Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2024/3716 E. 2024/3605 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3716
Karar No
2024/3605
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ ESAS NO:2024/3716 KARAR NO:2024/3605 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:05/08/2024 NUMARASI:2024/347 E - 2024/345 K DAVANIN KONUSU:İhtiyati Tedbir KARAR TARİHİ:30/12/2024 Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak,ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle,dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:İhtiyati tedbir talep eden vekili dava dilekçesinde özetle; yasal bu düzenlemeler kapsamında ... hesap numaralı ve ... hizmet noktasındaki mecurda kendi adına perakende satış sözleşmesi ile abonelik tesis ederek elektrik enerjisi kullanabilmek için, görevli elektrik tedarik şirketi olan dava dışı ... A.Ş.’ne başvurmuş ise de; bu “tedarik şirketi” tarafından, davalı elektrik “dağıtım şirketinin” mezkûr kullanım yerinin elektrik dağıtım bağlantı anlaşmasını iptal etmiş olduğu, bu sebeple elektrik enerjisi alımına yönelik olarak müvekkil ile perakende satış sözleşmesi akdedilmesinin mümkün olmadığı bildirildiği, müvekkil davacının bağlantı anlaşması yapılması talebi kabul edilmemiş ve mezkûr kullanım yerine elektrik enerjisi bağlanmadığı, davacı müvekkilin elektrik tedarik şirketi ile perakende satış sözleşmesi akdederek elektrik enerjisi kullanabilmesi için, uyuşmazlık konusu kullanım yeri için, elektrik dağıtım şirketi ile dağıtım sistemine bağlantı anlaşmasının mevcut olması gerekmektedir. EPTHY.m.4/1-b-u2 hükmü uyarınca mezkûr kullanım yeri için bağlantı anlaşması bulunmadığından, tedarik şirketinin tüketici müvekkil ile perakende satış sözleşmesi akdetmemesi Yönetmeliğe uygun olduğu, davacı müvekkil, ekli kira kontratından da görüleceği üzere İstanbul İli, Sultangazi İlçesinde bulunan, vasıflı taşınmazın kiracısı olup, taşınmazın adresi olan “... Sultangazi/İSTANBUL” adresinde ticari faaliyette bulunmakta olup faaliyete başladığına ilişkin Vergi Levhası ile sabit olduğu, yukarıda arz edildiği üzere İstanbul Avrupa yakası bölgesinde kamu hizmeti nitelikli elektrik dağıtım hizmetini “...” olarak yürütmekte olan davalı şirket tarafından, başka bir dağıtım şirketinden elektrik enerjisi temin edebilme imkânına sahip olmayan müvekkilin ticari işletme vasıflı kullanım yerinde “olmazsa olmaz” nitelikli elektrik enerjisi kullanılabilmesi için bağlantı anlaşması yapılması ve elektrik enerjisi verilmesi gerekirken, haksız ve hukuka aykırı olarak bundan kaçınılmak suretiyle bu konuda muaraza çıkarıldığı, yukarıda arz ve izah ettiğimiz ve Sayın Mahkemece Re’sen dikkate alınacak nedenlerle; tarafımızca açılacak davalardan önce müvekkilin yeni kiracı olması ve borcun şahsiliği ilkesi gereğince önceki kiracının borcu olan söz konusu ceza müvekkili baylayamayacağı, davalı şirket tarafından müvekkile tarafımızca açılacak dava dosyası sonuçlanana kadar ivedikle elektrik aboneliğinin verilmesi yönünde ihtiyaden tedbir uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.İlk Derece Mahkemesi tarafından 05.08.2024 tarihli kararla "Somut durumda, tedbir talep eden vekili talep konusu ihtiyati tedbir karar verilmesini talep etmiş olmakla, talep dilekçesinde ileri sürülen hususlar dilekçe ekindeki belgeler birlikte değerlendirildiğinde, davacı taraf açısından HMK 389/1 maddesinde belirtilen ciddi bir zararın doğma ihtimalinin olması ve sunulan beyan ve belgelerin HMK'nun 390/3 maddesinde belirtilen yaklaşık ispat için yeterli olduğu" gerekçeleriyle kanaatine varılmakla tedbir talebinin kabulüne ile HMK.389. maddesi gereğince davacının bulunduğu adresindeki işyerine ait dava konusu ... nolu sözleşme için tahakkuk ettirilen borç ile sınırlı olmak üzere fatura toplam bedeli 37.882,63‬ TL'lik tahakkuk yönünden (bu bedel üzerinden 10.000,00 TL) teminatın yatırılması koşuluyla dava sonuna kadar tedbiren elektriğin kesilmemesi, kesilmiş ise yeniden açılması yönünde ihtiyati tedbir konulmasına, karar verilmiştir."Karara itiraz üzerine duruşmalı olarak yapılan inceleme sonunda; "Yargılama aşamasında dosyaya sunulan beyan ve belgelere göre, davalı tarafın işlemlere devam etmesi halinde elektriklerin kesileceği, davacı tarafın işletmesi açısından HMK 389/1 maddesinde belirtilen ciddi bir zararın doğma ihtimalinin olması ve sunulan beyan ve belgelerin HMK'nun 390/3 maddesinde belirtilen yaklaşık ispat için yeterli olduğu kanaatine varılmakla tedbir talebinin kabulüne karar verilmiş olmasında herhangi bir yasaya aykırılık görülmediği" gerekçeleriyle ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine karar verilmiştir.Karara karşı aleyhine tedbir talep edilen tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Aleyhine tedbir talep edilen vekili istinaf başvurusunda özet olarak; ihtiyati tedbir ve yaklaşık ispat şartlarının oluşmadığını, teminatın yetersiz olduğunu, talep edenin kaçak elektrik kullandığının sabit olduğunu, kaçak tutanaklarının aksi sabit oluncaya dek geçerli olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Dava, kaçak elektrik nedeniyle menfi tespit ve elektriğin kesilmemesi için ihtiyati tedbir talebine ilişkindir. 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (HMK)'nın 389/1. maddesi, "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir" şeklindedir.HMK'nın 390/2 maddesine göre de tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Ayrıca bu kapsamda ihtiyati tedbir talebinin somutlaştırılması gerekir.Yukarıda ifade edildiği üzere HMK'nın 390/2 maddesine göre, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Yaklaşık ispattan anlaşılması gereken ise usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Buradaki amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için tam ispat gerekmez. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir. Yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan ibarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın, bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda, bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır.Yaklaşık ispat durumunda ise hâkim o iddianın ağırlıklı/kuvvetli ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğu ihtimalini göz ardı etmez.İhtiyatî tedbirde asıl olan ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyatî tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyatî tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir.İhtiyati tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, "uyuşmazlık konusu hakkında" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1).6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 204. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca; "İlgililerin beyanına dayanılarak noterlerin tasdik ettikleri senetlerle diğer yetkili memurların görevleri içinde usulüne uygun olarak düzenledikleri belgeler, aksi ispatlanıncaya kadar kesin delil sayılırlar."Özel hukuk tüzel kişisi olan şirkette hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından düzenlenen kaçak tespit tutanaklarının, 6100 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin ikinci fıkrasında sayılan belgelerden olmadığı tartışmasızdır. Eş söyleyişle, kaçak elektrik tutanağı, aksi sabit oluncaya kadar geçerli belgelerden değildir ( Y.3.HD 2021/4894 E., 2021/10580 K.; 2022/8164 E-2023/954 sayılı ilamları da aynı yöndedir.). Somut olayda;dava konusu kaçak elektik tüketimine konu mahallin iş yeri ve dava konusu faturalara dayalı borcun varlığı ve miktarının yargılamaya muhtaç olduğu, işin niteliği gereği elektriğin talep edenin işletmesi için olmazsa olmaz koşulu gözetildiğinde kesintinin, ticari işletme faaliyetinin durmasına sebep olacağı, bu haliyle talep edenin ağır ekonomik kayıplara uğrayacağı, tarafların karşılıklı menfaatleri esas alındığında yargılama süresince çekişme konusu elektriğin kesilmesinin talep eden aleyhine ağır zararlar doğuracağı, davanın sonuna kadar, en azından dava konusu miktarla sınırlı olarak işletmede elektrik kesintisinin önüne geçmek gerektiği, bunun yanı sıra alacağın miktarına göre karşı taraf şirketin de ihtiyati tedbir isteminde hukuki yararı bulunduğu anlaşılmaktadır. Zira davacının mal varlığında gelebilecek bir değişim nedeni ile ilerde belirlenecek alacaklı şirket zararının elde edilmesi zorlaşabileceği gibi tamamen imkansız hale de gelebilecektir. Bu haliyle mahkemece, talebin kabulüne karar verilmesinde ve belirlenen teminat miktarında hukuka aykırılık bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince verilen kararda usule aykırılık tespit edilmediğinden, davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 md gereğince reddine karar verilmesi gerekmiştir. K A R A R:Yukarıda açıklanan nedenlerle;Davalının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-f maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.30/12/2024

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, E. 2024/3716, K. 2024/3605, T. 30.12.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-3-hukuk-dairesi-2024-3716-e-2024-3605-k-6ab8c3131c54