Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2020/3902 E. 2020/1309 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2020/3902
- Karar No
- 2020/1309
- Karar Tarihi
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1256 - 2024/1695 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/1256 KARAR NO : 2024/1695 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 10/07/2023 NUMARASI : 2019/170 Esas - 2023/549 Karar DAVACI VEKİLLERİ : DAVALI : DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 26/12/2024 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 27/12/2024 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 04.07.2017 tarihinde, davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı aracın yaya konumunda ...'a çarpması ile meydana gelen trafik kazası sonucunda, 04.07.2017 tarihinde hayatını kaybettiğini, davacı ...’ın müteveffanın eşi olduğu belirtilerek, davacı lehine 1.000,00-TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili talep artırım dilekçesinde; davacı için talep edilen 1.000,00-TL'yi 321.942,42-TL artırarak toplam 322.942,42-TL maddi tazminat bedelinin (kusuruna göre talep edilmiştir) temerrüt tarihi olan 26.02.2019 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; kazaya karışan aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Poliçesi ile teminat altına alındığını, davayı kabul manasında olmamak üzere kusur oranının tespiti bakımından dosyanın Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesi gerektiğini, sigortalının kusuru ve kusur ile zarar arasında illiyet bağı bulunduğunun usulen ispat edilmesi gerektiğini, mütevefanın gelirinin resmi belgelerle kanıtlanması aksi takdirde asgari ücret olarak alınması gerektiğini, davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubu gerektiğini, TRH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz kullanılması gerektiğini, davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığını, temerrüt tarihinin dava tarihi olarak alınması gerektiğini bildirerek, davanın esastan ve usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, toplanan delillere göre, 18/06/2017 günü saat 21.55 sıralarında Turan Güneş Bulvarı üzerinde TRT Kavşağı istikametine sol şeritte seyir halinde olan sürücü ...'nin sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobilin ön tampon, kaput ve cam kısmının MSB Oran Lojmanları karşısında bulunan butonlu yaya geçidi üzerinde gidiş istikametine göre yolun sağından soluna karşıdan karşıya geçmek isteyen müteveffa yaya ...'a çarpması sonucu ölümlü trafik kazası meydana geldiği, davalı sigortanın ZMMS sigortacısı olduğu, aracın karıştığı trafik kazasında davacının eşi ...'ın vefat ettiği, mirasçı eşin destekten yoksun kaldığı iddiası ile eldeki davayı açtığı, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Kusur Raporu ile tarafların kusurlu hareketlerinin ve kusur oranlarının terditli olarak belirlendiği, ceza yargılamasında ilk derece mahkemesinde ve bölge adliye mahkemesinde yapılan yargılamada, dava dışı sürücü ...'nin bilinçli taksirle kırmızı ışık ihlali yaparak, yaya geçidinde sebebiyet verdiği kaza sonucu asli kusurlu olarak bir kişinin ölümüne neden olduğundan mahkumiyetine karar verildiği, ancak kararın temyiz edilmekle halen kesinleşmediği, doktrinde kabul edilen görüşe göre, işletenlerden hangisinin kusurlu olduğu kesin olarak tespit edilemiyorsa, tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi uyarınca, zararın işletene tehlikeleri doğrultusunda tehlikeler eşit varsayıldığından zarar ilke olarak yarı yarıya paylaştırılması gerektiğinin kabul edildiği, davacı vekilinin de 25/05/2023 tarihli talep artırım dilekçesinde davacının desteği müteveffa ...’ın % 50 oranında kusurlu olma ihtimaline göre talebini artırdığı, davacının talep edebileceği destekten yoksun kalma tazminatının belirlenmesi için aktüer bilirkişiden alınan rapora göre de, davacının desteği müteveffa ...’ın %50 oranında kusurlu olduğunun kabulüne göre, davacı lehine hesaplanacak zarar miktarından %50 oranında kusur indirimi yapılarak müteveffanın dava konusu trafik kazasında hayatını kaybetmesi sonucunda, eşi davacı ... lehine 659.066,27-TL destekten yoksun kalma zararı hesaplanmış olup, hesaplanan zarardan %50 kusur indirimi yapıldığında, davacı ... lehine 322.942,42-TL destekten yoksun kalma tazminatının hesaplandığı, davacının murisin eşi olup desteğin ölümünden kaynaklı desteğini kaybettiği, davanın sübut bulduğu, davacı vekilinin bilirkişi raporuna göre talebini artırdığı gözetildiğinde destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin davanın kabulüne karar vermek gerektiği gerekçesiyle; "1-Davanın kabulü ile, 322.942,42-TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 26/02/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsili ile davacıya ödenmesine," karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas alınan 26.12.2022 tarihli hesap raporunda, kusur durumunun belirlenememiş olması nedeniyle müvekkili ... için hesaplanan zarar miktarından %50 oranında kusur indirimi yapılmış olmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2017/787 Esas - 2019/1240 Karar sayılı kararı ile sanık ... (işbu dosyada davalı sigorta şirketinin sigortaladığı aracın kaza anındaki şoförü) hakkında; TCK'nın 85/2. maddesi gereği 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, TCK'nın 62/1 maddesi gereği cezasında takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 2 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA, TCK madde 53/6. gereği sürücü belgesinin 1 yıl süre ile geri alınmasına karar verildiğini, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesi'nin 2020/3902 E. - 2020/1309 K. sayılı istinaf incelemesi sonucunda ise; Ankara 5. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 16/12/2019 tarih, 2017/787 E. - 2019/1240 K. sayılı mahkumiyet kararının 280/2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, sanık ...'nin sabit olan taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan eylemine uyan TCK'nın 85/1. maddesi uyarınca suçun işleniş şekli, suç konusunun önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı ile kusur durumu dikkate alınarak takdiren ve teşdiden 3 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA, suçun bilinçli taksirle işlenmesi nedeniyle TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca takdiren 1/3 oranında artırım yapılarak sanığın 4 YIL 8 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA, cezanın, sanığın geleceği üzerindeki olası etkilerine göre TCK'nın 62/1. maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 3 YIL 10 AY 20 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA karar verildiğini, ceza yargılamasına ilişkin kararlardan da açıkça anlaşılacağı üzere ... plakalı araç sürücüsü ...'nin elim vefata asli kusuru ile sebebiyet verdiği hususunda çelişki bulunmamakla (kararda Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nin 08/03/2019 tarihli raporunda birinci durum kabul edilerek asli kusurlu bulunan sanığın TCK'nın 85/1.maddesi uyarınca cezalandırılması yoluna gidilmiştir.) 26.12.2022 tarihli bilirkişi raporunda, kusur durumunun belirlenememiş olması nedeniyle müvekkili ... için hesaplanan zarar miktarından %50 oranında kusur indirimi yapılmış olmasının hukuka aykırı olduğunu, bahsi geçen bilirkişi raporunda 2022 yılı ve sonrası pasif dönem hesaplaması yapılırken AGİ hariç asgari ücret miktarları esas alınarak hesaplama yapılmış olmasının fahiş bir hata olduğunu, 2022 yılı itibariyle, 7349 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun'un 3. maddesi (b) fıkrası kapsamında 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca Asgari Geçim İndirimi (AGİ) yürürlükten kaldırılmış olup AGİ 2008-2021 yılları arasında geçerli olduğundan, bilirkişi tarafından işlemiş pasif ve işleyecek aktif döneme ilişkin hesaplama yapılırken AGİ kalkmış olduğundan, 2022 yılı Temmuz ayı öncesi için 4.253,00-TL, 2022 yılı Temmuz ve sonrası için 5.500,35-TL, 2023 yılı için ise 8.506,80-TL esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, karar tarihi 10.07.2023 olmasına rağmen raporda 2023 yılı Temmuz ayı güncel asgari ücret verileri kullanılmamış ve hukuka aykırı aktüer hesabın hükme esas teşkil ettiğini, bilindiği üzere 2023 yılı Temmuz ayından itibaren asgari ücret verisi güncellenmiş olup 11.402,32-TL üzerinden geçmiş dönem hesabı ile gelecek dönem hesabının yapılması gerektiğini, itiraza konu bilirkişi raporunda, müvekkili ...'ın hesaplanan gerçek zararından yapılan haksız evlenme ihtimali indiriminin de kabul edilemeyeceğini, 26.12.2022 tarihli hesap raporunun 2. sayfasında yer alan indirim durumu başlığının altında yapılan açıklamada; "..davacı eşin KAZA tarihi itibariyle yaklaşık 50,51 yaşında olması göz önüne alınarak AYİM tablosuna göre yeniden evlenme şansının %2 oranında yeniden evlenme sansı indirimi yapılacaktır..." denildiğini ve müvekkili için hesaplanan gerçek zarardan %2'lik indirim yapıldığını, müvekkili ...’ın, elim kaza nedeniyle kocasını kaybettiği zaman 50 yaşında olup hesap tarihinde ise 57 yaşında oluğunu, müvekkilinin halen evli olmadığını, hesap tarihi itibari ile evlenmeyen müvekkilinin AYİM Tablosuna göre de evlenme ihtimalinin bulunmadığını, 57 yaşında olan bir kadının evlenme ihtimali bulunmadığından bu husus gözetilerek evlenme ihtimali indiriminin yapılmaması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf eden tarafların sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; Dava, trafik kazası sonucu oluşan ölüm nedeniyle uğranılan destekten yoksun kalma zararı sebebiyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Tazminat talepli hukuk yargılamasında, haksız eylemin ayrıca suç oluşturması nedeniyle ceza davası açılması durumunda, tarafların kazanın oluş şekline yönelik itirazları bulunması ve ceza dosyasının beklenilmesini talep etmesi durumunda, mevcut ceza dosyasının beklenip beklenmeyeceği, ceza dosyası getirilerek değerlendirilmelidir. Bu durumda mahkemece, meydana gelen kazaya ilişkin ceza dosyası, kesinleşmiş ise mahkeme kararı dosya içerisine kazandırılarak, mevcut deliller çerçevesinde, davacının bu yöndeki talebi değerlendirilerek, ceza dosyası henüz kesinleşmemiş ise ceza dosyası bekletici mesele yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verilmiş olması doğru görülmemiştir. Evlenme ihtimaline gelince, Sağ kalan eşin evlenme ihtimalinin hesaplanmasında ise, uygulamada, dul eşin yeniden evlenme şansının belirlenmesinde daha çok, hazır tablolardan yararlanılmaktadır. En sık başvurulan İsviçreli Hans Moser'in tablosu ile Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) tarafından kullanılan tablodur. Moser'in tablosu 1940'dan önceye ait olup, günümüz koşullarına ve ülkemiz şartlarına uyduğu söylenemez. İsviçre kaynaklı Stauffer/Schaetzle tablosu daha yakın tarihli ise de, bu tablonun da Türkiye koşulları dikkate alınarak hazırlanmadığı açıktır. Bu durumda, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından kullanılan tablonun mevcut koşullarda ülkemiz koşullarına daha çok uyumlu olduğu değerlendirilmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.10.2019 tarih ve 2017/17-2038 Esas, 2019/979 Karar sayılı ilamı) bu nedenle, AYİM tablosu esas alınarak belirleme yapılması isabetlidir. Bununla birlikte, evlenme ihtimali konusunda uyuşmazlık, sağ kalan eşin evlenme ihtimali değerlendirilirken kaza tarihindeki yaşının mı rapor tarihindeki yaşının mı esas alınacağına ilişkin olup, evlenme ihtimalinin rapor tarihine göre değerlendirilmesi gerekirken kaza tarihine göre değerlendirilmesi isabetsizdir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 3/2/2021 tarih ve 2020/1087 Esas, 2021/434 Karar sayılı ilamı) Hesaplama, bilinmeyen dönem için farazi bazı kriterlere göre yapılmakta ise de, evlenme ihtimali belirlemesinde dul eşin hesap tarihi itibari ile evlenip evlenmediği tespit edilebilir bir olgudur. Şu halde, davacı eşin nüfus tablosu dosya arasına getirtilerek, medeni hali belirlenmeli ve eğer eş hala evlenmemiş ise rapor tarihindeki yaşına göre evlenme ihtimali bulunup bulunmadığı hususunda ek rapor alınmalıdır.(Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 18.01.2023 tarih ve 2021/20255 Esas, 2023/590 Karar sayılı ilamı) 25.12.2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan; “7349 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile, Gelir Vergisi Kanunu’nun “Ücretlerde istisna” başlıklı 23. maddesine 18. bent eklenmek suretiyle, hizmet erbabının, ödemenin yapıldığı ayda geçerli olan asgari ücretin aylık brüt tutarından işçi sosyal güvenlik kurumu primi ve işsizlik sigorta primi düşüldükten sonra kalan tutarına isabet eden ücretleri gelir vergisinden istisna edilmiştir. Aynı Kanun'la tüm ücret ve maaşların asgari ücret tutarı kısmından gelir ve damga vergisi de istisna edilmiştir. Söz konusu düzenleme, 01/01/2022 tarihinden itibaren yapılan ücret ödemelerine uygulanmak üzere yayımı tarihinde, yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla artık ücretlilere asgari ücret miktarından gelir vergisi ve damga vergisi kesintisi yapılmadan ödeme yapılması gerekmekte olup, asgari ücret idare tarafından açıklanan bu miktar kadardır. Dolayısı ile açıklanan miktardan gelir vergisi ve damga vergisinin alınıp alınmayacağı idari bir tasarruf olduğundan varsayımsal olarak açıklanan asgari ücretten gelir vergisi ve damga vergisi düşülemez. Buna göre 01/01/2022 tarihinden itibaren artık asgari ücretten herhangi bir indirim yapılmadan işgöremezlik tazminatı hesaplanması gerekirken, asgari ücretten gelir ve damga vergisi indirilerek belirlenen miktar üzerinden yapılan hesaba göre tazminata karar verilmesi de doğru olmadığından davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebepleri de yerindedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden davanın esasına ilişkin karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, sonucuna göre davanın esası hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 10/07/2023 tarihli, 2019/170 Esas - 2023/549 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Kararın kaldırılma sebebine göre, davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf eden davacıya iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 26/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.