Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi 2021/1127 E. 2025/182 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Daire
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/1127
- Karar No
- 2025/182
- Karar Tarihi
T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
45. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:2021/1127
KARAR NO:2025/182
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2019/768
KARAR NO:2021/239
KARAR TARİHİ:11/02/2021
DAVA:Sıra Cetveline İtiraz (Kayıt Kabul)
KARAR TARİHİ:19/02/2025
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin müflis şirkete bir takım kimyasal ürün satışı ve teslimini yaptığını, faturalarını teslim ettiğini, ancak fatura bedellerinin ödenmediğini, satışa konu ürünlerin tartılmak suretiyle müflis şirket tarafından teslim alındığına ilişkin imzalı sevk irsaliyeleri ve tartı tutanaklarının mevcut olduğunu, müvekkili şirket tarafından düzenlenen faturaların müflis şirkete teslim edildiğini ve müflis şirketin ticari defter kayıtlarına işlendiğini ancak cari hesap bakiyesinin ödenmediğini, alacağın sıra cetveline alınması için 29. sıradan masaya başvuru yapıldığını, iflas idaresince müvekkili şirketin alacağının hangi gerekçeyle reddedildiğinin tebliğ edilmemesi sebebiyle öğrenilemediğini beyanla, müvekkili şirketin alacağının masaya 4.sırada kayıt ve kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, davacı tarafın iflas idaresine başvurduğunu ancak başvurusunun dayanağı olabilecek yazılı belge aslı veya tasdikli sureti, senet veya belge sunmadığını, müflisin ticari kayıtlarında da davacıya ilişkin bir kayıt bulunmadığını ayrıca söz konusu alacak faturaya konu olan, mal ve hizmetin yerine getirilip getirilmediği, bedelin ödenip ödenmediği hususlarının yargılamaya muhtaç olduğu ancak dosyaya kesinleşmiş bir mahkeme kararı da ibraz edilmediğini beyanla, davanın reddine yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; ''Dava mahiyeti itibariyle, davacının fatura alacağına dayalı masaya kayıt başvurusunun reddedilmesi nedeniyle açılan kayıt kabul davasıdır... İflas sayılı dosyasına müzekkere yazılarak, iflas kararını veren mahkeme, dosya numarası, kararın kesinleşip kesinleşmediği, iflas idare temsilcileri atanıp atanmadığı, atanmış ise yetki sınırları ve isim ve adresleri, davacının alacak kaydı için verdiği dilekçe, ekleri ve iflas masasının kararı, sıra cetveline ilan tarihleri, ret kararının davacıya tebliğ tarihi, davacının masraf verip vermediği, ikinci alacaklar toplantısının yapılıp yapılmadığı hususlarında gerekli bilgi ve belgeler istenmiştir. İflas müdürlüğünden verilen cevapta, müflis şirketin İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/810 E. Sayılı dosyasından verilen 11/07/2019 tarihli kararla, karar tarihi itibariyle iflasına karar verildiği, davacının kayıt başvurusunun reddine karar verildiği, davacı tarafından tebliğ için gider avansı yatırıldığı, sıra cetveli ilanı ve masa kararının 18/12/2019 tarihinde alacaklı tarafa tebliğ edildiği, sıra cetvelinin 23/12/2019 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde ve 12/12/2019 tarihli Milliyet gazetesinde yayınlandığı bildirilmiştir. Davanın İİK. m. 235'te düzenlenen 15 günlük hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmıştır. Uyuşmazlık ise; davacının müflis şirkete faturadan kaynaklı mal teslim edip etmediği, teslim ettiyse bakiye ne kadar alacağının bulunduğu noktasında toplandığı tespit edilmiştir.Taraflarca bildirilen deliller toplanmış, tarafların defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılması için inceleme günü tayin edilmiş, davacı tarafın defterleri ve davalı tarafa ait BA formları görevlendirilen mali müşavir bilirkişi tarafından incelenmiş, davacı tarafların defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme sonucu tanzim edilen rapor dosyaya sunulmuştur. Bilirkişi raporunda özetle, taraflar arasında ticari ilişkinin olduğu, davalının vergi dairesine bildirdiği BA formları ile davacının bildirdiği BS formlarının birbirini doğruladığı, davalının inceleme günü defterlerini sunmadığı, davacının defterlerine göre dava konusu faturaların davacı tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının toplam 77.752,31 TL alacaklı olduğu rapor edilmiştir.Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafın defter kayıtları, vergi dairesinden celp edilen BS-BA formları, bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davalı tarafın BA kayıtlarından anlaşılacağı üzere faturalar karşılığında mal veya hizmetin verildiğine ilişkin ispat yükünün yerine getirilmiş olduğu, davalı tarafından faturalara dayalı cari hesabın bir kısmının ödemediği anlaşılmış, davacının masaya başvuru miktarı kadar alacaklı olduğunun belirlenmiş olması nedeniyle davanın kabulüne" karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, davanın hak düşürücü sürede açılmadığını, bilirkişi tarafından eksik incelemeye dayalı olarak rapor düzenlendiğini, müflis şirket yetkilisi ... tarafından 15/01/2020 tarihinde verilmiş olan dilekçe ile ticari defterlerin ... elden teslim edildiğini, iflas müdürlüğü tarafından eksik inceleme yapılarak defterlerin olmadığına ilişkin derkenar düzenlendiğini, defterlerin ... olduğunu, bu nedenlerle bilirkişi raporunun hükme elverişli olmadığını, ek rapor alınması taleplerinin mahkemece reddedilmesinin hukuka aykırı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır.Dava, İİK 235. maddesi gereğince açılmış olan sıra cetveline itiraz (kayıt kabul) davasıdır.İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/810 E. sayılı dosyasından verilen 11/07/2019 tarihli karar ile ...A.Ş. 'nin iflasına karar verildiği, tasfiye işlemlerinin ... İflas sayılı dosyası üzerinden yürütüldüğü anlaşılmıştır. Mahkemece davanın kabulü yönünde hüküm tesis edilmiş, davalı vekili usul ve esas yönünden itirazlarını ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur.Zorunlu arabuluculuk;Davalı tarafça, zorunlu arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğinden bahisle öncelikle davanın usulden reddine karar verilmesi talep edilmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu, 07/06/2012 tarihinde kabul edilerek, 22/06/2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Kanunun amacı ve kapsamı 1. maddede, hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yoluyla çözümlenmesinde uygulanacak usul ve esasları düzenlemek olarak ifade edilmiş, 2. fıkrada ise, bu kanunun yabancılık unsuru taşıyanlar da dahil olmak üzere ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri iş ve işlemlerden doğan özel hukuk uyuşmazlıklarının çözümlenmesinde uygulanacağı açıklanmıştır. Yasanın 18/A bendinde "Dava şartı olarak arabuluculuk" düzenlenmiştir. İlk fıkrada, ilgili kanunlarda arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine uygulanması gereken hükümlerin devam eden fıkralarda düzenlendiği vurgulanmış, 2. fıkranın son cümlesinde, arabuluculuğa başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden red kararı verileceği ifade edilmiştir. Söz konusu yasal düzenleme 06/12/2018 tarihinde kabul edilerek, 19/12/2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanmıştır. Yasal düzenleme, 7155 sayılı Kanunun 23. maddesi ile getirilmiştir. Aynı yasanın 20. maddesinde ise, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesinden sonra gelmek üzere "3.Dava şartı olarak arabuluculuk" maddesinin eklendiği belirtilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesinde, bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiştir. Somut olayda dava bir alacak ya da tazminat davası olmayıp masaya kayıt davasıdır. Kayıt kabul davaları alacağın iflas masasına kaydı istemine ilişkin olup, belirli bir miktarın tahsiline yönelik olmadığından, alacağın iflas masasına kaydına karar verilmekle yetinilir. Alacağın ödenmesi ancak tasfiye sonunda masa mevcudunun sıra cetveline uygun biçimde dağıtımı aşamasında gerçekleşir ve alacakların tam olarak ödenip ödenmeyeceği ancak bu aşamada anlaşılabilir. Yargıtay uygulaması da aynı yönde olup, bu tür davaların maddi hukuk ilişkilerine etkisi olan bir takip hukuku davası olduğu, alacaklı ile borçlu arasında geçen gerçek anlamda bir eda davası olmadığı, dava sonunda verilen hükmün, yalnız derdest iflas davası bakımından, alacağın müflisin aktifinin paylaştırılmasında hesaba katılıp katılmayacağı veya ne miktarda sıra cetveline dahil edileceğini belirlediği, davanın bu niteliği gereği alacak davalarından farklı olarak, alacak tutarı üzerinden nispi harç ve vekalet ücretine değil maktu harç ve vekalet ücretine hükmedileceği ilkesi benimsenmiştir (Yargıtay 11. HD.'nin 08/02/1988 T., 1987/5894 E., 1988/605 K. sayılı kararı). Öte yandan, İcra ve İflas Kanunu'nun 226. maddesine göre; iflas idaresi masanın yasal temsilcisi olup bu temsil yetkisi, masanın menfaatlerinin gözetilmesi ve tasfiye ile sınırlıdır. İflas idaresi, davayı organ olarak takip ettiği için, dava ile ilgili bütün işlemleri yapabilir. Yani, bütün özel yetkilere (karş: HMK. m.74) sahiptir. Ancak, İcra ve İflas Kanunu sıra cetvelinin nasıl düzenleceği hususunda hükümler sevk etmiştir. İflas idaresi bu hükümlere uymak zorundadır. Bu itibarla, iflas idaresinin sulh ve tahkim yetkisi sınırlandırılmıştır (İİK. m. 226/II). Şöyle ki; iflas idaresi, belli bir miktara kadar olan alacaklar (mal varlığı hakları) hakkında, doğrudan doğruya sulh olabilir ve tahkim (sözleşmesi) yapabilir. İflas idaresinin belli bir miktardan fazla alacaklar hakkında sulh olabilmesi veya tahkim (sözleşmesi) yapabilmesi için, ikinci alacaklılar toplanması tarafından, iflas idaresine bu konuda özel bir yetki verilmiş olması gerekmektedir (İİK. m. 226/II). Bu hükümde sadece sulhtan söz edilmekte ise de; kabul (HMK. M. 308 ) ve feragat (HMK. m. 307) bakımından da, iflas idaresinin yetkisinin sulhtaki gibi (belli bir miktar ile) sınırlı olduğu sonucuna varılmalıdır (Prof. Dr. Baki Kuru: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2. Baskı, 2013, s: 1303-1305); bu tasarruflar ikinci alacaklılar toplantısının kararını istihsal etmek zorundadır. Diğer yandan kayıt kabul davası sonunda verilecek hükmün sonucu sadece davacı alacaklı ile müflis borçlunun haklarını etkilemeyip, masada kayıtlı olan veya olacak olan ve işbu davanın tarafı da olmayan dava dışı alacaklı 3. kişilerin de haklarını etkileyeceğinden arabuluculuk görüşmeleri sonunda yapılacak anlaşma ise yine dava dışı 3. kişi alacaklıların maddi hukuktan kaynaklanan hak ve alacaklarını yani masadaki paylarını doğrudan etkileyecektir. Açıklanan nedenlerle kayıt kabul davası, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerini içermediği gibi iflas idaresinin arabuluculuk görüşmesine katılma yetkisi de olmadığından, kayıt kabul davası yönünden dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulması dava şartı değildir. Hak düşürücü süre; İİK 235. maddede, sıra cetveline itiraz edenlerin, cetvelin ilanından itibaren 15 gün içinde iflasa karar verilen yerdeki ticaret mahkemesine dava açmaya mecbur oldukları, 223. maddenin üçüncü fıkrası hükmünün mahfuz olduğu belirtilmiştir. Maddede düzenlendiği üzere, sıra cetveline itiraz davası açma süresi 15 gündür. Süre, sıra cetvelinin ilanından itibaren başlar. İİK 166. maddedeki gazetelerde yapılan ilanlardan en son ilan tarihinden itibaren işlemeye başlar. İflas masasına alacak yazdırırken, tebligatı kabule elverişli adres gösterilerek, Adalet Bakanlığınca çıkarılan tarifede gösterilen yazı ve tebliğ giderlerini avans olarak vermek suretiyle, iflas idaresince alınacak kararların kendisine tebliğ edilmesini istemiş olan alacaklılara, alacaklarının kabul veya ret edildiği ayrıca tebliğ edilir (İİK 223). Bu alacaklılar için sıra cetveline itiraz davası açma süresi, sıra cetvelinin ilanından itibaren değil, bu tebligatın yapıldığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Kayıt kabul davası için yasada öngörülen 15 günlük süre özel dava şartıdır. ... İflas sayılı dosyasında verilen cevabi yazıda; davacı vekilinin 20/09/2019 havale tarihli dilekçesi ile müflis masasına 29 Kayıt numarası ile 77.752,31 TL alacak kayıt talebinde bulunduğu, iflas idaresince tanzim olunan sıra cetvelinde talep edilen alacak bedelinin tamamının reddedildiği, davacı tarafından tebliğ giderinin depo edildiği ve sıra cetvelinin davacı tarafa 18/12/2019 tarihinde tebliğ edildiği bildirilmiştir. Davacı tarafından iflas masasına başvurulduğu sırada tebligat masraf avansı yatırıldığından 15 günlük yasal süre, tebliğ tarihi olan 18/12/2019 tarihinden itibaren hesaplanacaktır. İşbu dava ise 30/12/2019 tarihinde 15 günlük hak düşürücü süre içerisinde açılmıştır.Esasa yönelik itirazlar İİK'nın 195/1. maddesinde "Borçlunun taşınmaz mallarının rehni suretiyle temin edilmiş olan alacaklar müstesna olmak üzere iflasın açılması müflisin borçlarını muaccel kılar. İflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ile takip masrafları anaya zammolunur." hükmü yer almaktadır. İİK'nın 195. maddesinde müflisin borçlarının iflasın açılması ile muaccel olacağı ve iflasın açıldığı güne kadar işlemiş faiz ve takip masraflarının ana paraya ilave edilerek masaya kaydedileceği öngörülmüş olduğuna göre, iflas masasına yazılacak alacakların iflas tarihi itibariyle hesaplanıp, belirlenmesi gerekmektedir.Kayıt kabul davalarında ispat yükü kural olarak hakkının tanınmasını isteyen davacı alacaklıda olup, davacı alacağının mevcudiyetini gerçek bir hukuki ilişkiye dayandığını sonradan düzenlenmesi mümkün olmayan ve birbirini doğrulayan delillerle ispatlamalıdır. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin 08/12/2014 tarihli 2014/10328 E. 2014/7923 K. sayılı kararı) Mahkemece mali müşavir M. Turgay Polat'tan alınan bilirkişi raporunda özetle; Davalı müflis şirketin defter ve belgeleri incelenmek üzere 18/12/2020 tarihinde İstanbul Anadolu ...İcra Dairesi'ne gidildiği, İcra Müdürlüğünden müflis şirket yetkilisinin ... iflas sayılı dosyasına şirketin ticari defterlerinin teslim edilmediğinin öğrenildiği ve İcra Müdürlüğünden derkenar yazısı alındığı, bu nedenle davalı şirketin defter ve belgelerinin incelenemediği, davacı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, davalı müflis şirketin 2016 yılı BA formu incelendiğinde davacının düzenlediği faturaların 2016 yılında bildirim konusu yapıldığı ve taraflara ait BS-BA formlarının birbirlerini doğruladığı, davacının incelenen defter ve belgelerine göre davalı müflis şirketten 77.752.31 TL alacaklı olduğu hususunda rapor düzenlenmiştir. Rapora ekli ve ... İflas sayılı dosyasında düzenlenen 18/12/2020 tarihli yazı; "Bilirkişi ... müdürlüğümüze başvurarak her ne kadar müflis şirkete ait ticari defterleri incelemek istemişse de müflis şirket yetkilisi tarafından müflis şirkete ait ticari defterler müdürlüğümüze teslim edilmemiştir. İş bu derkanar Bilirkişi ...'ın 18.12.2020 tarihli dilekçesine istinaden kendisine verilmiştir." şeklindedir.Davalı vekili bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde; müflis şirket yetkilisi ... tarafından 15/01/2020 tarihinde verilmiş olan dilekçe ile ... adlı ... içinde müflis şirket ... A.Ş'ye ait 2017-2018-2019 Kebir ve yevmiye defterlerinin İstanbul Anadolu ... İcra ve İflas Müdürlüğüne elden teslim edildiğini, bilirkişi raporuna ekli İflas Müdürlüğü tarafından düzenlenmiş derkenarın bu nedenle kabulünün mümkün olmadığını, defterlerin İstanbul Anadolu ... İcra İflas Müdürlüğünde olduğunu beyan ederek, yerinde inceleme yapılmasını talep etmiştir. İşbu dilekçe ekinde ise 15/01/2020 tarihli ... hitaben ... tarafından yazılan "..." başlıklı belge ibraz edilmiş, bu belge içeriğinde ...'nun şirkete ait defterleri elden teslim ettiğini beyan ettiği anlaşılmış ve söz konusu tutanak icra müdürü tarafından "görüldü" kaşesi ve imza ile kaydedilmiştir. İddia ve savunma hakkı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun hukuki dinlenilme haklı başlıklı 27. maddesi ile usul hukukumuza yansıtılmıştır. Anılan maddenin birinci fıkrasında davanın taraflarının kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip oldukları belirtildikten sonra maddenin ikinci fıkrasında bu hakkın "açıklama ve ispat hakkı"nı da içerdiği vurgulanmıştır.Davanın taraflarının usul hukuku hükümlerine aykırı şekilde yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasının engellenmesi, açıklama ve ispat hakkını kullanmalarının kısıtlanması, hukuki dinlenilme hakkının ihlali sonucunu doğurur. Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru hukuki dinlenilme hakkıdır. Anayasamızda yer alan hak arama hürriyetinin kullanılabilmesi ve adil yargılama hakkının unsurlarından olan, taraflar arasında silahların eşitliği ilkesinin hayata geçirilebilmesi ancak yargılamanın her iki tarafına da iddia ve savunma haklarını yeterince ve tam olarak kullanmalarına imkan tanınması halinde mümkündür.... tarafından bilirkişinin talebine istinaden düzenlenen 18/12/2020 tarihli yazıda müflis tarafından defterlerin ibraz edilmediği ifade edilmiş ise de, davalı vekili tarafından sunulan 15/01/2020 tarihli tutanakla defterlerin elden teslim edildiği anlaşılmakla, bu durumda mahkemece davalı şirkete ait defter ve kayıtlar yönünden bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi verilerek, ek rapor düzenlenmesinin istenilmesi gerekirken, davalının savunma haklarının kısıtlanması sonucunu doğurur şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/768 E. 2021/239 K. Sayılı 11/02/2021 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına,4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iade edilmesine,5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 19/02/2025