağın tahsili 694.000,00 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi amacıyla başlatılan ilamsız icra takibinin davalı borçluların yasal süresi içerisinde borca ve fer'ilerinin itiraz etmesi üzerine durdurulduğu, eldeki itirazın iptali davasının İİK.nun 67.maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür. Bilindiği üzere itirazın iptali davaları icra takibine sıkı sıkıya bağlı dava türlerinden olup, itirazın iptali davasının açma koşullarının birisi de usulüne uygun yapılmış bir icra takibidir. Takip talebine aykırı şekilde ödeme emrinin düzenlenmesi de mümkün değildir. Somut olayda ise, dava konusuAnkara 31. İcra Müdürlüğü'nün 2016/25585 esas sayılı takip dosyasında 1.525.652,61 TL nakit alacağın tahsili ve 1.085.940,00 gayri nakit alacağın depo edilmesi, ... ve ... Grup İnş. ... Ltd. Şti yönünden ise toplam 1.667,93 TL alacağın tahsili 694.000,00 TL gayri nakit alacağın depo edilmesi amacıyla başlatılan takipte gönderilen ödeme emrinde davalı ...'ın sorumlu olduğu miktarlara ilişkin yapılan açıklamada çek yapraklarından kaynaklanan 1.085.940,00 TL'nin ... tarafından faiz getirmeyen bir banka hesabında depo edilmesi belirtilmiş iken, takip talebinde mevcut açıklamada ...'ın çek yapraklarından kaynaklanan depo bedelinin açıkça gösterilmediği, bu suretle davalı ... yönünden ödeme emri ile takip talebinin farklı olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda davalı ...'a usulüne uygun bir ödeme emrinin gönderildiğinden söz edilemeyeceğine göre, itirazın iptali davasının HMK'nın 114/2. Maddesi anlamında özel dava şartı niteliğinde olan borçlular aleyhine usulüne uygun ilamsız icra takibi yapılmış olması koşulu da gerçekleşmemiştir. Takip talebi ile ödeme emrinin arasındaki yasal sıkı ilişki gözetildiğinde ödeme emrinin takip talebine aykırılığın tek bir borçlu yönünden olsa da netice itibari ile borçlulara gönderilen ödeme emri takip talebine aykırı olduğundan takip tüm borçlular yönünden usulsüz hale gelir. O halde, ilk derece mahkemesince davalı-borçlular aleyhine usulüne uygun olarak başlatılmış bir ilamsız icra takibi bulunmadığı gözetilerek HMK'nın 114/2. Maddesi kapsamında özel dava şartı niteliğindeki gereği itirazın iptali davasında usulüne uygun ilamsız icra takibinde bulunma koşulu gerçekleşmediğinden aynı Yasa'nın 115/2. Maddesi gereğince davanın usulden reddi gerekirken işin esasına girilerek yazışı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. (Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 24/05/2018 tarih ve 2016/18382 Esas 2018/2979 Karar sayılı emsal içtihatı ve aynı Dairenin 20/03/2017 tarih ve 2016/7479 Esas 2017/2240 Karar sayılı emsal içtihatları). Açıklanan bu nedenlerle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 355. Maddesindeki kamu düzenine aykırılık husus yönünden kabulü ile duruşma açılmasına gerek görülmeksizin ilk derece mahkemesince verilen kararın HMK'nın 353/1-b-2. Maddesi gereği kaldırılmasına, HMK'nın 114/2. Maddesine göre itirazın iptali davasında usulüne uygun olarak ilamsız icra takibi yapma koşulu gerçekleşmediğinden HMK'nın 115/2. Maddesi gereği davanın usulden reddine, davalılar vekilinin İİK'nın 67. Maddesi gereği koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatı taleplerinin reddine, kaldırma kararının sebep ve şekline göre davalılar vekilinin öteki istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına dair davanın esası hakkında yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; A)1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 2-Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/07/2019 tarih ve 2017/58 Esas 2019/505 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, B)1-HMK'nın 114/2. Maddesi uyarınca itirazın iptali davasında usulüne uygun olarak ilamsız icra takibi yapma koşulu gerçekleşmediğinden HMK'nın 115/2. Maddesi gereği davanın USULDEN REDDİNE, 2-Davalılar vekilinin koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminat isteminin REDDİNE, 3-92 sayılı Harçlar Kanunu'nun karar tarihinde yürürlükte bulunan ilgili Tarifesi hükümleri gereği alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 18.426,08 TL ile icra takip dosyasında alınan 7.628,26 TL harç toplamı 26.054,34 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 25.438,94 TL harcın kararın kesinleşmesi ve talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalılar tarafından yapılan tebligat ve müzekkere masrafı olmak üzere toplam 56,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden istinaf karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 7-Kullanılmayan bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, C)1-Dairemizce davalılar ... ve ... vekilinin adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiş olmakla istinaf harçlarına yönelik karar verilmesine yer olmadığına, 2-İstinafa başvuran davalılar tarafından istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 04/07/2025
Başkan- Üye - Üye - Zabıt Katibi