Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/372 E. 2021/150745 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/372
Karar No
2021/150745
Karar Tarihi

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/79 - 2024/541 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/79 KARAR NO : 2024/541 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/10/2023 NUMARASI : 2023/387 Esas - 2023/1092 Karar DAVACI VEKİLİ DAVALI : DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 17/04/2024 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 29/04/2024 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 19.08.2019 tarihinde davalıya ZMMS ile sigortalı olan aracın, yaya olan müvekkiline karşıdan karşıya geçtiği esnada çarpması neticesinde müvekkilinin yaralanarak maluliyete uğradığını, ... Sigorta A.Ş. tarafından meydana gelen kazada davacının kusurunun %75, davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücünün ise %25 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek bir miktar ödeme yapıldığını, müvekkilinin kaza sebebi ile yaşadığı manevi zararın giderilmesi için Ankara Batı 2.Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan 2020/372 E. sayılı dosya kapsamında yapılan yargılamada alınan 19.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda ise davacı müvekkilinin %25 oranında, davalı Sigorta Şirketine sigortalı araç sürücünün ise %75 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, kusur oranlarındaki fark nedeniyle, sigorta tarafından zararın müvekkilinin %25 oranında kusuruna göre hesaplanarak ödenmesi gerektiğini belirterek, belirsiz alacak olarak sürekli iş göremezlik tazminatı için şimdilik 300 TL, geçici iş göremezlik için şimdilik 300TL, tedavi (zorunlu olanlar) ve bakım giderleri için şimdilik 100TL olmak üzere şimdilik 700TL maddi tazminatın kaza tarihinden avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından müvekkili şirket aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde 2021E.77685 E. sayılı dosya ile dava açıldığını, tahkim kararı sonucunda Ankara 24 İcra Müdürlüğü 2021/13844 Esas sayılı icra takibine geçildiğini ve takip tutarının müvekkili şirket tarafından icra dosyasına ödendiğini, dava konusu sürekli iş göremezlik talebi hakkında daha önce yargılama yapıldığını, kararın kesinleştiğini ve müvekkili şirket tarafından ödeme yapıldığını, aynı konuda yeniden dava açılması mümkün olmamakla birlikte davacının sürekli iş göremezlik talebinin kesin hüküm nedeni ile reddi gerektiğini, geçici iş göremezlik dönemine tabi geçici bakıcı tazminat taleplerinin 01.06.2015 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları gereği teminat dışı olduğunu, söz konusu Genel Şartlar'ın yürürlüğe girmesi itibariyle geçici iş göremezlik tazminat talepleri tedavi giderleri kapsamında olup; 6111 sayılı Yasa uyarınca müvekkili Şirket’in tedavi giderleri, geçici iş göremezlik ve geçici iş göremezlik dönemi geçici bakıcı talepleri nedeniyle herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, ayrıca davacının servis aracında olduğu dikkate alındığında sigortalı çalışması olduğu anlaşılmakla zararın hali hazırda sosyal güvenlik kurumu tarafından karşılanacağını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda; Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 2021/77685 E. - 2021/150745 K. sayılı dosyanın incelenmesinde; talep edenin ..., sigorta şirketinin ... Sigorta A.Ş. olduğu, ... plakalı aracın karıştığı kaza sebebiyle yaya konumunda olan başvuranın sürekli ve geçici işgöremezlik tazminatı ile bakıcı ve tedavi gideri zararının tazmininin talep edildiği, hakem heyetinin 16/10/2021 tarihli kararı ile talep edenin taleplerinin kısmen kabulüne karar verildiği, karara karşı itiraz yoluna başvurulmadığından iç hukuk yollarının tükendiği, böylelikle kararın kesinleştiği, davacı yanın hakem kararı ile hüküm altına alınan taleplerinin işbu davaya da konu edildiği, davacı yanın artan maluliyet, değişen durum ve koşulları da iddia ve ispat edemediği, her ne kadar kusur tespiti yönünde Ankara Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/372 Esas sayılı dosyasında davacıya %25 oranında kusur atfedildiğinden bahisle değişen kusur oranına göre tazminat talep edilmişse de, gerek mahkemece verilen kararın kesinleşmemiş olması, gerekse ceza yargılaması, hakem yargılaması ve eldeki dosya yargılamasında davacıya asli düzeyde %75 oranında kusur atfedilmiş olması sebebiyle davacının bu iddiasının yerinde olmadığı, davanın kesin hüküm nedeniyle usulden reddi gerektiği anlaşıldığından; “Davanın HMK madde 114/1-i ve 115/2 uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine” karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; manevi tazminatla ilgili dosyada davacının kusur oranının %25’e gerilediğini, dolayısıyla aradaki fark kadar maddi tazminatın hesaplanarak kabulüne karar verilmesi gerektiğini, bu durumda kesin hükümden bahsedilemeyeceğini belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Yerel Mahkeme tarafından davanın kesin hüküm nedeniyle reddine dair verilen karar, davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 115. maddesinde; “(1)Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." yine 6100 sayılı HMK’nın kesin hükmü düzenleyen 303. maddesinde; “(1) Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir..." hükmüne yer verilmiştir. Aynı Kanun'a göre kesin hüküm itirazı dava şartlarından olup 6100 sayılı HMK’nın 115. maddesi gereği dava şartının her zaman ileri sürülmesi mümkündür. Sigorta Tahkim Heyeti tarafından aynı taraflar arasında ve aynı uyuşmazlık konusunda esastan verilen kararlar da (alternatif uyuşmazlık çözüm yolları kapsamında verildiğinden) kesin hüküm oluşturur. Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından, talebin esastan reddine karar verilmiş ve kararın kesinleşmiş olması durumunda da verilen karar kesin hüküm sonucu doğuracağından, zarar gören dava yolu ile de olsa aynı zarara yönelik yeniden talepte bulunamaz. Nitekim Yargıtay 4. Hukuk Dairesi de 2021/2969 E. - 2021/3503 K. sayılı emsal kararında; "Somut olayda; davacı iş bu davadan önce aynı olaya ilişkin davalı aleyhine aynı taleple uyuşmazlık hakem heyetine başvuruda bulunmuş, K-2018/62558, 2019/İHK-1253 dosyası ile yargılama yapılmıştır. İlgili dosya itiraz hakem heyeti kararı incelendiğinde; 'davacı vekilinin dosyaya ibraz edilen maluliyet raporunun ilgili yönetmelik hükümlerine göre hazırlanmadığından usule uygun olmaması sebebi ile, kaza tarihindeki yönetmeliğe uygun rapor alınması amacıyla davacıya 20 gün süre verildiği, ara kararın davacıya e posta yoluyla tebliğ edildiği, davacı vekilinin raporun yeterli olduğunu beyan ederek ara karardan rücu edilmesi talebini içeren dilekçe sunduğu, davacı talebinin uygun görülmemesi üzerine talebin reddine ilişkin ara karar verilip tebliğ edildiği, ara kararda verilen sürenin dolduğu ancak buna rağmen davacı tarafça cevap verilmediği, davacı vekiline son bir e posta gönderilerek hastaneye başvuru yapıp yapmadığı hususunda bilgi verilmesinin istenildiği ancak herhangi bir dönüş yapılmadığı bu nedenle mevcut delillerle değerlendirme yapıldığı , davacı vekilince mevzuata uygun rapor alınmadığı ve 3 kez uyarılmasına rağmen yeni rapor temini için hastaneye başvuru yapıldığına dair belge sunulmaması nedeniyle ispat edilemeyen başvurunun reddine' karar verildiği anlaşılmaktadır. Ancak taraflarca karara karşı süresinde itiraz ya da temyiz yoluna başvurulup başvurulmadığı, kararın kesinleşip kesinleşmediği anlaşılamamaktadır. İş bu dava ise 29.05.2019 tarihinde bu kez usule uygun rapor ile aynı başvuran tarafından aynı davalıya karşı ,aynı kaza nedeniyle meydana gelen maluliyetine ilişkin olarak herhangi bir gelişen durum iddiası olmaksızın açılmıştır. Yukarıda bahsi geçen aynı olaya ilişkin yapılan yargılamada verilen karar raporun usule uygun olmayışı nedeni ile verilen usulden ret kararı olmayıp, davacı tarafça yargılama yapılabilmesi amacıyla gerekli raporun verilen süre içerisinde sunulmaması ve bu nedenle ispatlanamayan davanın esastan reddine yönelik bir karardır. İlgili karar kesinleşmiş ise esastan verilen ret kararı iş bu dosya için kesin hüküm teşkil etmektedir. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince, 05.02.2019 tarihli, 2019/İHK-1253 sayılı Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti kararına karşı taraflarca süresinde temyiz yoluna başvurulup başvurulmadığı, kararın kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayda kesin hüküm bulunup bulunmadığı tartışılarak kesinleşmesi durumunda 6100 sayılı HMK'nın 114/1-i maddesine göre, aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlanmamış olması dava şartlarından olup, bu durumda mahkemece, HMK'nın 115/2. maddesi gereği dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle eksik incelemeye dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmeyerek bozmayı gerektirmiştir." denilerek, esastan ret karar verilmesi halinde de Sigorta Tahkim Komisyonu kararlarının sonrasında açılan davada kesin hüküm oluşturacağı kabul edilmiştir. Somut olayda, Sigorta Tahkim Komisyonu dosyası içeriğinden; işbu davanın da konusu olan aynı kaza nedeniyle aynı davacının aynı davalı ... Sigorta aleyhine, Sigorta Tahkim Kurulu'na başvuru dilekçesi(19/04/2021 tarihli) ekinde savcılık soruşturma dosyasında alınan kusur raporu ve sigortaya başvuru sırasında alınan maluliyet raporunu da sunarak, “fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacının 19/08/2018 tarihli kazadaki maluliyeti nedeniyle ‘geçici işgöremezlik, sürekli işgöremezlik, geçici bakıcı gideri ve tedavi gideri’ tazminatı” için başvuruda bulunduğu, hakem heyeti tarafından davalıya sigortalı araç sürücüsünün %25 kusuru ve davacının %18 maluliyetine göre, “33.548,37TL sürekli işgöremezlik zararının bulunduğu, başvuranın geçici işgöremezlik ve bakıcı ihtiyacına ilişkin bir bilgi bulunmadığından hesap yapılamadığına” dair düzenlenen rapora göre davanın ıslah edildiği ve hakem heyeti tarafından 16/10/2021 tarihli 2021/77685E. - 2021/150745 K. sayılı kararla, “davanın kısmen kabulü ile 33.548,37 TL geçici sürekli işgöremezlik tazminatının 01/07/2020 tarihinden yasal faiziyle tahsiline, geçici işgöremezlik, geçici bakıcı ve bakım gideri taleplerinin reddine” karar verildiği ve kararın taraflara tebliğ edildiği, itiraz yoluna başvurulmadığından iç hukuk yollarının tükendiği anlaşılmıştır. Bu durumda, aynı konu ve aynı alacak kalemleri hakkında Sigorta Tahkim Komisyonu'na başvurulduğu ve verilen kararın da kesinleştiği anlaşıldığından, artık kesin hüküm koşulları oluşmuş olup, mahkemece de bu kapsamda davanın usulden/dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, usul ve yasaya uygun olarak verilen ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, peşin yatırılan 269,85 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubuyla, bakiye 157,75 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talebinde bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davacı tarafından yatırılan gider avansından varsa, kullanılmayan kısmın yatıran davalıya iadesine, 5-Kararın HMK'nın 359/4. maddesi gereğince taraflara tebliğine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 361/1 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 17/04/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/372, K. 2021/150745, T. 05.02.2019, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-372-e-2021-150745-k-8b075fa227e0