Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/2058 E. 2025/523 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/2058
Karar No
2025/523
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/2058

KARAR NO: 2025/523

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 22/09/2021

NUMARASI: 2018/732 Esas - 2021/628 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/04/2025

Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının ticaret yaptıklarını, davalının müvekkiline olan borcuna karşılık icra takibine konu 30/04/2013 30.04.2013 tarihli ve ... çek no.lu 25.000 TL bedelli çeki müvekkiline verdiğini, fakat davalının o tarihlerdeki ısrarlı talepleri üzerine müvekkilinin çeki bankaya ibraz etmediğini, aradan uzunca zaman geçtiğini ve çekin davalı tarafından ödenmediğini, bunun üzerine davalı ve diğer borçlular hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının ise 10.04.2015 tarihinde borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, borçlu davalı böyle bir borcunun olmadığını iddia etmekte ise de; davalının, müvekkiline olan borcuna karşılık icra takibine konu 30/04/2013 30.04.2013 tarihli ve ... çek nolu 25.000 TL bedelli çeki müvekkiline verdiğini, borcunun da çek ile sabit olduğunu, davalının kötüniyetli olup, bile isteye borcuna itiraz ettiğini belirterek borçlunun İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yaptığı itirazının iptaline, takibin borçlu yönünden devamına, borçlunun takip konusu borcu takip dosyasında belirtilen faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın % 20'sinden az olmamak üzere inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacıya herhangibir borcunun bulunmadığını, davacının, taraflar arasında gerçekleşen ticari ilişki neticesinde müvekkili tarafından borcuna karşılık davacı yana 25.000,00 TL. bedelli çek verildiğini ve müvekkilin ısrarı üzerine davacı tarafça bu çekin tahsile konulmadığını, ancak çok uzun zaman geçmesine rağmen müvekkili tarafından ödeme yapılmadığından bahisle müvekkili hakkında İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosya ile aleyhine icra takibi başlatıldığını, davacının iddialarının gerçeklerle örtüşmediğini, müvekkilinin, taraflar arasında gerçekleşen alacak /borç ilişkisi sebebiyle davacı tarafa tüm borçlarını ödediğini, bu borçların icra kanalıyla daha önceden tahsil yoluna gidildiğini ve davacı tarafından alacaklarının fazlasıyla tahsil edildiğini, dava konusu çekin müvekkili tarafından davacıya verildiğini, ancak bu çekin müvekkilinin davacıya olan borcu sebebiyle değil tamamen iyi niyet çerçevesinde aksi bir durum ile karşılaşılması halinde nakde çevrilmek amacıyla verildiğini, bu durumda müvekkilinin iyi niyetinin davacı tarafından suistimal edildiğini ve davacı yanın tamamen asılsız beyanlarıyla müvekkili suçlayarak hakkı olmayan bir parayı tahsil etmeye çalışarak haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, bu durumunda davacının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet vereceğini, dava konusu takibin 2015 yılına ait olup; müvekkilinin takibe itiraz tarihi ise 10.04.2015, davacının huzurdaki davayı açma tarihinin ise 21.06. 2018 olduğunu, geçen süre zarfı 3 yıl olup; davacının bunca zaman itirazı bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu nedenle huzurdaki dava süresi içerisinde açılmamış olup zamanaşımı nedeniyle davanın usulden reddini talep ettiklerini, davacının itirazın iptali davası açmada hak düşürücü süre olan 1 yıllık süreyi kaçırdığını belirterek öncelikle zamanaşımı itirazları nedeniyle davanın usulden reddine aksi halde müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığından davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "... Davacı davalı aleyhine İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasından örnek 7 nolu ödeme emri gönderdiği, davalı İstanbul Anadolu 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/341 esas, 2016/82 sayılı dosyasında usulsüz ödeme emri tebliği şikayeti davası açtığı, mahkemece borçluya ödeme emrinin usulsüz olduğunun tespit edilip 03/04/2015 tarihin tebliğ tarihi olarak kabulüne karar verildiği, kararın tarafların temyiz etmemesi üzerine 01/03/2016 tarihinde kesinleştiği, davacı alacaklının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ...sayılı dosyasında diğer borçlu ... otomotiv. Ait tebligata yarar adresinin tespiti için talepte bulunduğu, talep tarihinin 18/05/2017 tarihi olduğu, artık bu aşamada ödeme emrine itirazın davacı tarafça bu tarihte öğrenildiğinin kabulü gerekeceği, iş bu eldeki itirazın iptali davasının 21/06/2018 tarihinde açıldığı, bilindiği üzere İİK 67 vd maddelerinde itirazın iptali davasının borçlunun ödeme emrine itirazından itibaren 1 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğu, hakimin hak düşürücü süreyi re'sen nazara alması gerektiği, bu nedenle süresi içerisinde açılmayan itirazın iptali davasının reddine" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada hak düşürücü süre geçmemiş olup davanın hak düşürücü süre geçtiğinden bahisle reddinin hukuka aykırı olduğunu, alacaklı tarafından itirazın iptali davasının, borçlunun icra dosyasına yaptığı itirazın tebliğ tarihinden itibaren bir yıl içinde açılmasının zorunlu olduğunu, nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.11.2013 tarihli ve 2013/11-360 E., 2013/1605 K. sayılı kararında da aynı ilkenin benimsendiğini, dava süresinde açılmış olup hak düşürücü sürelerin dolmadığını, bu nedenle verilen kararın açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava usulden reddedilmiş olup , müvekkili aleyhine vekalet ücretine hükmedilirken vekalet ücretinin nispi hesaplandığını, bu hususun da açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu, İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/732 Esas ve 2021/628 Karar sayılı davanın hak düşürücü süre yönünden reddine ilişkin kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini yahut yeniden karar verilmek üzere mahkemesine iadesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: Dava, alacağın tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir .İlk derece mahkemesince davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı tarafından davalı ve dava dışı takip borçluları hakkında İstanbul Anadolu ...İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyasında "30.04.2013 tarihli ve ... çek" sebebine dayalı olarak 25.000 TL TL asıl alacak ve 3.988,36 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 28.988,36 TL alacağın tahsili için 06.02.2015 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmıştır. Davalı borçlu 10.04.2015 tarihinde takibe itiraz etmiş ise de icra müdürlüğünce itirazın süresinde olmadığı belirtilerek itirazın reddi ile takibin devamına karar verilmiştir. Bunun üzerine davalı tarafından davacı aleyhine 10.04.2015 tarihinde İstanbul Anadolu 11. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/341 esas sayılı dosyasında ödeme emrinin tebliğ tarihinin düzeltilmesi istemli dava ikame edilmiş olup, mahkemece ödeme emri tebliğinin usulsüz olduğu tespit edilerek 03.04.2015 tarihi tebliğ tarihi olarak kabul edilmiş, verilen karar temyiz edilmeden 01.03.2016 tarihinde kesinleşmiştir. İİK'nun 67/1 maddesi uyarınca; “Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağın varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir.” Belirtilen yasa hükmünden de açıkça anlaşılacağı üzere itirazın iptali davalarında 1 yıllık hak düşürücü dava açma süresi borçlunun itirazlarının alacaklıya tebliği tarihinden itibaren başlar. Bu sürenin başlaması için borçlu itirazının alacaklıya mutlaka tebliği veya tebliğ yerine geçecek şekilde işlem yapılması gerekir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2011/13776 - 2012/7280 Esas ve Karar sayılı kararı) İtiraz, alacaklıya tebliğ edilmemiş ise süre başlamaz. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. Ancak alacaklı icra hukuk mahkemesinde itirazın kaldırılması talebinde bulunmuş ise o takdirde 1 yıllık hak düşürücü sürenin itirazın kaldırılması davasının açıldığı tarihten itibaren başlayacağı Yargıtay'ca kabul edilmektedir (Emsal Yargıtay 19 HD, 04.06.2014 tarih ve 2014/6317-2014/10510 E.K; 26.05.2015 tarih, 2015/4079 2015/7752 E.K; 25/10/2017 tarih, 2016/1221 -2017/7292 E.K Yargıtay 11 HD. 2014/315 E, 2014/13132 K, 2020/7345 e. 2022/1585 K sayılı ilamları) Somut olayda İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasında davalının itiraz dilekçesi davacıya tebliğ edilmemiştir. İcra Hukuk Mahkemesince ödeme emrinin tebliğ tarihinin düzeltilmesi davasında verilen kararın alacaklıya tebliği, borçlu tarafından icra takibine yapılan itirazın alacaklıya tebliği mahiyetinde olmadığı gibi haricen öğrenme de itirazın iptali davası için kanunda düzenlenen bir yıllık dava açma süresini başlatmaz. Bu durumda işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken mahkemece yanılgılı değerlendirmeyle davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda, Mahkemece eksik inceleme ile davanın sonuçlandırılması isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin sair istinaf sebebinin bu aşamada değerlendirilmesine yer olmadığına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca USULDEN KALDIRILMASINA, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, 2-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, 3-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yapılacak yargılama sırasında değerlendirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362(1)g maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 24/04/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/2058, K. 2025/523, T. 24.04.2025, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-2058-e-2025-523-k-45420f726fae