Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/485 E. 2003/271 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/485
Karar No
2003/271
Karar Tarihi

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/281 KARAR NO : 2024/767 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : DR. ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 08/11/2022 NUMARASI : 2018/964 Esas 2022/769 Karar DAVACI : VEKİLLERİ DAVALI : DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 29/05/2024 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 29/05/2024 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili, dava dilekçesinde, 11.05.2018 tarihinde dava dışı sürücü ...'ün sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın seyir halinde iken davacı müvekkili ...'nın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araca çarpması neticesinde çift taraflı, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, dava konusu trafik kazası sebebiyle ağır şekilde yaralanan müvekkilinin, kalıcı ve geçici iş göremezliğe maruz kaldığını, dava konusu trafik kazasının meydana gelmesinde kaza tespit tutanağı ile de açıkça tespit edildiği üzere ... plakalı aracın dava dışı sürücüsü ...'ün tam kusurlu olduğunu, müvekkili ...'nın hiçbir kusuru bulunmadığını, dava konusu trafik kazasına kusuruyla sebebiyet veren ... plaka sayılı aracın, kaza tarihi itibariyle 26190525 poliçe nolu Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi uyarınca ... Sigorta A.Ş.'nin teminatı kapsamında olduğunu, yargılama konusu trafik kazası sebebiyle ciddi şekilde yaralanan müvekkilinin geçici ve kalıcı iş göremezliğe maruz kaldığını ve bakıcı ihtiyacı doğduğunu, dava konusu trafik kazası sebebiyle Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 2018/36214 soruşturma sayılı dosya üzerinden soruşturma yapıldığını, dava konusu kazada müvekkil ...'nın uğramış olduğu maddi zararların tazmini için gerekli bilgi ve belgelerle karşı yan ... Sigorta A.Ş'ye başvuruda bulunduğunu, başvuru dilekçesi ve eklerinin 23.07.2018 tarihinde karşı yana tebliğ olduğunu, yasal süre içerisinde davaya konu kaza sebebiyle davalı yanca 15-373850-0002 nolu hasar dosyası oluşturulduğunu ve talep edilen eksik evrakların da 11.12.2018 tarihinde tamamlanarak davalı ... Sigorta A.Ş.'ye tebliğ edildiğini, ancak belirtilen yasal süre içerisinde davalı yanca taraflarına herhangi bir ödeme yapılmadığı gibi cevap dahi verilmediğini, davayı açma zorunluluğunun hasıl olduğunu belirterek, HMK 'nın 107/2. maddesi uyarınca başlangıçta belirtikleri talebi artırım hakları saklı kalmak üzere, HMK 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası niteliğinde haklı davalarının kabulü ile, kalıcı iş göremezlik bedeli olarak şimdilik 3.800,-TL, geçici iş göremezlik göremezlik bedeli olarak şimdilik 100,-TL, bakıcı gideri tazminatı şimdilik 100,-TL olmak üzere toplam 4.000,-TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 11.05.2018 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı ... şirketinden (teminat limiti ile sorumlu olmak üzere)tahsilini talep etmiştir. Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde; dava şartı yokluğu sebebiyle, davanın usulden reddi gerekmekte olduğunu, davacı tarafça dava öncesi müvekkili şirkete usulüne uygun bir başvuru yapılmadığından kanunda öngörülen başvuru şartının gerçekleşmediğini, manevi tazminatın poliçe teminatına dahil olmadığını, müvekkil sigorta şirketin sorumluluğunun, sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, kazanın oluşumunda motosiklet sürücüsü ...'nın asli ve tam kusurlu olduğunu, davacı motosiklet sürücüsünün kaza sırasında kask ve koruyucu kıyafet giymediğinin tespit edildiğinden müterafik kusur indirimi yapılmasını, davacı yana SGK tarafından rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığı veya gelir bağlanıp bağlanmadığının tespiti için ilgili SGK İl Müdürlüğüne müzekkere yazılması gerektiğini, ZMMS genel şartlarına göre “Geçici İş Göremezlik Zararı” ile Geçici Bakıcı Giderleri”nin poliçe teminatının kapsamında olmadığını, davacı yanın kalıcı maluliyeti söz konusu ise, davacı yanın maluliyetinin “Özgürlük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe” göre tespit edilmesi gerektiğini, huzurdaki davada 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve eki olan TRH 2010 tablosunun uygulanması gerektiğini, sürekli sakatlık tazminatı belirlenirken vergilendirilmiş gelir yoksa asgari ücretin baz alınması gerektiğini, davacı yanın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiz talebinin haksız olduğunu bildirerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, dosya kapsamında alınan kusur raporu ile davacı ...'nın sevk ve idaresindeki motosiklet ile ZMMS sigortalı araç sürücüsü ... idaresindeki aracın çarpıştığı, Adli Tıp kurumundan alınan kusur raporuna göre kazanın gerçekleşmesinde davacının %25 oranında kusurlu olduğu, ZMMS sigortalı araç sürücüsünün ise % 75 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, Ankara Üniversitesinden kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre alınan maluliyet raporunda davacının kaza nedeni ile özür oranının %4 olduğu, 18 ay süre ile iş göremez halinde kaldığı, 2 ay süre ile bakıcı yardımına ihtiyaç duyduğunun tespit edildiği, dosya kapsamında hesap bilirkişisinden alınan raporda tazminat hesabı yapıldığı, alınan raporun Yargıtay'ın son içtihatlarına göre TRH 2010 yaşam tablosu kullanılarak ve progresif rant yöntemine göre tazminat hesaplandığı, davalı ... davacının kaza nedeni ile oluşan bakıcı gideri tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve sürekli iş göremezlik tazminatından kusuru oranında ve sigorta poliçesi oranında sorumlu olmakla 10/10/2022 tarihli raporda belirlenen ( pasif dönem geliri 4.626,19 TL kabul edilen) miktar üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği, davalı davacının kaza sırasında kask takmadığını, güvenlik ekipmanı kullanmadığından bahisle müterafik kusur indirimi yapılmasını talep etmiş ise de, davacının yaralanmasının mahiyetine bakıldığında sol femoral sinir yaralanması kas gücü olduğu, kafasından yaralanmadığı, meydana gelen yaralanmanın kask takmama ile ilgili olmadığı, yine davacının diğer koruyucu ekipmanlarının olmadığı yönünde bir tespitin de somut olarak bulunmadığından müterafik kusur indirimi yapılmadığı, yine davalı tarafından davacının kaza sırasında motosiklet ehliyeti olmadığından müterafik kusur indirimi yapılması talep edilmiş ise de, ATK raporu ile davacıya dikkat ve özen yükümlüğüne aykırı davrandığından %25 oranında kusur verildiği, tüm dosya kapsamında davacının sürüş yeteneği ile ilgili olumsuz değerlendirme olmadığından kişinin sadece motosiklet ehliyetinin olmamasının müterafik kusur olarak değerlendirilmesi hakkaniyete aykırı olacağından davacının sadece motosiklet ehliyeti olmadığından bahisle müterafik kusur indirimi uygulanmayacağı gerekçesiyle; "-Davanın KISMEN KABULÜNE, 2.404,68 TL geçici bakıcı gideri tazminatı, 20.103,33 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 110.087,86 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olan 132.595,87 TL'nin temerrüt tarihi olan 01/08/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalı ... şirketinden alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde, 10.10.2022 tarihli bilirkişi 2. ek raporunda, Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair 7349 Numaralı Kanunun 25.12.2021 de Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe girmesiyle 2022 yılından itibaren gelirlerin yıllık brüt asgari ücrete denk gelen kısmı, gelir vergisinden istisna edilmiş olup, pasif dönem tazminat hesaplamalarında kullanılacak asgari ücret miktarı tartışma konusu olduğunun, 01.01.2022-30.06.2022 tarihleri arası ücretler dikkate alındığında aktif dönem için kullanılacak asgari ücret (İşçiye Ödenecek Net Ücret) 4.253,40 TL olacağının, aynı yıla göre pasif dönem, gelir sahibi olmayan küçükler, ev hanımları için kullanılacak asgari ücretin – (Gelir Vergi İstisnasız (AGİ'siz) Asgari Ücret) 3.577,41 TL olacağının, 01.07.2022-31.12.2022 tarihleri arası ücretler dikkate alındığında aktif dönem için kullanılacak asgari ücret (İşçiye Ödenecek Net Ücret) 5.500,35 TL olacağının , aynı yıla göre pasif dönem, gelir sahibi olmayan küçükler, ev hanımları için kullanılacak asgari ücret – (Gelir Vergi İstisnasız (49,11 TL DV+ 825,05 TL GV=874,16 TL) Asgari Ücret) 4.626,19 TL olacağının, AGİ nin hayatımızdan çıkışı ile meydana gelen bu iki ihtimale ilişkin henüz Yargıtay kararı bulunmadığının, bilirkişilerin büyük bir çoğunluğunun, kişilerin pasif dönem hesabında, gelir sahibi olmayan küçüklerde ve ev hanımlarında asgari ücretten vergi istisnasının mahsup edilerek elde edilen rakam üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini düşündüklerinin, bu nedenle pasif dönem gelirinin terditli olarak hesaplanacağının belirtildiğini, yapılan yeni değişiklik uyarınca kişilerin maaşında çeşitli değişkenler doğrultusunda uygulanan asgari geçim indiriminin kaldırıldığını, kaldırılmadan önceki dönemde aktif - pasif dönem hesaplamaları yapılırken esas alınan asgari ücret gelir vergisi (AGİ) istisnalı- istinasız olarak ayrılmakta olup, burada mevzubahis ayrım AGİ'den kaynaklanmaktayken AGİ'nin kaldırılmasıyla yapılacak olan tazminat hesaplamasında vergi istinasının AGİ'nin yerini almadığını, halihazırda AGİ kaldırılmış olduğundan ve somut olay bakımından pasif dönemde AGİ kullanımda olmamasına rağmen indirim yapılarak terditli şekilde rapor tanzimi ve pasif dönem için ücretin vergi istisnasının net ücret olarak alındığı hesabın karara esas alınmasının hatalı olduğunu, işbu sebeple kanun değişikliği göz önüne alınmadan eski uygulamaya göre asgari ücretten vergi istisnası yapılarak terditli rapor tanzimi ile Yerel Mahkemece istinafa konu kararda net asgari ücrete göre yapılan hesaplama doğrultusunda hüküm kurulmasının karara yasaya aykırı hale getirdiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. Davalı ...Ş. vekili istinaf dilekçesinde, başvuru koşulunun yerine getirilmediğini, eksik evrakla başvurulduğunu, davanın başvuru koşulu yerine getirilmediğinden reddi gerektiğini, davacı tarafından ileri sürülen talepler iki kez ıslah edilmiş olup 6100 sayılı Kanun’un 176. maddesinde, taraflardan her birinin yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği ve aynı davada tarafların ancak bir kez ıslah yoluna başvurabileceği düzenlenmesine karşın yerel mahkemece bu husus gözardı edilerek hüküm tesis edildiğini, davacı tarafından huzurdaki dava 11.04.2022 tarihli dilekçe ile ıslah edilmiş olup yine 13.10.2022 tarihli dilekçe ile de davacı tarafından davaya konu taleplerin ıslah edildiğini, 6100 sayılı kanun'un 176. maddesinde, taraflardan her birinin yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebileceği ve aynı davada tarafların ancak bir kez ıslah yoluna başvurabileceği düzenlendiğinden, mahkemece davacının ikinci ıslah dilekçesi doğrultusunda hüküm verilmesinin isabetsiz olduğunu, her ne kadar dosyadan aldırılan kusur raporu işbu kazadaki kusur oranını belirlemede yeterli kabul edilmiş ve yerel mahkemece raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirilmişse de söz konusu raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, kazaya konu kusur oranı tespitinin normal bir değerlendirme ile mümkün olduğunu ve sadece hakimin yetkisinde olduğunu, kask ve koruyucu ekipman kullanılmaması ile davacının motosiklet ehliyetine sahip olmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, dosya kapsamında alınan maluliyet raporu ise hatalı olup davacının maluliyetine kendisinin sebebiyet verdiği hususu dikkate alınmaksızın hüküm tesis edildiğini, dosya kapsamında alınan Ankara Üniversitesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı raporunda, ... plaka sayılı araç ile ... idaresindeki ... plaka sayılı motosikletin çarpışması sonucu oluşan kazada davacı ...’nın özür oranının %4 olduğu, 18 ay süre ile işgöremezlik halinde kaldığı, 2 ay süresince başkasının yardımına ihtiyacı olduğu ve devamlı surette başka birinin bakıma muhtaç olmadığı kanaatine vardığını, söz konusu raporun Kayseri Eğitim ve Araştırma Hastanesi, Kayseri Şehir Hastanesi ve Özel Dünyam Hastanesi tarafından gönderilen raporlar göz önüne alınarak hazırlandığını, davacı ...’nın fiziki muayenesinin 22.06.2019 yılında yapıldığını, o tarihten sonra başka hiçbir fiziki muayene yapılmadan bilirkişilerce hazırlanan raporun 2019 yılında yapılan muayene ve diğer 3 hastaneden alınan raporlar dikkate alınarak hazırlanmış olmasının hukuka aykırı olduğunu, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek ve tüm itirazlar ile rücuya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yapılan hesaplamada TRH 2010 yaşam tablosuna göre %1,8 teknik faiz uygulanarak tazminat hesabının yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik ödeneğinin teminat kapsamında bulunmadığını, kaldı ki, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda SGK tarafından davacı ...’ya 18.162,86-tl geçici iş göremezlik ödemesi yapıldığının tespit edildiğini, yerel mahkemece davacı lehine tazminata hükmetmesi halinde SGK tarafından yapılan geçici iş göremezlik ödemesinin ilgili dönemden mahsup edilmesi gerekmesine karşın yerel mahkemece bu hususta da değerlendirme yapılmadığını, son olarak müvekkil şirket temerrüde düşmemiş olup bu anlamda temerrüt tarihi olarak 01/08/2018'den itibaren yasal faize hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu, yine; davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte ıslah ile artırılan kısım için ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekmekte iken hükmedilen tüm tazminat tutarına 01.08.2018 tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE İstinaf talebinde bulunan tarafların istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan yaralanmaya bağlı maddi tazminat istemine ilişkindir. İkinci ıslah dilekçesinin gözetilip gözetilemeyeceğine ilişkin olarak, davanın belirsiz alacak davası olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Yargıtay HGK'nın 2021/485 Esas - 2021/971 Karar sayılı kararında fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak açılan davanın "Belirsiz Alacak Davası" kabul edilip edilemeyeceği değerlendirilmiş, gerekçesinde; "Alacağın yalnızca bir bölümü için açılan davaya ise kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukukî ilişkiden doğmuş olması ve alacağın şimdilik belirli bir kesiminin dava edilmesi gerekir. Diğer bir söyleyişle, bir alacak hakkında daha fazla bir miktar için tam dava açma imkânı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 109. maddesinde kısmi dava türü düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; “Kısmi dava madde 109; (1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir. (2) (Mülga: 1/4/2015-6644/4 md.) (3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez”. Kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmi dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu anlaşılıyor ve istem bölümünde "fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise, bu husus, davanın kısmi dava olarak kabulü için yeterli sayılmaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 02.04.2003 tarihli ve 2003/4-260 E., 2003/271 K. sayılı kararı; ayrıca bkz., Pekcanıtez, H.: Medeni Usul Hukuku, C.II, 15. baskı, İstanbul 2017, s.1000). Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulu'nun 16.05.2019 tarihli ve 2016/22-1166 E. - 2019/576 K. sayılı kararında da benimsenmiştir. Belirsiz alacak davası niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişi bunu açıkça dilekçesinde belirtmelidir. Davanın fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak açılmış olması halinde dava kısmi dava olup, davanın, özel bir dava türü olan ve HMK'nın 107. maddesinde düzenlenen "belirsiz alacak davası" olarak açılması için dava dilekçesinde açıkça belirtilmesi gerektiğinden, kısmi dava niteliğindeki davada dava değeri ancak ıslah yolu ile bir kez artırılabilir (Yargıtay HGK'nın 2021/485 E. - 2021/971 K. sayılı emsal kararı) bu nedenle kısmi davada dava değerinin artırılmasına yönelik ilk dilekçesinin talep artırım, ikinci dilekçenin ıslah olarak kabul edilmesine olanak da bulunmamaktadır." denilerek, davanın açıkça belirsiz alacak davası olarak açılmadıkça, dava belirsiz alacağa konu edilebilecek alacak dahi olsa belirsiz alacak davası olarak kabul edilmeyeceği kabul edilmiştir. Somut olayda, davacı vekilinin dava dilekçesinde, davanın belirsiz alacak davası olduğunu açıkça belirtmiş olması karşısında, davanın belirsiz alacak davası mahiyetinde olması, 11/04/2022 tarihli dilekçesi ile talep artırım, 13/10/2022 tarihli dilekçesi ile ıslah gerçekleştirilmiş olması nazara alınarak 13/10/2022 tarihli ıslah dilekçesi geçerli kabul edilerek sonucuna göre davanın esası hakkında karar verilmesi yerinde olup, bu yöne ilişkin istinaf sebeplerine itibar edilememiştir. Geçici iş göremezlik zararlarının TBK'nın 54. maddesi kapsamında zarar gören tarafından talep edilebilecek bedensel zararlar olmasına, kaza tarihinde yürürlükte bulunan KTK'nın 90 ve 91 maddeleri gereğince işletenin TBK hükümleri gereğince sorumlu olduğu bu zararlarından (KTK'nın 92. maddesinde teminat dışı sayılmaması ve KTK'nın 98. maddesi kapsamındaki tedavi giderlerinden olmaması nedeniyle) davalının da teminat limiti ile sınırlı olarak sorumlu olmasına,SGK tarafından ödenen geçici iş göremezlik ödemesinin geçici iş göremezlik tazminatından düşülmüş olmasına göre davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebinin de yerinde bulunmamasına, maluliyet raporunun usul ve yasaya uygun olmasına, raporu düzenleyen üniversite tarafından son durum raporunun temin edilerek düzenlendiğinin anlaşılmasına, motorsiklet sürücüsünün geçerli bir sürücü belgesi olsa dahi kazanın gerçekleşmesini önlemesinin mümkün olmadığı, söz konusu olayda sürücü belgesi bulunmamasının kusura etkisi bulunmayıp anılan eksikliğin sadece idari para cezasını gerektirir bir durum olduğundan (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 03.05.2023 tarih ve 2023/2980 Esas, 2023/5892 Karar sayılı ilamı) müterafik kusur indirimi yapılmamış olmasının isabetli bulunmasına, davalı vekili tarafından hesap raporuna da itiraz edilmiş ise de, aktüer hesap raporunda muhtemel yaşam süresinin Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından "gerçek zarar" hesaplamasında kabul ettiği TRH2010 Yaşam Tablosuna göre belirlenmesinde ve bilinmeyen dönem hesabının da "Progresif Rant Yöntemine" göre yapılmış olmasında isabetsizlik bulunmamasına göre belirtilen istinaf sebepleri de yerinde bulunmamıştır. Temerrüt tarihine ilişkin olarak ise, 26.04.2016 tarihinde 2918 Sayılı Yasanın 99. maddesinde yapılan değişiklik ile getirilen "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası Genel Şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." düzenlemesi gereğince, sigortanın temerrüdü için Genel Şartlarda belirtilen belgeler ile sigorta şirketine müracaat zorunludur. Somut olayda davadan önce davacı tarafça sigorta şirketine ilk başvurudan sonra hasar dosyası açıldığı ve eksik evrak istendiği anlaşılmakta olup, eksik evrakın ikmal edildiği tarih olan 11/12/2018 tarihini takip eden 8 gün sonrasında temerrüt gerçekleşeceğinden faiz başlangıç tarihinin 24/12/2022 olarak belirlenmesi gereğinin gözetilmemesi isabetsiz olup davalı ... vekilinin bu yöndeki istinaf sebepleri yerindedir. Davacı vekilinin hesap raporuna ilişkin istinaf sebebine gelince, 25.12.2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan; “7349 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile, Gelir Vergisi Kanunu’nun “Ücretlerde istisna” başlıklı 23. maddesine 18. bent eklenmek suretiyle, hizmet erbabının, ödemenin yapıldığı ayda geçerli olan asgari ücretin aylık brüt tutarından işçi sosyal güvenlik kurumu primi ve işsizlik sigorta primi düşüldükten sonra kalan tutarına isabet eden ücretleri gelir vergisinden istisna edilmiştir. Aynı Kanun'la tüm ücret ve maaşların asgari ücret tutarı kısmından gelir ve damga vergisi de istisna edilmiştir. Söz konusu düzenleme, 01/01/2022 tarihinden itibaren yapılan ücret ödemelerine uygulanmak üzere yayımı tarihinde, yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla artık ücretlilere asgari ücret miktarından gelir vergisi ve damga vergisi kesintisi yapılmadan ödeme yapılması gerekmekte olup, asgari ücret idare tarafından açıklanan bu miktar kadardır. Dolayısı ile açıklanan miktardan gelir vergisi ve damga vergisinin alınıp alınmayacağı idari bir tasarruf olduğundan varsayımsal olarak açıklanan asgari ücretten gelir vergisi ve damga vergisi düşülemez. Buna göre 01/01/2022 tarihinden itibaren artık asgari ücretten herhangi bir indirim yapılmadan işgöremezlik tazminatı hesaplanması gerekirken, asgari ücretten gelir ve damga vergisi indirilerek belirlenen miktar üzerinden yapılan hesaba göre tazminata karar verilmesi de doğru olmadığından davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebepleri de yerindedir. Açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve tazminat miktarı ile faiz başlangıcı yönünden düzeltilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; A)Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulü ile Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/11/2022 tarihli, 2018/964 Esas, 2022/769 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, HMK'nın 353/1-b-2.maddesi uyarınca yeniden esas hakkında düzelterek karar verilmesi gerektiğinden; 1-Davanın KABULÜNE, 2.404,68 TL geçici bakıcı gideri tazminatı, 20.103,33 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 113.013,76 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olan toplam 135.521,77 TL'nin temerrüt tarihi olan 24/12/2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalı ... şirketinden alınarak davacıya verilmesine, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 9.257,49 TL nispi karar ve ilam harcın, peşin alınan 35,90 TL ile 448,40 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 484,30 TL'nin mahsubu ile noksan olan 8773.19 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irad kaydına, 3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davacı yararına kabul miktarına göre hesaplanan 21.683,48 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak, kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafça yatırılan 35,90 TL peşin harç ile 448,40 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 484,30 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, 5-Davacı tarafından yapılan 35,90 TL başvuru harcı, 817,50 TL tebligat/posta/müzekkere masrafı, bilirkişi ücreti , 400 TL maluliyet raporu, 314,50 TL adli tıp kusur raporu ücreti olmak üzere toplam 1567,90 TL yargılama giderinin kabul davalıdan alınarak davacıya verilmesine, İSTİNAF YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN 1-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine, 2-Davacı tarafından yapılan 134,00 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde anılan davalıya iadesine, 4 Davalı tarafından yatırılan 220,70-TL istinaf başvuru harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı tarafından istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 6-HMK'nın 333. maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 7-Karar tebliği, kesinleştirme, harç tahsil ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 29/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. ... ... Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/485, K. 2003/271, T. 25.12.2021, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-485-e-2003-271-k-64ddc06dd4c6