Bölge Adliye Mahkemesi ·
Bölge Adliye Mahkemesi 2016/1228 E. 2021/6 K.
- Mahkeme
- Bölge Adliye Mahkemesi
- Esas No
- 2016/1228
- Karar No
- 2021/6
- Karar Tarihi
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/456 KARAR NO: 2025/379 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 04/02/2025 ESAS NO: 2024/421 KARAR NO: 2025/78 DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ: 26/03/2025 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket tarafından ... poliçe numaralı 15.02.2015 başlangıç 15.02.2016 bitiş tarihli Kapsamlı İşyeri Poliçesi ile sigortalı bulunan ve sigortalı ...'a ait "... Cd. ... İş Hanı No:... K:...-...-...-...-... Kadıköy İstanbul" adresinde mevcut taşınmazda 01.05.2015 tarihinde arka sokakta ana şebeke su borusunun patlaması ile su baskını oluştuğunu, sigortalıya ait taşınmazda meydana gelen hasar ihbarına ilişkin olarak ekspertiz raporunun alındığını ve sigortalıya 37.107,82 TL ödeme yapıldığını, müvekkil şirketin sigortalısının haklarına halef olduğunu belirterek zarar sebebi ile sigortalıya ödenen 37.107,82 TL nin temerrüt tarihi olan 24.08.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesini talep etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; mahkemenin görevli olmadığını, yargılamanın idari yargıda görülmesi gereken davalardan olduğunu, dava konusu patlamanın yapılan incelemede herhangi bir dış tesis olmaksızın kendiliğinden meydana geldiğini, idarelerinin arızaya zamanında müdahale ederek üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiğini ve ilgili yapının zemin izolasyonunun olmaması göz önüne bulundurulduğunda konuyla ilgili idarelerinin görev ihmali, gecikmesi ve kusurunun bulunmadığını, meydana gelen su basmalarına hasara bina sahiplerinin kendi kusurlarının sebep olduğunu, dava konusu yerin projeye uygunluğunun denetlenmesinin gerektiğini, yapının ruhsatlı olduğunu bir an için kabul etsek bile incelenmesi gereken bir diğer hususun bina sahibinin su sızmasını engellemek için tedbir alıp almadığı hususunun da irdelenmesinin gerektiğini, davada talep edilen hasar bedelinin fahiş olduğunu, hasara ilişkin bedelin bilirkişiler tarafından yeniden tespit edilmesinin gerektiğini, ödeme tarihinden itibaren faiz istenmesi talebinin hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, 3.kişi ile yapılan sigorta sözleşmesine dayalı olarak ödenen tazminatı kusuru bulunun davalıya rücuen tazmini davasında, Mahkemece verilen ilk karar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi' nin 12/06/2024 tarih 2021/982 Esas 2024/862 Karar sayılı kararı ile davacının halef olduğu sigortalı 3.kişi olan ...' ın tacir olup olmamasına göre görevli mahkeme değerlendirmesi yapılmaması gerekçesiyle kaldırılmış olup yeniden yapılan yargılamada dava dışı sigortalı ...' ın sigortalı olup olmadığı, İstanbul Ticaret Sicili Müdürlüğü, Kadıköy Vergi Dairesi ve İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odası' ndan sorulmuş, alınan cevaplarda sigortalının davaya konu olayın gerçekleştiği 2015 yılında bilanço hesabı esasına göre ticari kazanç sağlayan bilanço tablosundaki satışları da dikkate alındığında, tacir olduğu anlaşılan bir kimse olduğu, davacı sigorta şirketi halefiyet ilkesi gereği olay tarihinde tacir olan sigortalının alacağına halef olduğundan mahkemenin bu davada görevli mahkeme olduğu, alınan bilirkişi heyet raporu gerekçeli, denetlenebilir, dosya içeriğine uygun ve uyuşmazlığı çözmeye yeterli görüldüğünden, mahkemece de benimsenerek hükme esas alındığı, dava konusu 01.05.2015 tarihinde davalı ...'ye ait şebeke temiz su borusunun arızalanması/ patlaması sonucunda, sigortalı işyerini su basması ile işyerindeki satışa sunulan halılar hasar görmüş ve Anadolu Yakası İtfaiye Müdürlüğünün 04/05/2015 tarihli raporuna göre binanın bodrum katından yaklaşık 70 ton temiz şebeke suyunun 3 saatlik bir çalışma sonucunda çekilmiş ve boşaltılmış olduğu, halı yıkama fabrikasına gönderilen 719 adet halının nakliye ve hammaliye bedeli dahil yıkama/ temizleme bedeli olan 17.066.00 TL ve halıların fatura giriş fiyatları üzerinden hasar görmüş 122 adet halının 40.084,32 TL yenileme bedeli olmak üzere toplam 57.150,32 TL halı hasarının tespit edilmiş olduğu, dava dışı sigortalı ile varılan mutabakat sonucunda hasar görmüş olan 122 adet halının 40.084,32 TL yenileme bedelinden, 20.042.50 TL sovtaj bedeli tenzil edilmek suretiyle hasar gören halılar sigortalıya bırakılmış ve sonuç olarak 57.150,32 -20.042,50 = 37.107,82 TL hasar tespit edilmiş olduğu, davacı ... Sigorta A.Ş.'nin 37.107,82 TL hasar bedelini dava dışı sigortalısına 10.07.2015 tarihinde ödemiş ve TTK.'nun 1472. maddesi gereğince 10.07.2015 tarihi itibariyle sigortalısının haklarına halef olduğu, dava konusu olaydan ve oluşan zarardan davalı İSKİ'nin kusurlu ve sorumlu olduğu gerekçesiyle Davacının davasının KABULÜ ile, 37.107,82 TL'nin 24/08/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde; idarelerinde meydana gelmesi muhtemel su arızaları için yeterli sayıda ekip ve ekipmanı mevcut olmakla bahse konu arızaya zamanında müdahale ederek sorumluluğunu yerine getirildiğini, su arızası meydana gelmiş olsa dahi binalarda teknik bakımdan dıştan gelecek herhangi bir su yada başka basınçlara karşı betonarme perde duvar yapılmadığını, yasal mevzuat gereği alınması gerekli izolasyon tedbirlerinin alınmadığını ayrıca drenaj sisteminin de yetersiz olduğunu tespit edildiğini, hükme esas tutulan bilirkişi raporun da bu hususların değerlendirilmediğini, konusunda uzman ve ehli bir bilirkişi tarafından hazırlanmamış hiçbir hukuksal boyutu olmayan bu raporun hükme alınmayacağını, imar mevzuatına uygun olmayan ve müvekkili idarece herhangi bir uygunluk görüşü bulunmayan yapıda meydana gelen hasardan müvekkil idare sorumlu tutulamayacağını, hasarı kabul anlamına gelmemek kaydı ile, hükmedilen zarar bedeli ile faizine itiraz ettiklerini, rayice uygun olmayıp fahiş olarak belirlendiğini, ancak dava tarihinden itibaren faiz istebilebileceğini, gerçek zarar ilkesine göre, tazmine hükmedilecek eşyaların hangi model ve marka olduklarının bilinmesi ve piyasa değerine göre hesap çıkarılması gerekirken beyana göre hesap yapılmasının kabul edilemeyeceğini, kararın davacı yanın sebepsiz zenginleşmesine neden olacağını, müvekkil idarenin olayda kastı, kusuru, ihmali bulunmadığı gibi kendi sorumluluk sahasının dışında gerçekleştiği iddia edilen hasar ile arasında bir illiyet bağının kurulmasının da mümkün olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı Kanunun 341 nci maddesi uyarınca istinaf kanun yolu açık olan davadaki yasal şartları taşıyan istinaf incelemesi, 6100 sayılı Kanunun 355 nci maddesi uyarınca resen gözetilen kamu düzenine aykırılık halleri dışında, taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmıştır. Dava, sigortacının dava dışı sigortalısına aralarındaki sigorta poliçesine dayanarak ödediği hasar bedelinin 6102 Sayılı TTK'nın 1472. Maddesi uyarınca sorumlu davalı kurumdan rücuen tahsili istemine ilişkindir. Dava dosyasında ilk olarak İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemenin 2016/1228 E. 2021/6 K. sayılı 19/01/2021 tarihli davanın kabulüne dair kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, dairemizin 12/06/2024 Tarih ve 2021/982 E. 2024/862 K. sayılı ilamı ile:"...davanın ticari nitelikte olduğunun tespiti dava dışı sigortalı tacir olup olmadığına bağlıdır, mahkemece bu yönde bir araştırma yapılmamıştır. Bu nedenle, dava dışı sigortalının varsa ticaret sicil kayıtlarının getirilmesi, yoksa bağlı olduğu vergi dairesinden hangi usulde defter tuttuğunun sorulması, vergi kayıtları getirtilerek yukarıda yapılan açıklamalar ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 177 nci maddesinde belirtilen hususlar (defter tutma ve sınıf değiştirme hadlerine dair vergi usul kanunu genel tebliğleri ile her yıl için ayrı ayrı belirlenen sınırlar) dikkate alınarak esnaf sınırını aşan ticari işletme sahibi olup olmadığı ve tacir olarak kabul edilip edilmeyeceği gerekirse bu yönde bilirkişi incelemesi yaptırılarak tespit edilmelidir. Dava dışı sigortalının tacir sıfatına haiz olmaması halinde yargılamanın Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülmesi gerektiği göz önünde bulundurulmalıdır..." dair karar verildiği, ardından İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/421 E. sırasına kaydı yapılan Kadıköy Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 04.12.2024 tarihli yazı cevabına göre dava dışı sigortalı Orhan Muhsin Kıymaz'ın bilanço esasına göre defter tuttuğunun bildirmesi nedeniyle dosyada yargılamaya devam edildiği, davanın kabulüne dair verilen karara karşı tekrar davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. Dava dışı sigortalı ...'ın bilanço esasına göre defter tutan tacir olması nedeniyle ticari işletmesinin bulunduğu, dava konusu poliçenin de ticari işletmesine ilişkin olduğu, davalının tacir olması nedeniyle iş bu nispi ticari davada Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmıştır.Davacı sigorta şirketi dava dışı sigortalısı ...'a ait "... Cad. ... İş Hanı No: ... K:...-...-...-...-... Kadıköy İSTANBUL" adresindeki halı satış mağazasını, dava konusu 01.05.2015 tarihli olayı da kapsayan ve 05.02.2015-05.02.2016 tarihleri arasında geçerli olan ... nolu Kapsamlı İşyeri Sigorta Poliçesi ile 1.207.000,00 TL Emtia, 85.500.00 TL Demirbaş teminatı olmak üzere toplam 1.292.500,.00 TL sigorta bedeli üzerinden, yangın ve dahili su teminatı da dahil sigorta etmiş, dava dışı sigortalıya davacı sigorta şirketi tarafından 10.07.2015 tarihinde 37.107,82 TL ödenmiş olduğu anlaşılmıştır. 01.05.2015 tarihinde davalı ...'ye ait şebeke temiz su borusunun arızalanması/ patlaması sonucunda, sigortalı işyerini su basması ile işyerindeki satışa sunulan halılar hasar görmüştür. 04.05.2015 tarihli yangın raporunda olayın çıkış sebebi "Belirtilen adreste; Su baskını olayının şebeke su borusunda oluşan kırılmadan dolayı meydana geldiği kanaatine varılmıştır." olayın son durumu ise:"Yaklaşık 70 tan temiz şebeke suyu 180 dakikalık çalışma sonucu tarafımızca Ücreti mukabil çekilmiştir. Binanın bodrum kat dahilinde bulunan muhtelif sayıda ve çeşitte halılar, ahşap zemin ve duvarlar yaklaşık 35 cm dolan sudan ıslanmak süretiyle zarar görmüştür. Detaylar ekteki su baskın: bilgi formunda mevcuttur." şeklinde belirtilmiştir.29.06.2015 tarihli ekspertiz raporu:"...Riziko adresindeki sigortalı binanın bodrum, zemin, asma ve 4 normal kattan oluşan bitişik nizamda inşa edilmiş tam kagir binanın tamamında yeraldığı, halı satış mağazası olarak faaliyet gösteren işyeri kullanım alanının 600 m2 mertebesinde olduğu, demirbaş ve emtia sigorta bedellerinin sigorta değerlerine uygun olduğu anlaşılmıştır.Sigortalı firma sahibi, yetkilileri ile yapılan görüşmeler ve riziko mahallinde tarafımdan yapılan araştırma ve incelemeler neticesinde işyeri binasının arka cephasinden geçen İski isale hattında herhangi bir nedenle meydana gelen patlama sonucu toprak altı bölgenin su çektiği ve bu suyun işyeri bodrum kat duvarından işyerine sirayet ettiği, işyeri içine sirayet eden suların bodrum kat zemininde yaklaşık 35 cm / 40 cm civarında yükselmiş olduğu, bodrum kat zemininde bulunan muhtelif halı emtiasının ıslanma sonucu hasarlanmış olduğu, ıslanmış olan halı emtiatarının alt bölümlerinde palet vazifesi gören ahşap / tahta benzeri yaklaşık 10 cm / 15 cm tezgahlar bulunduğu, işyerine dolan suların yaklaşık 40 cm yükselmesi sonucu ahşap tezgahların bir işe yaramadığı, sular neticesinde ahşap tezgahlarında hasarlarmış olduğu, yanı sıra zemin ahşap kaplama ve duvar boyalarınında sudan dofayı hasarlanmış olduğu tespit edilmiştir.Olayın olduğu 01.05.2015 tarihinde riziko mahalli ziyaret edildiğinde İtfaiyenin su çekme çalışmalarına başlamış olduğu, ekte bulunan İtfaiye raporunda da işyeri bodrum katından yaklaşık 70 torı temiz şebeke suyunun 3 saat gibi bir sürede ücreti karşılığında çekilmiş olduğu tespit edilmiştir.Söz konusu hasar riziko mahallinin arka cephesindeki İski isale hattında meydana gelen patlamadan kaynaklanmış olup hasarın dahili su teminatı kapsamında değerlendirilip, hasar tazminat miktarının İski' ye rücu edilmesi uygundur..." şeklindedir.İlk Derece Mahkemesince sigorta ve hasar uzmanı, inşaat mühendisi ve mali müşavirden oluşan bilirkişi heyetinden aldırılan 11.06.2020 tarihli raporda:"...dava konusu 01.05.2015 tarihinde davalı İSKİ 'ye ait şebeke temiz su borusunun arızalanması/patlaması sonucunda, sigortalı işyerini su basması ile işyerindeki satışa sunulan halılar hasar görmüş ve Anadolu Yakası İtfaiye Müdürlüğünün 04/05/2015 tarihli raporuna göre binanın bodrum katından yaklaşık 70 ton temiz şebeke suyunun 3 saatlik bir çalışma sonucunda çekilmiş ve boşaltılmış olduğu, halı yıkama fabrikasına gönderilen 719 adet halının nakliye ve hammaliye bedeli dahil yıkama/ temizleme bedeli olan 17.066.00 TL ve halıların fatura giriş fiyatları üzerinden hasar görmüş 122 adet halının 40.084,32 TL yenileme bedeli olmak üzere toplam 57.150,32 TL halı hasarının tespit edilmiş olduğu, dava dışı sigortalı ile varılan mutabakat sonucunda hasar görmüş olan 122 adet halının 40.084,32 TL yenileme bedelinden, 20.042.50 TL sovtaj bedeli tenzil edilmek suretiyle hasar gören halılar sigortalıya bırakılmış ve sonuç olarak 57.150,32 -20.042,50 = 37.107,82 TL hasar tespit edilmiş olduğu, davacı ... Sigorta A.Ş.'nin 37.107,82 TL hasar bedelini dava dışı sigortalısına 10.07.2015 tarihinde ödemiş ve TTK.'nun 1472. maddesi gereğince 10.07.2015 tarihi itibariyle sigortalısının haklarına halef olmuş, 14.12.2016 tarihinde mahkeme nezdinde davalı ... aleyhine iş bu rücu davasını açmış olduğu, İtfaiye ve Ekspertiz Raporlarına ve özellikle 04.05.2015 tarihli İtfaiye Raporuna göre yapılmış olan değerlendirme sonucunda; binanın bodrum katından yaklaşık 70 ton temiz şebeke suyunun 3 saatlik bir çalışma sonucunda çekilmiş ve boşaltılmış olduğu tespit edilmiş olduğundan, dava konusu olaydan ve oluşan zarardan davalı ...'nin kusurlu ve sorumlu olduğu, alacak talebini yerinde bulması halinde, davacı tarafın dava dilekçesinde talep etmiş olduğu faiz miktarının 4.465,14 TL olarak hesap edildiği..." şeklinde kanaat bildirilmiştir. 2560 sayılı İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunun 2.maddesinde ...'nin görev ve yetkileri düzenlenmiş, a bendinde "İçme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yeraltı ve yer üstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için; kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek", b bendinde "Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılması için abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek", d bendinde ise "Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak" ...'nin görev ve yetkileri arasında sayılmıştır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 19.04.2012 tarih ve 2010/15601 E., 2012/6395 K. sayılı ilamı:"Dava, işyeri sigorta sözleşmesine dayalı rücuen tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece, sigortalı işyerine ait mimari projede bağımsız bölüm olması mümkün olmayan ve ısıtma alanı olarak gösterilen bodrum katın projeye aykırı bir şekilde depolama alanı olarak kullanıldığı ve buraya dolan sulardan dolayı emtia hasarının artmasında sigortalı işyeri sahibinin de kusurlu olduğu kabul edilerek tazminattan indirim yapılmış ise de, davalıya ait ana şebeke su borusundaki patlama sonucu meydana gelen selin ve oluşturduğu hasarın büyüklüğü gözönüne alındığında sigortalı işyeri sahibine kusur verilmesi doğru olmaz.Bu itibarla, mahkemece, sigortalı işyerinde meydana gelen tüm zararın davalıya ait ana şebeke su borusunun patlamasından kaynaklandığının, dolayısı ile tüm kusurun davalıda olduğunun kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir..."şeklindedir.Somut olayda; davalı İSKİ'nin sorumluluğunda olan temiz su şebeke hattındaki borunun patlaması sebebiyle hasarın meydana geldiği, davalının sorumluluğundaki şebeke hattının patlaması nedeniyle kusurun tamamen davalı tarafa ait olduğu, sigortalının yada dava dışı üçüncü kişilerin kusurunun bulunmadığı, davalının eylemi ile zarar arasında uygun illiyet bağı bulunduğu, davalının savunmasının aksine illiyet bağını kesecek bir olgunun olmadığı, hasarın poliçe teminatı kapsamında kaldığı, bilirkişi raporuna göre sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin kadri maruf olduğu anlaşılmakla; davalının kusur, illiyet bağı ve zarar miktarına yönelik istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi gereğince sigorta ettirenin dava hakkı tazmin ettiği bedel nispetinde sigortacıya intikal eder. Ödeme tarihi aynı zamanda üçüncü şahsa rücu tarihidir. Bu nedenlerle davalı, ödeme tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte hasar bedelinden sorumludur. Dava dışı sigortalıya 10.07.2015 tarihinde ödeme yapılmış olup bu tarihten sonraki 24.08.2015 tarihinde itibaren faiz işletilmesine yönelik İlk Derece Mahkemesi kararındaki faize ilişkin davalı vekilinin istinaf sebebine itibar edilmemiştir.Açıklanan sebeplerle; incelenen mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan (633,65 TL + 18,31 TL=) 651,96 TL'den mahsubu ile artan 36,56 TL harcın talep halinde davalı taraf iadesine,4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.26/03/2025