Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/551 E. 2018/1804 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/551
Karar No
2018/1804
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2024/1883 KARAR NO:2024/1985 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:10/06/2024 (Ara Karar) NUMARASI:2024/329 Esas TALEP:İhtiyati Tedbir İSTİNAF KARAR TARİHİ:31/12/2024 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:TALEP:İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili talep dilekçesinde özetle; davalı şirketin İstanbul Ticaret Sicil Memurlu nezdinde ... Sicil Numarası 05.10.2007 tarihinde tescil edilerek kurulduğunu, müvekkillerinin murisi ...'ın davalı şirkette %10 oranında pay sahibi iken vefat etmiş ve hisseleri iştirak halinde müvekkillerinin murisinden müvekkillerine intikal ettiğini, 11.10.2007 tarihli ve 6914 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edilen davalı şirketin kuruluş sermayesinin 2.500.000 TL olup müvekkillerinin murisinin nama yazılı ilmühaber ile temsil edilen % 10 oranındaki sermaye payı 250.000,00 TL'ye denk geldiğini, müvekkillerinin murisi kuruluş sermayesini ödemiş olmasına rağmen şirketten ıskat edilmeye Çalışıldığını, şirketin uzun yıllardan beri olağan genel kurullarını yapmadığını, şirketin kurulduğundan bu yana kar payı dağıtmadığını, davalı şirketin sermaye artırma kararının müvekkillerinin payını azaltmaya yönelik olduğunu, sermaye artırımı kararının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, sermaye artırımının primli olarak yapılması gerektiğini, artırılan sermayenin ödenmesi için kararlaştırılan süre; müvekkillerinin artırılan sermayeyi ödeyebilme imkanını ortadan kaldırmaya yönelik olduğunu, sermaye artırım kararının ihtiyaçtan değil, müvekkillerinin paylarını azaltmaya yönelik olduğunu, davalı şirketin uzun yıllardan beri olağan genel kurullarını yapmayarak, şirketin faaliyetlerini ve mali yapısını ortaklardan gizlediğini, davalı şirketin malvarlığının koruma altına alınmasını temin amacıyla dava tarihi itibariyle şirketin borçlandırılmasına yol açabilecek her türlü işlemin önlenmesi amacıyla dava sonuçlanıncaya kadar tedbir uygulanmasına ve tedbiren kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda,"Talep, davalı şirkete tedbiren kayyımı tayini istemine ilişkindir. İhtiyati tedbir 6100 Sayılı HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. HMK m. 389 hükmüne göre ise ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkansız hale gelebileceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan haller, genel bir ihtiyati tedbir sebebi veya şartı olarak kabul edilmiştir. Bu şartlardan birisinin mevcudiyeti halinde, mahkemece, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilecektir. Somut olayda, davalı şirketin organlarının bulunmadığının iddia edilmediği, kötü yönetim sebebi ile davalı şirkete kayyım tayin edilmesi gerektiği konusunda yaklaşık ispatın da sağlanamadığı anlaşılmakla davalı şirkete tedbiren kayyım atanması talebinin bu aşamada reddine, " karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirket yönetim kurulu bir ay sonraya ertelediği genel kurul toplantısını gerçekleştirmemek suretiyle bu yöntemden vazgeçmiş ve bu defa hedefi için sermaye artırımı bilgilendirmesini ihtar yoluyla yapmış 6102 sayılı Kanun uyarınca pay sahipliği sıfatıyla sahip olduğu haklarından ve bunların kullanılmasından haksızca mahrum edleceğinden tedirgin olan davacıların murisi tarafindan İstanbul ... Noterliği'nin 21.02.2020 tarih ve ... numaralı Yevmiyesinde kayıtlı ihtarnamesi ile cevap verilereksonra pandemi sürecinin de araya girmesiyle uzun bir süre sessizliğini koruyan davalı şirket bu defa 11.08.2020 tarihinde müvekkillerin murisine tebliğ edilen Beşiktaş ... Noterliği'nin 10.08.2020 tarih ve ...Numaralı Yevmiyesinde kayıtlı bir ihtarname ile “Davalı şirket yönetim kurulunun aldığı 25.06.2020 tarih ve 2020/2 sayılı kararla 250.000,00 TL tutarındaki ödenmemiş sermaye borcunun 1 ay içerisinde faizi ile birlikte ödenmesini, aksi takdirde hakkında ıskat prosedürünün başlatılacağı” ihbar ve ihtar edilmiştir. davalı şirket tarafından haksız ve hukuka aykırı olarak yapılmak istenen ıskat işleminin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve müvekkillerin murisinin davalı şirkete karşı sermaye borcunun bulunmadığının tespit edilmesi için 07.10.2020 tarihinde tarafımızca tespit davası ikame edilmiş olup söz konusu dava İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 2020/551 E. numarası ile görüldüğünü 16.10.08.2020 tarihli ihtarnameyi takiben davalı şirket bu sefer 09.10.2020 tarihinde müvekkillerin murisine, Beyoğlu .... Noterliği'nin 09.10.2020 tarih ve ... Yevmiye Nolu ihtarnameyi keşide etmiş ve 15.09.2020 tarih ve 2020/4 sayılı yönetim kurulu kararı uyarınca davacılardan murisi hakkında ıskat kararı alınmış olduğunu davacılar murisine ihtar ve ihbar ettiğini, davacıların murisilerin murisi tarafindan 21.02.2020 tarihli ihtarname ile davacıların murisilerin murisi'nin şirkete karşı sermaye koyma borcu bulunmadığı ve şirketin en son bilançosuna bakıldığında herhangi bir ödenmemiş sermayenin mevcut olmadığının görüldüğü hukuka uygun olarak bildirilmiş olup, tüm bu açıklamalarımıza rağmen davalı şirket yönetim kurulu tarafından bu hususun hiçbir şekilde gözetilmemesi ve yönetim kurulu tarafindan 15.09.2020 tarih ve 2020/4 sayılı kararın alınmış olması tamamen haksız ve hukuka aykırı olup ıskata ilişkin alınmış olan söz konusu yönetim kurulu kararının butlan ile sakat olduğu iddiası ile İstanbul 19. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/536 E sayılı dosyası ile dava açıldığını, Davalı şirket 2018, 2019, 2020, 2021. 2022 tarihleri olağan genel kurullarına yapmadan ve şirket ortaklarına şirketin mali yapısı hakkında bilgi vermeden Olağanüstü Genel Kurul kararı almış ve tek maddeden oluşan "Şirketin borçlarının olması ve yeni yatırımlar yapacak olması nedeniyle finansal ihtiyacın karşılanması amacıyla sermaye artırımı yapılması elzem olduğundan Şirket'in halihazırda tamamı ödenmiş olan 2.500.000 TL tutarındaki sermayesinin 20.000.000 TL artırılarak 22.500.000 TL'ye çıkartılması ve buna bağlı olarak Şirket Ana Sözleşmesi'nin "Sermaye" başlıklı 6. maddesinin tadilinin görüşülmesi ve onaylanması" gündemiyle olağanüstü genel kurul yapmaya karar verdiğini, Davalı şirketin olağanüstü genel kurul toplantısı 15.04.2024 tarihinde yapılmış ve bu olağanüstü genel kurulda müvekkillerimizin olumsuz oyuna karşılık sermaye artırımı oy çokluğu ile kabul edilmiş ve bu karara uygun olarak Ana Sözleşme'nin "Sermaye" başlıklı 6. maddesi değiştirildiğini, sermayenin artırılması ve ana sözleşmenin sermaye başlıklı 6. Maddesinin değiştirilmesine ilişkin karara müvekkillerimiz hem karşı oy kullanmışlar ve karara açık muhalefet etmişler hemde bu açık muhalefetlerini tutanağa derç ettirdiklerini davalı şirket hakim ortaklarının davacıların murisinin ve davacıların şirkette etkisiz kılınmasına ve şirketten ıskat edilmelerine yönelik kötüniyetli davranışları sebebiyle müvekkillerimizin bu ortaklığı sürdürmeleri artık kendilerinden beklenilemeyeceğinden ve bu duruma katlanılmasının mümkün olmaması sebebiyle TTK 531 gereğince şirketin haklı nedenle tasfiyesi, hisselerin gerçek değeri üzerinden alınması ve tazminat istemi ile genel kuruldan önce arabulucuya başvurulmuş ancak uzlaşma sağlanamadığından İDM de görülen yukarıda dosya numarası yazılı bulunan dava ile şirketin feshi için dava açılmış ve davada; davalı şirketin malvarlığının koruma altına alınmasını temin amacıyla dava tarihi itibariyle şirketin borçlandırılmasına yol açabilecek her türlü işlemin önlenmesi amacıyla tedbir uygulanmasına ve şirkete tedbiren kayyım atanması talep olunmuş Davalı şirket ertelenen ve erteleme sonucunda tamamlanmayan 11.12.2019 tarihli 2018 Yılı Olağan Genel Kurul Toplantısı'ndan sonra ne ertelenen genel kurulu tamamlamış ne de o günden bu güne kadar herhangi bir olağan genel kurul toplantısı yapmıştır. Şirketin en son olağan genel kurul toplantısı (2016 ve 2017 yıllarına ait) 09.03.2018 tarihinde yapılmış bu tarihten bu güne kadar olağan genel kurul toplantısı yapılmadığından; şirket ortakları ve dolayısıyla davacıların şirketin mali yapısı ve faaliyetleri hakkında bilgi sahibi olamamış olup şirket hakim ortaklar tarafından davacılara ve diğer ortaklara bilgi verilmeden yönetildiğini, Davalı şirketin uzun yıllardan beri olağan genel kurullarını yapmayarak, şirketin faaliyetlerini ve mali yapısını ortaklardan gizlediğini, olağan genel kurullar yapılmadığından şirketin iyi yönetilip yönetilmediğinin bilinmesinin mümkün olmadığını, bununla birlikte şirketin olağan genel kurul yapmamış ve kar dağıtmamış olması şirketin kötü yönetildiğinin başlı başına ispatı olduğunu, Şirketin olağan genel kurul yapmadan yönetilmesi başlı başına kötü yönetim örneği olup davalı şirketin malvarlığının koruma altına alınmasını temin amacıyla dava tarihi itibariyle şirketin borçlandırılmasına yol açabilecek her türlü işlemin önlenmesi gerektiğini beyanla, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve dava sonuçlanıncaya kadar tedbir uygulanmasına ve tedbiren şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Talep, TTK'nın 531. Maddesi uyarınca anonim şirketin fesih ve tasfiyesi istemli davada şirkete yönetim kayyımı atanması istemidir.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talep konusuna ilişkin olarak ihtiyati tedbirin koşullarının bulunup bulunmadığı noktasındadır. Davacı şirket ortakları, şirketin kötü yönetildiği iddia edilerek şirketin fesih ve tasfiyesi amacıyla açılan davada şirkete ihtiyati tedbir yoluyla yönetim kayyımı atanmasını talep etmişlerdir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 531. Maddesi, "Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir." şeklinde düzenlenmiştir. TTK'nda, anonim şirketin münfesih olma durumlarının ortaya çıkması halleri dahil şirkete yönetim kayyımı atanmasına ilişkin herhangi bir düzenleme yoktur. Zira şirketin genel kurul tarafından seçilen yönetim kurulu tarafından idare olunması esastır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu(TMK)'nun 427/4. Maddesinde, bir tüzel kişinin gerekli organlardan yoksun kalmış ve yönetimi başka yoldan sağlanamamışsa yönetim kayyımı atanacağı düzenlenmiş olmakla birlikte, davalı şirkette organ boşluğu bulunduğuna dair herhangi bir iddia mevcut değildir.Yönetim kayyımı atanabilmesi için şirketin yönetim kurulunun bir şekilde oluşturulmasının mümkün olmaması ve bu boşluğun başkaca hukuki yollarla giderilmemiş olması şarttır. Şirketin seçilmiş yönetim kurulu bulunduğu takdirde organ yokluğundan söz etmek mümkün olmadığı gibi, mevcut yönetim kurulunun, çalışamaz halde olması da TTK' nin sistematiği içinde giderilmesi her zaman mümkün bir durumdur. (Yargıtay. 11. H.D'nin 08/03/2018 Tarih ve 2016/7714 E-2018/1804 K. sayılı kararı) 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 389/1. Maddesi ise, mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir, şeklindedir. HMK'nın 390/2 maddesine göre de, tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. İhtiyati tedbir yasada düzenlenen geçici hukuki korumalardan olup, Kanun hükmü, tedbir talep edenin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorunda olduğunu düzenlemiştir.Davacıların, şirketin olağan genel kurullarının yapılmadığı ve ortakların şirketin mali yapısı ve faaliyetleri hakkında bilgi sahibi olamadıkları, davalı şirket hakim ortaklarının davacıları şirkette etkisiz kılma ve şirketten ıskat edilmeleri amacıyla kötüniyetli davranışlarda bulundukları, şirketin kar payı dağıtmadığı gibi şebeplerle ihtiyati tedbir yoluyla davalı şirkete kayyım atanması talep edilmiş olmakla birlikte, iddianın ileri sürülüş biçimine göre eldeki istem yönünden yaklaşık ispat şartı gerçekleşmemiştir. Elbetteki yargılamanın ilerleyen aşamalarında değişen durum ve koşullara göre tekrar ihtiyati tedbir talep edilebilir. Ancak dava dosyasının bulunduğu aşama itibariyle ihtiyati tedbir koşulları oluşmamıştır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince şirkete kayyım atanmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı tarafça, şirketin borçlandırılmasına yol açabilecek her türlü işlemin önlenmesi amacıyla dava sonuçlanıncaya kadar tedbir uygulanması talep edilmiş ise de, istinaf aşamasında tedbir taleplerinin ilk derece mahkemesince reddi üzerine incelenebilecek olup, mahkemece hakkında karar verilmemiş tedbir taleplerinin istinaf aşamasında incelenmesi mümkün değildir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-İhtiyati tedbir talep eden davacılar tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-İhtiyati tedbir talep eden davacılar tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.31/12/2024

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/551, K. 2018/1804, T. 09.03.2018, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-551-e-2018-1804-k-a9a7a7dc91e7