Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/2159 E. 2022/1844 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/2159
Karar No
2022/1844

T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2024/1077 Esas KARAR NO: 2025/1005 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ: 30/04/2024 NUMARASI: 2022/317 Esas, 2024/86 Karar DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli) KARAR TARİHİ: 14/07/2025 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "..." markası, ... logosu ve ... ticaret unvanının sahibi olan müvekkilinin, bu markanın kullanımı için kimseye lisans verilmediğini, ... adının müvekkilinden tamamen bağımsız başka bir İtalyan firmasının ticaret unvanı olduğunu, bu şirket ile müvekkili arasında hiçbir bağlantı bulunmadığını ve bu şirkete karşı yurt içinde ve dışında davalar açıldığını, davalının Masko Mobilyacılar Sitesindeki işyerinde bu markayı haksız olarak kullandığını, bu hususta delil espiti yaptırdıklarını, davalının müvekkilinin markanın tanınmışlığından kötüniyetle ve haksız yararlandığını, davalının hem marka hakkının ihlal edildiğini, hem de haksız rekabette bulunulduğunu ileri sürerek, şimdilik 10.000-TL maddi, 50.000-TL manevi ve 50.000-TL itibar tazminatının, dava tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, davalı nezdinde bulunan müvekkili adına tescilli "versace" markasını içeren her türlü tabela, levha, afiş, kartela ve ürünlere el konularak imhasını ve verilecek karar özetinin ilanını talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Mahkemenin Değişik İş dosyasında muhatabın kendileri olmayıp, başka bir firma olduğunu, müvekkilinin sadece ... Şirketine ait markaları kullandığını, bu kullanımın marka sahibi ... şirketinin lisansörü olan ... Tekstil'in lisansörlük yetkisine dayanarak ... Tekstil'e verdiği distribütörlük yetkisi kapsamında kendilerine verilen bayiliğe dayandığını, ticaret unvanının ise sadece markaların aidiyetini göstermek için söz konusu olduğunu, ticaret unvanı kullanımının markasal kullanım olmadığını, bir bütün olarak unvanı kullandıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı vekilinin istinafı üzerine verilen bu karar; Dairemizin 2020/2159 E.-2022/1844 K. sayılı ilamı ile kaldırılmıştır.İlk derece mahkemesince Dairemizin kaldırma kararı sonrası yapılan yargılama sonucunda; dosya kapsamında lisansör şirket olan ... Telekominikasyon ile ... Tekstil arasında imzalanan “Distribütörlük Sözleşmesi” yer almakta olup, bu sözleşmede yer alan ve dava dışı İtalyan firma olan ...’ye ait markalar olarak ..., ..., ..., ..., ..., ... no.lu markaların belirtilmekte olduğu, dosya kapsamında Distribütör Şirket olan ... Tekstil firması ile huzurdaki davanın davalısı ... Ürünleri Ltd. Şti. arasında Bayilik Sözleşmesi yapıldığı belirtilmekte ise de dosya kapsamında sözleşmeye rastlanmadığı, sözleşmelerde adı geçen dava dışı ... isimli şirkete ait yukarıda belirtilen şekilde marka olup olmadığı Turkpatent sicil kayıtlarından kontrol edilmiş olup, ... ve ... başvuru no.lu markaların geçersiz olduğu ve herhangi bir tescillerinin mevcut olmadığı, ..., ..., ..., ... no.lu markaların geçerliliğini koruduğu, dava dışı ... isimli İtalyan şirketi ile ... Telekominikasyon arasında akdedilen 06/07/2014 tarihli “Lisans Sözleşmesi” içinde belirtilen markaların sözleşme tarihi itibariyle ..., ... ve ... tescil numaralı "..." markalarını kapsadığı, dosya kapsamında yer alan davalı kullanımlarında ise bu ibare ile birlikte “...” şeklinde kullanımın yer aldığı, dava dışı “... firması” adına, “...” ya da “...” ibareli Turkpatent nezdinde tescilli herhangi bir markanın bulunmadığı, sözleşme ile verilen kullanım izni markasının kullanımına dair olduğundan, bu ibarenin tek başına kullanılması markasal açıdan bir tecavüz oluşturmayacağı, ancak davalının kullanımında “...” ibaresi de yer aldığı, “...” ibaresinin kelime grubunun içinde kullanılmasının ticaret ünvanına atıf olarak değerlendirilmekten ziyade doğrudan markasal kullanım olarak algılandığı, “...” markasının tanınmışlığı göz önüne alındığında bu ibarenin herhangi bir kelime grubunun parçası olarak kullanımında bile tüketici nezdinde iltibas ihtimalinin söz konusu olabileceği , bu itibarla davalı tarafın kullanımı açısından, SMK’nın 7 ve 29. maddeleri gereğince davacının marka hakkına tecavüze ilişkin şartların mevcut olduğu, davalı da aynı sektörde faaliyette bulunduğundan, yukarıdaki değinildiği şekildeki kullanımın davacının marka haklarına tecavüz teşkil ettiğini bilebilecek durumda olduğundan kusurlu sayılarak tazminattan sorumlu tutmak gerektiği, bilirkişi raporu ile davalının satış tutarları üzerinden yapılan hesaplamaya göre istenebilecek lisans bedelinin 26.919.82- TL olduğu tespit edilmiş olup, davacı vekilinin de Bölge Adliye Mahkemesi kararından sonra maddi tazminat talebini bu tutar üzerinden ıslah ettiği, ancak, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kaldırma kararından önceki ilk karar ile davacı yararına TBK 50 ve 51 maddesi kapsamında hükmedilen 10.000-TL maddi tazminatın davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmadığından ve sadece davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulduğundan, bu yönüyle davalı yararına usuli müktesep hak oluştuğundan, ilk karardaki gibi maddi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL maddi tazminat takdir edildiği, davacı markasının tanınmışlık düzeyi ve ürünler arasındaki kalite farkı gözetildiğinde davacı yararına 10.000-TL itibar tazminatı takdir edildiği, yine, davalının eylemi aynı zamanda davacının markadan doğan manevi haklarını da ihlal ettiğinden, ihlalin niteliği ve süresi, tarafların ekonomik durumu ve manevi tazminatın amacı gözetilerek davacı yararına 10.000,00 TL manevi tazminat takdir edildiği, ilk kararda davacı yararına tecavüz yönünden vekalet ücreti takdir edilmemiş olup, davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmadığından bu husus davalı yararına usuli müktesep hak teşkil ettiğinden tecavüz yönünden ayrıca vekalet ücreti takdir edilmediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile; davalı nezdinde davacı adına tescilli "..." markasını içeren her türlü tabela, levha, afiş, ilan, kartela ve ürünlere el konularak imhasına, takdiren 10.000-TL maddi, 10.000-TL manevi ve 10.000-TL itibar tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, hüküm özetinin ilanına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF İSTEMİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkeme tarafından huzurdaki maddi tazminat talepleri yönünden yanılgıya düşülerek hatalı bir şekilde hüküm kurulduğunu, ancak ilk hükümde maddi tazminat talebinin henüz ıslah edilmediğini ve dava dilekçesindeki talepleri gibi tümüyle kabul edildiğini, yerel mahkemece ıslah dilekçesinde artırılan şekliyle hüküm kurulması gerekirken hataya düşülerek kısmen kabul kararı verilmesinin yasa ve usule aykırı olduğunu, davalının mevcut durumu, müvekkilinin dünyaca tanınmış bir marka olması, davalının gelirlerine ilişkin dosyada mevcut olan beyannameler uyarınca, dava dilekçesi ile 50.000-TL olarak talep edilen manevi tazminat miktarının davalının mahvına sebep olmayacağını ve hakkaniyete uygun olduğunu, kurulan hükmün davalı yönünden ise caydırıcı bir etki bırakacak miktarda olması gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; cevap dilekçesindeki savunmalarını tekrar ederek, Bakırköy 1. FSHHM’nin 2017/103 D.İş sayılı dosyasında, aleyhine tespit talebinde bulunulan şirketin, müvekkili şirket olmamasına rağmen, yasaya ve usule aykırı olarak müvekkil şirkete ait işyerinde tespit yapıldığını, bilirkişi heyetinin, dosyanın tamamını bilhassa istinaf ilamını incelemeden rapor hazırladığını, müvekkili şirketin kullanımlarınıın tamemen hukuka uygun olduğunu, müvekkili şirketin distribütörlük sözleşmesine dayanarak almış olduğu bayilik yetkisi kapsamında, bahse konu İtalyan şirkete ait markaları havi ürünleri işyerlerinde satışa sunduğunu, müvekkilinin hiçbir zaman davacının “...” markalı herhangi bir ürünün satışını yapmadığını, müvekkili şirketin marka sahibi şirketin ticaret unvanını kullanmasının tek amacının tüketicide iltibas yaratmak değil, mağazasında kullanmakta olduğu markaların sahibini açıkça nihai alıcı olan tüketiciye bildirmek ve bilgilendirmek olduğunu, davacı ile müvekkilin bayilik hakkı aldığı marka sahibi şirket ... isimli şirket arasında imzalanan uzlaşı tutanağı uyarınca; davacı şirketin marka sahibi şirketin ticaret unvanının kullanımına onay verdiğini, davacının TTK hükümleri uyarınca haksız rekabet iddialarının da geçerliliği olmadığını, maddi ve manevi tazminat ile itibar tazminatı talepleri ile verilen hüküm haksız olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, markaya tecavüzün ortadan kaldırılması ile tazminat talebine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, Dairemizin kaldırma kararı sonrası alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre göre, davalı işyerindeki tabela, bez torba ve kumaş kartelalarında “...” ibaresinin kullanıldığı, “...” kullanımının ticaret unvanı şeklinde kullanımdan uzak, markasal nitelik arz ettiği, davalı tarafça satışı yapılan 24. sınıf kapsamında yer alan (ev tekstil kumaş) emtiaların davacının tescil kapsamına giren mal sınıfında olduğu, davalı kullanımlarının davacının tanınmış tescilli Versace markası ile iltibas oluşturacağı, gerek davalı, gerekse dava dışı “... FİRMASI” adına TPMK nezdinde “...” ya da “...” ibareli bir marka bulunmadığı gibi “..." şeklinde bir ticaret unvanının da tescil edilmediği, dolayısıyla “...” markasının kullanımına dair bir lisans verilmesinin söz konusu olamayacağı, sadece sahibine ait olan ticaret ünvanı kullanımının başkasına lisans şeklinde verilemeyeceği, dosyada ihbar olunanlar olan ... Ltd.Şti ile ... Tekstil AŞ arasında imzalanan “Distribütörlük Sözleşmesi” ibraz edilmişse de, söz konusu sözleşmede distribütör şirket olan ... Tekstil AŞ ile davalı arasında yapıldığı iddia edilen bayilik sözleşmesinin dosyaya ibraz edilmediği, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde ve hükmedilen tazminat tutarlarında bir isabetsizlik bulunmadığı, her ne kadar Dairemizin kaldırma kararı öncesi ilk derece mahkemesi tarafından hükmedilen 10.000-TL maddi tazminat ile davacının maddi tazminat talebinin tamamı kabul edilmiş ve davacının ıslahı kaldırma kararı sonrası yapılmışsa da, kaldırma kararı öncesi hükmedilen 10.000-TL tazminatın TBK'nın 50 ve 51 maddeleri uyarınca belirlendiği, bu karara karşı davacının istinaf yoluna başvurmadığı, bu nedenlerle davalı yararına usuli müktesep hak oluştuğu anlaşılmakla, davacı vekili ve davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE 3-Davacıdan alınması gereken 615,40 TL harçtan, peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 187,80 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, 4-Davalıdan alınması gereken 2.049,30 harçtan, peşin alınan 512,33 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.536,97 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin davacı ve davalı üzerinde bırakılmasına,6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.14/07/2025

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/2159, K. 2022/1844, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-2159-e-2022-1844-k-b38f3d26c270