Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/97 E. 2019/3799 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/97
- Karar No
- 2019/3799
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1212 KARAR NO: 2022/1600 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ (DENİZCİLİK İHTİSAS MAHKEMESİ SIFATIYLA) NUMARASI: 2021/271 Esas - 2022/145 Karar TARİH: 24/03/2022 DAVA: Tazminat (Rücuen Tazminat) KARAR TARİHİ: 03/11/2022 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile, Müvekkili şirketin sigortalısı ... Tic. A.Ş.ye ait emtiaların Türkiye'den Pakistan'a taşınması için Tekirdağ'da ... isimli gemi ile öncelikle Abu Dhabi Limanına taşındığını, burada tekrar ... isimli gemiye tahliye edilmek üzere kapaklar açıldığında emtialarda hasar oluştuğunun tespit edildiğini, hasar bedeli olan 3.863,16.USD nin dava dışı sigortalısına ödendiğini, davalı taşıyan şirketin hasar bedelinden sorumlu olduğunu, müvekkilinin hasar bedelinin tazminini davalıdan talep edebileceğini beyanla 3.863,16USD nin ödeme tarihi 20/10/2020 tarihinden itibaren işleyecek Devlet Bankalarının 1 yıl vadeli döviz hesabına işlettiği en yüksek döviz faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, müvekkili davalı ... A.Ş., ' nin İsviçre Cenevre merkezli deniz yolu ile konteyner içinde yük taşıma işi ile iştigal eden ... şirketinin Türkiye acenteliğini gerçekleştirildiğini, İşbu taşıma sözleşmesinin bir tarafının İsviçre merkezli ... olduğunu, müvekkili şirketin, işbu sözleşmede acente sıfatı ile hareket ettiğini, müvekkili şirketin acenteliğini yaptığı taşıyan tarafından düzenlenen ve taşıma sözleşmesi şartlarının yer aldığı konişmentonun 10. maddesi ile taşıma sözleşmesinden kaynaklanacak uyuşmazlıkların çözümü için başvurulacak yetkili mahkemenin Londra Mahkemeleri ve uygulanacak hukukun İngiliz hukuku olarak belirlendiğini, davada Londra Mahkemelerinin yetkili olması nedeni ile davanın Londra mahkemelerinde açılması gerekmekte olup işbu davanın yetki yönünden reddedilmesi gerektiğini, iddia edilen hasarın taşımanın hangi aşamasında meydana geldiği belli olmadığını, konteyner muhteviyatı malların ne şekilde ve neden hasarlandığı net olarak anlaşılamadığını, davacı tarafından malların hasarlandığına ilişkin bir iddia olsa da konteynerın hasarlandığına ilişkin herhangi bir hasar kaydı bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 24/03/2022 tarih 2021/271 Esas - 2022/145 Karar sayılı kararında; "Dava, davacı sigortalısına ait emtiaların, davalılar sorumluluğunda deniz taşımasında hasarlandığı iddiası ile sigortalıya ödenen hasar tazminatının rücuen davalılardan rücuen tahsiline ilişkin tazminat davası olup, uyuşmazlığın konusunun, davalı Msc vekilinin milletlerarası yetki itirazının yerinde olup olmadığı, sigorta sözleşmesinin geçerli olup olmadığı, tarafların aktif ve pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı, geçerli bir sözleşme uyarınca ödemenin yapılıp yapılmadığı, davalı Proto vekilinin hak düşürücü süre itirazının yerinde olup olmadığı, hasara ilişkin süresinde ve geçerli bir ihbarın bulunup bulunmadığı ve hasarın deniz taşıması esnasında meydana gelip gelmediği, hasarda davalıların sorumlu olup olmadığı ve hasarın miktarının tespiti noktasında toplandığı anlaşılmıştır. Mahkememizin 24.03.2022 tarihli duruşmasında davalı ... Dış Ticaret Limited Şirketi yönünden davanın tefrikine karar verilmiş ve iş bu dosyaya ... yönünden devam olunmuştur. Davalı vekili tarafından konişmentoda bulunan yetki kaydı nedeniyle Milletlerarası yetki itirazında bulunulmuş olmakla öncelikle bu hususta değerlendirme yapılması gerektiği, Türk acentenin yük teslimat formu düzenlediği görülmekle taşıyana izafeten dava yöneltilebileceği, bu suretle taraf teşkilinin sağlanmış olduğu, dava konusu taşımanın ... numaralı konişmento tahtında İzmir Limanından Karaçi Limanına yapıldığı, uyuşmazlık yabancılık unsuru taşıdığından yetki itirazının MÖHUK kurallarına göre belirleneceği, MÖHUK 47.maddesinde, "yer itibariyle yetkinin kamu düzeni veya münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılabileceği" düzenlemesinin bulunduğu, konişmentonun arka yüzünde yer alan taşıma şartlarının düzenlendiği 31.maddedesinde sözleşmeden doğan taleplerde Marsilya Ticaret Mahkemesinin yetkili olacağının belirtildiği, Türk acentenin taşıma sözleşmesini yaptığına ya da taşımayı üstlendiğine dair delil bulunmadığı, bu nedenle münhasır yetkiden bahsedilemeyeceği, TTK'nun 1237.maddesinde taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmentonun esas alınacağı, davacının sigortalısının yükü teslim aldığı anlaşıldığından, konişmentodaki yetki şartının gönderilen ve buna göre davacı açısından da bağlayıcı olduğu kabul edilmekle, konişmentodaki yetki şartına göre somut uyuşmazlık yönünden Marsilya Mahkemelerinin yetkili olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin milletlerarası yetki itirazının kabulü ile davanın yetkisizlik nedeniyle reddine..."gerekçesi ile, 1-Davalı ...'ya İzafeten ... A.Ş.'nin Milletlerarası yetki itirazının kabulü ile mahkememizin YETKİSİZLİĞİ NEDENİYLE DAVANIN USULDEN REDDİNE, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harç Tarifesi gereğince peşin alınan 579,16TL den karar harcı olan 80,70.TL nin mahsubu ile fazla alınan 498,46TL'nin kesinleşmeye müteakip talep halinde davacıya İADESİNE, 3-Davalı vekili için takdir edilen 5.100,00TL red vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya VERİLMESİNE, 4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,5-Tarafların dava şartı olan Arabuluculuk toplantısına katıldıkları halde anlaşamadıkları, Arabuluculuk son tutanağından anlaşıldığından 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-14 bendi uyarınca ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Suçüstü Ödeneğinden ödenen 1.320,00.-TL Arabuluculuk ücretinin davanın reddine karar verildiğinden davacıdan alınarak hazineye gelir KAYDINA, 6-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara İADESİNE, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, Mahkeme tarafından; "...konşimentonun arka yüzünde yer alan taşıma şartlarının düzenlendiği 31. maddesinde sözleşmeden doğan taleplerde Marsilya Ticaret Mahkemesinin yetkili olacağının belirtildiği, Türk acentenin taşıma sözleşmesini yaptığına ya da taşımayı üstlendiğine dair delil bulunmadığı, bu nedenle münhasır yetkiden bahsedilemeyeceği... Şeklindeki gerekçeler ile mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş olmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Şöyle ki; Mahkemenin, Türk acentenin taşıma sözleşmesini yaptığına ya da taşımayı üstlendiğine dair delil bulunmadığı şeklindeki tespitinin tamamen hatalı olduğunu, dosyada mübrez konşimentonun sağ alt köşesinde, ... adına acentesi tarafından imzalanmış olduğunun açıkça görüldüğünü, acente ünvanının ... olarak belirtilmiş olmasının mahkemeyi yanıltmış olduğunu düşündüklerini, acente ünvanının yabancı dilde yazılmış olmasının davalı acentenin tercihi olup bu durumun konşimentoyu imzalayan acentenin Türk acente olduğu gerçeğini değiştirmediğini, konşimentonun İzmir'de düzenlenmiş olmasının da bunun kanıtı olduğunu, Mahkemenin, davalı tarafı aynı olan 2021/97 E. sayılı dosyasında da Yargıtay 11. HD., E. 2019/3799 K. 2020/3051 sayılı ilamı dikkate alınmak suretiyle davalının milletlerarası yetki itirazının reddine karar verdiğini, bu durumda mahkemenin kararları arasında oluşan çelişkinin de kabulünün mümkün olmadığını,Dosyada mübrez 22.06.2020 tarihli Yargıtay kararı ile (Yargıtay 11. HD., E. 2019/3799 K. 2020/3051 T. 22.6.2020) yeni bir içtihat oluşturulduğunu, Kararın; "Davaya konu taşıma işleminde yabancılık unsuru mevcut olmakla MÖHUK’un tatbiki gerekmekte olup, bu çerçevede taraflar arasında düzenlenen konişmentolardaki yetki şartının MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar bakımından taraflar yetki sözleşmesi yapabilirlerse de, MÖHUK 47/1 maddesi uyarınca, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldıran sözleşme yapılması mümkün değildir. Kanun koyucu MÖHUK 54/1-b maddesi ile, Türk mahkemelerinin milletlerarası münhasır yetkisine giren bir konuda verilen yabancı mahkemece karar verilmesini tenfiz engeli olarak kabul etmiştir. 6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi uyarınca, yabancı tacirlerin Türkiye'deki acentelerinin aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden acente, müvekkiline izafeten onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabilir. Kanun'da açıkça, sözleşmelerde, bu hükme aykırı sonuç doğuracak şartların geçersiz olduğu hükme bağlanmıştır. Aynı düzenlemeye mülga 6762 sayılı TTK'nın 119. maddesinde de rastlanmaktadır. Gerek Kanun'da yer alan düzenlemelerden, gerekse de Kanun gerekçelerinden, kanun koyucu tarafından, yabancı tacirlerin Türkiye'deki acenteleri aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister izafeten acente aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın, bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası münhasır yetki tanındığı anlaşılmaktadır. Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki acentesi ... A.Ş aracılığıyla yapılan taşıma sözleşmesine ilişkin olup, konişmentonun da acente tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava yerleşim yeri yurt dışında olan davalıya karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan uyuşmazlığın yabancı mahkemede görülmesine dair yetki şartının Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle geçersiz olduğundan mahkemece eksik ve hatalı değerlendirme sonucu yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış ve kararın bu sebeple davacı yararına bozulması gerekmiştir." şeklinde olduğunu,Yer alan gerekçede; yabancı tacirlerin Türkiye'deki acenteleri aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister izafeten acente aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın, bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası münhasır yetki tanındığının açıkça belirtilmiş olduğunu, dava konusu taşıma işinde de acentenin aracılıkta bulunduğunu ve konşimentonun acente tarafından düzenlenmiş olduğu hususunun tartışmasız olmakla, konşimentoda var olan yetki şartının Türk Mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldıramayacağının kabulü gerekmekte olduğunu,Netice olarak; Yargıtay 11. HD., E. 2019/3799 K. 2020/3051 T. 22.6.2020 kararı gereğince mahkemenin yetkili olduğunun kabulü ile davalı tarafın yetki itirazının reddinin gerekmekte olduğunu;İleri sürerek; açıklanan ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 24/03/2022 tarih, 2021/271 E., 2022/145 K. sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak davalarının kabulüne, İstinaf giderlerinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, deniz yoluyla yapılan taşımadan kaynaklı hasarın rucüen tazmini talebine ilişkindir. Davacı vekili, müvekkili sigorta şirketince nakliyat emtia abonman sigortası ile sigortalı olan dava dışı sigortalılarına ait emtianın Türkiye'den Pakistan'a deniz yoluyla taşıma işinin davalı tarafça yapıldığını, taşınan emtianın varma yerinde hasarlı olduğunun tespit edildiğini ve bu durumun 08/06/2020 tarihli tutanak ile kayıt altına alındığını, tespit edilen hasarın sigorta poliçesi kapsamında sigortalıya ödendiğini TTK 1472. maddesi gereğince sigortalıya halef olan davacının hasardan sorumlu olan davalıya rucü hakkının doğduğunu belirterek 3.863,16-USD'nin ödeme tarihinden itibaren 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesine göre işletilecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece davalının milletlerarası yetki itirazının kabulü ile yetkisizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı istinafa başvurmuştur.İstinaf konusu uyuşmazlık; davalının milletlerarası yetki ilk itirazının geçerli olup olmadığı, mahkemece verilen kararın dosyaya, usul ve yasaya uygun olup olmadığı noktalarındadır. 5718 Sayılı MÖHUK madde 24/1'e göre, sözleşmeden doğan borç ilişkileri tarafların açık olarak seçtikleri hukuka tabidir. Aynı Kanunun 29/1 maddesine göre de, eşyanın taşınmasına ilişkin sözleşmeler, tarafların seçtikleri hukuka tabidir. Aynı Kanun "Yetki anlaşması ve sınırları" başlıklı 47. maddesi hükmü ile; Türk mahkemelerinin yer itibariyle yetki kurallarının münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hâllerde, tarafların, aralarındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkilerinden doğan bir uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesini kararlaştırmalarının Türk Hukuku bakımından geçerli olacağı düzenlenmiştir. Yabancı devlet mahkemesine yetki tanıyan anlaşmanın Türk hukuku bakımından hukuki değer taşıması için öncelikle, yazılı ve taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan bir uyuşmazlığa ilişkin olmalıdır. İkinci olarak söz konusu uyuşmazlık yönünden münhasır bir mahkeme tayin edilmiş olmalıdır. Üçüncü olarak ise yetki anlaşması "uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesi konusunda" olmalıdır. Diğer yandan yetki anlaşmasıyla yetkilendirilen yabancı devlet mahkemesinin HMK 17 ve 18. maddelerindeki düzenlemeye paralel olarak "belirli" olması şartı MÖHUK'un 47. maddesi yönünden de aranmalıdır. Seçilen mahkemenin belirli olduğunun kabulü için yetkili kılınan mahkeme ismen zikredilmiş olmalıdır. Uyuşmazlık konusu taşıma bakımından düzenlenen Konişmentonun Kaza Dairesi Başlıklı 10.3 maddesinde; "Tüccarın açtığı herhangi bir davanın ve aşağıda belirtilen koşullar saklı kalmak kaydıyla taşıyıcının açtığı herhangi bir davanın Londra Yüksek Mahkemesi'nin inhisari yetkisinde olduğu ve İngiliz Kanunlarına tabi olduğu kabul edilmiştir. Amerika Birleşik Devletleri'ne veya Amerika Birleşik Devletleri'nden yapılacak taşımalara ilişkin dava münhasıran New York Güney Bölgesi'nden sorumlu Birleşik Devletler Bölge Mahkemesi'nde açılacak ve ABD kanunları münhasıran geçerli olacaktır. Tüccar herhangi bir diğer mahkemede açılan davanın sona erdirilmesinde oluşacak taşıyıcının makul yasal giderlerini ve masraflarını karşılamayı kabul eder. Tüccar yukarıda belirtilen esasa ilişkin tüccar aleyhine verilmiş herhangi bir karara itiraz hakkından feragat eder. Navlun veya tüccarın taşıyıcıya ödemesi gereken herhangi bir tutar ile ilgili herhangi bir anlaşmazlık durumunda, taşıyıcı seçim hakkı kendisinde olmak üzere, yukarıda belirtilen ülkelerde ya da yükleme limanı, boşaltma limanı, teslim yerinin bulunduğu ülkede veya tüccarın tüccarın ticari faaliyetinin bulunduğu herhangi bir yerde tüccar aleyhine dava açabilir. " şartının yer aldığı görülmüştür. Konişmentonun ... adına ve hesabına acentesi ... A.Ş. tarafından düzenlendiği uyuşmazlık konusu olmayıp, davacının sigortalısı ile davalı arasındaki ilişkide yabancılık unsuru bulunduğu, milletlerarası yetki sözleşmesi ile yabancı ülke mahkemelerinin yetkili kılındığı, yetki sözleşmesinin yazılı olarak yapıldığı sabittir. Uyuşmazlık, dava konusunun, Türk Mahkemelerinin yer itibariyle yetki kurallarının münhasır yetki esasına göre belirlenen konulardan olup olmadığı hususundadır. 6100 Sayılı TTK'nun 105/2 fıkrası uarınca; aracılık yaptığı sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklardan dolayı acente, müvekkili adına dava açabileceği gibi, kendisine karşı da aynı sıfatla dava açılabilir. Yabancı tacirler adına acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan, bu hükme aykırı şartlar geçersizdir. Madde gerekçesinde; 6762 sayılı Kanunun 119 uncu maddesinin, 105 inci maddede bir değişiklik dışında Tasarıda korunduğu, 119. Maddenin üçüncü fıkrasında fıkrasında yer alan "Bu hükümlere aykırı olan şartlar muteber değildir" hükmünün "yabancı tacirler adına acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan, bu hükme aykırı şartlar geçersizdir" şekline dönüştürülüp ikinci fıkraya eklendiği, zira maddenin ilk iki fıkrasındaki hükümlere aykırı şartları hükümsüz saymanın yerli tacirlerin acenteleri yönünden hiçbir anlam taşımadığı, yerli tacirlerin yerleşme ve iş yerleri Türkiye'de bulunduğu için yetkili bir veya birkaç mahkeme bulmanın ve onları mahkemeye getirmenin güç olmadığı, maddenin öngörülme amacının yabancı tacirlere Türkiye'de dava açılması olanağını yaratmak olduğu belirtilmiştir. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin istikrar kazanan son dönem kararlarında; yabancı tacirlerin Türkiye'deki acentelerinin aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklar yönünden acentenin, müvekkiline izafeten onun nam ve hesabına dava açabileceği gibi, müvekkiline izafeten acente aleyhine de dava açılabileceğini, kanunda açıkça, sözleşmelerde, bu hükme aykırı sonuç doğuracak şartların geçersiz olduğunun hükme bağlandığını, aynı düzenlemeye mülga 6762 sayılı TTK'nın 119. maddesinde de rastlandığını, gerek kanunda yer alan düzenlemelerden, gerekse de kanun gerekçelerinden, kanun koyucu tarafından, yabancı tacirlerin Türkiye'deki acenteleri aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister izafeten acente aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın, bu tarz uyuşmazlıklarda Türk mahkemelerine milletlerarası münhasır yetki tanındığının anlaşıldığını kabul etmiştir(bkz. Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin; 2020/8347 esas 2022/3672 karar sayılı, 09/05/2022 tarihli; 2020/8089 esas, 2022/3191 karar sayılı, 20/04/2022 tarihli; 2020/7066 esas 2022/1499 karar sayılı, 03/03/2022 tarihli emsal kararları) TTK'nun 105/2 fıkrası hükmü ve gerekçesi ile atıf yapılan Yargıtay kararları birlikte değerlendirildiğinde, kanun koyucunun; yabancı tacirler adına acentelik yapanlar hakkındaki sözleşmelerde yer alan; sözleşmelerden doğacak uyuşmazlıklarda müvekkiline izafeten acenteye karşı dava açılabileceği, acente tarafından da müvekkili adına dava açılabileceğine dair bu hükme aykırı şartlar geçersiz olduğuna dair düzenlemenin amacının; yabancı tacirlere Türkiye'de dava açılması olanağını yaratmak olduğu, dolayısıyla bu olanağı ortadan kaldırıcı ve yetki anlaşmalarının da Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldırıcı mahiyette bulunduklarından geçersiz oldukları sonucuna ulaşılacaktır. Somut olayda taraflar arasındaki uyuşmazlık davalı şirketin Türkiye'deki acentesi ... A.Ş. aracılığıyla yapılan taşıma sözleşmesine ilişkin olup, konişmentonun da acente tarafından düzenlendiği dikkate alındığında, dava yerleşim yeri yurt dışında olan davalıya izafeten acenteye karşı açılmış olsa dahi Türkiye'deki acentenin aracılık ettiği taşıma sözleşmesine istinaden düzenlenen konişmentoya konulan, uyuşmazlığın yabancı mahkemede görülmesine dair yetki şartının Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini ortadan kaldırır nitelikte olması nedeniyle geçersiz olması karşısında; mahkemece milletlerarası yetki itirazının kabulü ile yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış davacı tarafın bu yöndeki istinaf sebebi haklı bulunmuştur. Yukarıda izah edilen gerekçelerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a3 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla) 24/03/2022 tarih ve 2021/271 Esas - 2022/145 Karar sayılı kararının HMK' nın 353/1-a3 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 03/11/2022 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.