Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2021/1714 E. 2025/500 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/1714
- Karar No
- 2025/500
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1714
KARAR NO:2025/500
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:25/03/2021
NUMARASI:2016/587 Esas - 2021/258 Karar
DAVA:Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet SözleşmesindenKaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ:17/04/2025
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
DAVA:Davacı vekili mahkememize ibraz etmiş olduğu dava dilekçesinde, müvekkilinin davalının ilk bayilerinden birisi olduğunu, müvekkilinin 20 yıllık bayi -distribütör ilişkisi içinde hiçbir şekilde akdi veya kanuni yükümlülüklerini ihlal etmediğini, davalının Türkiye'de tanınır bir marka olmasında müvekkilinin çok büyük katkısının bulunduğunu, müvekkilinin davalının toplam 17.034 adet yeni aracının satışını yaptığını, "Yetkili satıcılık sözleşmesinin" davalı tarafından haksız ve kötüniyetli olarak feshedildiğini, taraflar arasında 1993 yılında fiilen yürürlüğe giren ve 01/01/2007 tarihinde yazılı hale getirilen yetkili satıcılık sözleşmesinin bulunduğunu, bu sözleşme ile davalının ticari ve binek yeni araç satış bayisi olarak 20 yıl faaliyet yürüttüğünü, davalının Beyoğlu ... Noterliği kanalıyla keşide ettiği 27/02/2012 tarihli ve ... yevmiye nolu fesih bildirimi ile "2011 yılı yıllık yeni araç satış hedefi gerçekleştirme yüzdesi ortalamasının %35'ten fazla bir oranda altında olması" bahanesiyle sözleşmenin haksız ve tek taraflı olarak feshedildiğini, taraflar arasında ihtilafın davalı tarafından davacının hakettiği alacaklarının ödenmemesi ve bayiler arasında ayrımcılık yapmasıyla başladığını, müvekkilinin yasal hakkını kullanarak 30/12/2009 tarihinde davalıya karşı İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1142 Esas sayılı dosyası ile alacak davası açtığını, davanın derdest olup bilirkişi raporu ile belirlendiği üzere müvekkilinin davalıdan alacağı bulunduğunun ortaya çıktığını, feshin gerçek sebebinin İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan dava olduğunu, davalının yetkili satıcılık sözleşmesini feshetmek için fırsat kollamaya başladığını, bunun için de tutturulması imkansız hedefler vererek davacının pirim gelirlerinden mahrum kalmasına ve zarar etmesine sebep olduğunu, dava açılmasını hazmedemeyen davalının hem yetkili satıcılık sözleşmesini hem de dava dışı ... A.Ş nin yedek parça ve yetkili servis sözleşmelerini de tek taraflı olarak feshettiğini, müvekkili tarafından çekilen ihtarname ile her türlü zarar ve ziyanla ilgili dava hakkı saklı tutularak feshin haksızlığının dile getirildiğini, feshin haksız olduğunu, davalıdan kaynaklanan sebeplerle 2011 yılı yıllık satış hedefinde mutabakat sağlanamadığını, fesih bildirimdeki yazılı bahanenin hiç bir akdi ve kanuni dayanağının bulunmadığını, bayilerin yıllık satış hedeflerinin nasıl belirleneceğinin ve hangi hallerde sözleşmenin feshedileceğinin sözleşmede açıklandığını, sözleşmenin satış hedefi başlıklı 3. Maddesinde, satış hedefinin her takvim yılında karşılıklı mutabakatla belirleneceği, yetkili satıcı distribütörün teklif ettiği yıllık hedefle mutabık değil ise bu hususun distribütöre bildireceği ve tarafların bildirimi izleyen 15 gün içinde konuyu çözmek için bağımsız uzman tayin edecekleri ,bağımsız uzman kararını verene kadar geçen süre boyunca tarafların bir önceki yıl mutabık kaldıkları satış hedeflerinin uygulanacağını, bir takvim yılının sonunda yetkili satıcının yıllık yeni araç satışı hedefine gerçekleştirme oranının, distribütörün Türkiye'deki diğer yetkili satıcıların yıllık yeni araç satış hedefi gerçekleştirme yüzdesi ortalamasının %35'inden fazla bir oranda altında olması halinde distribütörün iş bu sözleşmesi feshetme hakkının olacağının düzenlendiğini, sözleşmenin ek-2/1 maddesine göre her sene aralık ayı sonuna kadar tarafların bir sonraki sene için yıllık satış planı üzerinde mutabakat sağlarlar ibaresinin bulunduğunu, davalının 2011 yılı satış hedefinin aralık 2010 tarihinde değil,28/02/2011 tarihinde açıkladığını, buna göre Türkiye geneli satış hedefine 50000 adet , kendisinin pazar payını %6,1 ve müvekkilinin satış hedefini de 1776 adet araç olarak tespit ettiğini, hedefle mutabık olunmadığına dair müvekkilinin yazısının 04/03/2011 tarihinde davalıya gönderildiğini, davalının cevap vermediğini, davalının 28/02/2011 tarihinde belirlediği satış hedeflerini 09/05/2011 tarihinde revize ederek Türkiye geneli satış hedefini 40000 adet kendisinin pazar payını %5,1 müvekkilinin yıllık satış hedefini de 1421 adet araç olarak yeniden belirlediğini, yeni hedef yazısının 13/05/2011 tarihinde ihtirazi kayıtla teslim alındığını, davalıya revize hedefle mutabık olanmadığına dair Kadıköy ... Noterliğinin 26/05/2011 tarih ... yevmiye sayılı ihtarnamesini gönderdiklerini ve sözleşme kapsamında bağımsız uzman tayinini talep ettiklerini, davalının bu ihtarnameye cevap vermediğini davalının 2010 yılı Türkiye Satış hedefinin 43395 adet 2011 yılında ise %24,28 azalarak 34915 olduğunu, müvekkilinin 2010 satış hedefini 750-1000 adet 28/02/2011 tarihli 2011 satış hedefinin 1776 adet 09/05/2011 tarihli 2011 satış hedefinin 1421 adet olduğunu, davalının satış adetlerinin düşmesine rağmen müvekkilinin satış hedeflerinin 2010 yılına göre %236, 09/05/2011 tarihli ikinci hedefte ise %189 oranında arttırıldığını, bu durumun feshe gerekçe yapılamayacağını, davalının kendisi için ve müvekkili için belirlemiş olduğu hedefler arasında orantısızlık bulunduğunu davalının 2011 yılı sonunda toplam 34823 adet araç sattığını müvekkilinin ise 2010 yılında 1155 adet araç satmış olmasına rağmen davalı tarafından 2011 yılı için ilk olarak 1776 adet araç satış hedefi verildiğini 2010 yılı satış rakamının yaklaşık %70 oranında fazla hedef verildiğini müvekkilinin fahiş hedeflerini tutturamamış olması sebebiyle hedef pirimlerinden mahrum bırakıldığını, davalı tarafından planlı bir şekilde zarar ettirildiğini, davalının Mayıs ayında satış hedeflerini revize ettiğini ancak yine müvekkiline önceki satış rakamının %30 fazlası olarak hedef gösterildiğini davalının hedefini yılbaşında %6,1 iken mayıs ayında revize edilerek %5,1 olarak değiştirildiğini yıl sonunda gerçekleşen pazar payının %3,85'te kaldığını davalının revize hedefini bile gerçekleştiremediğini Şubat ayı hedefine göre %42 Mayıs ayı hedefine göre %32 oranında davalının hedefinde saptığını davalının pazar payının sürekli düştüğünü, boyalı ve hasarlı araçların sıfır araç gibi sattığını bu durumun müşterilerde ciddi bir güven kaybına neden olduğunu davacının bu uygulamaya yıllarca direndiğini, sözleşmenin feshinin nedenlerinden birinin de bu olduğunu davalının fesih tarihinde Türkiye genelinde 58 adet bayisi bulunmakta iken halihazırda 49 bayisinin bulunduğunu, mutabakat sağlanmamış hedeflerin feshe gerekçe yapılamayacağını 2011 yılı için mutabakat sağlanamadığına göre 2011 yılı için 2010 yılı hedeflerinin geçerli olacağını, müvekkiline 2010 yılı olarak verilen hedefin 750-1000 araç olduğunu müvekkilinin 2011 yılında 452 adet aracı sattığını, hedef tutturma oranının bayinin sözleşmesinin fesih için gerekçe yapılacak ise asgari limitin 750 adet araç olarak baz alınması gerektiğini, davalının 2011 yılı satışlarını 2010 yılı satışlarına göre %24.28 oranında azaldığı için müvekkilinin 2011 yılı hedefinin de 750 / %24,28 : 568 adet olarak tespit edilmesi gerektiğini, müvekkilinin 2011 yılında 452 adet araç sattığını, bunu göre hedef gerçekleştirme yüzdesinin birinci ihtimalde 452 / 750 : %60,27 , ikinci ihtimalde 452 / 568: %74,56 olduğunu, her iki ihtimalde de müvekkilinin Türkiye Hedef Gerçekleştirme yüzdesi olan %85,37 'nin %35 altında kalmadığını bu nedenle feshin hiç bir akdi ve kanuni dayanağının bulunmadığını, Türkiye ortalamasının %35 altında kaldığı halde sözleşmesi feshedilmeyen bayiler bulunduğunu bu bayilerin isimlerinin dava dilekçesinde verildiğini, müvekkilinin 2012 yılı sonuna kadar yetkili bayi belgesi verilmiş olmasına rağmen, şubat 2012 tarihinde sözleşmenin feshedilmiş olmasının davalının kötüniyetini ortaya koyduğunu, davalı tarafından gönderilen fesih ihtarnamesinde "iş bu ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren başlamak üzere 6. Ayın hitamında yani 29/08/2012 tarihinde feshedileceğini bildirildiğini buna göre, davalının sözleşmenin yürürlükte olduğu 01/05/2012 tarihinde... ekranının tek taraflı olarak kapatarak müvekkilini ... satışı yapmasını fiilen imkansız hale getirdiğini ve ... satışlarında fiyat vermediğini, davalının 2003 yılında fesih tarihine kadar ... satışı için diğer bayileri kayırarak müvekkiline ... fiyatı vermeyerek veya satışa engel olacak şekilde fiyatı geç vererek müvekkilini madden zarara uğrattığını, müvekkilinin hedefleri tutturamaması ve zarar etmesi için elinden geleni yaptığını, fesih hakkının iyiniyet kurallarına uygun kullanılmadığını haksız fesih nedeniyle müvekkilinin uğradığı kar kaybının davalının ödemesi gerektiğini 20 yıl boyunca davacının bayiliğini daha uzun yıllar devam edeceği güveniyle hareket ederek başka ticari faaliyette bulunmadığını başka bayilik almadığını , fesihten sonra geçen 4 yıl boyunca da davalının markasıyla özdeşleşen müvekkilinin başka distrübitörle de yetkili satıcılık sözleşmesi imzalayamadığını,müvekkilinin tasfiye edilme noktasına geldiğini, 4 yıllık kar kaybının davalı tarafından ödenmesi gerektiğini kar kaybının hesabında 2009-2010 yıllarının baz alınması gerektiğini çünkü 2011-2012 yılında müvekkilinin kasten zarara uğratıldığını, müvekkilinin 2009 ve 2010 yılı kar ortalaması tespit edildikten sonra fesih tarihinden dava tarihine kadar mahrum kaldığı karın tazmini gerektiğini , müvekkilinin sözleşme gereği yapmak zorunda kaldığı ve fesih sebebiyle atıl kalan yatırımlarının ve demirbaş bedellerinin ödenmesi gerektiğini, müvekkilini yeni araç satışı için gerekli alt yapı ve demirbaşlar için yatırım yaptığını bunların başka bir işte kullanılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin 2011 ve 2012 yılları pirim alacaklarının bulunduğunu, 2010 yılı için hedef tutturulduğu takdirde araç başı %3 2011 yılı hedef tutturulduğu takdirde araç başı 700 TL pirim ödeneceğini müvekkilinin bu pirimlerden mahrum bırakıldığını, davalının müvekkilinin 20 yıl boyunca sağladığı portföy tazminatını ödemesi gerektiğini, müvekkilinin davalıdan 4.037,28 TL cari alacağı bulunduğunu müvekkilinin manevi zararlarının da tazmin edilmesi gerektiğini belirterek şimdilik 100.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 06/04/2018 tarihli dilekçesi ile maddi tazminat talebini toplam 4.805.861,02 TL olarak ıslah etmiş ve harcını ödemiştir.Davacı vekili 06/04/2018 tarihinde sunduğu ıslah dilekçesi ile, 100.000 TL maddi tazminat talepli olarak açılan dava değerini bilirkişi heyeti raporu kapsamında 4.705.861,02 TL ıslah edilerek toplam 4.805.861,02 TL’ye arttırmış ve fesih tarihinden itibaren işlemiş ticari faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde;TBK 72. Maddesine göre tazminat isteminin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünün öğrendiği tarihten başlayarak 2 yılın her halde fiilin işlendiği tarihten başlayarak 10 yıl geçmesiyle zamanaşımına uğradığını, davacının taleplerini de zamanaşımına uğradığını, TTK 122. Maddeye göre denkleştirme isteminin sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren 1 yıl içinde ileri sürülmesi gerektiğini sözleşmenin 2012 yılında feshedilmesi nedeniyle açılan davanın bu madde gereğince de zamanaşımına uğradığını, pirim alacaklarının ücret alacağı gibi olduğundan TBK 147. Hükmü gereğince de 5 yıllık zamanaşımına uğradığını, TBK 82. Maddeye göre de davanın zamanaşımına uğradığını, davanın belirsiz alacak davası mı kısmi dava olarak açıldığının anlaşılamadığını, sözleşmenin feshinin hukuka uygun olduğunu, sözleşmenin 3. Maddesinin 2. Bendine göre davacının Türkiye 2011 yılı hedef gerçekleştirme yüzdesi ortalamasının %35 altında kalmasının fesih nedeni olarak açıkça belirtildiğini, davacının 2011 yılında 1421 adet araç satması gerekirken 452 adet sattığını diğer satıcıların hedef gerçekleştirme yüzdesinin %85 iken davacının yalnızca %31 oranında hedefini gerçekleştirebildiğini, diğer bayilerle ve davacı ile ilgili hedef gerçekleştirme oranlarının cevap dilekçesinin 4. Sayfasında tablo halinde gösterildiğini, davacı tarafından müvekkiline gönderilen 04/03/2011 tarihli hedefe itiraz yazısında dahi 2011 yılında 900 ila 990 adet arasında satış gerçekleştireceğini bildirdiğini buna rağmen 452 adet sattığını kendi bildirdiği hedefe göre dahi ancak hedefin %50'sini gerçekleştirdiğini, diğer bayilerin hedefi altında kalmasına rağmen sözleşmelerinin feshedilmediği iddiasının doğru olmadığını diğer bayilerin durumlarının kıyaslanamayacak derecede daha iyi olduğunu, 2010 yılında 1155 adet araç satan davacının 2011 yılında 452 adet satmasının hiçbir geçerli sebebinin bulunmadığını, 2011 yılında davacının 900 -990 arasında hedef göstermesine rağmen kendi hedefini dahi tutturamadığını, davacının sözleşmenin 3. Maddesine göre 2011 yılı için belirlenen hedefe itiraz edildiğini bu nedenle hedefin kabul edilmemiş olduğunu hakem atanması gerektiğini ifade ettiğini bu itirazların ciddiyetinin bulunmadığını, davacının neredeyse her yıl hedefine itiraz ettiğini ancak 2011 yılına kadar belirlenen hedefinden fazla sayıda araç sattığını 2009 yılı için satılması gereken asgari araç sayısı asgari 501 iken davacının sözleşmenin 3. Maddesine göre itiraz etmesine rağmen 2009 yılında 761 adet araç sattığını 2010 yılında davacının hedefinin asgari 750 olarak belirlenmesine ve davacının yine itiraz etmesine rağmen 1155 adet araç sattığını sözleşmenin 3. Maddesine göre itiraz edilmemesi ve veya bağımsız uzmana başvurulmaması halinde distribütörün teklifi yetkili satıcı tarafından kati ve kayıtsız olarak kabul edilmiş sayılacaktır denildiğini, bağımsız uzmana başvurulmaması nedeniyle müvekkili tarafından bildirilen 2011 yılı hedefinin davacı tarafından kabul edilmiş sayılacağına,davacının her sene hedefe itiraz etmesinin nedeninin diğer bayiler için ayrılan pirimlerin almak istemesinden kaynaklandığını 2011 yılı hedefinin hakkaniyet uygun ve hesaplamasının doğru bulunduğunu, davacının 2011 yılı hedefinin hesap tarzının cevap dilekçesinin 11.sayfasında gösterildiğini buna göre 1421 adet olduğunu buna rağmen davacının 452 adet araç sattığını, dava dilekçesinde sıralanan davacı iddialarının doğru olmadığını, davacının talep ettiği 4.037,28 TL'nin filo iskonto bedeli olduğunu bu konuda kendisine Kadıköy ... Noterliğinden 09/02/2015 tarih ... yevmiye nolu gönderilen ihtarnamede bu durumun davacıya bildirildiğini, diğer bayilerin Fake satış yaptığı iddiasının doğru olmadığını, davacının kar kaybı, demirbaşların bedeli, atıl kalan yatırımlarının bedelinin talebinde haklı olmadığını, menfi zarar ve nispet zararın birlikte istenemeyeceğini, haklı fesihlerde nispet zararların istenemeyeceğini kar kaybının nispet zarar kapsamında kaldığını, pirim ödemesi talebinin haksız olduğunu, davacının pirime hak kazanmadığını, davacının acente olmadığını dolayısıyla tek satıcı olmaması nedeniyle portföy tazminat talebini isteyemeyeceğini, manevi zarar iddiasının mümkün olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda,"Toplanan tüm deliller, alınan bilirkişi raporları hep birlikte değerlendirildiğinde taraflar arasında 2009 ve 2010 yıllarında da görüşmelerin aynı şekilde geliştiği ve anlaşamadıkları bağımsız uzman tayini yoluna da gitmedikleri, davacının 2009 yılında 761, 2010 yılında 1155 adet araç satışı gerçekleştiği, davalının Türkiye'deki 2011 yılı satışlarının %19,5 oranında düştüğü, davacının 2011 yılında gerçekleştirdiği 1155 adet araç satışının %19,5 oranında indirilmesi durumunda 930 rakamının çıktığı, davacının da hedef olarak davalıya 900-990 olarak bildirimde bulunduğu bu nedenle 930 rakamının 2011 yılı için esas alınması gerektiği ancak davacının 452 adet araç sattığı, 930 olarak tespit edilen hedefin %48,6'sının gerçekleştirildiği, 2011 yılı için Türkiye hedef gerçekleştirme ortalaması olan %85,37'sinin %35'ten fazla altında davacının hedefini gerçekleştiremediğini, bu nedenle sözleşmenin 3. Maddesine göre haklı olarak davalı tarafından feshedildiği kanaatine ulaşıldığı, haklı fesih nedeniyle davacının tazminat istemlerinde haksız olduğu, cari hesap alacağının bulunmadığı, kaldı ki taraflar arasında imzalanan sözleşmenin tek satıcılık hakkı vermemesi nedeniyle portföy tazminatının talep edilmesinin zaten mümkün olmadığı, davalı tarafından yapılan feshin haklı olduğu kanaatine ulaşılması ayrıca davacının iddia etmiş olduğu zararların maddi tazminat kapsamında kalması, manevi tazminat koşullarının oluşmaması nedeniyle davacının maddi tazminat taleplerinin reddine, Davacının manevi tazminat taleplerinin reddine, ..."karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, taraflar arasında 1993 tarihinden itibaren fiilen yürürlükte olan ve 01.01.2007 tarihinde yazılı hale getirilen “yetkili satıcılık sözleşmesi” ile davalı ... A.ş. (eski Ünvanı : ... A.Ş.)’nin ticari ve binek yeni araç satış bayisi olarak davalının tek taraflı ve haksız fesihine kadar 20 yıl faaliyet yürüttüğünü, davalı ..., Beyoğlu ... Noterliği kanalı ile keşide ettiği 27.02.2012 tarihli ve ... yevmiye no’lu fesih bildirimi ile “2011 yılı yıllık yeni araç satış hedefi gerçekleştirme yüzdesi ortalamasının % 35’ten fazla bir oranda altında olması” bahanesiyle davacının “yetkili satıcılık sözleşmesi”ni haksız ve tek taraflı olarak feshettiğini, davalı her ne kadar fesih gerekçesi olarak satış ortalamasının altında kalınmış olmasını göstermiş ise de feshin gerçek sebebi müvekkil şirket tarafından 30.12.2009 tarihinde davalıya karşı açılan tazminat davası olup işbu tazminat davası İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin celp edilen 2014–1142 E. ve 2018–712 K. sayılı dosyası ile görülmüş ve davacı şirket lehine verilen karar Yargıtay tarafından oy birliği ile onanarak kesinleşmiş kesinleşmiş mahkeme ilamı, bu ilamın fesih sürecine ve davamıza etkileri mahkeme ve bilirkişiler tarafından görmezden gelindiğini, mahkemenin dava dosyasına sunulan ve mahkemece ayrıca celp edilen "İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin Yargıtay tarafından da onanarak kesinleşen 2014 –1142 esas ve 2018 – 712 karar sayılı ilamını ve ilama konu dava dosyasını yanlış değerlendirdiğini, şöyle ki her iki davanın da tarafları ve konusu yani "yetkili satıcılık sözleşmesi" aynı olduğu halde, sayın mahkeme her nasılsa daha önce kesinleşen dava dosyasının konusunun "yetkili satıcılık sözleşmesi" olmadığını, "yetkili servis sözleşmesi" olduğundan bahisle kesinleşen ilamın mahkememiz dosyası açısından bağlayıcı olmadığı sonucuna vardığını, davacı ... Şti.'nin "yetkili satıcılık sözleşmesi" fesh edildikten sonra davalı tarafından dava dışı grup şirketi ... A.Ş.'nin de "yetkili servis" ve "yetkili yedek parça" sözleşmeleri de feshedildiğini,bu husus tarafımızdan davalının ne kadar kötü niyetli olduğuna dair bir delil olarak dava dosyasına sunulmuş olup, mahkemenin bu iki hususu birbirine karıştırdığını, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin Yargıtay tarafından da onanarak kesinleşen 2014 – 1142 esas ve 2018 – 712 karar sayılı ilamınına konu dava dosyası iki davanın da tarafları aynı olup ve her iki davanın da konusu"yetkili satıcılık sözleşmesi" olup her iki davanın tarafları ve konusu aynı olduğu halde sayın mahkeme tarafından "İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesindeki davanın kabul edilmesinin mahkememiz dosyası açısından bağlayıcı olmadığı sonucuna varılmıştır" şeklinde hüküm kurulmuş olması kararın ne kadar hukuka ve yasaya aykırı olduğunu tek başına ortaya koyduğunu, gerekçeli kararda mahkemece hiçbir hukuki inceleme ve değerlendirme yapılmadığı, ancak bilirkişi heyeti, gerek mahkeme tarafından oluşturulan ara karara, gerek HMK’ya ve gerekse kökleşmiş Yargıtay içtihatlarına aykırı, yanlı ve yanlış bir rapor düzenlediğini, şöyle ki; mahkeme tarafından “kar kaybıyla ilgili olarak davacının benzer bir sözleşmeyi yapabileceği makul bir sürenin tespiti” istenmiş olmasına rağmen, bu yönde hiçbir inceleme, değerlendirme ve tespit yapılmadığını, mahkemece 04/10/2018 tarihli celsede bilirkişi heyetinden;“kar kaybıyla ilgili olarak takdiri mahkemeye ait olmak üzere davacının benzer bir sözleşmeyi yapabileceği makul bir sürenin tespiti” istendiğini ancak bilirkişi heyeti tarafından, bu yönde hiçbir inceleme, değerlendirme ve tespit yapılmadığını, bilirkişiler, mahkemece kendilerine verilen görevle bağlı olmalarına rağmen, tamamen yanlı ve yanlış bir şekilde adeta mahkeme yerine geçerek hüküm kurmaya çalıştığını, birinci raporun “sayın mahkemenin ara kararına” rağmen hiç bir şekilde inceleme ve değerlendirme konusu yapılmadığın ancak davalının, önceki rapora itirazlarına yeni raporda 4 sayfa yer verildiğini, mahkemece 04/10/2018 tarihli celsede bilirkişi heyetinden; “tüm dosya kapsamı daha önceki rapora yapılan itirazlar değerlendirilerek gerekçeli ve denetime elverişli hüküm kurmaya yeterli rapor düzenlenmesi” istenmiş bilirkişi heyetinin, dosyada mevcut birinci bilirkişi raporuna karşı davalı tarafın yapmış olduğu itirazlara yeni raporda 4 (yeni raporun 16-17-18-19 sayfaları) sayfa yer vermiş olmasına rağmen, önceki rapora davacı olarak bizim yaptığı itirazlara hiç yer vermediğini, dosyada mevcut 18.12.2017 tarihli dilekçe ile önceki rapora itirazlarını bildirdiklerini birinci raporda davacının lehine tespit edilen alacak kalemleri ve tutarları değerlendirme konusu dahi yapılmamış, önceki rapordan farklı olan tespitlerin gerekçesi dahi yazılmamış ancak ikinci bilirkişi raporda, önceki raporda tespit edilen alacak kalemlerinin ve tutarlarının hiçbiri tamamen yanlı ve yanlış bir şekilde değerlendirme konusu dahi yapılmamış, önceki rapordan farklı olan tespitlerin gerekçesi dahi yazılmadığını, davacının tarafından alınan hukuki mütalaa’ya hiç yer verilmediğini, davalı tarafından dosyaya sunulan özel hukuki mütalaa aynen kopyalanıp ikinci raporun 17. sayfasında yer verilmiş olmasına rağmen, davacı tarafından alınan İstanbul Üniversitesi Ticaret Hukuku aNa Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç Dr. ... tarafından hazırlanan uzman görüşü’ne/hukuki mütalaaya yeni raporda hiç yer verilmediğini, inceleme ve değerlendirme konusu dahi yapılmadığını, açıklandığı üzere, bilirkişi heyeti aynı nitelikteki taraf delillerinden tamamen yanlı bir tutum ile sadece davalı tarafın uzman görüşünü dikkate almış, ancak davacı taraf uzman görüşünü yine göz ardı ettiğini, sözleşmenin hukuki niteliğinin yanlış tespit edildiğini, açıklanan sebeplerle alıntılanan TTK 122. maddesi gereği davacı şirket denkleştirme/portföy tazminatına hak kazanmış olup Yargıtay tarafından oy birliği ile onanan İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2014/1142 esas sayılı gerekçeli kararında “davalının düzenli biçimde mal teslim etme yükümlülüğünü sadakat ve tek satıcıyı destekleme yükümlülüğünü ihlal ettiği tespit edilmiş olduğundan” şeklindeki davacının "tek satıcı" olduğunu tespit eden onanmış ve kesinleşmiş mahkeme ilamı dahi görmezden gelinmiş, sözleşmenin haklı sebeple fesh edildiği tespiti tamamen yanlı ve yanlış bir tespit olup ... A.Ş.’den kaynaklanan sebeplerle 2011 yılı yıllık satış hedefinde mutabakat sağlanamadığını, ...A.Ş.’nin kendisi ve .... Şti. için belirlemiş olduğu hedeflerdeki orantısızlık ve tutarsızlık dahi ... A.Ş.’nin sözleşmeyi fesh etmek için fırsat kolladığını ve fırsat yaratmaya çalıştığını açık bir şekilde ortaya koyduğunu, hedefle mutabık olunmadığı yazılı olarak bildirilmesine rağmen cevap dahi verilmeyerek 4 ay geçirilmiş ve ... Ltd. Şti. fahiş hedefleri tutturamamış olması sebebiyle hedef primlerinden mahrum bırakıldığını, bu şekilde ... Ltd. Şti. ilk 4 ay planlı bir şekilde zarar ettirilmiş, ... A.Ş. mayıs ayında satış hedeflerini revize etmiş ancak yine ... Ltd. Şti.’ne verilen hedef bir önceki yıl satış rakamlarının % 30 fazlası olarak tespit edilmiş, bu hedefin de kasten tutturulamaması için verildiğinın ortada olduğunu ancak, bilirkişi heyeti yerinde inceleme yapmadığı gibi, davanın temelini oluşturan ... A.Ş. 2011 yılı gerçek satış adetlerini dahi tespit etmeden tamamen davalı tarafından verilen bilgilere göre tespit yaptığını,Türkiye ortalamasının %35 altında kaldığı halde sözleşmesi fesh edilmeyen bayiler bulunduğunu, dava önce açıklandığı üzere, davalı tarafından cevap dilekçesinin 10. sayfasındaki tablo ile de ikrar edildiğini, her iki bayi de 2011 yılı hedeflerini, türkiye hedef gerçekleştirme ortalamasının % 35 altında gerçekleştirdiğini ancak sadece davacının sözleşmesi feshedilmiş davacı şirket, bağımsız uzman tayini için üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmiş, satış hedefinin altında kalan ... Otomotiv’in sözleşmesinin fesh edilmediği bilirkişi heyeti tarafından da tespit edildiğini, baykaralar da 2011 yılı yıllık satış hedeflerinin altında kaldığını,bu ikrar dahi davacının sözleşmesinin feshinin haksız ve kötü niyetli olduğunu tek başına gösterdiği için davalı ikrar etmek ve açıklama yapmak zorunda kaldığını, ancak bilirkişi heyeti, davalının ikrarını dahi göz ardı ederek, ortalamanın altında kalan diğer 3 bayiyle ilgili olarak hiçbir inceleme, değerlendirme ve tespitte bulunmadığını, bayilerine eşit davranma yükümlülüğünde olan davalı – kabul anlamına gelmemekle birlikte – yıllık satış hedefleri ortalamasının altında kalan diğer 3 bayi; mepa aktif/iriyıl ve ...’ın sözleşmelerini feshetmediğini ancak davalının cevap dilekçesinde ikrar ettiği bu kadar açık bir husus dahi bilirkişi heyeti tarafından göz ardı edildiğini, sırf bu durum dahi bilirkişi heyeti’nin ne kadar yanlı ve yanlış bir rapor düzenlediğini açıkça ortaya koymakta davacı şirketin, kampanyalara katılmış olup, satış adedini artırmak için elinden geleni yaptığını, raporun 22. sayfasında “davacının satış adedini artırabilecek genel kampanyalara katılmadığı da ortada olup bu durum davacının belirlenen satış hedeflerine ulaşma yönünde bir çabası olmadığını göstermektedir” şeklinde tamamen subjektif bir yoruma dayalı, yanlış ve yanlı bir tespit yer aldığını, çünkü bilirkişi heyetinin bu tespitine dosyada dayanak olabilecek en ufak bir belge, delil dahi bulunmadığını. sözleşme maddeleri bu kadar açık ve net olmasına rağmen, fesih ihtarnamesinde “kampanyalara katılımla” ilgili hiçbir ihbar ve ihtar bulunmamasına rağmen, bilirkişi heyeti’nin davalının fesih ihtarnamesinde yazılı dahi olmayan bir hususu yine davacının aleyhine tamamen subjektif ve yanlı bir şekilde yorumlamış olmasının asla kabul edilemeyeceğini, bilirkişinin “satış hedefi tespiti” de yanlı ve yanlış olduğunu, aktif/iriyıl’ın sözleşmelerinin neden fesh edilmediğinden yine hiç bahsedilmediğini,
atıl kalan demirbaşlar ve yatırımlar ...markasına özgü olduğunu, aşamalarda verdiğimiz dilekçeler ve delillerimiz ile sabit olduğu üzere dava konusu demirbaşlar ve özellikle “...” konseptiyle yapılan yatırımlar tamamen ...’un dayatması üzerine alınan, ... konseptine bağlı ve ... logo ve amblemleri içeren demirbaşlar olup, sözleşmenin haksız feshinden sonra tamamen atıl ve kullanılamaz duruma geldiğini,denkleştirme tazminatı talebimizin zaman aşımına uğradığı yönündeki tespit tamamen yanlI ve yanlış olduğunu,dava dışı ... A.Ş.’nin de sözleşmeleri yine tek taraflı ve haksız bir şekilde feshedildiğini ancak, itiraza konu bilirkişi raporunda yukarıda açıklanan ve ekte bir kez daha sunulan kesinleşen mahkeme kararı ve huzurdaki davaya etkileri dahi, bilirkişi heyeti tarafından raporda “devam eden yargısal süreçler” şeklinde geçiştirildiğini ve görmezden gelindiğini, bilirkişinin kesinleşen mahkeme kararını bile görmezden gelmesi ve adeta geçiştirmeye çabalaması dahi, rapora hiçbir şekilde itibar edilmemesi gerektiğini ortaya koymaktadır.rapor, müvekkil şirkete ait ticari defter ve belgeler incelenmeden (dava dosyasının ve ekli klasörlerin kapağı dahi açılmadan, dosya Uyap üzerinden dahi incelenmeden) hazırlandığını, mahkemenin ara kararına rağmen, davacı şirket ticari defter ve belgeleri incelenmediğini beyanla, ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE:Dava, bayilik sözleşmesinin haksız feshi nedeniyle kar kaybı, cari hesap, prim, yatırım ve demirbaş alacaklarının tahsili ile denkleştirme tazminatının tazmini ve manevi tazminat davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, sözleşmenin haksız feshedilip edilmediği ve talep edilen alacak ve tazminatın koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.Taraflar arasında, 01/01/2007 tarihinde "yetkili satıcılık sözleşmesi" imzalanmıştır.Davalı tarafından, davacı muhatabına çekilen Beyoğlu ... Noterliğinin 27/02/2012 Tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile, sözleşmenin 3/2. Maddesi uyarınca 2011 yılı yeni araç satış hedefi gerçekleştirme yüzdesinin Türkiye geneli ortalamasının %35'ten fazla bir oranda altında olduğu gerekçesiyle ihtarın tebliğinden başlamak kaydıyla 6'ıncı ayın sonunda yetkili satıcılık sözleşmesinin feshedildiği ihbar ve ihtar edilmiştir.Davacı tarafça, taraflar arasındaki sözleşmenin haksız feshedildiği iddiasıyla, haksız fesih nedeniyle uğranılan zararın tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Bayilik sözleşmesi kanunlarımızda özel olarak düzenlenmediği gibi bayilik sözleşmesinin feshi de düzenlenmiş değildir. Öğretideki tanıma göre, bayilik sözleşmesi çerçeve niteliğinde, sürekli öyle bir sözleşmedir ki, üretici malların tamamını veya bir kısmını belirli bir bölgede satmak üzere bayie göndermeyi, buna karşılık olarak bayi de, üreticinin dağıtım ağına dâhil olarak sözleşme konusu mal veya hizmeti kendi adına ve hesabına satmak ve bu mal ile hizmetlerin sürümünü arttıracak faaliyetlerde bulunmak yükümlülüğünü üstlenir.Fesih olağan fesih ve olağanüstü fesih olarak ikiye ayrılır. Olağan fesihte sözleşme, herhangi bir sebep gösterilmesine gerek olmaksızın fesih beyanının muhataba ulaştıktan belirli bir süre geçtikten sonra sona erer. Olağan üstü fesih ise haklı sebeplerin varlığı halinde mümkün olup, fesih beyanın muhatabına ulaşmasıyla birlikte sözleşme derhal sona erer.Kanunda düzenlenmiş olan sürekli borç ilişkilerinde tarafların her birine sözleşmeden tek taraflı olarak kurtulabilme imkânı tanınmıştır. Bu imkân, sürekli borç ilişkilerinin niteliği gereği sona erme düzenlerini yapılarında taşımamalarından kaynaklanır. Bu nedenle, kanunda düzenlenmemiş bütün belirsiz süreli sürekli borç ilişkileri bakımından da bu imkânın mümkün olduğunu kabul etmek gerekir.Bayilik sözleşmesi de, belirli süreli veya belirsiz süreli olması fark etmeksizin, haklı sebeplerin ortaya çıkması halinde ileriye etkili olarak sona erdirilebilir. Buna göre haklı bir sebebin varlığı hâlinde taraflardan her biri belirli veya belirsiz süreli bir bayilik sözleşmesini, her zaman feshedebilir. Olağanüstü fesih olarak adlandırılan haklı sebeplerden dolayı fesih, sözleşmede kararlaştırılan bir sebebe dayalı olarak ya da tarafların şahsından veya taraflar dışında bir sebebe dayanarak bayilik sözleşmesini vaktinden önce ileriye etkili olarak sona erdirmektedir.Haklı sebep, fesih hakkını kullanan taraf bakımından bayilik sözleşmesini devam ettirmesini dürüstlük kuralı çerçevesinde beklenemeyecek duruma sokan ve çekilmez bir hâle getiren olgu ve olayları ifade etmektedir. Sözleşmede aksi kararlaştırılmamış ise, haklı sebeple fesihte, fesih sebebinin karşı tarafa bildirilmesi zorunlu değildir.Fesih beyanı zamanında objektif olarak bir sebebin varlığının yeterlidir.Taraflar arasında 01/01/2007 tarihinde imzalanan yetkili satıcılık(bayilik) sözleşmesinin 15. maddesinde, taraflarca sözleşmede öngörülen şekillerde feshedilmediği müddetçe yürürlükte kalacağı düzenlenmiş olduğundan, bu sözleşme belirsiz sürelidir.Taraflar arasındaki sözleşmenin olağan feshi, sözleşmenin16/2 maddesinde, sözleşmenin en az iki yıl önceden taraflardan herhangi birinin gerekçeli olarak noter kanalıyla diğer tarafa ihbar edilmek kaydıyla her zaman feshedilebileceği, şeklinde düzenlenmiştir. Ancak somut olayda, fesih olağan fesih maddesine değil, özel olarak düzenlenen sözleşmenin 3/2 maddesindeki yıllık satış adedi hedefine ulaşılamamasına dayanmaktadır. Yani fesih, sözleşmede düzenlenen haklı nedene dayanmaktadır. Yıllık satış hedeflerinin nasıl belirleneceği sözleşmede düzenlenmiş olup, 2011 yılı satış hedefinin sözleşmedeki yöntemle belirlenmediği açıktır. Bu durumda, davalının tek taraflı belirlediği ve davacının açıkça kabul etmediğini belirtiği satış hedefleri davacıyı bağlamayacaktır. Ancak, yıllık satış hedefi sözleşmenin esaslı bir unsuru olup, uygulanacak satış hedefinin tespiti gereklidir. Sözleşmenin 3. Maddesinde yıllık satış hedefi üzerinde tarafların mutabık kalamaması ve bu konuda bağımsız bir uzman tayin edilmesi halinde bağımsız uzman kararını verene kadar geçen süre boyunca tarafların bir önceki yıl mutabık kaldıkları satış hedefinin uygulanacağı düzenlenmiş ise de bu durum bağımsız bir uzman tayin edilmesi için geçerli olup, eldeki davada bağımsız uzmanı tayini söz konusu olmadığından bu hükmün doğrudan uygulanması mümkün değildir. Bu durumda yıllık satış hedefine ilişkin boşluğun mahkemece yorum yoluyla doldurulması gerekir. Bu halde, davacının 2011 yılı satış hedefi için teklif ettiği miktarlar da göz önünde tutularak bu tekliflerin yapıldığı tarihte koşullara ve tarafların menfaatlerine göre yıllık satış hedefinin tespit edilmesi gereklidir. Buna göre, davacının 2011 yılı için 900-990 arası satış öngörüsünün bulunması da nazara alındığında, ikinci ve üçüncü bilirkişi raporlarında davacının 2010 yılına ilişkin 1.155 adet satışa davalı distribütörün 2011 yılı Türkiye geneli satışında yaşanan %19,5 düşüş uygulandığında 2011 yılı satış hedefinin 930 olarak uygulanması gerekir. Bu durumda, davacının satışı, Türkiye satış ortalamasının %35'i aşacak şekilde altında kalmakta olup, davalının bu nedenle sözleşmeyi feshi sözleşmeye uygun olup, haklı fesih niteliğindedir.Davacı tarafça,Türkiye ortalamasında esas alınan diğer bayilerin satışlarının fiktif olduğu ve bilirkişilerce 2011 yılı gerçek satış adetlerinin tespit edilmediği ileri sürülmüş ise de 2011 yılı için Türkiye genelinde 40.000 satış hedefinden 34.915 araç satışının gerçekleştiği nazara alındığında, bu satış oranı bilirkişinin esas aldığı %85,37 oranıyla uyumludur. Ayraca, diğer bayilerin fiktif satış yaptığı iddiasıyla ilgili davalının yazışmaları bulunduğu iddia edilmiş ise de, söz konusu yazışmada fiktif satışların esas alınmayacağı belirtilmiş olup, bu türden satışların satış sayılarına yansıtıldığına ilişkin bir delil bulunmamaktadır.Davalının belirlediği hedeflerin tutturulması mümkün olmayan hedefler olduğu iddia edilmiş ise de, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının kendi önerdiği hedefler esas alınmış olup, bu iddia dinlenebilir değildir.Davacı tarafından, davalı hakkında, yetkili satıcılık sözleşmesine aykırılık nedeniyle tazminat istemli olarak 30/12/2009 tarihinde açılan davada, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 21/06/2018 Tarih ve 2014/1142 E. - 2018/712 K. Sayılı kararı ile davalının düzenli biçimde mal teslim etme yükümlülüğünü, sadakat ve tek satıcıyı destekleme yükümlülüğünü ihlal ettiği tespit edilmiş olduğundan, şeklinde gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve bu karar Yargıtay tarafından onanarak 28/04/2020 tarihinde kesinleşmiştir.Davacı tarafından, anılan davaya konu hususlar fesih nedeni yapılmayarak tazminat talep edilmiş olup, bu durum şartları oluşması halinde davalının sözleşmeyi haklı nedenle feshetmesine engel değildir. Davacının İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1142 Esas sayılı dosyadaki iddiaları 2009 yılı ve öncesine ait olup, eldeki davadaki fesi nedeni ise 2011 yılına aittir. Dolayısıyla, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1142 Esas sayılı dosyasının eldeki davaya konu feshin haklılığına bir etkisi bulunmamaktadır.Bunların yanı sıra, davacı ile aynı durumda olan yani 2011 yılı satışı, Türkiye satış ortalamasının %35'ini aşacak şekilde altında olan ...-..., ... ve ... isimli bayilerin sözleşmelerin feshedilmediği ve bayiler arasında eşit davranılmadığı iddia edilmektedir. Ancak, az yukarıda açıklandığı şekilde davacıya uygulanan distribütörün 2011 yılı Türkiye geneli satışında yaşanan %19,5 düşüş, davalının sunduğu listede yer alan hedefler üzerinden bu bayilere de uygulandığında adı geçen bayiler bakımından fesih sebebi ortadan kalkmaktadır.Davalı taraf bayilik sözleşmesini haklı nedenle feshettiğine göre davacının sözleşmenin süresinden önce feshi nedeniyle oluşan kar-kazanç mahrumiyeti zararını talep edebilmesi mümkün değildir.Bayinin sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmek için yatırımlar yapması gerekir, kural olarak da bu yatırımların masraflarına kendisi katlanacaktır.Bayi masraflarına katlandığı bu yatırımların maliyetini süreç içerisindeki geliri ile karşılayacaktır. Sözleşme, söz konusu maliyetler karşılanamadan feshedilmiş ise, bayinin, bedeli karşılanmayan yatırımlara ilişkin bir talep hakkının varlığını kabul için yatırımlara üreticinin/distribütörün sebep olması, üretici ile bayi arasındaki ilişkinin yatırımların bedeli karşılanana kadar devam edeceğine dair karşılıklı bir güven olması ve sözleşmenin sona ermesiyle bayinin yatırımları başka şekilde değerlendirme imkânının bulunmaması gerekir. Buna göre, bayi, sözleşmenin haksız feshi nedeniyle bayinin sözleşme gereği yükümlülüklerini yerine getirebilmesi amacıyla yapılan ve maliyetlerini uzun bir süre içinde çıkarılacak yani henüz maliyetleri amorti edilememiş yatırımlar için tazminat talep edebilir. Sözleşmenin haklı feshi halinde ise, bayi, yaptığı yatırımların riskine katlanmak durumundadır.Eldeki davada da haklı fesih söz konu olduğundan davacı iddia ettiği yatırımlar nedeniyle tazminat isteyemez.Davacı tarafça istinaf dilekçesinde, bayinin hedefe ulaşamadığı taktirde yani hedefin bir araç dahi altında kalsa hedef primlerini alamayacağı, davacıya gerçekçi bir hedef verilmemek suretiyle olağan koşullarda ulaşabileceği 874 adet araç satışından ve hedef primlerinden mahrum edildiği, 2012 yılı için davacının hak ettiği bir kısım primlerin ödendiği ancak Mart ayı priminin ödenmediği iddia edilmiştir. Ancak yukarıda açıklandığı gibi davacı 2011 yılı satış hedeflerini tutturamamış olup, 2011 yılı için prim alacağı oluşmamıştır.Davalı tarafından bayilik sözleşmesi 29/08/2012 tarihi itibariyle feshedildiğinden araç satış hedefi bakımından 8 aylık dönemin nazara alınması gerekli olup, buna göre de davacının 2012 Mart dönemi için prim alacağı bulunmamaktadır.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 122/5 .maddesinde, denkleştirme tazminatının hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanacağı ifade edilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 1. maddesinin 2. bendinde, distribütör(davalı) tarafından önerilen diğer hizmetlerin nihai müşteriye pazarlama, satış ve tedarikini gerçekleştirme yetkisini münhasır olmamak şartıyla verdiği düzenlenmiştir. Buna göre, söz konusu sözleşmede, açıkça bayiye tek satıcık hakkı verilmediği düzenlenmiştir. Sözleşme ve eklerinde, davacının Küçükyalı/İstanbul adresinde faaliyette bulunacağının belirtildiği ifade edilmiş ise de, bu adreste başka kimseye bayilik verilmeyeceğine ilişkin bir düzenleme bulunmadığından, anılan durum tek satıcılık için yeterli değildir. Buna göre, taraflar arasındaki sözleşme tek satıcılık niteliğinde olmayıp emsal gösterilen İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1142 Esas sayılı dosyasında, bayilik sözleşmesinin niteliği ve denkleştirme tazminatının dava konusu olmamasına göre anılan mahkemenin gerekçesinde geçen "davalının düzenli biçimde mal teslim etme yükümlülüğünü, sadakat ve tek satıcıyı destekleme yükümlülüğünü ihlal etmiş" şeklindeki ifade eldeki dava yönünden mahkemeyi bağlayıcı nitelikte değildir. Sonuç olarak, taraflar arasındaki sözleşme tek satıcılık sözleşmesi niteliğinde bulunmadığından davacının denkleştirme tazminatı talep hakkı bulunmamaktadır. Ayrıca, TTK'nın 122/4. maddisine göre denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren bir yıl içinde ileri sürülmesi gerekli olup, davacı ihtarnamelerinde denkleştirme tazminatı istem hakkını açıkça ileri sürmediğinden dava tarihi itibariyle hak düşürücü süre geçmiş durumdadır.Cari hesap alacağı bakımından ise davacı kendi ticari defterlerine göre davalıdan 4.037,28 TL alacaklı durumdadır. Davalının ticari defterlerinde ise cari hesap bakiyesi 0(sıfır) olarak görünmektedir. Söz konusu uyuşmazlık davalı tarafından davacıya düzenlenen 25/10/2010 tarihli "...iskonto iade bedeli" açıklamalı 4.037,28 TL bedelli faturadan kaynaklanmaktadır. Bu faturayı Kadıköy ... Noterliğinin 12/11/2010 tarih ve ... YN'lu ihtarnamesi ile iade etmiştir. Bu ihtarnamede ayrıca, dava dışı ... Otomotiv'e yapılan 2 adet araç satışı nedeniyle uygulanan ... indiriminin davalının onayıyla yapıldığı ancak daha sonra davalının sözleşmenin 5. Maddesini gerekçe göstererek aksi yönde uygulama yaptığı belirtilmiştir. Bu halde davacının söz konusu ... indiriminin uygulanması konusunda davalının onayının bulunduğunu ispatlaması gerekir. Ancak, davacı tarafından bu husus ispatlanamamıştır. Açıklanan bu nedenlerle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.17/04/2025