Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/504 E. 2024/580 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/504
- Karar No
- 2024/580
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO: 2021/504
KARAR NO: 2024/580
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ: 28/12/2020
NUMARASI: 2019/203 E. - 2020/896 K.
DAVANIN KONUSU: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 21/03/2024
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Keşidecisi ... Tic Ltd.Şti olan ... Yüreğir/Adana Şubesine ait 14/06/2018 keşide tarihli 15.638,00-TL bedelli ... nolu adına keşide edilen çekin keşideci tarafından kendisine ciro edildiği, bu çeki aracı bir kişi ile kendisine gönderdiği ancak aracı tarafından çekin kendisine verilmediği, çeki teslim alan kişinin ... olup çekin fotokopisine çeki aldığına dair imza attığı, daha sonra çekin davalıda çıktığı, çekin arkasının yerine ciro edildiği ancak kendisinin böyle bir ciro yapmadığı, çek imzalamadığı, çekin arkasındaki imzanın kendisine ait olmadığı, ciro silsilesinin bozuk olduğu, çekin geçersiz olduğu, alacaklı olarak görünen davalının bu çekle bir ilgisi olmadığı bu nedenle kendisine ait olan çekin iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, dava dışı ... LTD. ŞTİ ile müvekkili şirket arasında 26/12/2017 tarihinde faktoring sözleşmesi akdedildiğini, yapılan sözleşme gereğince borçluya ön ödeme yoluyla finansman sağlandığını, bu finansmanın karşılığında, dava konusu ... A.Ş. Yüreğir/Adana şubesine ait ... seri no'lu 15.638 TL'lik çekte 06.02.2018 tarihli 16.224,62-TL bedelli faturaya istinaden teslim tutanağı ile ciro ve teslim alındığını, davalıya herhangi bir kusur isnadının mümkün olmadığını, öne sürülmüş olan kişise defilerin müvekkili şirkete karşı ileri sürülemeyeceğini, çekin rıza dışı elden çıkması halinde ispat yükü bunu ileri süren davacıya ait olup davacının çekin yetkili hamili olduğunu ve rızası hilafına elden çıktığını, davalının bu çeki elde etmede kötü niyetli olduğunu ve ağır kusurunun bulunduğunu kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlaması gerektiğini, davacının bunları kanıtlayamadığını, davalı şirketin iyi niyetli hamil olduğunu, davanın öncelikle usulden, bu taleplerinin kabul görmemesi halinde esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; "Davanın REDDİNE, " karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 02/01/2020 tarihli beyan dilekçelerinde belirtildiği gibi ciro silsilesini bozan ve hakkında suç duyurusunda bulundukları .... da davaya dahil edilmesi taleplerinin göz önüne alınmadığını, aralarındaki ticari ilişkiye binaen dava dışı keşideci ... Ltd.Şti.nin çeki müvekkiline teslim edilmek üzere aracı ... teslim ettiğini , ... tarafından çek müvekkiline ulaştırılmadan ciro silsilesi bozularak kötü niyetli kişiler tarafından ciro edildiğini, müvekkilinin aynı gün ... hakkında suç duyurusunda bulunduğunu ve çek iptali davası açtığını, ödeme yasağı kararına rağmen çekin bankaya ibraz edildiğini ve icra takibine konu edildiğini, çekin müvekkiline ulaşamaması nedeniyle ciro silsilesinin koptuğunu, müvekkilinin kendisinden sonra gelen cirantalarla ticari ilişkisinin olmadığını, tüm bu hususların ve ayrıca davalının diğer cirantalarla ticari ilişkisinin olup olmadığının ticari defterlerin incelenmesi ile ortaya çıkacağını söylemesine rağmen, başta ticari defter ve kayıtlar olmak üzere mahkeme tarafından hiçbir delil toplanmadan dava hakkında karar verildiğini ve verilen bu kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İstinafa Cevap: Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı tarafın istinaf taleplerinin gerçeği yansıtmadığını, keza faktoring şirketince yapılması gereken iş, devir veya temlik aldığı alacağın bir mal veya hizmet satışından kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve bunun bir fatura ile tevsik edildiğinin tespiti olduğunu, müvekkil şirketçe de sözleşme yapılırken ekte yer alan salça satışına ilişkin düzenlenen faturanın ibrazı üzerine söz konusu sözleşmenin akledildiğini, dolayısıyla yasal yükümlülüklerin müvekkilince yerine getirildiğini ve akabinde faktoring müşterisine finansman temin edildiğini, 6361 sayılı kanun ile müvkkile yüklenen sorumluluklar bunlarla sınırlı olup, müşteri ve fatura borçlusu arasındaki szöleşme ilişkisine dayanan hususların, malların teslim edilip edilmediği gibi husulara ilişkin herhangi bir araştırma yapma yükümlülüğü bulunmadığını, bu nedenle davanın reddi kararının hukuka uygun olduğunu, müvekkil şirket gerek faktoring kanununda doğan yükümlülüklerini yerine getirdiğini, gerekse ciro zincirini kontrol ederek çeki iktisap ettiğini, davacının haksız ve hukuka aykırı talebini içeren istinaf talebinin reddedilmesi gerektiğini ileri sürerek davacı tarafın istinaf taleplerinin reddine, karar verilmesini talep etmiştir.Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava çek istirdadı istemine ilişkindir. Davacı dava konusu çekin lehtarı olduğunu, ancak çek eline ulaşmadan adına sahte ciro yapılarak piyasaya sürüldüğünü, çekteki adına yapılan ilk cirodaki imzanın kendisine ait olmadığını, çekin meşru hamilinin kendisi olduğunu beyanla eldeki davayı açmıştır. TTK 818.maddesindeki atıfla çeklerde de uygulanması gereken aynı Kanunun 677. maddesindeki , "Bir poliçe, poliçe ile borçlanmaya ehil olmayan kişilerin imzasını, sahte imzaları, hayali kişilerin imzalarını veya imzalayan ya da adlarına imzalanmış olan kişileri herhangi bir sebeple bağlamayan imzaları içerirse, diğer imzaların geçerliliği bundan etkilenmez." şeklindeki yasal düzenlemeye göre, imzaların bağımsızlığı ilkesi gereği, lehtar cirosunun sahte olması keşidecinin sorumluluğunu ve çekin geçerliliğini ortadan kaldırmaz. Lehdarın imzasının sahteliği, lehdar tarafından kendisine başvurulduğunda herkese karşı ileri sürebileceği mutlak def'idir. Zayi iptal davası nedeniyle ödeme yasağı kararı verilmiş olması, davalının elindeki çekin kambiyo senedi niteliğini ortadan kaldırmadığı gibi üçüncü şahıslar tarafından iyi niyetle iktisabına engel değildir. Lehdarın imzasının geçersiz, sahte olduğunun ileri sürülmesi ciro zincirini koparmaz. Somut olayda, dava konusu ... Yüreğir/Adana Şubesine ait 14/06/2018 keşide tarihli 15.638,00-TL bedelli ... nolu çekin keşidecisinin dava dışı ...Tic Ltd.Şti, lehtarının davacı ... olduğu, çekin sırası ile davacı lehtar ve ..., ... Şti tarafından ciro edildiği, ... AŞ tarafından ibrazında ödeme yasağı nedeniyle işlem yapılmadığı, davalı tarafından İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyası ile keşideci ve cirantalar aleyhine takip başlatıldığı, takip borcunun 13.09.2018 tarihinde dava dışı keşideci tarafından ödendiği ve çekin keşideciye iade edildiği görülmektedir. Davalının sunduğu delillere göre dava dışı ciranta İso şirketi ile düzenlenen faktoring sözleşmesine istinaden faturaya bağlı alacağın ödeme aracı olarak davalıya teslim edildiği, fatura borçlusunun ise bir önceki ciranta ... olduğu, bu hali ile çekteki ciro silsilesinin birbirini takip ettiği, davalının 6102 Sayılı TTK'nın 790. maddesine göre, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişi, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılır hükmü gereğince yetkili hamil olduğu, davacının bu çek nedeni ile kendisine başvurulması halinde imzasının sahte olduğuna ilişkin mutlak defii ileri sürebileceği ancak bu aşamada , 6361 sayılı Finansal Kiralama Faktoring ve Finansman Şirketler Kanunu'nun 9/3 maddesinde ise "Bir kambiyo senedinin ciro yoluyla faktoring şirketine devri hâlinde, kambiyo senedinden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan defileri faktoring şirketine karşı ileri süremez; meğer ki, faktoring şirketi kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun." hükmü gereği davalıya karşı çek metninden anlaşılmayan lehtarın cirosunun sahte olduğu yönündeki iddiaya dayalı olarak çekin istirdadı talebinin imzaların istiklali ilkesi gereğince dinlenemeyeceği anlaşılmıştır. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 28/12/2020 tarih ve 2019/203 E., 2020/896 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 21/03/2024