Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2021/16 E. 2024/377 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2021/16
- Karar No
- 2024/377
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: 2021/16
KARAR NO: 2024/377
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: 17/09/2020
NUMARASI: 2019/172 Esas - 2020/474 Karar
DAVA: Menfi Tespit
İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/03/2024
Taraflar arasındaki Menfi Tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının kardeş olduklarını, cirosu yüksek olan ve ihracat yapan davalı şirkette 1/2 oranında hissedar olduklarını, şirketten elde ettikleri gelirin büyük kısmını gayrimenkule ve ... Kurumuna yatırdıklarını, yaklaşık bir yıldır davacı ile davalı arasında daalının yarattığı olaylar nedeni ile ihtilaf bulunduğunu, şirketin tamamen davalının kontrolü altında hiçbir yasal denetime tabi olmadan içinin boşaltıldığını izah edilen nedenlerle davalı şirketin banka hesaplarındaki para hareketinin ve bununla ilgili talimatların şirket kaşesi üzerine her iki ortağın müşterek imzası olma zorunluluğu olmasına rağmen yapılan tüm işlemlerin nasıl ve kimin tarafından yapıldığının ve yapılan usülsüz transferlerin miktarının ne olduğunun, davalıya yine davalı şirketten ne kadarlık bir miktarın, hangi sebeple transfer edildiğinin tespitine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
CEVAP: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın ne için tespit istediğini beyan etmeden ne yönde bir tespit talebi olduğunu bildirmeden afaki bir tespit talebinde bulunduğunu, davacı tarafın tek başına ... A.Ş. Adına menfi tespit davası açmaya yetkili olmadığını, davacı tarafın, tespit istediği ... A.Ş'nin %49 ortağı olduğunu ve tespit istediği dönemlerde müşterek imza yetkilisi olduğunu, tespiti istenen ... A.Ş'ye tasfiye ve genel kurul yapılması talepli açılan davalarda atanan kayyımlar tarafından açılan bir davanın olmadığını çünkü ... şirketi ticareten demir çelik işi yaptığını, bu yönde olağan işlerinin olduğunu, davacı tarafça açılan Gaziosmanpaşa Asliye Hukuk Mahkemesi ve İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılan davaların reddedildiğini, davacı tarafın, müvekkili ile olan hasmane durumundan ötürü hayali iddialar içerisinde mesnetsiz ve usulen yerinde olmayan derdest ve mükerrer davalar ikame ettiğini, iş bu nedenle davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. Davalı ... Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, davacı tarafça açılan davada hangi hususun tespitinin istediğinin belli olmadığını, eda davasının açılması mümkün olan hallerde tespit davasının açıldığını, davacının, müvekkilinin hesap işlemlerinin incelenmesi amacıyla İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava ikame ettiğini, iş bu dava, davacının iddialarını somutlaştıramaması nedeniyle reddedildiğini, davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, bu nedenlerle dava şartı olan eksikliğin bulunması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesini, hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz davanın esastan reddini, vekalet ücreti ve yargılama masraflarının davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "....Talep edilen hususlar, şirketler hukukunda bilgi edinme hakkı kullanılmak suretiyle - bilgi edinme koşulları içinde - tespit edilmesi mümkün ve zorunlu olup, bu hususlarda tespit davası açılması mümkün olmadığından davanın usulden reddine " karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalının kardeş olduğunu ve cirosu yüksek olan ve ihracat yapan şirkette davacı ile davalının 1/2 oranında hissedar olduklarını, şirketten elde ettikleri gelirin büyük kısmını gayrimenkule ve Demirci Eğitim Kurumuna yatırdıklarını, davacı ile davalı arasında davalının yarattığı olaylar nedeni ile ihtilaf bulunduğunu, şirketin tamamen davalının kontrolü altında hiçbir yasal denetime tabi olmadan içinin boşaltıldığını ve ayrıca İstanbul 13.Asliye Ticaret Mahkemesinde davalının kendi talebiyle şirkete kayyum tayin edildiğini ve bu kayyum yönetimi döneminde bile davalının müvekkilinin şirket ile ilgili hiçbir bilgi ve belgeye ulaşamadığını ve ayağının kırıldığını ve bu suçtan dolayı davalı 1yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldığını ve kararın kesinleştiğini , bunun yanısıra müvekkiline fabrikada yedi el tabancayla ateş ettiğini ve buna ilişkin ceza davasının da devam ettiğini, izah edilen nedenlerle davalı şirketin banka hesaplarındaki para hareketinin ve bununla ilgili talimatların şirket kaşesi üzerine her iki ortağın müşterek imzası olma zorunluluğu olmasına rağmen yapılan tüm işlemlerin nasıl ve kimin tarafından yapıldığının ve yapılan usülsüz transferlerin miktarının ne olduğunun, davalıya yine davalı şirketten ne kadarlık bir miktarın, hangi sebeple transfer edildiğinin tespitini talep ettiklerini ancak mahkemenin bu iddialarını dikkate almamış, şirketin 1/2 ortağı davacı ...'nin şirketi denetleme yetkisinin elinden alındığını ve usulsüz işlemler yapıldığını tespit etmek için açtığı davayı usul ve yasaya aykırı olarak reddettiğini, olağanüstü koşullara sahip olaylar nedeniyle yasanın hükmünün yerine getirilemediğini ve dava hakimin önüne gelmiş ise bu şartın mahkeme tarafından ilgili Şirket ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı ...'den şirket ile ilgili bilgi ve belge ile ilgili bankalardan hesap hareketleri incelenerek delillerinin değerlendirilmesi gerekirken veya bunun için bu şartın yerine getirilmesi için süre verilmesi gerekirken davadan kaçınarak kanuna, mevzuata ve hukuka aykırı olarak davanın şekli hukuk bakımından reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu karar ile mahkeme müvekkilinin adalete erişimini engellendiğini ve geciktirildiğini ve bununla maddi ve manevi zarara uğradığını, müvekkilinin bu şekli şartlarla uğraşırken ve uzman mahkeme ararken şirket ortaklarından ... ihracat yapan ve kapasitesi ile kendi alanında yaptığı işle ilgili olmak üzere Avrupa'da kendi alanında ilk üç arasına giren ... A.Ş. İsimli şirketi tabela şirketi haline getirmiş içini boşalttığını ve müvekkilini çok büyük zararlara uğrattığını, Mahkemenin yargılama yapmaları gereken konuda yargılamadan kaçındığını, açıklanan sebeplerle yapılacak inceleme sonucunda usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Dava, davacı ve davalının ortağı oldukları davalı şirketin banka hesaplarındaki para hareketinin ve bununla ilgili talimatların, davalı şirketin her iki ortağın müşterek imzası olma zorunluluğu olmasına rağmen yapılan tüm işlemlerin nasıl ve kimin tarafından yapıldığının, yapılan transferlerin miktarının ne olduğunun, davalıya yine davalı şirketten ne kadarlık bir miktarın, hangi sebeple transfer edildiğinin tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş , karara karşı davacı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 106. maddesinde tespit davasıyla ilgili olarak "Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz." şeklinde düzenleme yapılmıştır. Tespit davasında verilen karar ile hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu kesin olarak tespit edilir. Bir tespit davasının kabule şayan olabilmesi için, bu davanın konusunu oluşturan hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının menfaatinin (hukuki yararının) bulunması gerekir. Tespit davasında; eda davasından ve inşai davadan farklı olarak, davacının böyle bir menfaatinin bulunduğu varsayılmaz. Tespit davasında davacı, kendisi için söz konusu olan tehlikeli veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın, ancak tespit davası ile giderilebileceğini kanıtlamalıdır. Çünkü tespit davası, hukuki bir durum ya da hak henüz inkar ya da ihlal edilmeden, yani herhangi bir zarar doğmadan açılabildiğinden, menfaatin doğmuş ve güncel olması gereğinin bir istisnası olarak ortaya çıkmıştır. İşte davacının hukuki ilişkinin derhal tespitinde menfaatinin (hukuki yararının) varlığı için öncelikle davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel (halihazır) ve ciddi bir tehditle karşı karşıya olması gerekir. Bu tehdit çoğunlukla davalının davranışları ile ortaya çıkar. Bu tehdidin davacı için bir tehlike oluşturabilmesi, bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumunun tereddüt içinde olmasına ve bu hususun, davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmasına bağlıdır (Aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu'nun 22.05.2013 gün ve 2013/22-561 Esas, 2013/733 Karar sayılı kararında da benimsenmiştir.).Davacının tespit davası ile istediği hukuki korunma, diğer dava çeşitlerinden biri ile sağlanabiliyorsa, o zaman davacının o konuda tespit davası açmakta hukuki yararı yoktur (Kuru/ Arslan/ Yılmaz- Medeni Usul Hukuku Ders Kitabı, Ankara 2011, 22. baskı, s.274)Somut olayda davalı şirket yönünden 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun “Bilgi alma ve inceleme” başlıklı 614/1 ve 2. Maddelerinde "her ortağın , müdürlerden, şirketin bütün işleri ve hesapları hakkında bilgi vermelerini isteyebileceği ve belirli konuda inceleme yapabileceği, genel kurulun, bilgi alınmasını ve incelemeyi haksız yere engellemesi halinde ortağın istemi üzerine mahkemece bu hususta karar verileceği" yasal düzenlemelerine göre başvuruda bulunulması, diğer davalı ortak yönünden eda davası ile zararı varsa tazmini yoluna başvurulabilmesi mümkün iken davacının, davalı şirketin banka hesaplarındaki para hareketlerine, bununla ilgili talimatlara yönelik işlemlerin ve işlem bedellerinin tespitini talep etmesinde meşru ve güncel bir hukuki yararı bulunmamaktadır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf karar harcı başlangıçta peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.12/03/2024