Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2021/180 E. 2024/544 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2021/180
Karar No
2024/544
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

44. HUKUK DAİRESİ

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I

DOSYA NO: 2021/180

KARAR NO : 2024/544

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 22/09/2020

NUMARASI : 2018/1143 E. - 2020/500 K.

DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/03/2024

Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından davacı aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, keşidecisi ... Tic Ltd Şti, lehtarın ...Tic Ltd Şti olan 25/07/2016 vadeli ... numaralı çek olduğunun tespit edildiğini, bahsi geçen icra takip dosyasının borçluları ve alacaklısının davacı firma ile hiçbir hukuki ilişkisi olmadığını, bahsi geçen çekin incelendiğinde davacı firmanın kaşesi üzerindeki imzanın da davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olmadığını, davacı ile alacaklı (davalı )arasında hiçbir ticari kredi vb.gibi bir ilişkinin de söz konusu olmadığını beyanla, icra takip dosyası nezdinde borcunun bulunmadığının tespitini, davalının %20'den az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminat ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; davalı bankanın iyi niyetli üçüncü şahıs ve meşru hamil olup, kendisine yapılan devir ve temlik cirosundan önceki ciranta imzalarının sıhhatini araştırabilme imkanının bulunmadığını, davaya konu çekin, bankanın temlik cirosu ile devir edilmiş olup, bankanın çekte son hamil durumunda olduğunu, davacı bankanın çekteki imzanın davacıya ait olup olmadığını kesin olarak bilme ihtimalinin mevcut olmadığını, kambiyo senetlerinin mücerretlik ilkesi gereğince asıl borç ilişkisinden bağımsız olduğu ve alacağın varlığının kanıtlanmasına gerek olmadığının Yargıtay kararları ile sabit olduğunu, davacı ile dava dışı diğer borçlular arasındaki hukuki ilişkide bankanın taraf olmadığını, davaya konu çek sebebi ile davalı bankanın alacaklı olduğundan, alacağın tahsili için işlemlere başladığını beyanla, haksız davanın reddini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "....Yapılan yargılama, davacı tarafın iddiaları, davalıların beyanları, tanzim olunan adli tıp raporu ve tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde; İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile keşidecisi ... Tic Ltd Şti, lehtarın ... Tic Ltd Şti olan 25/07/2016 vadeli ... numaralı çekin takibe konulduğu, davacının ciranta imzasının kendisine ait olmadığını iddia ile borçlu olmadığının tespine yönelik menfi tespit davası açtığı, davacının mukayaseye esas alınabilecek imzalarına havi belgelerin celbinden sonra yaptırılan adli tıp incelemesinde imzanın davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği, bu itibarla takibe konu kambiyo senedinden kaynaklı takip dosyası nedeni ile davacının borçlu olmadığı anlaşılmakla, davanın kabulü ile davacının icra takip dosyasında borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiş, ayrıca davalı bankanın takipte kötü niyetli olduğu sabit olmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine" karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Müvekkili Banka'nın iyi niyetli 3. şahıs ve meşru hamil olduğunu, kendisine yapılan devir ve temlik cirosundan önceki ciranta imzalarının sıhhatini araştırabilme imkanı bulunmadığını, müvekkili bankanın kötü niyetli olmaması sebebiyle,yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, icra takibinin, çekteki imzanın davacı tarafa ait olmadığı bilinerek kötü niyetle başlatılmasının söz konusu olmadığını, müvekkili Bankanın iyi niyetli olduğunu, davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, kararının kaldırılarak, davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, imza inkarına dayalı olarak İİK'nın 72. maddesi gereğince açılan menfi tespit istemine ilişkindir. Uyuşmazlık; dava konusu İstanbul ....İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasına konu çek nedeniyle üzerindeki imzaların davacıya ait olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı taraf, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Kural olarak, imzası inkar edilmeyen senetlere karşı açılan menfi tespit davasında ispat yükü davacı borçludadır. Ancak senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzasının borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (Yargıtay HGK’nın 2006/12-259 Esas,2006/31 Karar sayılı kararı). Kambiyo senetlerinde imzada sahtecilik mutlak defilerden olup, borçlu olunmadığı iddiası çeki elinde bulunduran herkese karşı ileri sürülebileceğinden, çeki elinde bulunduranın iyiniyetli olması veya denetleme yükümlülüğünün olup olmaması aranmayacaktır. Bu nedenle aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Dava konusu çek üzerinde yaptırılan adli tıp incelemesi neticesinde dosyaya sunulan rapora göre, davacıya ait imzalar ile itiraza konu çek üzerinde yer alan imzaların davacı el ürünü olmadığı yönünde görüş bildirildiği böylelikle davalıların söz konusu çek yönünden ispat yükünü yerine getiremediği, Mahkemece bu çek yönünden davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. Davanın kabulüne karar verilmiş olmasına göre, davalılar aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücreti hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yasa gereği haksız çıkanın yargılama giderlerinden sorumlu olduğu, kötü niyet tazminatına ise hükmedilmediği anlaşılmıştır.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 22/09/2020 tarih ve 2018/1143 E., 2020/500 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.415,50-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 853,87-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.561,63-TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/03/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2021/180, K. 2024/544, T. 14.03.2024, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2021-180-e-2024-544-k-810d2ababf2a