Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2021/201 E. 2024/596 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/201
Karar No
2024/596
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

17. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/201 Esas

KARAR NO: 2024/596

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 11/11/2020

NUMARASI: 2018/377 Esas, 2020/886 Karar

DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ: 16.05.2024

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi,

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin internet reklamcılığı işleri ile iştigal ettiğini ve müşterilerine, internet sitelerinde reklam yeri kiralama konularında hizmet verdiğini, müvekkili ile davalı arasındaki şifahi anlaşma gereği, müvekkiline ait www...com.tr alan adlı internet sitesinde çeşitli firmaların reklamlarının yayınlanması hususunda anlaşma sağlandığını, davalının, ekli ordinolarda görüleceği üzere, müşterisi olan çeşitli firmaların reklamlarının müvekkiline ait internet sitesinde yayınlanmasını sağladığını, müvekkilinin, verdiği hizmet sonucu düzenlediği faturaları davalıya tebliğ etmesine rağmen ödeme yapılmaması üzerine Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile başlatılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirket ile davacı şirket arasında reklam faaliyetlerinin karşılanmasına ilişkin bir anlaşma yapıldığını, davacının kendi panellerinde raporladığı ve beyan ettiği reklam sayımları ile müvekkili şirket ve müşterisi olan şirketlerdeki reklam sayımlarının birbirlerini tutmadığını, bu nedenle davacının, sözleşme hükümlerinin gereğini yerine getirmediğini, davacının iddialarının faturalar dışında somut delillerle desteklenmediğini, ayrıca müvekkili şirkete bu işe ilişkin tebliğ edilen herhangi bir faturada bulunmadığını, delil mahiyetinde dosyaya sunulan taraflar arasında genellikle pazarlık ve işleyişe ilişkin konuşmaları içeren mesajlaşma dökümlerinin dava konusu iddiaları ispatlar nitelikte olmadığını belirterek davanın reddine, davacı aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince; davalıdan talep ettiği alacak miktarı oranında alacaklı olduğunu ispat etme külfetinin davacıda olduğu, davacı tarafından, satılan malların davalıya teslim edildiğinin usulüne uygun deliller ile kanıtlanamadığı belirtilerek davacı vekilince açıkça yemin deliline dayanılmadığından yemin delili hatırlatılmadan ispat edilemeyen davanın reddine dair karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; müvekkilinin, keşide ettiği faturaları kargo marifetiyle davalıya tebliğ ettirdiğini, bu hususun ... Kargo yazı cevabı ve önizleme formu ile sabit olduğunu, fatura tarihleri ile kargo gönderi tarihlerinin birbiri ile örtüştüğünü, taraflar arasında mal teslimine ilişkin bir anlaşma bulunmadığından Mahkemenin, malların davalıya teslim edildiğinin ispatlanmadığına yönelik gerekçesi doğru olmadığı gibi salt bu hususun dahi yerel mahkemenin dosyayı eksik incelediğini ve uyuşmazlığı tespit edemediğini ispatladığını, Mahkemece BS formunun da eksik incelendiğini, müvekkilinin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirerek reklam hizmetini sunduğunu, taraflar arasındaki mail yazışmalarında da davalının, borcun varlığını kabul ettiğini, kanunen usulüne uygun tutulmuş defterler sahibi lehine kesin delil oluştururken, ticari defterlere dayanmasına rağmen daha sonra bunu yerine getirmeyen tarafın da iddialarının reddi gerektiğinin kanunun emri olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, fatura alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Davacının, davalı hakkında Küçükçekmece .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 50.783,00 TL asıl alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının ise İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır.Bilirkişi tarafından sunulan 06/02/2019 tarihli raporda; davacı şirketin 2017 ve 2018 yılları ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı, davalı şirketin inceleme esnasında ticari defterlerini ibraz etmemesinden dolayı davacı yanın düzenlediği faturaların ticari defterlerinde kayıt altına alınıp alınmadığına dair tespitin yapılamadığı, davacı şirketin icra takip tarihi olan 23/03/2018 tarihi itibariyle davalı şirketten 50.783,00 TL cari hesap alacağının bulunduğu, davalı şirketin icra takip tarihi itibariyle temerrüde düşürüldüğü bildirilmiştir.Bilirkişi 07/08/2020 tarihli ek raporunda, kök rapordaki görüşlerini aynen muhafaza ettiğini bildirmiştir.Mahkemenin 12/12/2018 tarihli celsesinde, ticari defter ve belgeler üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup verilen kesin süreye rağmen davalı taraf ticari defter ve belgelerini inceleme gün ve saatinde hazır etmediği gibi yerinde inceleme talebinde de bulunmamıştır. "...6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2). İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK'nın 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK'nın 220/3. maddesi gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'daki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır..." (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/2310 Esas 2017/2537 Karar sayılı ilamı).Taraflar arasında sözleşme ilişkisinin bulunduğu konusunda bir uyuşmazlık bulunmamakla birlikte yukarıda belirttilen emsal Yargıtay ilamı ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde, mahkemece taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlanmıştır. Davalı taraf defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK'nun 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacının incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu durumda ticari defter kayıtları ile alacağın varlığı ispatlandığından davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken ispatlanamadığından bahisle Mahkemece davanın reddine karar verilmesi yerinde olmamıştır. Ayrıca, davalı vekili cevap dilekçesi ile, reklam sayılarının eksik olduğunu ve birbirini tutmadığını belirterek bir anlamda hizmetin ayıplı verildiğini ileri sürmüş ise de, tacir olan davalı, hizmetin ayıplı verildiğine ilişkin davacıya ayıp ihbarında bulunduğuna ve yine hizmetin ayıplı olarak verildiğine yönelik bir delil sunamamış olup öyleyse davacının, sözleşme ile yüklendiği edimini tam ve eksiksiz yerine getirdiğini kabul etmek gerekir. Diğer taraftan taraflar arasında yapılan ve bir itiraz bulunmayan e-mail yazışmaları içeriğine göre de davacının, alacağının varlığını ispatladığının kabulü gerekir. Sonuç olarak, açıklanan sebeplerle, davacının, takibe konu alacağının varlığını ispatladığının kabulüne, ayrıca davalının, borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün olduğundan dava ve takip konusu alacağın likit olduğu anlaşılmakla davacının istinaf başvurusunun kabulü ile yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından, HMK'nun 353/1.b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/377 Esas, 2020/886 Karar ve 11/11/2020 tarihli kararının HMK'nun 353/1.b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, 2-a)Davanın KABULÜ ile, davalının Küçükçekmece ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında yaptığı İTİRAZIN İPTALİNE, takibin, takip talebinde belirtilen şartlarla DEVAMINA,b)Alacak likit olduğundan asıl alacağın %20'si oranında hesaplanan 10.156,60 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,c)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 3.468,98 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 613,34 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.855,64 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,d)Davacı tarafından yapılan 859,40 TL yargılama gideri ile başlangıçta yatırılan 35,90 TL başvurma harcı ve 613,34 TL peşin harcın toplamından oluşan 1.508,64 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,e)Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,f)Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine YER OLMADIĞINA,İstinaf Giderleri Yönünden:3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,4-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL istinaf karar harcı, 148,60 istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan 54,00 TL istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 257,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,5-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmının yatıran tarafa İADESİNE,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1b-2 bendi ve aynı Kanunun 362/1.a maddesi gereğince kesin olarak oybirliği ile karar verildi.16.05.2024

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, E. 2021/201, K. 2024/596, T. 16.05.2024, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-17-hukuk-dairesi-2021-201-e-2024-596-k-bb2d6c0c7cc6