Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2020/267 E. 2021/699 K.
Konu: Genel Kurul Kararının İptali
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2020/267
- Karar No
- 2021/699
- Karar Tarihi
- Konu
- Genel Kurul Kararının İptali
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2021/2286 KARAR NO:2025/630 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:30/09/2021 NUMARASI:2020/267 E. - 2021/699 K. DAVANIN KONUSU:Genel Kurul Kararının İptali Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; aile şirketi olan davalı şirkette davacının pay sahibi olduğunu, 2019 yılına ait yıllık olağan genel kurul toplantısının, 31/03/2020 tarihinde yapıldığını,müvekkilinin genel kurulda alınan kararlar için muhalefet şerhinin bulunduğunu, 2 numaralı gündem müzakere edilmiş olmakla birlikte oylanarak kabul edilmediğini, faaliyet raporunun böylelikle kabul edilerek geçerli hale gelmediğini, bu sebepel raporun geçersizliği ile 2 numaralı kararın hükümsüzlüğünün tespitine, aksi halde bakımından bilgi alma ve inceleme hakkını kullanamamış olduğundan ilgili genel kurul kararı batıl olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiğini, 3 numaralı gündem maddesinde bağımsız denetim raporu okunduğunu, müzakere edildiğini, ancak oylaması yapılmadığını, kabul ev reddedilmiş olmadığını, bu sebeple raporun ve kararın hükümsüzlüğünün tespitine aksi kanaat halinde pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran kararlar batıl olduğundan batıl olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiğini, 4 numaralı gündem maddesinde kar zarar hesaplarının okunduğunu, müzakere edildiğini ancak hazirun oylaması yapılmadığını, bilanço ve kar zarar hesapları hissedar oyları gereği ne kabul edilmiş ne de reddedilmiş olduğunu, bu sebeple hükümsüzlüğüne ve yokluğuna karar verilmesi gerektiğini,5 numaralı gündem maddesi ile yönetim kurulu üyesinin ibra edilmesinin kararının da geçersiz ve yok hükmünde olduğunu, çelişkiler giderilmeden ve özel denetçi raporu alınmadan, çoğunluk pay sahibi olmanın etkisiyle yapılan ibra oylamasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, 6 numaralı gündem maddesi ile kar dağıtılması önerilerinin reddedildiğini, sadece %5 kar dağıtılmasına karar verildiğini,kararın, eşit işlem ilkesi ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, 7 numaralı gündem maddesi ile de çoğunluk pay sahipleri, dürüstlük kuralını hiçe sayarak, toplu halde davacının taleplerinin haklı sebep olmadan tümünün reddi yönünde oy kullandıklarını,tek kişilik yönetim kurulunun yeterli olmadığını, 8 numaralı gündem maddesi ile ...yönünden aylık 1.000.-TL ödenmesine karar verilmiş olmasının eşit işlem yasağına aykırı olduğunu, hissedarların kar dağıtımı alamazken aslında hiç de belirtilen miktara ihtiyacı olmayan ...'ye belirtilen miktarın düzenli olarak ödenmesinin şirket içerisindeki adaletsiz ve dürüstlük kuralına aykırı fiillere sadece bir örnek olduğunu, 9 numaralı günde maddesi ile tarafsız olarak denetim firmalarından teklif alınması ileri sürülmüşken yine hiçbir sebep gösterilmeksizin bu tekliflerinin reddedildiğini, davacının haberi dahi olmadan denetim firmalarından teklif almmış olup bu hizmeti sunacak denetim şirketi ise toplantı öncesi kararlaştırıldığını,10 numaralı gündem maddesinde TTK m.395 ve m.396 hükmüne istinaden yönetim kuruluna yalnızca şirketle kendisi veya başkası adına işlem yapabilme, yetkisi verildiğini, yönetim kurulunun tek bir kişiden oluştuğunu ve söz konusu kişinin şirketin hakim hissedarı olduğu göz önüne alındığında, söz konusu ...'ye genel kurulca verilen yetkilerin hiçbir denetim olmadan şirketin tamamen boşaltılma ve işlevsiz kılınmasına olanak verecek yetkiler olduğunu, 11 numaralı gündem maddesinde özel denetçi tayin taleplerinin reddedildiğini, daha önce açıkladıkları üzere konsolide olarak hazırlanması sonucu faaliyet raporu ile bilanço, finansal tablolar gibi belgeler üzerindeki bilgilerin denetim raporu vasıtasıyla teyit edilememesi sorunu ortaya çıktığını ileri sürerek, 31.03.2020 tarihli genel kurul toplantısında alınan 2,3,4 numaralı raporların ve hesapların geçersizliğine, kararların hükümsüzlüğünün tespitine, 2, 3, 4, 5, 6, 7,8, 9,10,11 numaralı kararlarının batıl olduğunun tespitine, aksi kanaat halinde belirttikleri sebepler doğrultusunda usul ve yasaya aykırı olduğundan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, savunmasında özetle; davacının işbu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, muhalefet şerhlerinin bulunmadığını, davacının dilekçesinin iddialarının, kendi açıklamalarıyla çelişki içinde bulunduğunu, davalı şirketin 2018 yılı öncesi geçmiş yıl zararlarının 71.900.920,32.-TL olduğu davacı tarafından da bilinmekte olup, davacının davalı şirketin 18.12.2017 tarihine kadar zate yönetim kurulu başkan vekili olduğunu, şirketin 2018 yılında 14.982.990,87.-TL zarar etmiş olup, bu husus 24.04.2019 tarihinde yapılan 2018 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısına katılımları kapsamında davacının bilgisi dahilinde olup, bu kapsamda davalı şirketin 2018 yılı sonu itibariyle geçmiş yıl zararlarının toplamı 86.883.911,19.-TL’ne baliğ olduğunu ve bu durumun 24.04.2019 tarihinde yapılan 2018 yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında davacı da dahil tüm hissedarların bilgisine bilanço ve diğer mali tablolar kendilerine teslim edilerek belgeleriyle birlikte sunulduğunu, davacı dilekçesinin 6.ii maddesinde, 2018 cari hesap döneminde 71.900.920,32.-TL olarak yer verilen geçmiş yıl zararlarının, kar edilmiş 2019 yılı cari hesap döneminde 86.883.911,19.-TL’ye çıkmış olmasının gerekçelerin kedilerine açıklanmadığını iddia ettiğini, davacının TTK madde 437 kapsamında bilgi talebi olduğunu ileri sürdükleri hususların, gerçekte şirketin kar/zarar tablosu, bilançosu, yönetim kurulu faaliyet raporu ile bağımsız denetçi raporunda son derece açık olarak yer alan konulardan olduğunu, ... şirketinin kar/zarar tablosu ve bilançosunda AR-GE gideri yer almamakta olup, Bağımsız Denetim Raporunda iştiraklerde gerçekleşen AR-GE gideri olduğunun belirlendiğini, davacının kasa hareketleri, personel maaşları, zarar kalemleri, yapılan maliyetler, maliyet analizleri ve hesaplamaları, satın alma kalemleri, detay mizan incelemeleri, bankalardan kullanılan kredilere ilişkin onaylı kredi hareketleri ve faiz oranları başlıkları altında ... şirketinin tüm iş ve işlemlerini kapsayacak şekilde müphem taleplerde bulunduğunu, bu tür genel beyanların bilgi alma talebi olarak kabul edilemeyeceğini, pay sahiplerinin bilgi alma hakkı hususunda açık ve belirli taleplerde bulunması gerektiğini, davacının davasının genel olarak, özel denetçi tayini talebinin reddedilmiş olmasına dayandığını, davacının, özel denetçi tayini talebiyle İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/295 Esas sayılı dosyasıyla dava açtığını, özel denetçi tayini davasının açılabilme şartı azlığın özel denetçi tayini talebinin reddedilmesidir, bu ret kararının iptalinin talep edilemeyeceğini, davacının 2018 yılı olağan genel kurul toplantısından sonra İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/288 Esas sayılı dosyası ile özel denetçi talepli dava açmış olup, yapılan yargılamada İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.07.2019 tarih, 2019/288 E. ve 2019/680 K. sayılı kararıyla özel denetçi atanması taleplerinin, “gereklilik yani oyunu kullanırken bilgi sahibi olması ve oyunu etkileyebilecek nitelikte olması gerekliliği sağlarken, belirli olması yani olay bağlamında tanımlanabilen içeriği ve sınırları belli olan, genel nitelik taşımayan şeklinde olan hususlara ilişkin olması, kurucular veya şirket organlarının kanunu veya esas sözleşmeyi ihlal ederek şirketi veya pay sahiplerini zarara uğrattıklarını ikna edici bir şekilde ortaya koymaları gerektiği, bu haller varsa özel denetçi atanabileceği, oysa bu şartların davacının bu talebi yönünden mevcut olmadığına kanaat getirildiği” gerekçesiyle reddedildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava, 31.03.2020 tarihinde alınan olağan genel kurul kararlarının TTK md 447 uyarınca batıl olduğunun tespitine/ TTK md 445 uyarınca iptali istemine ilişkindir. TTK'nın 445. Maddesi uyarınca, ''446 ıncı maddede belirtilen kişiler, kanun ve esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürtüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açabilirler''.TTK'nın 446. maddesinde de iptal davası açabilecek kişiler sayılmış olup buna göre, toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun ya da bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın, çağrının usulüne uygun yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına veya oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ve yönetim kurulu üyelerinden her birinin iptal davası açabileceği belirtilmiştir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi' nin 22.10.2020 ve 2019/1366 Esas, 2020/4391 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere; yokluk, bir hukuki işlemin doğabilmesi için öngörülen kurucu/şekli nitelikte olan emredici hükümlere aykırılık halidir (Mehmet Bahtiyar, Ortaklıklar Hukuku, 14. Bası, Beta, İstanbul,2020,s.198). Bu aykırılık, işlemin esaslı noktadaki kurucu unsurlarında eksikliğe yol açar ve işlemi "yokluk" ile sakat hale getirir. Yok sayılan işlem, şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluk, bunu ileri sürme konusunda hukuki menfaati bulunan herkes tarafından her zaman ileri sürülebilir ve tespit ettirilebilir, hâkim tarafından da re’sen dikkate alınır. Mahkemenin vereceği tespit hükmü, bu durumu açıklayıcı niteliktedir. Yokluk ve butlan hallerinin varlığı halinde bu hususun mahkemelerce re’sen gözönünde bulundurulacağı ve herkesin bu geçersizliği, mülga 6762 sayılı TTK’nın 381. maddesinde (6102 S. TTK 445-446) düzenlenen koşullara tabi olmaksızın ileri sürebileceği Hukuk Genel Kurulu’nun 12.03.2008 gün ve 2008/11-246 E., 2008/239 K. sayılı ilamı ile de benimsenmiştir. Anonim şirketlerin temel karar organlarından olan genel kurulun görevleri ve toplantıya çağrılma usulleri TTK'nın 407 vd maddelerinde düzenlenmiş olup, usulüne uygun şekilde toplantıya çağrılan ortağın, genel kurulda alınan kararların iptalini talep edebilmesi için toplantıya katılarak olumsuz oy kullanması ve muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmesi gerekir. Ancak yokluk gibi durumlar ile TTK'nın 446. maddesinde belirlenen nedenler aranmaksızın ve üç aylık hak düşürücü süreye bağlı olmaksızın her zaman genel kurul kararlarının yoklukla malul olduğunun tespiti istenilebilir. İptal talebi açısından ise davanın, üç aylık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmaktadır.Mahkememizce yapılan yargılama ve toplanan tüm deliller ile dosya kapsamı deliller ile uyumlu olması nedeniyle içeriğine itibar edilen bilirkişi raporu birlikte incelenip değerlendirildiğinde, teknik bilirkişilerin görüşüne göre, davalı şirketin 2018 yılını zarar ile kapatmasına ve önceki yıllardan devreden önemli miktarda zararlar bulunmasına rağmen 2019 yılında kar ettiği, şirket bilançosunda işlerin iyi gittiği ya da gitmediğiyle ilgili bir analiz ve kanaat elde etmek gerekiyor ise bakılması gereken en önemli bilginin ..., ..., ... Yabancı ... ve ...’ ın bir önceki yıl ile karşılaştırılması olduğu, bunlar artış kaydetmişse, hatta ... da azalış olmuşsa şirketin o yılı verimli ve faydalı bir şekilde tamamladığı sonucuna varılabileceği, dava konusu şirket için 2019 yılı 2018 yılıyla karşılaştırıldığında öngörünün gerçekleştiğinin bilançoda da görüldüğü, davalı şirketin 2018 yılında gelir ve giderlerle ilgili yaptığı hataları 2019 yılında tekrarlamadığı ve bu sayede karlılık açısından nisbi başarı göstererek 2019 yılını karlı bir şekilde sonlandırdığı belirtilmiştir.31.03.2020 tarihli Olağan Genel Kurul Toplantı Tutanağının 2. Sırasında görüşülen yönetim kurulu faaliyet raporunun müzakeresi maddesi ile ilgili olarak yapılan değerlendirmede; TTK.m.408/1/d’de “Finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr payları ile kazanç paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil, kullanılmasına dair kararların alınması” genel kurulun devredilmez yetkileri arasında sayıldığı, olağan Genel kurul toplantısında yönetim kurulu faaliyet raporunun sadece müzakere edilmesinin yeterli olmadığı, ayrıca genel kurulda oylama yapılarak çoğunluğun oylarıyla kabul edilmesi gerektiği ancak faaliyet raporunun müzakerelerinden sonra oylanmadığı, kabul veya red kararı verilmediği dolayısıyla bir genel kurul kararının varlığından da söz edilemeyeceği kanaatine varılmıştır.Gündem madde 3 açısından yapılan değerlendirmede; gündemin 3. sırasında bağımsız denetim raporunun okunduğu ve müzakere edildiği anlaşılmış ise de; bağımsız denetim raporunun kabulüne veya reddine dair bir oylama yapılmadığı ve karar alınmadığı anlaşılmıştır. Ancak bağımsız denetim raporunun geçerliliği ve bağlayıcılığı ayrıca genel kurulda kabul edilmesine bağlı değildir. Bu bakımdan, gündemin 3. Sırasında görüşülen bağımsız denetim raporu oylanarak kabul edilmemiş ise de bu durumun raporun geçerliliğini etkilemeyeceği kanaatine varılmıştır.Gündem madde 4 açısından yapılan değerlendirmede; 2019 yılı bilanço ve kar zarar hesabının toplantıda müzakere edilmiş olmakla birlikte bu konuda herhangi bir oylama yapılmadığı, ancak Finansal tabloların müzakeresi dışında genel kurul tarafından ayrıca kabul edilmesi de gerekeceği, bunlar usulünce onaylanmadan kar ve kazanç paylarının dağıtımı, yedek akçe ayrılması, yöneticilerin ibrası gibi kararların alınamayacağı, bilanço ve gelir tablosu oylanarak kabul edilmediğine göre, bu konuda bir kararın varlığından da söz edilemeyeceği kanaatine varılmıştır.Gündem madde 5 açısından yapılan değerlendirmede; ilgili gündem maddesinin 2019 yılı faaliyetlerinden dolayı yönetim kurulu üyesinin ibrasına ilişkin olduğu, yönetim kurulu üyesinin ibrası ... ve ...’nın 8.630,528 red oyuna karşılık 14.962.424 kabul oyuyla kabul edildiği, ibrası oylanan ...’nin bu madde oylanırken oy kullanmadığı, TTK.m.436 gereğince yönetim kurulu üyesi kendi ibrasında oy kullanayacağı ve bu karar bakımından karar nisabı yönetim kurulu üyesi dışında kalan diğer oyların çoğunluğu şeklinde belirleneceği, nisap ve kabul çoğunluğu bakımından kanuna aykırılık bulunmadığı, ancak gündemin 2. ve 4. sırasında görüşülen 2019 yılı faaliyet raporu ile 2019 yılı bilanço ve gelir tabloları oylanarak kabul edilmediğinden, yönetim kurulu üyesinin ibrasının görüşülemeyeceği, içerik yönünden alınan ibra kararanının, ibranın amacı bakımından kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olacağı değerlendirildiğinden TTK. m. 445 gereğince iptale tabi kanaatine varılmıştır.Gündem madde 6 açısından yapılan değerlendirmede; ilgili gündem maddesinin 2019 yılı hesap dönemine ilişkin hazırlanan yönetim kurulu kar dağıtım önerisine ilişkin olduğu, genel kurulun %5 kar dağıtılmasına oybirliğiyle karar verdiği, davacı temsilcisinin karın tümünün dağıtılması teklifinin ise oy çokluğuyla reddedildiği,TTK.m.408/2/d hükmü gereğince yıllık kar üzerinde tasarruf yetkisinin münhasıran genel kurula ait olduğu, genel kurulun kar dağıtım kararı vermesi zorunlu olmadığı, davalı şirketin geçmiş yıllar zararlarının 2019 yılı karından daha fazla olması da gözetildiğinde genel kurulun yalnızca %5 kar dağıtımı yapılması yönünde karar almasında kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılık olmadığı kanaatine varılmıştır.Gündem madde 7 açısından yapılan değerlendirmede; ilgili gündem maddesinin yönetim kuruluna üye seçimi ve görev süresinin belirlenmesine ilişkin olduğu, ...' nin oy çokluğuyla tek yönetim kurulu üyesi olarak seçildiği, davacının da ikinci yönetim kurulu üyesi olarak seçilmesi teklifinin oy çokluğuyla reddedildiği, davalı şirketin esas sözleşmesine göre de yönetim kurulu tek kişiden oluşabileceğinden, davacının yönetim kurulu üye sayısının artırılmasını talep ederek, yönetim kurulu üyeliğine aday olmasında da genel kurulun bu teklifi kabul etmemesinde de kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı bir yön olmadığı kanaatine varılmıştır.Gündem madde 8 açısından yapılan değerlendirmede; ilgili gündem maddesinin yönetim kurulu üyelerinin ücretlerinin tespitine ilişkin olduğu, TTK.m.408/2/b hükmü gereğince yönetim kurulu üyelerinin mali haklarını belirlemeye genel kurul yetkili olduğu, söz konusu genel kurul kararının kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırı olmadığı kanaatine varılmıştır.Gündem madde 9 açısından yapılan değerlendirmede; ilgili gündem maddesinin 2020 Yılı faaliyetleri için bağımsız denetçi seçimine ilişkin olduğu, oy çokluğuyla bağımsız denetçi olarak seçilen şirketin daha önceki 10 yıl içinde toplam 7 yıl görev yaptığına dair dosyada bir tespit bulunmadığından kararın butlanını veya iptalini gerektiren bir hususun mevcut olmadığı kanaatine varılmıştır. Gündem madde 10 açısından yapılan değerlendirmede; ilgili gündem maddesinin yönetim kuruluna TTK 395 ve 396 maddelerine istinaden yetki verilmesine ilişkin olduğu, yönetim kurulu üyelerinin TTK.m.395-396’da düzenlenen şirketle işlem yapma ve rekabet yasakları genel kurul kararıyla izin verilerek kaldırılabileceği, bu bakımdan oy çokluğuyla alınan kararın kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırı olmadığı kanaatine varılmıştır.Gündem madde 11 açısından yapılan değerlendirmede; ilgili gündem maddesinin özel denetçi seçimi teklifine ilişkin olduğu, davalı şirketin toplam pay sayısı itibariyle özel denetim isteyen ... ve ...’nın pay sayısı ve oranı itibariyle azınlık sıfatı taşıdığı, TTK.madde 439/1 gereğince, özel denetim talebi reddedilen azınlık pay sahiplerinin bu amaçla dava açmalarının mümkün olduğu, dosya kapsamındaki delil durumuna göre genel kurulun özel denetçi seçimi talebini reddeden kararının iptalini gerektirecek nitelikte bir delil bulunmadığı kanaatine varılmıştır.Her ne kadar davalı vekilince bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde ve mahkememiz duruşmasında alınan sözlü beyanlarında; davacı tarafın birleşme genel kurulunda kullanılan olumlu oy ile mali tablolara, bilançoya bir itirazın olmadığının sabit hale geldiğini ifade edilmiş ise de; davalı vekilinin itirazlarının ait olduğu 31/03/2020 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 2 ve 4 nolu kararların yokluk ile malul olduğunun tespit edilmesi karşısında itirazları dosya kapsamına uygun görülmemiştir.Her ne kadar davacı vekilince bilirkişi raporuna karşı itiraz dilekçesinde; bilirkişilerin genel itibariyle sorularına ilişkin değerlendirme yaparken bilanço, gelir tablosu, bağımsız denetim raporu ve faaliyet raporu hakkında usuli olarak inceleme yaptığı, tablolarda mevcut girişlere sebebiyet veren olayların cevap olarak belirtilmesi gerektiği ifade olunmuş ise de; davamızın niteliği gereği alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli görüldüğü, şirketin genel mali durumunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, bu anlamda davacı vekilinin talebinin sorumluluk davasında gündeme gelebileceği anlaşıldığından belirttikleri hususlarda yeniden rapor aldırılması talebinin reddine karar vermek gerekmiştir."gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 31/03/2020 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 2 ve 4 nolu kararların yoklukla malul olduğunun tespitine, 5 nolu kararın iptaline, diğer taleplerin reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 3 numaralı karara ilişkin bilirkişi raporunda bilirkişilerce genel kurulda verilen cevabın doğruluğunun neye göre tespit edildiğine dair hiçbir açıklama yapılmadığını,bağımsız denetim raporunun bağlı şirketleri de içine alacak şekilde hazırlandığını ve yeterli karşılaştırma yaparak şirket ile ilgili yeterli bilgi sahibi olunamadığını, toplantı gündemi müzakere edilmiş ise de hazirun oylaması yapılmadığını, bu hususta ilgili gündem maddesinde yer alan bağımsız denetim raporunun ne kabul edilmiş ne de reddedil olduğunu, bu nedenlerle ilgili rapor geçerli hale gelmediğini ve 3 numaralı gündem maddesinin hükümsüzlüğünün tespiti gerektiğini, kararın batıl olduğunu, toplantının 5 numaralı gündem maddesindeki ibra oylaması hakkaniyete ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu,gündem maddesinin iptaline karar verilmişse de kararın batıl olduğunu, aksi kanaatte iptaline karar verilmesi gerektiğini, toplantının 6 numaralı gündem maddesine ilişkin olarak, dağıtılabilir karın daha yüksek miktarda olduğu davalının başarılı geçirdiği söylenen yıllarına rağmen küçük meblağlar dışında kar dağıtımında bulunmadığı, hissedarların neden temettü hakkından yoksun bırakıldığı nazara alındığında eşit işlem ilkesi ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, iptale tabi olduğunu, toplantının 7 numaralı gündem maddesi ile ilgili olarak, pay sahiplerinin dürüstlük kuralını hiçe sayarak, toplu halde davacının da yönetim kurulu üyesi olması talebinin reddi yönünde oy kullandığını, hiçbir haklı gerekçe göstermeden davacının adaylığını reddettiklerini, kararın dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, toplantının 8 numaralı gündem maddesi ile ilgili olarakdavalının kuruluşundan bu yana hiçbir zaman kar dağıtımında bulunmadığını, hissedarların neden temettü hakkından yoksun bırakıldığının açıklanmadığını, yönetim kurulu üyesi olarak aslında hiç de belirtilen miktara ihtiyacı olmayan ...'ye belirtilen miktarın düzenli olarak ödenmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, kararın batıl olduğunu, aksi halde iptale tabi olduğunu, toplantının 9 numaralı gündem maddesi ile ilgili olarak, yönetim kurulu üyelerinin TTK.m.395-396'da düzenlenen şirketle işlem yapma ve rekabet yasakları genel kurul kararıyla izin v kaldırıldığını ancak çokluğuyla alınan kararın kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, dava dışı ...'ye genel kurulca verilen yetkiler hiçbir denetim olmadan şirketin tamamen boşaltılma ve işlevsiz kılınmasına olanak verebilecek nitelikte olduğunu, çoğunluk pay sahiplerinin denetlenemeyecek vaziyete geldiğini, davacının haklarına halel gelecek eylemlerinin önünün açıldığını, bu kararla şirketin tam anlamıyla çoğunluk tahakkümüne girdiğini, adı geçen kişinin şirkete ve diğer aile şirketlerindeki haklarına karşı hukuk dışı müdahalelerinin her geçen gün artarak devam ettiğini, toplantının 11 numaralı gündem maddesi olarak, çelişki ve eksiklikler açık bir şekilde ortada iken, davacının incelemesine sunulması talep edilen belgeler sunulmamışken, bağımsız denetim raporu solo değil konsolide şekilde olduğundan finansal tablolar ve denetim raporu arasındaki çelişkiler açık bir şekilde görülmekte iken ve dahası davacının bu konulara ilişkin bütün talepleri davalı tarafından her toplantıda eksik bırakılırken, davacının belgeler üzerinde bilgi alma ve inceleme hakkının haksız bir şekilde önüne geçildiğini, bu sebeple bu kararında batıl ve iptale tabi olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, davalı şirketin 31.03.2020 tarihinde yapılan genel kurulunda alınan 2, 3, 4, 5, 6, 7,8,9,10,11 numaralı kararlarının yok hükmünde olduğunun ve TTK'nın 447. maddesi batıl olduğunun tespiti, aksi kanaat hâlinde bu kararların iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, ortağı olduğu davalı şirketin 2019 yılı olağan genel kurul toplantısının 31.03.2020 tarihinde yapıldığını, 2, 3, 4, 5, 6, 7,8, 9, 10, 11 numaralı kararlarının dürüstlük kuralına, eşit işlem ilkesine, hakkaniyete aykırı olduğunu ileri sürerek, bu kararların yok hükmünde yahut batıl olduğunun tespitine, bu talep yerinde görülmezse kararların iptaline karar verilmesini istemiştir.TTK'nın 447. maddesinde butlan düzenlenmesine yer verilmiş olup maddede, pay sahibinin genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını kanunun izin verilen ölçü dışında sınırlandıran anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararların batıl olduğu belirtilmiştir.Genel kurul kararlarının yokluğu hâli ise TTK'da özel olarak düzenlenmemiştir. Yokluk hâli, hukukun genel ilkelerine göre dikkate alınması gereken bir husustur. Genel kurul kararının oluşması için gerekli kanuni kurucu şeklî unsurların bulunmaması yani kararın yeterli nisapla alınmamış olması, genel kurula yetkisiz kişilerin katılması veya sahte imzalarla genel kurul yapılması gibi hâllerde, genel kurul toplantısında alınan karraların yokluğunun tespitinin talep edilmesi mümkündür. Diğer bir deyişle, kararın oluşması için gerekli kurucu kanuni unsurlar yoksa, ortada geçerli bir genel kurulun ve genel kurul kararının varlığından söz edilemez ve bu şekilde alınmış olan kararlar da yok hükmünde kabul edilir. Yokluğun tespiti, hukuki menfaati olanlar tarafından ve herhangi bir süreye bağlı olmaksızın her zaman ileri sürülebilir. Yokluk, mahkemece de resen dikkate alınır.Genel kurul kararlarının iptali konusu TTK'nın 445. maddesinde düzenlenmiş olup 446'ncı maddede belirtilen kişilerin, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler. TTK'nın 446.maddesinde ise, iptal davası açabilecek kişiler sayılmış ve toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun ya da bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın, çağrının usulüne uygun yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına veya oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ve yönetim kurulu üyelerinden her birinin iptal davası açabileceği belirtilmiştir. Buna göre genel kurul kararlarına karşı iptal davası açılabilmesi için iptali istenen karara olumsuz oy vermenin dışında TTK'nın 446. maddesi gereğince muhalefet şerhinin de tutanağa geçirilmesi gerekmektedir.Bu hukuki açıklamalara göre somut olaya gelindiğinde; davalı şirketin 2019 yılı yılı olağan genel kuruluna ilişkin hazirun cetveli ve genel kurul karar tutanağı incelendiğinde 63.237,033 TL şirket sermayesini temsil eden paylara sahip tüm ortakların toplantıda hazır bulunduğu, davacı tarafından dava konusu edilen kararlara karşı toplantıda olumsuz oy kullanıldığı ve muhalefet şerhinin tutanağa geçirtilmiş olduğu görülmektedir.Toplantı tutanağı ve hazirun cetveli birlikte incelendiğinde; gündemin 2 nolu maddesinin yönetim kurulu yıllık faaliyet raporlarının okunmasına ilişkin olduğu, herhangi bir oylama yapılmadığı ve karar alınmadığı; gündemin 3 nolu maddesinin bağımsız denetçi raporunun okunmasına ilişkin olduğu, müzakere ve oylama yapılmadığı; gündemin 4 nolu maddesinin ise 2019 yılı bilanço kâr ve zarar hesaplarının okunmasına ilişkin olduğu ancak bu maddede finansal tabloların onaylanmasına dair herhangi bir oylama yapılıp karar alınmadığı; gündemin 5 nolu maddesinin yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin olduğu, davacının ve paydaş ...nın 8.630.523 ret oyuna karşılık diğer hissedarların 14.962.424 kabul oyuyla oy çokluğu ile yönetim kurulu üyesi ...'nin ibra edildiği, kendisinin oy kullanmadığı; gündemin 6 nolu maddesinin kâr dağıtımına ilişkin olduğu, %5 kârın dağıtımına oybirliği ile karar verildiği, davacının daha fazla kâr payı dağıtılması talebinin davacı ve ...'nın 8.630.523 kabul oyuna karşılık diğer hissedarların 54.6060.505 adet oyu ile reddedildiği; gündemin 7 nolu maddesinin yeni yönetim kurulu üyesi seçimine ilişkin olduğu, davacı ve ...'nın 8.630.523 ret oyuna karşılık diğer hissedarların 54.6060.505 adet oyu ile ...'nin yönetim kurulu üyesi seçildiği, davacının kendisinin yönetim kurulu üyesi seçilmesi talebinin reddedildiği; gündemin 8 nolu maddesinin yönetim kurulu üyelerinin ücretlerinin tespitine ilişkin olduğu, yönetim kurulu üyelerine aylık 1000 TL huzur hakkı ödenmesine, davacı ve ... 8.630.523 ret oyuna karşılık diğer hissedarların 54.6060.505 adet oyu karar verildiği; gündemin 9 nolu maddesinin bağımsız denetçi seçimine ilişkin olduğu, teklif alınan beş adedinin içinden davacı ve ...'nın 8.630.523 ret oyuna karşılık diğer hissedarların 54.6060.505 adet oyu ile ... AŞ şirketinin bağımsız denetçi seçildiği; gündemin 10 nolu maddesinin TTK'nın 395 ve 396. maddeleri uyarınca yönetim kurulu üyelerine yetki verilmesine ilişkin olduğu, davacı ve ...'nın 8.630.523 ret oyuna karşılık diğer hissedarların 54.6060.505 adet oyu ile anılan maddeler kapsamında izin verildiği; gündemin 11 nolu maddesinin özel denetçi atanması istemine ilişkin olduğu, davacı ve ...nın 8.630.523 kabul oyuna karşılık diğer hissedarların 54.6060.505 adet ret oyu ile talebin reddedildiği anlaşılmaktadır.Mahkemece, 2 ve 4 nolu kararların yoklukla malul olduğunun tespitine, 5 nolu kararın iptaline, diğer maddelere ilişkin taleplerin reddine, karar verilmiştir. İstinaf kanun yoluna sadece davacı başvurmuştur. İnceleme sırasında, HMK'nın 355 ve 115. maddeleri uyarınca dava şartları resen gözetilmiştir.Dava konusu genel kurul toplantı tutanağının 2 nolu maddesinin yönetim kurulu yıllık faaliyet raporlarının okunmasına ilişkin olduğu, herhangi bir oylama yapılmadığı ve karar alınmadığı, 3 nolu maddesinin bağımsız denetçi raporunun okunmasına ilişkin olduğu, müzakere ve oylama yapılmadığı, 4 nolu maddesinin ise 2019 yılı bilanço kâr ve zarar hesaplarının okunmasına ilişkin olduğu, ancak bu maddede de tabloların onaylanmasına dair herhangi bir oylama yapılıp karar alınmadığı anlaşılmaktadır Mahkemece, bu maddelerden 2 ve nolu kararların yok hükmünde olduğuna, 3 nolu kararın iptali isteminin reddine karar verilmiş ise de genel kurulca dava konusu 2, 3 ve 4 nolu gündem maddelerine yönelik olarak kabul veya reddine ilişkin herhangi bir oylama yapılmadığından davacının bu gündem maddelerinin yok/batıl olduğunun tespiti veya iptaline yönelik dava açmasında hukuki yararı bulunmadığından, bu gündem maddeleri (2, 3, 4 nolu) yönünden açılan davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu nedenle, davacı vekilinin anılan gündem maddelerine yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemekle birlikte, HMK'nın 33, 115 ve 355. maddeleri uyarınca dairemizce resen yapılan değerlendirme sonucunda, dava konusu genel kurul kararının 2, 3 ve 4 nolu gündem maddeleri yönünden verilen hükmün HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca düzeltilmek üzere kaldırılarak bu gündem maddelerine yönelik talebin hukuki yarar yokluğu sebebiyle usulden reddine karar vermek gerekmiştir.Davacı vekili, 5 no'lu gündem maddesinin yok hükmünde olduğunu istinaf sebebi olarak ileri sürmüş ise de yukarıda sayılan yokluk hâllerinin bu madde açısından oluşmadığı, gündemin 2. ve 4. sırasında görüşülen 2019 yılı faaliyet raporu ile 2019 yılı bilanço ve gelir tabloları oylanarak kabul edilmediğinden, yönetim kurulu üyesinin ibrasının görüşülemeyeceği, içerik yönünden alınan ibra kararanının, ibranın amacı bakımından kanuna ve dürüstlük kuralına aykırı olacağı ve bu sebeple TTK'nın 445. maddesi gereğince iptalinin gerektiği anlaşıldığından, mahkemece bu madde yönünden iptal hükmü verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekilince, 6, 7, 8, 9, 10 ve 11. gündem maddeleriyle alınan kararların da yok hükmünde olduğu, aksi kanaat hâlinde iptali gerektiği istinaf sebebi olarak ileri sürülmüştür. Genel kurul kararlarının yokluğu hâli yukarıda açıklanmış olup somut olayda anılan maddeler için yokluk hâlinin gerçekleşmediği, kararın kurucu şekli unsurlarının mevcut olduğu anlaşıldığından bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Aynı kararlar bakımından butlanın koşullarının da bulunmadığı belirlenmiştir.Genel kurulun 6, 7, 8, 9, 10 ve 11. gündem maddeleriyle alının kararların iptali talebi yönünden yapılan incelemede gerek hükme esas alınan bilirkişi raporunda gerekse mahkeme karar gerekçesinde açıklandığı üzere; genel kurulun kâr dağıtım kararı vermesinin zorunlu olmadığı, davalı şirketin geçmiş yıllar zararlarının 2019 yılı karından daha fazla olması da gözetildiğinde genel kurulun yalnızca %5 kâr dağıtımı yapılması yönünde karar alması, davalı şirketin esas sözleşmesine göre yönetim kurulu tek kişiden oluşabileceğinden, davacının yönetim kurulu üye sayısının artırılmasını talep ederek, yönetim kurulu üyeliğine aday olması, genel kurulun bu teklifi kabul etmemesi, yönetim kurulu üyelerinin mali haklarını belirlemeye genel kurulun yetkili olması, bağımsız denetçi olarak seçilen şirketin daha önceki on yıl içinde toplam yedi yıl görev yaptığına dair dosyada bir tespit bulunmaması, TTK'nın 395 ve 396. maddelerine istinaden yetki verilmesinin genel kurul kararıyla mümkün olduğu, özel denetim talebi reddedilen azınlık pay sahiplerinin bu amaçla dava açmalarının mümkün olduğu nazara alındığında, somut olayda anılan maddelerin kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı olmadığı kanaatine varıldığından, bu yöndeki istinaf sebeplerinin de reddi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle; HMK'nın 33, 115, 355 ve 353/1.b.2. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davacı vekilince ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri yerinde olmamakla birlikte, Dairemizce resen yapılan değerlendirme sonucunda, ilk derece mahkemesince gündemin 2, 3 ve 4 no'lu maddelerine ilişkin olarak hukuki yarar yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görüldüğünden, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının düzeltilmek üzere kaldırılarak davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;HMK'nın 33, 115, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında yukarıdaki gerekçelerle Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;Davanın kısmen kabulü ile; 1-Davalı şirketin 31.03.2020 tarihinde yapılan 2019 yılı olağan genel kurul toplantısında gündemin 2, 3 ve 4. maddeleri ile ile alınan kararlara yönelik davanın HMK'nın 114/1.h ve 115/2 maddeleri uyarınca usulden reddine, 2-Aynı genel kurul toplantısında gündemin 5. maddesi ile alınan kararın iptaline, 3-Aynı genel kurul toplantısında gündemin 6, 7, 8, 9, 10 ve 11. maddeleriyle alınan kararlara yönelik davanın reddine, 4-Alınması gereken 615,40 TL TL karar harcından, davacı tarafından peşin yatırılan 54,40 TL'nin mahsubu ile bakiye 561,00 TL karar harcının davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,5- Davacı tarafından yapılan 2.500,00 TL bilirkişi ücreti, 138,00 TL posta gideri, 54,40 TL başvurma harcı ve 7,80 TL vekalet harcı olmak üzere toplam olmak üzere toplam 2.700,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, iş bu karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, iş bu karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,8-Taraf vekillerince yatırılan gider ve delil avans bakiyelerinin, karar kesinleştikten sonra, yatıran taraflara iadesine, 9-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden: a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının ise karar kesinleştikten sonra ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine,b-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin takdiren kendi üzerinde bırakılmasına,10-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.2, 33 ve 355. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 17.04.2025 tarihinde, oybirliğiyle ve temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.