Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/2312 E. 2025/555 K. – Tazminat
Konu: Tazminat
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/2312
- Karar No
- 2025/555
- Karar Tarihi
- Konu
- Tazminat
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/2312
KARAR NO:2025/555
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:09/03/2021
NUMARASI:2020/230 E. - 2021/157 K.
DAVANIN KONUSU:Tazminat
Taraflar arasındaki tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı ... Oto'nun ithalatçısı, davalı ... Oto'nun ise yetkili satıcısı olduğu ... marka ticari aracın davacı tarafından 11.04.2013 tarihinde satın alındığını, aracın periyodik bakımlarının aksatmadan yaptırıldığını, son olarak 09.07.2014 tarihinde 120.000 km ağır bakımının davalı ... Oto'da yapıldığını, ancak 09.07.2014 tarihinde aracın teslim alınmasından hemen sonra araçta motor problemleri yaşanmaya başlandığını, söz konusu problemin tespiti ve giderilmesi amacıyla, yalnızca 2 gün sonra 11.07.2014 tarihinde aracın davalı ... Oto'ya teslim edildiğini, aracın motorunun sökülmesiyle arızanın servis hatasından kaynaklandığı, araç motorunun yenisiyle değiştirileceği ve işlemlerin garanti kapsamında olduğunun tespit edildiğini, garanti kapsamında araç motorunun yenisiyle değiştirildiğini, aracın servise girdikten tam 43 gün sonra (11.07.2014-22.08.2014 arası) davacıya teslim edildiğini, aracın onarımının 22.08.2014 tarihinde tamamlandığını, yenisi ile değiştirildiğini, aynı tarihte davacıya teslim edildiğini, aracın 43 gün gibi son derece uzun bir süre serviste kaldığını, davacının bu sebeple ciddi bir kazanç kaybı olduğunu, ikame araç tahsis edilmediğini, kazanç kayıplarının da giderilmediğini, davacının 2014 yılı günlük rayiç araç kiralama bedelinin 230,00 TL + KDV = 271,00 TL olduğunu, 43 gün (servis süresi) -10 gün (ikame araç verilmesine gerek olmayan süre) = 33 gün 33 (gün) x 271,00 TL = 8.943,00 TL kazanç kaybı olduğunu, davacının günlük zararı bu hesabın çok üstünde olduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı tuttuklarını, davacının araç kiralama faaliyetinin yanında ana iştigal konusu olarak havayolu şirketlerinin uçuş pesoneline servis hizmeti verdiğini, davacının 33 gün için 8.943,00 TL'lik kazanç kaybı için davalılara karşı 16.10.2014 tarihinde alacak davası ikame ettiğini, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1384 Esas sayılı dosyasından görüldüğünü, dosya içeriğinin delil olarak celbi gerektiğini, ancak söz konusu davanın takipsizlik sebebiyle 04.06.2018 tarihinde işlemden kalktığını ve kararın kesinleştiğini, araçtaki ayıbın davalılardan kaynaklandığı konusunda ihtilaf olmadığını, o dönemde aracın garanti kapsamında olduğunun da ihtilafsız olduğunu, aracın 43 gün gibi fahiş bir süre serviste kalmasının tamamıyla davalıların kusuru olduğunu, davalı ... Oto'nun ayıplı aracın ithalatçısı, davalı ... Oto'nun ise ayıplı otonun satıcısı ve teknik servis hizmetini veren olduğunu, davacıya karşı müvekkil firmaya karşı müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, ancak esasen davalıların müvekkile ikame araç tesis edip etmemesinin de bir önemi olmadığını,böyle bir zorunluluğun olup olmamasının da bir önemi bulunmadığını, davalıların kusuru sebebiyle davacının maruz kaldığı kazanç kaybının 43 günlük olduğunu, 230,00 TL x 43 gün = 9.890,00 TL olarak zarar doğduğunu, gerçek rayiç bedeller bilirkişi incelemesiyle ortaya çıkınca taleplerini yükseltme hakkını saklı tuttuklarını ileri sürerek, şimdilik 9.890,00 TL'nin 8.943,00 TL'sine ilk dava tarihi olan 16.10.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte, 947,00 TL'sine işbu davanın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... Oto ... AŞ vekili, savunmasında özetle; alacak kalemlerinin zamanaşımına uğradığını, faiz başlangıç tarihi ve türünün de hatalı olduğunu, davacının takipsiz bırakıp açılmamış sayılmasına karar verilen İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/1384 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda " İkame araç temininden üreticinin veya ithalatçının sorumlu olduğundan söz edilmekte olup servisin veya satıcının sorumluluğundan söz edilmemektedir. ... Otomotiv İnş. San. Ve Tic. A.Ş. İthalatçı veya Üretici olmadığı için ikame araç temini yönünden sorumluluğu yoktur. " şeklinde tespitte bulunulduğunu, bu sebeple davanın husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, hesaplamanın keyfi olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.Davalı ... Oto ... AŞ vekili, savunmasında özetle; servis işlemlerinin 2014 yılında gerçekleştirildiğini, bu nedenle dava tarihi itibariyle davacının talep ve dava hakkının zamanaşımına uğradığını,müvekkilinin davaya konu aracı üreten şirketin Türkiye temsilcisi olduğunu, ancak aracı davacıya satmadığını, aracın satışının davalı "... Otomotiv" tarafından yapıldığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, periyodik bakımın sorunsuz bir şekilde gerçekleştiğini, araçta tekrarlayan / giderilemeyen ve araçtan faydalanmayı ortadan kaldıran bir kusur / ayıp / gizli ayıp veya üretim ya da servis hatası bulunmadığını,ikame araç zorunluluğu bulunmadığını, ancak müşteri memnuniyeti amacıyla müvekkili şirket tarafından davacı şirkete günlük 125,00 TL üzerinden 3.000,00 TL olmak üzere araç kiralama bedeli teklif edildiğini, ancak davacı taraf fahiş taleplerde bulunduğunu, sürecin uzamasında davacının çok büyük etkisi bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davanın, aracın uzun süreli serviste kalmasından kaynaklı kazanç kaybı talebine ilişkin olduğu,Davacı vekilince İstanbul Anadolu 2.Asliye Ticaret Mahkemesinde 2014/1384 Esasa sayılı dosyası ile aynı davalılara karşı ikame araç verilmemesinden kaynaklı alacak davası açıldığı, mahkeme tarafından 04/06/2018 tarih 2014/1384 esas, 2018/641 sayılı kararı ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği iş bu kararın davacı vekiline 16/08/2018 tarihinde tebliğ edildiği, kararın istinaf edilmediği görülmüştür.İş bu dava mahkememizde 29.06.2020 tarihinde aynı taleple yeniden açılmıştır.Davalı tarafca zaman aşımı savunmasında (def'inde) bulunulmuştur.Dava konusu ... plakalı ticari araç 12.04.2013 tarihinde trafiğe çıkmış 09/07/2014 tarihinde 1 yıl 3 ay kullanıldıktan sonra davalı ... Otomotivde bakımı yaptırılmış, 2 gün sonra 11.07/2014 tarihinde motor arızası ile tekrar davalı ... Otomotive bırakılmıştır. Davacı aracın uzun süre serviste kalmasından dolayı kazanç kaybını dava etmiştir. Tacirler arası ticari satımlarda, zamanaşımı süresi aracın tesliminden itibaren 6 aydır (TTK.md.25/b.4).Ne var ki,gerek doktrinde gerekse Yargıtay içtihatlarında kabul edildiği üzere,davacı/alıcıya,6 aydan daha uzun bir süreli garanti belgesi verildiği hallerde,bu garanti süresi 6 aylık zamanaşımı süresinin yerini alır,bu konudaki yasal mevzuata uygun olarak,alıcılar tarafından satıcılara en az 2 yıllık garanti süresi verilmektedir. Dosyadaki bilgi ve belgelerden aracın 12.04.2013 tarihinde trafiğe çıktığı dolayısıyla 2013 yılında davacıya teslim edildiği anlaşılmaktadır. İşbu dava ise İstanbul Anadolu 2.Asliye Ticaret Mahkemesinde 2014/1384 Esas sayılı davanın açılmamış sayılması üzerine mahkememizde 29.06.2020 tarihinde açıldığı, dolayısıyla da aracın satın ve teslim alındığı tarihle işbu davanın açıldığı tarih arasında zamanaşımı süresinin her iki davalı yönünden de dolduğu ,işbu davanın açıldığı tarihte zamanaşımına uğradığı, bu nedenle de davalıların zamanaşımı savunmalarının yerinde olduğu kanaatine varılarak davanın reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur."gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin atıfta bulunan TTK md.25/b.4 hükmü, 2011 yılında yürürlükten kalkmış olan 6762 sayılı TTK hükmü olduğunu, 6 aylık zamanaşımı süresinin dava bakımından zaten yürürlükte olmadığını, bu durumun yetersiz inceleme yapıldığını gösterdiğini, mahkemece zamanaşımı süresinin 2 yıl olarak tespit edildiğini, 2 yıllık zamanaşımı süresi, ticari satışlarda alıcının ayıba karşı tekeffül hükümlerine göre seçimlik haklarını kullanması için öngörülmüş olan zamanaşımı süresi olduğunu, oysa davanın konusunun ticari satış sonrası ayıplı maldan kaynaklanan seçimlik haklar olmadığını, bu seçimlik hakkın zaten süresi içinde kullanılmış ve davaya konu aracın tamirinin tercih edildiğini, dava konusunun araçtaki ayıp sebebiyle -aracın serviste kaldığı süre boyunca- müvekkili şirketin aracı işletememesinden kaynaklanan zararın -kazanç kaybının- tazmini olduğunu, bu sebeple zamanaşımı süresinin de genel hükümlere göre belirlenmesi gerektiğini,davanın TBK'nın 227.maddesindeki son cümlesine uygun olarak, genel hükümler doğrultusunda açılan bir tazminat davası olduğunu, aracın tamir için serviste kaldığı süre içinde maruz kalınan kazanç kaybı talep edildiğini, bu sebeple zamanaşımı bakımından da genel hükümlere tabi olduğunu,TBK'nın 146 maddesi uyarınca da zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu ve davanın zamanaşımına uğradığını, bir an için 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğu kabul edilse dahi, zamanaşımı süresinin dolmadığını,TBK m. 154/2'ye göre, alacaklının dava yoluyla mahkemeye başvurması zamanaşımını kesen bir sebep olduğundan ilk davanın açıldığı 16.10.2014 tarihinde zamanaşımı süresinin kesilmiş olacağını, en başından işlemeye başlayacağını, zamanaşımı süresi, dava devam ederken iki tarafın yargılamaya ilişkin her işleminden ve hâkimin her emir ve hükmünden itibaren yeniden işlemeye başlar ve kesilmeden itibaren yeni bir süre işleyeceğini, dolayısıyla ilk davanın açılmamış sayılmasına dair kararı ve bu kararın müvekkiline tebliği işlemleri de zamanaşımı süresini kesen ve baştan başlatan işlemler olduğunu, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1384 Esas sayılı dosyasından görülen davaya ilişkin kararın tarihinin 04.06.2018, bu kararın müvekkil şirkete tebliğ tarihinin 16.08.2018 olduğunu, bu tarihlerde zamanaşımı süresinin ayrı ayrı iki kez kesildiğini, 2 yıllık sürenin yeniden başladığını, eldeki dava açılmadan önce de arabuluculuk sürecine 06.12.2019 tarihinde başvurulduğunu,yerel mahkemede görülen 2. davanın açılma tarihinin ise 29.06.2020 olduğunu, buna göre zamanaşımı süresi 2 yıl olarak kabul edilse dahi mahkemede açılan davanın 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde açılmış olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, aracın motorunun değişimi için serviste uzun süre kalmasından dolayı doğan kazanç kaybının tahsili istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davalı ... Oto'nun ithalatçısı, davalı ... Oto'nun ise yetkili satıcısı olduğunu iddia ettiği ... marka ticari aracı, 11.04.2013 tarihinde satın alındığını, aracın 09.07.2014 tarihinde 120.000 km ağır bakımının davalı ... Oto'da yapıldığını, ancak 09.07.2014 tarihinde aracın teslim alınmasından hemen sonra araçta motor problemleri yaşanmaya başlandığını, bu durum üzerine garanti kapsamında araç motorunun yenisiyle değiştirildiğini, aracın servise girdikten tam 43 gün sonra (11.07.2014-22.08.2014 arası) kendisine teslim edildiğini, garanti kapsamında araç motorunun yenisiyle değiştirildiğini, aracın servise girdikten tam 43 gün sonra (11.07.2014-22.08.2014 arası) teslim edildiğini, araç kiralama ve servis işi yaptığını, ikame araç da verilmediğini ve kazanç kaybına uğradığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.Davacıya ait aracın, davalı ... Oto'da garanti sözleşmesi kapsamında tamir edildiği, aracın motorunun değiştirildiği hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmamaktadır. Davalı ... Oto ise garanti veren sıfatıyla sorumludur.Zamanaşımı süresinin garanti süresi olarak kabul edilmesi gerekmekte olup dava tarihi ve satış tarihi itibariyle somut olayda garanti süresinin geçtiği sabittir. Garanti kapsamında davacıya hizmet veren diğer davalı ... Oto ise davalı ... Oto'nun ifa yardımcısı konumundadır. Bu sebeple davanın davalılar yönünden zamanaşımı nedeniyle reddi yerinde olmuştur.Davacı vekilince, aynı davanın daha önce açıldığı ve zamanaşımının hesaplanmasında dikkate alınması gerektiği belirtilmiş ise de, davacının aynı talebine ilişkin daha önce açtığı İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1384 Esas sayılı dava dosyası dosyası ile açıldığı, ancak mahkemenin 04.06.2018 tarihli kararı ile davanın açılmamış sayılmasına karar verildiği görülmekte olup açılmamış sayılan davanın zamanaşımını kesme etkisi davanın açılmamış sayılması kararı ile ortadan kalktığından bu yöndeki istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir. Ancak, İstanbul Arabuluculuk Bürosunun 2019/14692 numaralı dosyası ile zorunlu arabuluculuk yoluna başvurulmuş, taraflarca toplantıya katılınmış ancak anlaşma sağlanamamış olup, 6235 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14. Bendi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26/2.maddesi uyarınca dava şartı olan arabuluculukta, tarafların anlaşmaması halinde Bakanlık bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin re'sen yargılama gideri olarak tahsil edilmesi gerektiği halde, mahkemece, Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderlerinden sayılan arabuluculuk ücretine ilişkin hüküm kurulmaması da doğru olmadığından yeniden hüküm kurulurken 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin de davacıdan alınmasına karar verilmiştir.Dairemizce yeniden hüküm kurulurken, resen hüküm kurulması sebebiyle ilk derece mahkemesince hükmedilen vekalet ücreti aynen muhafaza edilmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına ve davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda,1-Davanın reddine,2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcının davacı tarafından yatırılan 168,90 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 446,50 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraflar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden AAÜT uyarınca 4.080,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,5-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,6-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen delil ve gider avansıları bakiyelerinin, yatıran taraflara iadesine,7-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden;a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,8-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,9-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.