Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/113 E. 2024/375 K. – İtirazın İptali

Konu: İtirazın İptali

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/113
Karar No
2024/375
Karar Tarihi
Konu
İtirazın İptali

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2021/113

KARAR NO: 2024/375

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 13/11/2020

NUMARASI: 2019/543 Esas - 2020/558 Karar

DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/03/2024

Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;davacı şirketin, borçlu şirkete farklı tarihlerde kesmiş olduğu faturalara binaen 235.621,28 fatura alacağı olduğu, söz konusu alacağın tahsil edilememesi üzerine borçlu şirket aleyhine Büyükçekmece ...İcra Dairesi ... Esas numaralı dosyası nezdinde icra takibi başlatılarak borçlu şirkete ödeme emri gönderildiğini, borçlu şirketin icra dosyasına dermeyan ettiği itiraz dilekçesinde alacaklı olan davacıya herhangi bir borcunun olmadığını ile sürerek takibe konu olan borca, işlemiş faize, faiz oranına ve tüm feri alacaklara itiraz etmesi üzerine takip durduğunu belirterek davanın kabulüne, borçlunun takibe, faize, faiz oranına, borca ve tüm feri alacaklara yaptığı itirazın iptaline ve takibin devamına, HMK m. 389 ve 390/2’ye istinaden ortadaki zaruri ve mühim olan durum sebebiyle işbu dava neticeye kavuşana kadar davalının aktif malvarlığı üzerine davalı taraf dinlenmeden, üçüncü kişilere mülkiyeti devri engelleyecek şekilde ihtiyati tedbir konulmasına, davalı aleyhine yüzde yirmiden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderlerinin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP:Davalının cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KAARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "..Taraf defterlerinin incelenmesinde tarafların yazılı bir sözleşme imzalamadığı, 2016 yılından itirabern cari hesaba dayalı olarak çalışıldığı davacı tarafından davalıya elektrik malzemeleri satışı ve montajı hizmeti verildiği verilen hizmetler ardından davaya konu olan faturaların düzenlendiği tarafların takip tarihi olan 23.05.2019 takip tarihinde 152.975 TL ile mutabık olduklarını faiz hesabının ise 7.344,56 TL olduğunu söylemiş,tüm deliller ışığında dosya incelendiğinde tarafların mutabık kaldıkları miktara işleyen faiz toplamı 160.319,56 TL üzerinden davanın kısmen kabulünün gerekeceği, mutabık kalınan alacağın itiraza uğraması nedeniyle takdiren %20 icra inkar tazminatına hükmedileceği takipten asıl alacağı ticari avans faizi uygulanacağı kanaati ile davanın kısmen kabulüne, Büyükçekmece ... İcra Dairesinin ... Esas sayılı dosyasında davalı tarafın 160.319,56 TL borçlu olduğunun tespiti ile bu miktar üzerinden itirazın iptali ve takibin devamına,152.975,00 TL'sına takipten tahsile kadar ticari avans faizi uygulanmasına, 160.319,56TL'sına %20 icra inkar tazminatı uygulanmasına" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının hüküm kısmında; "160.319,56TL'sına %20 icra inkar tazminatı uygulanmasına" karar verildiğini, ancak bu kararın kanuna aykırı olup, kaldırılması gerektiğini, müvekkilinin itirazında haksız ve kötü niyetli olmadığını, davacının faize ilişkin istemi yargılama gerektirdiğinden icra inkar tazminatına hükmedilmesinin kanuna ve yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, faizli tutar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesinin de kanuna ve yerleşik içtihatlara aykırı olduğunu, bahse konu Yargıtay kararlarında davalının kısmen haklılığı hususu itiraz konusu olmadığından irdelenmediğini, sadece faize ilişkin hususların irdelendiğini, kararın bu yönden bozulması, mahkeme aksi kanaatte ise likit alacak olmayan faiz giderinin düşülerek karar verilmesi gerektiğini, istinaf taleplerinin kabulü ile haksız ve hukuka aykırı kararının bozulmasına, dosyanın yeniden incelenmesine, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE: Dava, fatura alacağının tahsili için başlatılan takibe yönelik itirazın İİK 67. madde uyarınca iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karara karşı davalı taraf istinaf yasa yoluna başvurmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, icra inkar tazminatının hesaplanmasında faize ilişkin miktarın dikkate alınıp alınmayacağı noktasındadır. Davaya konu Büyükçekmece ...İcra Dairesi ... Esas sayılı dosyasında davacı tarafından davalı hakkında 152.975 TL fatura alacağı ve 12.824,81 TL faiz olmak üzere toplam 235.621,28 TL üzerinden takip başlatılmış, takibe itiraz üzerine takip durmuştur. Tarafların takip tarihi itibariyle 152.975 TL ile alacak yönünden mutabık oldukları ihtilafsızdır. İlk derece mahkemesince tarafların mutabık kaldıkları 152.975 TL fatura alacağı ile takibe konu her bir faturaya ilişkin 7.344,56 TL faiz olmak üzere toplam 160.319,56 TL üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. İcra İflas Kanunu 67/2.maddesinde ".. borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." şeklinde düzenleme mevcut olup, bu düzenleme uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, davaya konu edilen alacak kalemleri davalı tarafından bilinebilir olduğundan likit kabul edilerek davalı itirazı da haksız bulunmakla mahkemece İİK67/2.maddesi gereği davacı yararına hükmedilen kısım yönünden icra inkar tazminatına karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.738,00 TL harcın, alınması gerekli olan 10.951,42 TL harçtan mahsubu ile bakiye 8.213,42 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 12/03/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/113, K. 2024/375, T. 12.03.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-113-e-2024-375-k-d3aeb8f17f85