Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2022/1200 E. 2026/753 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2022/1200
- Karar No
- 2026/753
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2022/1200 Esas
KARAR NO:2026/753
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ:29/03/2022
NUMARASI:2020/601 Esas, 2022/297 Karar
DAVA:Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:21/05/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında 01.01.2020 tarihinde Personel Taşıma Sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşmede işin tanımı, süresi, bedeli, ödeme ve fesih şartları ile sonuçlarının açıkça belirtildiğini; buna göre, davalının bahse konu sözleşmenin sözleşmenin feshi başlıklı 8. maddesine ilişkin yükümlülüklerini ihlal ettiğini ve haksız olarak sözleşmeyi feshettiğini, tarafların sözleşmenin kurulması ile birlikte personel sayısına göre araç sayılarını belirlediğini, taşıma hizmetini verecek olan tarafın gerekli araç temin ve tedariki için çalışmalarını ve bağlantılarını yaptığını, taahhütlerde bulunduğunu, araçlar için gerekli izinleri ve belgeleri çıkararak taşıma hizmetine başladığını, bu araçlardan taşıyıcı firmaya ait araçların dışında, kiralama veya hizmet alımı ile de taşıma işleminin yapılmakta olduğunu; dolayısıyla bu araçlar için sözleşme sonuna kadar taşıyıcı firmanın ödeme yapmakla yükümlü bulunduğunu; bu sebeple tarafların sözleşme süresi sona ermeden (haklı sebepleri yok ise) sözleşmenin feshine gidemeyeceklerini, sözleşmenin fesih hallerinin de sözleşmede net bir şekilde belirlendiğini, müvekkili firmanın, bu sözleşmeyi imzaladıktan sonra taşıma hizmetini eksiksiz ve layıkıyla yerine getirdiğini, sözleşme gereği mevcut ve kiraladığı, hizmet alımı yaptığı araçlarını, davalı firmanın çalışanlarını taşımak için kullandığını ve başkaca şirket ve kurumlarla anlaşma yapmadığını, davalı firmanın haksız ve sebepsiz olarak 11.06.2020 tarihinde sözleşmeyi sona erdirdiği için müvekkili firmanın mağdur olduğunu ve büyük zarara uğradığını belirterek sözleşmeyi süresinden önce ve haksız olarak fesheden davalı firma için bahse konu sözleşmeden kaynaklanan fesih tarihinden sözleşme bitim tarihine kadar ödenmesi gereken ücretler için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin davalı tarafından müvekkili firmaya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında imzalanmış Personel Taşıma (Servis) Sözleşmesi'nin haksız olarak feshedildiği iddiasına dayalı olarak açılan davanın öncelikle belirsiz alacak davası olarak açılamayacağından usulden, esasa ilişkin olarak da haksız feshin söz konusu olmaması dolayısıyla reddi gerektiğini, davacı tarafın dilekçesinde “sözleşme bitim tarihine kadar ödenmesi gerekli ücret” talebinde bulunduğunu, dilekçesine kararlaştırılan fiyat belgelerini de eklediğini, dolayısıyla sözleşme süresi sonuna değin ödenecek ücret miktarı belirli olduğundan davacının belirsiz alacak davası açmasında hukuki yararı olmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, sözleşmenin, davacının taşıma işini layıkıyla yerine getirmemiş olmasından dolayı haklı nedenle feshedildiğini, davacının görevlendirdiği şoförü denetlemediğini, şikayet üzerine yerine getirdiği şoförü de denetlemediğini, asli yükümlülüğü “zamanında ve güvenli taşımacılık” yapmak olan davacının en temel görevini yerine getirmeyip sözleşmenin feshine sebep olduğunu, sözleşmenin feshine sebep olan davacının, feshe dayalı herhangi bir talebi ileri sürmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacının temin ettiği serviste görevli “...” isimli şoförün tehlikeli bir biçimde araç kullanmasından, geç kalmasından dolayı pek çok kez davacıya şikayetler iletildiğini ve nihayetinde davacı şirket yetkilisi ... tarafından atılan mailden anlaşılacağı üzere yeni şoför temini sağlandığını, davacının şoför değiştirmiş olmasının görevlendirdiği kişinin aykırı hareketlerini kabul ettiği anlamına geldiğini, fakat ertesi gün, yeni şoför olan ...’nun yanında, şikayet edilen eski şoför...’in de bulunduğunun görüldüğünü, bu şahsın o gün müvekkili şirket çalışanlarını tehdit ettiğini, bu konuda müvekkili şirket çalışanlarından ... ...'ın polis merkezinde ifade vererek bu şahıstan şikayetçi olduğunu, müvekkili şirket çalışanlarının da bu derece lakayt hizmet veren bir firma aracılığı ile servis hizmeti almak istemediklerini belirtmeleri ve açıkça tehdit unsurunun varlığı sebebiyle 11.06.2020 tarihinde sözleşmenin feshedildiğini, davalı şirket yetkilisinin ofise gelerek özür dilediğini, taraflar arasında hesap mutabakatı yapılarak hiçbir borç alacağın kalmadığını, ticari ilişkinin tamamen sona erdiğini, davacının taşımacılık yapan taraf olarak en temel görevinin, müvekkili şirket çalışanlarını zamanında evlerinden alarak güvenli bir şekilde işyerine getirmek ve aynı şekilde evlerine geri götürmek olduğunu, kaldı ki taraflar arasında imzalanmış sözleşmenin “Sözleşmenin Feshi” başlıklı 8. maddesinin 5. bendinde, taşıyıcı firmanın kanuni gereksinimleri (gerekli şoför ve araç belgeleri, koltuk sigortası, yolcuların can güvenliğini tehlikeye atacak şekilde trafik ihlalleri, alkollü araç kullanma vb.) yerine getirmediği tespit edilir ise hemen fesih için yeterli sebep sayılabilir şeklinde hüküm bulunduğunu ve tehlikeli araç kullanımının açıkça haklı fesih nedeni olarak sayıldığını, halbuki davacı tarafa 6 ay boyunca geç gelinmesi, trafik kurallarına uyulmaması, kötü araç kullanılması yönünde şikayetler iletildiğini, ancak haziran ayında şoför değişikliğine gidildiğini, yerine getirilen kişinin de herhangi bir denetime tabi tutulmadığını, trafik kurallarını ihlal eder ve çalışanların can güvenliğini tehlikeye atar şekilde araç kullanımı haricinde, ek olarak şoförün suç teşkil eden eylemler gerçekleştirmesi, çalışanlara tehdit ve hakaret etmesi üzerine sözleşmenin feshedilmesinin müvekkili şirket açısından haklı bir durum olduğunu, tüm bu hususlar yazılı belgeler ile sabit olduğundan ortada haksız bir feshin varlığına kanaat getirilmesinin mümkün olmadığını, fesih hakkının kullanılmasında herhangi bir orantısızlık veya kötü niyet bulunmadığını, aksine davacı tarafın haksız kazanç elde etmek amacıyla bu davayı açtığını, kendi personelini denetlemeyen, işin layıkıyla yerine getirilmesi noktasında hiçbir gayreti olmayan davacı şirketin sözleşmenin feshine kendisinin neden olduğunu, kabul etmemek kaydıyla, davacının talep hakkı olsa dahi, davacının sözleşme bitene kadar ödenmesi gereken tüm bedeli değil, sadece “kazanç kaybını” talep edebileceğini, bu noktada davacının işi taşeron firmaya yaptırıp yaptırmadığının, şoförlerin davacı şirket işçisi olup olmadığının araştırılması gerektiğini, davacının talep edebilir kar miktarının bu şekilde tespit edilebileceğini, davacı şirketçe her ne kadar sözleşme gereği ödenmesi gerekli tüm bedeller talep edilmiş ise de, burada talep edilebilir tutarın sadece kar mahrumiyeti olabileceğini, yani bir diğer anlamla, sözleşme feshedilmemiş olsa idi davacının kazanacağı kazanç miktarının önemli olduğunu, sözleşme ile kararlaştırılan bedellere pek çok maliyetin dahil olduğunu, verilen hizmet yok iken, tüm bedelin ödenmesine hükmedilmesinin usule aykırı olacağını, davacının haksız kazanç elde etmesine neden olacağını, bu nedenle davacının taşıma işini taşeron başka bir firmaya yaptırıp yaptırmadığının, yaptırmış ise taşeron firmaya ödediği ücretin, servis şoförlerinin davacı şirkette sigortalı işçileri olup olmadıklarının, davacı şirket işçileri ise aylık maaş tutarlarının, davacı şirket işçisi değiller ise hangi şirkette sigortalı göründüklerinin vs. araştırılması gerektiğini, kabul etmemek kaydıyla zarar hesabının yapılacağı dönemin sözleşme süresi sonuna kadar olamayacağını, burada önem arz eden hususun aynı nitelikte bir işin yapılıp yapılmadığı, yapılmadı ise ne kadar sürenin yeni bir iş için makul süre olarak kabul edileceği olduğunu, hesapta baz alınacak sürenin sözleşmenin sonuna kadar değil, yeni bir iş için makul bir süre olduğunu, nitekim yerleşik Yargıtay uygulamalarında da sözleşmenin sona erme tarihine kadar değil, yeni bir iş temini için gerekli makul sürenin baz alınacağı hususunun vurgulandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; taraflar arasındaki uyuşmazlığın feshin haklı nedene dayanıp dayanmadığına ilişkin olduğu, davalının dosyaya sunduğu 11/06/2020 tarihli mail yazısında: "Bilgisini vermiştik size daha önce. Yolcu güvenliğini tehlikeye atacak şekilde güvenli olmayan sürüş ve tehlikeli hareketlerinden dolayı şikayet aldık ... şoförü ile ilgili. Kendisini arkadaşlarımız uygun bir üslupla defalarca uyardılar defalarca, hatalarını düzelttiği de oldu doğrusu ancak uzun vadede aynı alışkanlıkları devam etti. Biliyorsunuz bir kaç sefer de sabahları geç kalıp telefonlara da cevap vermedi ve bu yüzden sabahları çok bekleyip bazen taksi ile çalışanlar işe gelmek durumunda kaldı. Bu sabah da maalesef değişmesine rağmen servise yeni şoför arkadaşı ile birlikte gelmiş ve ... ve... çalışanlarını, kanun, suç/tedbir sayılacak derecede tehdit etmiş, değişen şoförün yeni araçta hala ne işi var diye araştırdığımızda yeni şoförün çocukluk arkadaşı olduğunu öğrendik. keşke bari buna dikkat etseydiniz bu ciddi bir ihmal. ..... Sözleşmeyi karar doğrultusunda acilen sonlandırmak durumunda kaldık." içeriğinde mail ve 21/07/2020 tarihli cari hesap mutabakatı sunulduğu, olaylarla ilgili bizzat serviste bulunan görgü tanığı olan davalı tanıklarının ...'nun aracı agresif, sert kullandığını, bu konuda defalarca uyarıldığını, sabahları geç geldiğini beyan ettikleri, zaten davacının da şikayetler üzerine bu şoförü değiştirdiğinin dosya kapsamından anlaşıldığı, aracın agresif, sert kullanılmasının sözleşmede haklı nedenle fesih sebebi olduğu, davacının iddiasının ise zaten talep üzerine bu şoför değişikliği yapılarak davacının taleplerine uygun hareket edildiği, fesih sebebinin ortadan kalktığı, işten çıkarılan şoförün tekrar davalı iş yerine gelmesinde kendilerine kusur atfedilecek bir eylem olmadığı yönünde olduğu, gerçekten de işten çıkarılan şoförün davalı iş yerine gelip tehditlerde bulunmasının davacının doğrudan kusurlu bir eylemi olmasa da dinlenen tanık beyanlarından şikayetçi olunan şoför ...'in yine davacının başka bir servisi ile davalı iş yerine geldiği, tehditlerde bulunduğu, suç duyurusunda bulunulduğu, ...'in şahsi aracı ile dahi şirkete gelmediği, davacının kendi şoförlerini yeterince denetleyemediği, çalışanını özenle seçip gerekli emir ve talimatlarını vermediği, bu nedenlerle kusurlu olduğu, ...'in davacı servis aracı ile iş yerine gelip davalı çalışanlarını tehdit ettiği, hem genel olarak ...'in işten çıkarılmasına sebep olan önceki yaşanan emniyetli sürüş sorunları hem de işten çıkarıldıktan sonra yine davacının başka çalışanı aracılığıyla iş yerine gelip tehditlerde bulunması bir arada değerlendirildiğinde artık sözleşmenin davalı tarafça devam ettirilmek istenmemesinin haklı olduğu kanaatine varıldığı, hal böyle olunca dosya kapsamına yansıyan tanık beyanları ve belgeler gözetilerek feshin haksız olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkili firma ile davalı şirket arasında 01.01.2020 tarihinde bir Personel Taşıma Sözleşmesi imzalandığını, işbu sözleşmede işin tanımı, süresi, bedeli, ödeme ve fesih şartları ile sonuçlarının net bir şekilde belirtildiğini, davalı firma .... A.Ş.'nin sözleşmenin feshi maddesine ilişkin yükümlülüklerini ihlal ettiğini ve haksız olarak sözleşmeyi feshettiğini, davalı tarafça sözleşmenin süresinden önce ve haksız olarak feshedilmesinden kaynaklı müvekkili firmaya fesih tarihinden sözleşme bitim tarihine kadar ödemesi gereken ücret alacağı için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin davalı tarafından müvekkil firmaya ödenmesine karar verilmesi ile birlikte yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı taraftan tahsil edilmesini talep ettiklerini, yerel mahkemece davanın reddine karar verildiğini ancak hükmün usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı olması nedeniyle yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğunun hasıl olduğunu, yüksek mahkemece yapılacak inceleme neticesinde istinaf taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme hükmünün kaldırılması gerektiğini, yerel mahkeme hükmünün eksik inceleme sonucu ve adeta gerekçesiz olarak tesis edildiğini, gerekli ve yeterli inceleme yapılmaksızın tesis edilen bu hükmün bu nedenle usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı olduğunu, yüksek mahkemece dava dosyası ve gerekçeli karar incelendiğinde gerekli ve yeterli tahkikat yapılmaksızın hükme varıldığının, gerekçeli kararda ise delillerin değerlendirilmediğinin ve adeta gerekçesiz şekilde hükmün tesis edildiğinin açıkça görüleceğini, gerekçeli kararın "gerekçeden yoksun" ve HMK'da aranan unsurları barındırmamasının da bunun doğal bir sonucu olduğunu, taraflar arasında sözleşmenin kurulması ile birlikte personel sayısına göre araç sayılarının belirlendiğini, taşıma hizmetini verecek olan taraf olarak gerekli araç temin ve tedariki için çalışmalar yaptıklarını, bağlantılar kurduklarını, taahhütlerde bulunduklarını ve araçlar için gerekli izinleri ve belgeleri çıkarıp taşıma hizmetine başladıklarını, bu araçlardan taşıyıcı firmaya ait araçların dışında kiralama veya veya hizmet alımı ile de taşıma işlemi yapıldığını, dolayısıyla bu araçlar için sözleşme sonuna kadar taşıyıcı firmanın ödeme yapmakla yükümlü olduğunu, tarafların sözleşme süresi sona ermeden (haklı sebepleri yoksa) sözleşmenin feshine gidemeyeceklerini, sözleşmenin fesih hallerinin de sözleşmede belirlenmiş olduğunu, müvekkil firmanın işbu sözleşmeyi imzaladıktan sonra taşıma hizmetini eksiksiz ve layıkıyla yerine getirdiğini, davalı firmanın haksız ve sebepsiz olarak 11.06.2020 tarihinde sözleşmeyi sona erdirdiğini ve müvekkil firmanın mağdur olup zarara uğradığını, davalı vekilinin cevap dilekçesinde davacının sözleşme bitene kadar ödenmesi gereken tüm bedeli değil sadece "kazanç kaybını" talep edebileceğini, davacının işi taşeron firmaya yaptırıp yaptırmadığının ve şoförlerin davacı şirket işçisi olup olmadığının araştırılması gerektiğini öne sürdüğünü, davacı taraf her ne kadar "sözleşme süresi sonuna kadar" ödenmesi gerekli ücretleri talep etmiş ise de ödenecek ücreti değil sadece kazanç kaybı talep edilebileceğini, belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın reddine karar verilmesini talep ettiğini, davalı tanığı ...’ın beyanında davalı şirkette operasyon müdürü olarak çalıştığını, servis kullanmadığını, servis ve diğer idari satın almalarda kendisinin ilgilendiğini, tüm şikayetleri dinlediğini, servis kullanmadığı için bizzat şahitliği olmadığını, şikayetler geldiğini ancak aradan zaman geçtiğinden şikayetleri hatırlamadığını, tanık beyanlarının çelişkili olduğunu ve haksız fesihe gerekçe oluşturamayacağını, tanık ...’nun beyanında kendisinin davacı şirkette servis şoförü olarak çalıştığını, personelle şoförün tartıştığını olay yerinde işe başladığını akşam servis götürdüğünü, sabah davalı firma çalışanlarını iş yerine bırakmak için aldığını ve iş yerine götürdüğünde önceden tartışıldığını duyduğu şoför ... beyin iş yerinin kapısında beklediğini beyan ettiğini, tanık... beyanında kendisinin davacı şirkette korona döneminde Mart ayına kadar çalıştığını, davalı şirket çalışanlarını da 2020 yılı Ocak ve Şubat aylarında 2 aylık süreçte taşıdığını, serviste zaman zaman davalı şirket çalışanlarından üst kademedekilerin işe karıştıklarını, kendisinin de trafik var gibi cevaplar verdiğini, şirketin hemen servisi değiştirdiklerini hatta ...’in işe alınmasından evvel davacı şirketin kendisine ...’in şoförlüğünü denetlemesi için görev verdiğini, 4 saat boyunca ...'in şoförlüğünü izlediğini ve kendisinin referansıyla işe alındığını, en küçük bir trafik ihlali yapsa işten kovulacağını, meselanın Pendik yolunda yaptığı ihlalden sonra iş akdinin sona erdirildiğini beyan ettiğini, tanık ... ... beyanında davalı şirkette üretim şefi olarak çalıştığını, ... bey için davacı şirket ile hem sözlü hem yazılı yazışma yoluyla görüştüklerini bunun üzerine ... beyin aynı gün işten çıkarıldığını, işe gidiş yollarında 2 adet servis bulunduğunu, araçtan indiklerinde ...’in bir anda kendilerine bağırıp çağırmaya başladığını, yanlarında ... beyin olduğunu ve tehdit etmeye başladığını, savcılık dosyasında uzlaşma aşamasında şikayetini geri çektiğini, feshin davacı şirketin bütün şoförlerinin davalının çalışanlarının ev adreslerini bilmesinden kaynaklı tehdit altında bırakmak istemediklerinden servis anlaşmasını feshetmeye karar verdiklerini beyan ettiğini, yerel mahkemece yapılan yargılama ve değerlendirme sonucunda taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 8. maddesinde "Taşıyıcı firmanın kanuni gereksinimleri yerine getirmediği tespit edilirse hemen fesih için yeterli sebep sayılabilir" düzenlemesinin bulunduğunun, şikayetçi olunan şoför ...’in yine davacının başka bir servisi ile davalı iş yerine geldiği, tehditlerde bulunduğu, ...’in şahsi aracı ile dahi şirkete gelmediği, davacının kendi şoförlerini yeterince denetleyemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini, yerel mahkemenin bu hükmünün ve gerekçesinin hatalı olduğunu, davacının da şikayetler üzerine bu şoförü değiştirdiğinin dosya kapsamından anlaşıldığını, davacının iddiası ise zaten talep üzerine şoför değişikliği yapılarak davalının taleplerine uygun hareket edildiği ve fesih sebebinin ortadan kalktığı yönündeyken, işten çıkarılan şoförün tekrar davalı iş yerine gelmesinde kendilerine kusur atfedilecek bir eylem olmadığını, dinlenen tanık beyanlarından feshin haksız olduğunun anlaşıldığını, yerel mahkemenin müvekkil şirketin sözleşme şartlarına uygun davrandığını ve davalı şirketin taleplerini karşıladığını, gerekli şoför değişikliğinin hemen yapıldığını, işten çıkarılan çalışanın/şoförün tekrar davalı iş yerine gelmesinde davacı müvekkil şirkete kusur atfedilecek bir eylem olmadığını net olarak belirtip kabul ettiğini, müvekkilin sözleşmenin kendisine yüklediği yükümlülükleri harfiyen yerine getirdiği ve kusurunun bulunmadığı gerçeğinin kabulü gerekirken davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını, davalı şirketin sözleşmenin feshini işten çıkarılan çalışan/şoförün davalı iş yerine gelmesi ve davalı şirket çalışanı ile aralarında tartışma yaşanmasına dayandırdığını, fakat davacı müvekkil şirkete kusur atfedilecek bir durum yok ise yapılan feshin haksız olduğunu, mahkemenin şoförün değiştirilmesi durumunda fesih hakkının kullanılabileceğini de açık olarak imza altına aldığını, bu yüzden gerekli bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle sözleşme sonuna kadar hak edilen/edilecek olan tutarların belirlenerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddedilmesinin gerekçe ile uyuşmadığını, yukarıda arz ve izah edilen sebeplerle, öncelikle istinaf süresince davacı müvekkilin maddi zarara uğramaması adına tehir-i icra kararı verilmesini, istinaf taleplerinin kabulü ile eksik inceleme sonucu ve gerekçeden yoksun şekilde tesis edilen yerel mahkeme kararının usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı olması sebebiyle kaldırılmasını, her türlü yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, taşıma hizmeti sözleşmesinin davalı tarafından haksız feshedildiği iddiasıyla açılan tazminat davasıdır.Mahkemece, yukarıda belirtilen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.Karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.İstinafa konu uyuşmazlık; taşıma hizmeti sözleşmesinin davalı tarafından haklı nedenle feshedilip feshedilmediği ile fesih haklı değilse davacının fesih tarihinden sözleşme bitim tarihine kadar ödenmesi gereken ücretleri talep edip edemeyeceği noktalarında toplanmaktadır."Sözleşme Süresi" başlıklı 4. Madde; "İşbu sözleşme 01/01/2020 tarihinden 31/12/2020 tarihine kadar geçerlidir. Sözleşme bitim tarihinde taraflar sözleşmeyi yenileyip/yenilememe konusunda serbesttirler.Tarafların anlaşmaları halinde, sözleşme bitiminden 1 ay önce, karşılıklı mutabakat ile sözleşme süresi 1 yıl daha uzatılabilir. Taraflardan biri işbu sözleşmenin sona erme tarihinden 30 gün önce diğer tarafa fesi ihbarında bulunmadığı takdirde, sözleşme aynı hüküm ve şartlarda bir yıl süre ile uzatılmış olacaktır. Sözleşmenin yenilenmesi halinde 'sözleşme bedeli' yeni durumlara göre tespit edilecektir. Not: firma adresi ve servis güzergâhında değişiklik olduğunda fiyatlar tekrar güncellenecektir.""Sözleşme Bedeli Ve Ödeme" başlıklı 6. Madde; "Sözleşme konusu hizmetin yerine getirilmesi için; İşveren, EK:2'de belirlenen fiyatlar üzerinden Taşıyıcı firmaya ödeme yapacaktır. İşveren aylık hizmet bedelini, fatura kesim tarihini izleyen 30 gün sonra, 1 ay vadeli çek varsa çek ile, yoksa peşin, Havale veya Eft olarak ödeyecektir. Belirlenen süre içerisinde ödeme yapılmadığı takdirde, İşveren temerrüde düşmüş sayılır. Taşıyan, fatura kesim tarihinden itibaren borç miktarının aylık %3'ü kadar cezai şart talep edebilir. Sözleşme konusu hizmet bedeli ile ilgili fiyat anlaşması karşılıklı anlaşmaya bağlıdır. Bu sözleşmenin fiilen uygulanmaya başlanıldığı tarihten sonraki akaryakıt zamları kümülatif %5 (Yüzde 5) barajını geçtiği takdirde, söz konusu değişiklik; tespit edilen hizmet bedeline yansıtılacaktır. ../../.... tarihinden itibaren köprü geçiş ücreti --.--.-- TL'dir Bu tarihten itibaren köprü geçiş ücretlerine gelen zamlar, zam farkı olarak günlük olarak yevmiyeye eklenecektir.""Servis Güzergâhları" başlıklı 7. madde; "EK:1 Taşıyıcı şirket aracını güzergâh başlangıç noktalarında zamanında hazır bulundurmak zorundadır. Araç her ne sebeple olursa olsun servise gelmediği/gelemediği takdirde personel on dakika bekledikten sonra toplu tutacakları araçla/araçlarla güzergâh bitim noktasına ulaşacaklar ve bu harcamalar taşıyıcı şirketten tahsil edilecektir taşıma sırasında meydana gelmesi muhtemel kazalara karşı taşıyıcı şirket zorunlu yasal sigortasını yaptırmak durumundadır. İşveren, önceden haber vermek suretiyle ve karşılıklı mutabakata varılması halinde belirlenen saat ve güzergâhları değiştirebilir. Araçların fabrikada mesai başlamasına ne çok erken ne de çok geç, standart 10-15 dakika kala hazır bulunması gerekir. Trafik durumuna göre ara sıra gerçekleşecek sapmalar işveren firma tarafından göz ardı edilecektir.""Sözleşmenin Feshi" başlıklı 8. maddesi; "Taraflardan biri, sözleşme bitim tarihinde sözleşmeyi feshetmek isterse; karşı tarafa bitim tarihinden 30 gün önceden yazılı bildirimde bulunmak zorundadır. Aksi halde sözleşme fiyat ve güzergâh güncellemeleri hariç aynı şartlarda yenilenmiş olacaktır. Yenilenen sözleşmede cezai şart, ödeme şartları, fesih koşulları ve sonuçları ile taraflar için kabul/icap oluştuğunu yenilenen dönem için de sözleşmenin tüm maddelerinin aynen geçerliliğini koruyacağını taraflarlar kabul ve taahhüt ederler. Süresinden önce veya belirlenen şartlara uymaksızın yapılacak fesih sebebiyle doğacak tüm zararlardan (yenilenen sözleşme dönemi de dâhil olmak üzere) "feshe sebebiyet veren taraf" sorumlu olacaktır. İşveren tarafından, taşıcı firmaya ödemelerin zamanında yapılmaması, eksik ödeme yapılması ve ödemelerdeki düzensizlik, taşıyıcı firma açısından haklı feshe sebebiyettir. Sözleşmenin yenilenmesi durumunda da sözleşmenin feshedilmesi söz konusu olursa yenileme döneminin sonuna kadar ödenmesi gereken fatura ve taşıma bedelleri cezai şart olarak İşveren tarafından taşıyıcı ya ödenecektir. Bu durumlarda İŞVEREN cezai şartın haksız ve fahiş olduğu ile kabul ve icap şartlarını oluşmadığı sözleşmenin yenilenmediği iddia ve savunmasında bulunamaz. Taşıyıcı firmanın kanuni gereksinimleri (gerekli şoför ve araç belgeleri, koltuk sigortası, yolcuların can güvenliğini tehlikeye atacak şekilde trafik ihlalleri, alkollü araç kullanma vb.) yerine getirmediği tespit edilirse hemen fesih için yeterli sebep sayılabilir. Zorunlu durumlardaki araç veya şoför değişimi durumunda ki bunun da sık sık olmaması gerekir, taşıyıcı firma işverene önceden haber verip gerekli belgeleri paylaşmak durumundadır. Bu tip durumların ihlali de fesih için geçerli sebep sayılabilir. Ayrıca, araçların konfor düzeyi yolcuları rahatsız edecek şekilde olmayacaktır.Çok eski model ve konforsuz model araçlar (örneğin 2013 ve altı) olmayacaktır."Davacı tarafından davalıya gönderilen 10.06.2020 tarihli e-mailde, servisin değiştiği bildirilerek yeni şöför isminin, numarasının ve araç bilgilerinin davalı ile paylaşıldığı görülmüştür.11.06.2020 tarihli e-mail ile davalı tarafından davacının sözleşmesinin feshedildiği anlaşılmıştır. E-mail içeriğinde feshe gerekçe olarak, şöförün yolcu güvenliğini tehlikeye atacak şekilde güvenli olmayan sürüş ve tehlikeli hareketlerde bulunduğu, sabahları geç kalıp telefonlara cevap vermediği, bu yüzden çalışanların çok bekledikten sonra bazen taksi ile işe gitmek zorunda kaldıkları, şöförün değişmesine rağmen diğer servisle şöförle birlikte iş yerine geldiği, çalışanlar ... ile ... i tehdit ettiği, bıçaklayacağını söylediği, buna davacı şirketin dikkat etmesi gerektiği, bu durumun bir ihmal olduğu, önceki olaylar ve tehdit olayı nedeniyle çalışanların can güvenliği tehlikye girdiği gösterildiği ve sözleşmenin feshedildiği anlaşılmıştır.Davalı çalışanlarından ... ... ın davacı çalışanı eski şöför hakkında tehdit nedeniyle 11.06.2020 tarihinde şikayette bulunduğu görülmüştür.Taraflar arasındaki cari hesap mutabakatına göre 21.07.2020 tarihi itibariyle davalının davacıya borcunun olmadığı görülmüştür.Tanık beyanlarında, eski şöförün aracı sert, agresif ve dikkatsiz kullandığı, geç kaldığı, sürüş güvenliğine uymadığı, yüksek sesle müzik dinlediği, bu konularda defalarca uyarıldığı, son olarak çalışan üretim sorumlusu ... tehdit ettiği beyan edilmiştir. Tanık davalı çalışanı ..., soruşturma dosyasında uzlaşma sırasında şikayetinden vazgeçmiştir. Somut olayda, tanık anlatımlarından eski şöförün trafik ihlalleri ile soruşturmaya konu şikayet konusu tehdit olayının gerçekleştiği sabittir. Davacı taşıma hizmetini veren şirketin, çalışanlarını denetim ve gözetim yükümlülüğü bulunmaktadır. Sözleşmenin 8. maddesi gereğince, tanık anlatımlarına konu hareketler ile tehdit olayı sözleşmenin haklı nedenle feshine gerekçe olabilecektir. Dolayısıyla mahkemece davanın reddi yönünde verilen karar isabetlidir.Açıklanan nedenlerle; ilk derece mahkeme kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/601 Esas, 2022/297 Karar sayılı 29/03/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 362/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 21/05/2026