Bölge Adliye Mahkemesi · İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi 2021/1701 E. 2025/751 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/1701
- Karar No
- 2025/751
- Karar Tarihi
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2021/1701 KARAR NO : 2025/751 KARAR TARİHİ : 10/04/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 25/05/2021 NUMARASI : 2017/1181 Esas 2021/411 Karar DAVANIN KONUSU : Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 10/04/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 10/04/2025
Taraf vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müflis şirketin davalı şirket nezdinde bulunan teminat mektuplarından tasarruf yetkisi olmamasına rağmen haksız bir şekilde tahsil edilen bedellerin tahsili için ve teminat mektubundan tahsil edilmiş olan bedelin ödenen bir kısmının faizinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kısmi dava açılamayacağını, esasa ilişkin olarak müvekkili şirket ile davalı arasında yemek ve kumanya temini konusunda sözleşme yapıldığını, bu hususta teminat mektubu alındığını, teminat iadesinin şarta bağlandığını, işçi ücretlerinin ve işçilikten kaynaklanan bütün ödemelerin yapılmış olması sebebiyle bir kısım teminat mektubunun iade edildiğini, dava müflis şirketin çalışanları tarafından açılan davalar sebebiyle müvekkili aleyhinde takibe başladığını, bu sebeple ödemeler yapıldığını, yapılan ödemelerin müflis şirket kayyumuna bildirildiğini, teminattan artan kısımların nakit olarak teminatta tutulduğunu, bir kısım nakit teminatın ... hesabına ödendiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. MAHKEMECE: "...,Toplanan deliller, bütün dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporlarına göre; Müflis şirketin davalı şirket nezdinde bulunan teminat mektuplarından tasarruf yetkisi olmamasına rağmen haksız bir şekilde tahsil edilen bedellerin tahsili için ve teminat mektubundan tahsil edilmiş olan bedelin ödenen bir kısmının faizinin tahsilinin talep edildiği, alınan bilirkişi raporlarına göre davalı şirketin müflis şirkete vermiş olduğu ihale kapsamında almış olduğu teminatın müflis şirketin iflası sürecinde teminatı nakde çevirdiği, iflas masası idaresinden veya müflis şirketin kayyumundan izin alınmadığı, yapılan ve yapılacak ödemeler ile ilgili iflas idaresinin izin ve onayının alınmaması sebebiyle davalı tarafından yapılan 24/04/2018 tarih 15.499,33-TL bedelli ödeme 23/05/2008 tarih 26.224,32-TL ödeme, 04/08/2008 tarih 31.721,61-TL ödeme, 21/12/2009 tarih 1.151,13-TL ödemeden ve 163.605,50-TL'nin uhdesinde bulunması sebebiyle oluşan 82.374,19-TL işlemiş faizden sorumlu olduğu, yargılama aşamasında iflas idaresi iflas alacağını takip yetkisi İİK 241 maddesi gereğince ... A.Ş'ne devretmiş olduğu, bu sebeple iflas idaresi adına oluşacak alacağın İİK 245 maddesi kapsamına göre takip yetkisini alan ... A.Ş.'ne verilmesi gerektiğinden; Davanın kısmen kabulü ile, 82.374,19-TL faiz alacağının davalı ... AŞ'den alınarak dava takip yetkisini alan ... Tic. AŞ'ne verilmesine, 74.596,39-TL alacağın (24.04.2008 tarih, 15.499,33-TL ödeme, 23.05.2008 tarih, 26.224,32-TL ödeme, 04.08.2008 tarih, 31.721,61-TL ödeme, 21.12.2009 tarih, 1.151,13-TL ödeme) yapılan ödeme tarihlerinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı ... AŞ'den alınarak dava takip yetkisini alan ... AŞ'ne verilmesine, fazlaya ait istemin reddine, dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile; "Davanın kısmen kabulü ile, 82.374,19-TL faiz alacağının davalı ... AŞ'den alınarak dava takip yetkisini alan ... AŞ'ne verilmesine, 74.596,39-TL alacağın (24.04.2008 tarih, 15.499,33-TL ödeme, 23.05.2008 tarih, 26.224,32-TL ödeme, 04.08.2008 tarih, 31.721,61-TL ödeme, 21.12.2009 tarih, 1.151,13-TL ödeme) yapılan ödeme tarihlerinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı ... AŞ'den alınarak dava takip yetkisini alan .. AŞ'ne verilmesine, Fazlaya ait istemin reddine," şeklinde karar verilmiştir. Mahkeme kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından, davalı şirkete 17.01.2008 tarihinde yapılan 14.918,39 TL'lık ödeme bakımından, davanın reddine karar verildiğini, karara dayanak teşkil eden 08.04.2019 tarihli bilirkişi raporunda "Dava dışı banka tarafından davalıya 17.01.2008 tarihinde yapılan 14.918,39 TL ödemenin iflas erteleme davası açıldıktan sonra fakat kayyım atanmasından önce yapıldığı" 28.04.2020 tarihli ek raporda ise "17.01.2008 tarihli ödeme iflas erteleme davasının açılmasından ve iflas erteleme tedbirlerinin verilmesinden sonra ancak şirkete kayyım atanması kararından önce yapılmış olmakla bu ödemenin iflas masasına iadesinin gerekmediği" beyan olunduğunu, oysa ki, müflis şirket ile davalı şirket arasında "Yemek ve Kumanya Temini İşine Ait Sözleşme" imzalandığını, söz konusu hizmet alım sözleşmesinin 06.01.2006 tarihinde sona erdiğini, davalı şirkete 06.06.2006 tarihinde teminatın iadesinin talep olunduğunu, müflis şirket hakkında 07.12.2007 - 31.01.2008 tarihleri arasında tedbir kararı uygulandığını, 31.01.2008 - 31.01.2009 tarihleri arasında 1 yıl süre ile iflasın ertelenmesine karar verildiğini, 12.11.2009 tarihinde ise iflasına karar verildiğini, davalı şirketin, müflis şirkete ait ... Bankası A.Ş'ndeki hesabından, davaya konu paraları haksız bir şekilde tahsil ettiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin 06.01.2006 tarihinde sona erdiğini, 06.06.2006 tarihinde müflis şirket tarafından, davalı şirkete ilişiksizlik belgesi sunulduğunu ve toplam 256.030,00 TL tutarındaki teminatın iadesinin talep olunduğunu, ancak davalı şirket tarafından teminatın iadesi sağlanmadığı gibi, haksız bir şekilde davaya konu paraların, mevcut teminattan tahsil edildiğini, bu hususun ek bilirkişi raporunda "Bu durumda, yüklenicinin davalıya teminat iadesi için ilk başvuru yaptığı dönemde teminatın iade edilmesi şartlarının yerine gelmiş olabileceği hususu mahkemenin takdirlerindedir." şeklinde dile getirildiğini, ödeme tarihinde müflis şirket hakkında verilmiş tedbir kararı olduğu da gözetilerek, davanın kabulü yerine, 17.01.2008 tarihli ödeme bakımından davanın kısmen reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının, kısmen reddedilen alacak bakımından kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının ödemiş olduğunu iddia ettiği komisyon alacaklarına ilişkin talebinin kabulü anlamına gelmemek kaydıyla, davacı tarafından gerçekleştirilen komisyon ödemelerinin niteliği itibarıyla bölünebilir olmaması sebebiyle işbu davanın HMK’nın 109. maddesi çerçevesinde kısmi dava olarak açılmasının mümkün olmadığını, HMK’nın 109. maddesinde “Kısmi Dava” düzenlemesine yer verilmiş lup işbu madde uyarınca; “Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir.” ifadesine yer verildiğini, davacı tarafından dava dilekçesinin “Sonuç ve İstem” bölümünde net bir şekilde miktarları belirtilen alacak taleplerinin kısmi davaya konu edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kesinlikle kabul anlamına gelmemek koşulu ile müflis şirketin talep ettiği komisyon alacaklarının zaman aşımına uğradığını, müflis şirket tarafından dava konusu teminat mektubu bedellerinin müvekkil Şirket tarafından tazmini talep edilen dekontlar incelendiğinde; bahsi geçen ödemelerin 07.01.2008 ila 11.07.2011 tarihleri arasında yapıldığının açıkça görüldüğünü, TBK’nın 72. maddesinde haksız fiillderden doğan borç ilişkileri kapsamında talep edilen tazminatlarda zamanaşımı sürelerinin düzenlendiğini, “Zamanaşımı” başlığını taşıyan işbu maddede açıkça “Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.” ifadesinin yer aldığını, müflis şirketin talep ettiği alacaktan müvekkil şirketin sorumlu olduğu varsayımında dahi; müvekkili şirketten talep ettiği zararı ödemeleri yaptığı tarih itibarıyla doğan, bu tarihler itibarıyla zararın doğduğunun ve iddiasına göre sorumluluğun müvekkili şirkete ait olduğunun bilincinde olan Müflis Şirketin talep ettiği alacakların 10.06.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile ıslah edilmiş olan kısmının işbu son ödemenin yapıldığı 11.07.2011 tarihini takip eden 2 yılın sonunda 11.07.2013 tarihi itibariyle itibarıyla zamanaşımına uğramış bulunduğunu, ilk derece mahkemesinin müvekkili şirket ile müflis şirket arasında imzalanan 27.07.2005 tarihli sözleşmeyi ve dosya kapsamında mübrez delil ve hukuki dayanakları dikkate almadan hatalı bir karar tesis ettiğini, sözleşme’nin muhtevasından teminatın, müflis şirket uhdesinde çalışan işçilerin işçilik alacakları sebebiyle alınmış olduğu ve işbu teminatın ancak işçilik alacaklarına ilişkin ibranamelerin müvekkil Şirkete ibrazı ile iade edileceğinin hiçbir tereddüde yer vermeyecek şekilde anlaşıldığını, müflis şirket tarafından teminatın iadesi için belirlenen yükümlülükler yerine getirilmeyerek sözleşmede yer alan düzenlemelere aykırı hareket edildiğinin aşikâr olup, müvekkili şirket tarafından teminatın iade edilmemiş olmasının sözleşmenin ilgili maddelerinin gereği olduğunu, ilk derece mahkemesi tarafından, dosya kapsamında alınan kök ve ek bilirkişi raporu’na karşı davalı müvekkili şirket tarafından sunulan 08.04.2019 tarihli bilirkişi raporuna ve 05.06.2020 tarihli ek rapora karşı beyan dilekçelerinde belirtilen hiçbir husus dikkate alınmamış olup; dosya kapsamındaki uyuşmazlığı değerlendiren bilirkişiler tarafından düzenlenen raporun hukuki beyan niteliğinde, çelişen beyanları barındırması ve eksik inceleme içermesinden ve ilk derece mahkemesi’nin işbu raporlarını hükme esas aldığından gerekçeli kararın kaldırılmasının gerektiğini, müflis şirketin iflas erteleme sürecinde olmasının ve kayyım tarafından yönetilmesinin teminat mektubunun nakde çevrilmesini engellemediğini ve teminat mektubunun nakde çevrilmesi için kayyım onayının alınmasını zorunlu kılmadığını, müflis şirketten sözleşme kapsamında işçilik alacaklarının garanti altına alınması adına teminat alındığını, işbu işçilik alacakları kapsamında ise, mahkeme kararları gereğince işçiler lehine hükmedilen bedellerin ilgili icra dosyalarına ödenmesi ve işçilik alacakları ile ilgili olarak başkaca bir borcun kalmaması akabinde bakiye teminat bedelinin İzmir İflas Müdürlüğüne ödendiğini, kabul anlamına gelmemek şartı ile ıslah olunan miktar için işleyecek olan faizin davanın açıldığı tarih değil ıslah talebi tarihi ile başladığını, işbu dava kapsamında da müflis şirketin dava tarihinden itibaren yasal faiz talebinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu beyanla ve açıkladıkları diğer nedenlerle yerel mahkemece tesis edilen kararın kaldırılarak müvekkili şirket lehine davanın reddine ilişkin karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, müflis şirketin davalı şirket nezdinde bulunan teminat mektuplarından tasarruf yetkisi olmamasına rağmen tahsil edilen bedellerin tahsili ve teminat mektubundan tahsil edilmiş olan bedelin ödenen bir kısmının faizinin tahsili istemine ilişkindir. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. İİK'nın mülga 179/b - (Ek madde: 17/07/2003 - 4949 S.K./50. Md.) maddesi; "Erteleme kararı üzerine borçlu aleyhine 6183 sayılı Kanuna göre yapılan takipler de dahil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur; bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak düşüren müddetler işlemez. Erteleme sırasında taşınır, taşınmaz veya ticari işletme rehniyle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir; ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı gerçekleştirilemez. Bu durumda erteleme süresince işleyecek olup mevcut rehinle karşılanamayacak faizler teminatlandırılmak zorundadır. 206 ncı maddenin birinci sırasında yazılı alacaklar için haciz yoluyla takip yapılabilir.." şeklindedir. İİK'nın 184/1. Maddesi " İflas açıldığı zamanda müflisin haczi kabil bütün malları hangi yerde bulunursa bulunsun bir masa teşkil eder ve alacakların ödenmesine tahsis olunur. İflasın kapanmasına kadar müflisin uhdesine geçen mallar masaya girer." şeklindedir. Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 2014/2940 esas, 2014/8268 karar sayılı emsal ilamında".. Öte yandan iflasın ertelenmesi kararı ile uygulanacak tedbirler İcra ve İflas Kanunu'nun 179/b maddesinde sayılmıştır. Karar ile sağlanacak koruma tedbirleri bir kısım takiplere ilişkin olup, yargılama aşamasında verilen ihtiyati tedbirlerin burada sayılanlardan daha fazla koruma sağlaması mümkün değildir. Bu itibarla takas, mahsup, hapis hakkı uygulaması ve teminat mektuplarının paraya çevrilmesi gibi maddi hukuka ait konularda ihtiyati tedbir verilemeyeceğinin gözden kaçırılması doğru olmadığı.." şeklinde gerekçeye yer verilmiştir. Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 2012/17626 esas, 2013/2800 karar sayılı emsal ilamında" .. teminat mektuplarının asıl borç ilişkisinden bağımsız olarak muhataba borçlunun taahhüdünü yerine getirmemesi nedeniyle kayıtsız şartsız garanti verdiği, somut olayda da dava dışı şirketin edimini yerine getirmemesi nedeniyle teminat mektubunun paraya çevrilmesini isteyebileceği, dava dışı şirket hakkında iflasın ertelenmesi kararının davacıyı bağlamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına," şeklinde karar verilmiştir. Toplanan deliller, bütün dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporlarına göre; Müflis şirketin davalı şirket nezdinde bulunan teminat mektuplarından tasarruf yetkisi olmamasına rağmen haksız bir şekilde tahsil edilen bedellerin tahsili için ve teminat mektubundan tahsil edilmiş olan bedelin ödenen bir kısmının faizinin tahsilinin talep edildiği, alınan bilirkişi raporlarına göre davalı şirketin müflis şirkete vermiş olduğu ihale kapsamında almış olduğu teminat mektubunu nakde çevirdiği, 24/04/2008 tarih 15.499,33-TL bedelli 23/05/2008 tarih 26.224,32-TL bedelli, 04/08/2008 tarih 31.721,61-TL bedelli tahsilatların iflas kararından önce olduğu, 21/12/2009 tarih 1.151,13-TL tahsilatın ise iflas kararından sonra olduğu, iflasın ertelenmesi davası dosyasında verilen 07/12/2007 tarihli ihtiyati tedbir kararının takiplerle ilgili olup teminat mektuplarını kapsamadığı, 12/11/2009 tarihli iflas kararından önceki tahsilatlar ile ilgili iflas masası idaresinden veya müflis şirketin kayyumundan izin alınmasına gerek bulunmadığı, bu durumda davalının sadece 1.151,13-TL tahsilat yönünden ve uhdesinde tuttuğu 163.605,50-TL'nin işlemiş faizden sorumlu olduğu gözetilerek karar verilmesi yerine yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır. HMK'nın 353/1-b-2 maddesinde yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına gerek duyulmadığı takdirde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verileceği öngörülmüştür. Tüm bu tespitler doğrultusunda davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile mahkemece verilen kararın 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak yeniden esas hakkında aşağıda belirtilen şekilde karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; A-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/05/2021 tarih, 2017/1181 Esas ve 2021/411 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 1-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 615,40 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 59,30 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 556,10 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 2-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, 3-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 4-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, B-6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 1-Davalı vekilinin yatırmış olduğu 2.681,00 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, 2-Davalı vekilinin yatırdığı 162,10 TL istinaf kanun yolu başvuru harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf eden yararına istinaf vekalet ücreti verilmesine yer olmadığına, C-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 25/05/2021 tarih, 2017/1181 Esas ve 2021/411 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-2 maddesi uyarınca yeniden esas hakkındaki kararla; KALDIRILAN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE, a-82.374,19-TL faiz alacağının davalı ... AŞ'den alınarak dava takip yetkisini alan ... Tic. AŞ'ne verilmesine, b-1.151,13-TL alacağın 21.12.2009 ödeme tarihlerinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalı ... AŞ'den alınarak dava takip yetkisini alan ... AŞ'ne verilmesine, c-Fazlaya ait İSTEMİN REDDİNE, 2-Alınması gereken 5.705,61 TL harçtan, başlangıçta alınan 1.707,75 TL peşin harç ile 957,00 TL ıslah harcının mahsubu ile eksik kalan 3.040,86 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı vekili için kabul edilen bedel üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile ... AŞ'ye verilmesine, 4-Davalı vekili için reddedilen bedel üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yatırılan 1.707,75 TL peşin harç, 957,00 TL ıslah harcı ve 31,40 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından yargılama sırasında yapılan 3.059,50 TL yargılama giderinin davanın kabul oranına göre hesap edilen 1.640,01 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 7-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından, bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan gider avansının varsa kullanılmayan kısmının, 6100 Sayılı Kanunun 333. Maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 9-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 10/04/2025