Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/139 E. 2022/3987 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/139
Karar No
2022/3987
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2024/495 KARAR NO:2024/1411 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:14/02/2024 NUMARASI:2023/340 Esas - 2024/114 Karar DAVA:Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ:03/10/2024 Taraflar arasındaki Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın karar verilmesine yer olmadığına yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davalı tarafından davacı müvekkili aleyhine 04.05.2022 tarihinde ... sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını ancak takip tarihinde, davacı müvekkiline açılan takibin 102.757,92 Euro'su kadar davalıya vadesi gelmiş borcu bulunmamakta olduğunu, şöyle ki; müvekkili ile davalı arasında yapılan alım satım vb. işlemlerin tamamı 60 gün vadeli olarak yapıldığını, dava dilekçesi ekinde sundukları satın alma teyit formlarında da bu hususun "Ödeme Şekli: 60 Gün Vade" olarak belirtildiğini, ayrıca ve basiretli tacir olan davalının, müvekkili ile arasındaki süregelen ticari faaliyette vadesi gelmeyen ödemeye ilişkin 04.05.2023 tarihinde başlatılan takipte haksız ve kötü niyetli olduğu izahtan vareste olduğunu, bu sebeple kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle müvekkilinin borçlu olmadıklarının tespitine, davalının haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile takip bedeli olan 102.757,92 Euro üzerinden % 20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Davacı tarafın, davada ileri sürmüş olduğu iddiaları kabul etmelerinin mümkün olmadığını, zira davacı tarafın, müvekkili şirket tarafından davacı şirkete yönelik kesilen faturaların vadesinin 60 gün ileriye dönük olduğunu iddia ettiğini, ancak bu hususun doğru olmadığını, davacı tarafın haksız olarak açmış olduğu, dava neticesinde kötü niyet tazminatı talep etmiş olmasının da hukuka aykırılık teşkil ettiğini, zira söz konusu faturaların vadesi gelmiş olması nedeniyle, vadesi gelen alacaklarına yönelik icra takibi başlatıldığından kötü niyet tazminatından da söz edilemeyeceğini, taraflarınca açılan icra takibinde talep edilen alacakların, hukuka uygun bir şekilde, vadesinde talep edildiğini, davacının hukuka aykırı bir şekilde ve haksız olarak icra takibini durdurarak müvekkili şirketin alacağına kavuşmasını engelleme amacı taşıdığının açık bir şekilde ortada olduğunu, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, öncelikle dava şartı yoklukları nedeniyle davanın usulden reddine, aksi takdirde haksız olarak açılan davanın esastan reddine, tarafları lehine %20 tazminat hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretlerinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...davalı yanca davacı aleyhine toplam 332.758,01 EURO alacağın tahsili amacıyla takip başlatıldığı; davacı tarafça dosyaya sunulan satın alma teyit formlarında "Ödeme Şekli: 60 Gün Vade" olarak belirtildiği ve yine davacı tarafça dosyaya sunulan, davalı şirketi yetkilisi tarafından gönderildiği iddia edilen ve davalı cevabında da inkar ve itiraza uğramayan 18.04.2023 tarihli mail ile açıkça fatura tarihinden itibaren 60 gün vade hesaplanarak hangi faturanın ödeme vadelerinin hangi tarihlerde olduğu ve alt kısımda da vadesi gelen bakiye ve gelmeyen bakiye olarak şeklinde belirtildiği, kısmen hükme esas alınan bilirkişi raporunda da vadıenin 60 gün olarak tespit edildiği, dolayısıyla toplam tutarı 102.757,92 EURO olan faturalar yönünden muacceliyet oluşmadan haksız olarak icra takibi başlatıldığı, ancak takip ve işbu dava tarihinden sonra davacı tarafın 12/06/2023 tarihinde dava konusu edilen borcu ödediği, dolayısıyla davacı tarafın menfi tespit ve takibin iptali isteminin konusuz kaldığı anlaşılmakla, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ayrıca davalının henüz vadesi gelmeyen alacağın takibe konulması yönünden takipte kötüniyetli ve haksız olması nedeni ile mahkemece İİK 72/5 maddesi gereğince davacının tazminat isteminin kabulüne dair karar vermek gerekmiş, davanın açıldığı tarih itibariyle davacının talep ve iddiasının haklı olması nedeniyle davalı taraf harç, yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmak suretiyle davacının menfi tespit istemi yönünden dava konusuz kaldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,İİK 72/5 maddesi uyarınca 102.757,92 Euro'nun takip tarihindeki TL karşılığının %20'si oranındaki kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin vermiş olduğu bu kararın, hukuka aykırılık teşkil ettiğini, bilindiği üzere; 06/12/2018 tarihli 7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanunun 20. maddesi ile eklenen 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 5/A uyarınca; TTK’nun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edildiğini, Menfi tespit davalarının da bu dava şartı kapsamındı olduğunu, gerek Asliye Ticaret Mahkemelerinin gerekse Bölge Adliye Mahkemelerinin kararlarında ister alacak, ister menfi tespit, ister istirdat, ister itirazın iptali, ister tazminat talebi olsun bu davaların ortak noktasının "dava konusunun bir miktar para alacağı" olduğunu, bu nedenle amaçsal yorum yapılarak tespit davalarının da dava şartı arabuluculuk kapsamında olduğunun ifade edildiğini, davacı tarafın açmış olduğu dava menfi tespit davası olduğundan ve menfi tespit davalarında arabuluculuk yoluna başvurulması dava şartı olduğundan ve davacı tarafça arabuluculuk yoluna başvurulmamış olunduğundan davanın usulden reddi gerektiğini, davacının, dava açmada hukuki yararı bulunmadığını, davacının iade faturası düzenlemediğini ve faturaları kabul ettiğini, faturaların da muacceliyet kesbettiğini, davacı aleyhine ... Sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını ve davacı tarafça, yasal süresi içerisinde icra takibine itiraz edildiğini, icra takibinin durdurulduğunu, davacı aleyhine işleyen herhangi bir icrai tehdit veya işlem bulunmadığını, davacı aleyhine başlatılan icra takibinin 04/05/2023 tarihli olduğunu, davacı tarafça icra dosyasına sunulan itiraz dilekçesinin ise 08/05/2023 tarihinde verildiğini, icra takibi durdurulduktan sonra davacı tarafça 17/05/2023 tarihinde işbu davanın açıldığını ve 12/06/2023 tarihinde davaya konu borç tutarının ödendiğini, icra takibi açıldıktan ve davacı tarafça 08/05/2023 tarihinde verilen itiraz dilekçesinden itibaren geçen 35 günlük sürede davacının icra tehdidine maruz kaldığı iddiasının doğru olmadığını, davacı tarafın, haksız olarak açmış olduğu dava neticesinde mahkemenin, kötü niyet tazminatı talebini kabul etmiş olmasının da hukuka aykırılık teşkil ettiğini, zira söz konusu faturaların vadesi gelmiş olması nedeniyle vadesi gelen alacağına yönelik icra takibi başlatıldığından kötü niyet tazminatından da söz edilemeyeceğini beyanla istinaf incelemesi neticesinde mahkeme tarafından verilen kararın kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE:Dava, İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72. Maddesi uyarınca açılan menfi tespit davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, davanın arabuluculuk dava şartına tabi olup olmadığı, davacının hukuki yararı bulunup bulunmadığı, takibe konu faturaların muaccel olup olmadığı ve davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin yerinde olup olmadığı noktasındadır.06.12.2018 tarihinde yürürlüğü giren 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanuna (TTK) 'na eklenen "dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4'üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir. Bu düzenlemeye göre Yasa Koyucu bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmamıştır.(Yargıtay 11. HD.'nin 24/05/2022 Tarih ve 2021/139 E. - 2022/3987 K.) Ancak daha sonra 28.03.2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31. maddesiyle TTK'nın 5/A maddesinde yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında” şeklinde değiştirilmiştir.Somut olayda davanın açıldığı tarih itibariyle menfi tespit davasının zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı ve 7445 sayılı kanun ile yapılan değişikliğin eldeki davada uygulanamayacağı gözetildiğinde davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir.Davacı tarafça, 102.757,92 Euro yönünden muacceliyet koşulu oluşmadan hakkında takip yapıldığı iddiasıyla İİK'nun 72. maddesi uyarınca davalıya borçlu olmadığının tespiti istemiyle eldeki dava açılmıştır.Davalı takip alacaklısı tarafından davacı takip borçlusu hakkında ... sayılı takip dosyasında 332.758,01 Euro üzerinde cari hesap alacağı sebebine dayalı olarak 04.05.2023 tarihinde ilamsız takip başlatılmış, itiraz üzerine takibin 09.05.2023 tarihinde durdurulmasına karar verilmiştir.Tespit davalarında, bu arada menfi tespit davasında, davacının davanın açılmasında hukuki yararı bulunmalıdır. Davacı menfi tespit davası açmakta hukuki yararı bulunduğunu bildirmeli, açıklamalı ve gerekirse ispat etmelidir (Kuru, Baki: Hukuk Muhakemeleri Usulü, 2001, c.II.s.1368; Hanağası, Emel; Davada Menfaat, Ankara, 2009,s.314) İİK.nun 72. Maddesinde, menfi tespit davasının takipten önce ya da sonra açılabileceği düzenlenmiştir. Bu düzenlenmeden, itiraz sonucu takibin durdurulması halinde dahi, borçlu borç tehdidi altında olup, menfi tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunduğunun kabulü gerekir. Somut olayda da duran icra takibinden sonra menfi tespit davası açılmasında davacının hukuki yararı bulunmakta olup, davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebebi yerinde değildir.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Bilirkişi aracılığıyla incelenen usulüne uygun tutulan davacı ticari defterlerine göre, davacı takip tarihi ve dava itibari ile davalıya 332.757,92 Euro borçlu; usulüne uygun tutulan davalı ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalı, davacıdan 332.758,01 Euro alacaklı görünmektedir.Davacı tarafça dosyaya sunulan satın alma teyit formlarında ödeme şeklinin 60 Gün vadeli olarak belirtildiği, yine dosyaya sunulu davalı şirket tarafından gönderilen ve davalı tarafça içeriği inkar edilmeyen 18.04.2023 tarihli mail yazışmasında da fatura tarihlerinden itibaren 60 gün vade hesaplanarak ödeme tarihlerinin belirlendiği anlaşılmaktadır.Davalı tarafça davacının iade faturası düzenlemeyerek faturaları kabul etmesi nedeniyle icra takibine konu tüm faturaların muacceliyet kesbettiği ileri sürülmüş ise de taraflar arasındaki satım ilişkisinde bedelin ödenmesi için bir süre belirlendiği görülmekle Türk Borçlar Kanunu'nun 90. Maddesine göre ifa zamanının taraflarca kararlaştırılmadıkça veya hukuki ilişkinin özelliğine anlaşılmadıkça her borcun doğumu anında muaccel olacağına ilişkin hükmün somut olayda uygulanma koşulları bulunmamakta olup, davacının menfi tespit talebine konu ettiği 102.757,92 Euro yönünden takip tarihi itibarıyla davalının muaccel bir alacağının olmadığının kabulü gerekir. Bununla birlikte takip ve davadan sonra muaccel hale gelen 102.757,92 Euro bedelli faturaların da dahil olduğu takip miktarı olan 332.758,01 Euro, davacı tarafından 09.06.2023 ve 23.06.2023 tarihlerinde ödenmekle ve bu ödeme davalı vekili tarafından ikinci cevap dilekçesinde teyit edilmekle dava konusuz kalmıştır. Bu nedenle davanın konusuz kaldığına ilişkin mahkemenin kabulü yerinde olup, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesi yer olmadığına karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.İİK'nun 72/5. Maddesinde, dava borçlu lehine hükme bağlanırsa ve borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde yirmisinden aşağı olamaz.Somut olayda her ne kadar davalı tarafından dava konusu faturalar yönünden alacak muaccel hale gelmeden davacı hakkında takip başlatılmış ise de davalının aynı takipte muaccel olan diğer faturalara ilişkin alacağını da talep ettiği, davalının davacıdan alacaklı olduğu hususunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı gözetildiğinde davalının takip yapmakta kötüniyetli olduğunun kabulü mümkün değildir. Bu halde davacı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesinin koşulları oluşmamıştır.Yine mahkemece konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi halinde 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (1)sayılı tarifenin yargı harçları başlığını taşıyan bölümünün karar ve ilam harçları başlıklı III. Kısmının1. fıkrası uyarınca maktu karar ve ilam harcı alınması gerektiği hususu gözetilmeden nispi harca hükmedilmesi de doğru bulunmamıştır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece dava konusuz kaldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamakla birlikte davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi isabetli görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davacının menfi tespit istemi yönünden dava konusuz kaldığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,2-İİK 72/5 maddesi uyarınca davacının kötüniyet tazminatı isteminin reddine, 3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60 TL harçtan başlangıçta alınan peşin harcın mahsubu ile arta kalan 37.212,50 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine4-Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin maktu harç, 4.093,25 TL tebligat, posta gideri ve bilirkişi ücretinden oluşan toplam 4.700,75 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden davacı lehine karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap edilen 248.464,76 TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,6-Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı HMK md. 333 uyarınca karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,7-İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları yönünden; a- Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istem halinde kendisine iadesine,b- Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 1.169,40 TL, posta gideri 160,00 TL olmak üzere toplam 1.329,40 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,8-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 03/10/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/139, K. 2022/3987, T. 23.06.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-139-e-2022-3987-k-43c2b12e2850