Bölge Adliye Mahkemesi ·

Bölge Adliye Mahkemesi 2020/1497 E. 2023/1815 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Esas No
2020/1497
Karar No
2023/1815
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

14. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2020/1497

KARAR NO: 2023/1815

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 18/02/2019

NUMARASI: 2015/531 Esas - 2019/70 Karar

DAVA: Alacak

Taraflar arasında görülen alacak davasının ilk derece mahkemesice yapılan yargılaması sonucunda davanın pasif husumet yönünden reddine dair verilen hükme karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvrulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği düşünüldü.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin taşıyan sıfatıyla davalı ... Ltd Şti.'ne ait yükü diğer davalı taşıma işleri komisyoncusu ... ile yapılan taşıma sözleşmesi uyarınca Mardaş Limanında 05/10/2014 tarihinde gemiye yükleyerek Bingazi Limanına taşıdığını, yükü ihtiva eden konteynerin 09/10/2014 tarihinde kapalı ve mühürlü olarak gemiden tahliye edildiğini, tahliyeden önce varış ihbarnamesinin düzenlendiği halde bugüne kadar yükün teslim alınmadığını, bu konuda yapılan girişimlerin de sonuçsuz kaldığını, konteyner teslim edilmediğinden müvekkilinin demuraj ücreti alacağının doğduğunu, TTK'nın 917 ve devamı maddeleri ile 1203. maddesine göre davalıların demuraj ücreti alacağından doğrudan ve müteselsilen sorumlu olduklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 11.040,00 USD alacağın, 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince işleyecek faizi ile birlikte, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Dış Ticaret Limited Şirketi vekili, cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Libya'da bulunan ... ile plastik bardak satışı konusunda anlaşma yaptığını, Libya'daki iç karışıklıklar sebebiyle teslim şeklinin ex-works olarak belirlendiğini, ex-works satışta satıcının sorumluğunun malın fabrikada hazır bulundurulması ile sınırlı olduğunu, 30/09/2014 tarihinde alıcı firmanın nakliyecisi sıfatıyla davalı ... tarafından malların müvekkili şirkete ait depodan teslim alındığını, bu şekilde müvekkilinin sorumluluğunun sona erdiğini, demuraj ücreti alacağının müvekkiline yöneltilemeyeceğini, müvekkili ile davacı ve diğer davalılar arasında yapılmış bir taşıma sözleşmesinin de bulunmadığını, öte yandan gönderilen tarafından malın teslim alınmadığı konusunda müvekkiline bilgi verilmediğini, bu şekilde müvekkilinin malları geri isteme hakkının engellendiğini ve demuraj alacağı doğmasına sebebiyet verildiğini, buna karşın malların teslim alınmamasının davadışı gönderilenin sorumluluğunda olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Ticaret Limited Şirketi vekili, cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın konteynerin kendi öz varlıklarından olmadığı yönünde mail yazışmalarının bulunduğunu, bu nedenle davacının aktif husumet ehliyetini haiz olmadığını, müvekkili şirketin taşıma işleri komisyoncusu olup yükümlülüğünün tarafları biraraya getirmek olduğunu, konişmento üzerinde de müvekkiline ait herhangi bir kayıt bulunmadığını, talep edilen alacakla ilgili zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin geçtiğini, ex-works taşıma yapıldığından ve teslim koşulu gerçekleşmiş bulunduğundan davacının talebinin tek muhatabının davadışı alıcı olduğunu, talep edilen ücretin de fahiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Dava; deniz taşımasında kullanılan konteynerin serbest süreden sonra teslim edilmemesi nedeniyle konteyner demuraj alacağının tahsili istemine ilişkindir. Dosya kapsamına göre davalı ... tarafından Libya'da yerleşik ... şirketine satışı yapılan malların davacı şirket tarafından gemi ile Mardaş Limanından Libya'nın Bingazi Limanına taşındığı, malların içinde bulunduğu konteynerin ise dava tarihine kadar davacı taşıyıcıya iade edilmediği, bu nedenle davacının serbest sürenin bitiminden itibaren işleyen konteyner demuraj ücreti talep ettiği anlaşılmaktadır. Taraflararasındaki uyuşmazlığın çözümü açısından alınan bilirkişi raporlarından 1.bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen kök ve ek raporlarda özetle; davalı ...in taşıtan olduğunun ispatlanamadığı, bu nedenle ...'ten herhangi bir talepte bulunulamayacağı, dosyaya fotokopisi sunulan 13/10/2014 tarihli "gümrükten tahliye izni" başlıklı tercüme belgesinde tahliye tarihinin 13/10/2014 olarak gösterildiği, orjinali sunulmamış olan bu belgenin delil kuvvetinin mahkemece takdir edileceği, delil olarak kabul edilmesi halinde dava konusu yükün 13/10/2014 tarihinde gönderilene teslim edildiğinin kabulü gerektiği, ancak Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Dışişleri Bakanlığı tarafından TC Misurata Başkonsolosluğu'na hitaben yazılan 15/01/2017 tarihli 38/3/24 sayılı yazıda Bingazi Limanının 09/01/2014 - 14/01/2014 tarihleri arasında normal şekilde faaliyet gösterdiği, limandan mal teslimine yönelik gümrük işlemlerinin yanısıra giriş çıkış hareketinin olmadığının bildirildiği, bu durumda her iki belge arasında çelişki olduğu, mahkeme tarafından malın teslim edildiği sonucuna varılması halinde TTK'nun 1203.maddesine göre konteyner demuraj ücretinin gönderilenden talep edilmesi gerektiği, arızi şekilde teslimat yapılan 19/03/2015 tarihinin dava konusu konteyner demuraj hesaplamasında esas alınamayacağı, limanın faaliyete açılıp açılmadığı ve açılmış ise tarihi, dolayısıyla da mücbir sebebin ortadan kalktığı tarih bilinmediğinden demuraj hesaplamasının yapılamayacağı, bu nedenle serbest sürenin 09/10/2014 tarihinde işlemeye başlayacağı yönündeki davacı itirazının yerinde olduğu, ancak mücbir sebebin ne zaman ortadan kalktığı ve limanın arızi boşaltmalar dışında ne zaman açıldığı belirlenemediğinden demuraj ücreti hesaplamasının yapılamadığı belirtilmiştir. 28/09/2018 tarihli 2.bilirkişi kurulu raporunda; dosyadaki bilgi ve belgelere göre yükün gönderilene teslim edilip edilmediği, teslim edildi ise bunun tarihinin belirlenmesinin mümkün olamadığı ancak geçici Libya Hükümeti tarafından düzenlendiği anlaşılan belge ile gümrükten tahliye izni başlıklı belgeye itibar edilmesi halinde yük ve konteynerin 13/10/2014 tarihinde gönderilen ...'a teslim edildiği ve dolayısıyla da demuraj ücretinden gönderilen sıfatının ...'nin sorumlu bulunduğu, Ulusal Mutabakat Hükümeti Dışişleri Bakanlığının 15/01/2017 tarihli yazısının esas alınması halinde konteynerin 19/03/2017 tarihli teslim edilen 257 adet konteynerden biri olduğunun kabul edilmesi halinde ise bu tarihe kadar demuraj ücretinin doğduğunun kabulü gerektiği, ancak bu halde dahi taşıtan sıfatı ispatlanamamış olması sebebiyle davalıların bahse konu ücretten sorumlu tutulamayacakları, konişmentodaki açık kayıtlara göre konteyner teslim alınmadı ise oluşan demuraj ücreti ve ilave konteyner ikame bedeli toplamının 6.800,00 USD olduğu belirtilmiştir. HMK 'nun 114.maddesine göre taraf sıfatı dava şartlarından olduğundan uyuşmazlığın çözümünde öncelikle tarafların husumet ehliyetine haiz olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Dosyaya sunulan konişmento kayıtlarından taşımanın davacı ... tarafından ifa edildiği belirli olup, davalıların bu yönde bir itirazı bulunmadığından talep edilen demuraj ücreti alacağından dolayı davacının aktif husumet ehliyetinin bulunduğu kabul edilmiştir. Davalılardan ...'in taşınan yükün satıcısı olduğu tarafların kabulünde olup, satıcı/gönderen sıfatıyla ...'in demuraj ücretinden sorumlu tutulabilmesi için konişmentoda bu yönde bir kaydın bulunması yada taşımayı yaptırmış olması gerekmektedir. Konişmentoda gönderenin demurajdan sorumlu olduğuna ilişkin herhangi bir kayıt bulunmayıp, ...'in düzenlediği konişmento talimatı ile 30/09/2014 tarihli ... nolu mal faturasında teslim şeklinin ex-works olarak gösterildiği, yine yüke ilişkin ... nolu 01/10/2014 tarihli gümrük beyannamesinde de ex-works İstanbul kaydının yer aldığı belirlidir. Ex-works "işyerinde teslim" anlamına geldiğinden bu tür satışlarda satıcı malları kendi mahallinde yani fabrika yada deposunda hazır hale getirip alıcının tasarrufuna bırakmakla teslim yükümlülüğünü yerine getirmiş sayılmaktadır. Dolayısıyla, ex-works teslim şeklinin kabul edildiği somut uyuşmazlıkta ...'in satılan malın taşınması ile ilgili bir yükümlülüğü bulunmayıp, taşımayı ...'e yaptırdığını gösteren herhangi bir navlun sözleşmesi de sunulmadığından bu durumda taşıtan sıfatı bulunmayan davalı ...'e karşı demuraj ücretinden dolayı husumet yöneltilemeyeceği değerlendirilmiştir. Diğer davalı ... Lojistiğe karşı taşıma işleri komisyoncusu yani akdi taşıyan sıfatıyla davaya yöneltilmiş olup, davalı vekili tarafından da ...'in taşıma işleri komisyoncusu olduğu kabul edilmekle birlikte taşımadan dolayı müvekkilinin sorumluluğunun olmadığı ileri sürülmektedir. TTK'nun 917.maddesinde "sözleşme ile komisyoncunun eşya taşıtmayı üstlendiği bu sözleşmede gönderenin kararlaştırılan ücreti ödeme borcu altına girdiği" hükmü düzenlenmiştir. Anılan yasa hükmüne göre deniz aşırı satışa aracılık eden taşıma işleri komisyoncusunun taşıyıcı gibi sorumlu tutulabilmesi için alım satıma aracılık etmesinin yanısıra taşımayı da üstlenmiş olması gerekmektedir. Bu tür bir durumda taşıma işleri komisyoncusu taşıma taahhüdünü bizzat yerine getirebileceği gibi bu yükümlülüğü başka birine de yaptırabilecektir. Somut uyuşmazlıkta, ... ile ilgili konişmentoda herhangi bir kayıt bulunmadığı gibi taşımayı yapan davacı ...'un ... adına düzenlediği bir fatura yada ... tarafından gönderen veya alıcı firma adına düzenlenen herhangi bir navlun faturası sunulamamıştır. Bu durumda, ...'ın yükün taşınması ile ilgili bir yükümlülük üstlenmeden sadece satışa aracılık ettiği, dolayısıyla da taşıyıcı sıfatı bulunmadığından demuraj ücretinden dolayı kendisine husumet yöneltilemeyeceği kabul edilmiştir. Bütün bu değerlendirmelerin dışında dosyaya sunulan Libya makamları tarafından düzenlenen ... nolu 13/10/2014 tarihli "gümrükten tahliye izni" başlıklı belgeye göre yükün alıcı/ gönderilene teslim edildiği de ortaya konulmuş olduğundan, Libya'da bulunan alıcı firma yukarıda açıklandığı şekilde taşıtan olmasının yanısıra yükü teslim alan gönderilen sıfatıyla TTK'nun 1203.maddesine göre demuraj ücretinden sorumlu olduğu anlaşıldığından, bu durumda davalılara husumet yöneltilemeyeceği kanaatine varılmakla, bu kanaat ışığında davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar vermek gerekmiştir. " gerekçesiyle, her iki davalı aleyhindeki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF BAŞVURU NEDENLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince bilirkişi heyeti raporlarına yeterli önemin verilmediğini, sadece ikinci heyet raporuna itibar edildiğini, daha önce alınan bilirkişi raporuna ve ek rapora itibar edilmemesinin nedenlerinin gösterilmediğini, ilk derece mahkemesinin tahkikatı tam olarak yapmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, mahkemenin taraflara ellerindeki delilleri sunmaları konusunda yeterli süre tanımadığını, belgelerle ilgili talepleri göz ardı ettiğini, İlk derece mahkemesinin istinafa konu olayla ilgili olarak öğretideki ve uygulamadaki hakim görüşü dikkate almadığını, bu konuda öğreti görüşlerini ve emsal mahkeme kararlarını dosyaya sunmalarına rağmen mahkemenin bunları değerlendirmediğini, Müvekkilinin konteyner demurajı alacağının doğduğunu, çünkü müvekkilinin taşınmayı tamamlayıp varış limanına konteyner indirdiğini, yük alıcısının konteyneri teslim almaması nedeniyle müvekkilinin yaptığı iyi niyetli girişimlerin sonuçsuz kaldığını, konteynerin tahliye ve teslimi için yaptıkları yazışmaların sonuçsuz kaldığını, her iki davalının taşıtan ve taşıma işleri komisyoncusu sıfatlarıyla konteyner demurajından sorumlu olduklarını, Her iki davalının pasif husumet ehliyetlerinin bulunduğunu, gemiye yükleme talimatının bir nolu davalı ... tarafından verildiğini, ikinci bilirkişi raporunda da bir nolu davalının konşimentoda shipper olarak yani taşıtan olarak yer aldığını, bu kelimenin Türk hukukundaki karşılığının "taşıtan" olduğunu, ilk derece mahkemesince bir nolu davalının yaptığı uluslararası satışta teslim şeklinin ... olduğu gerekçesiyle taşıtan sıfatının bulunmadığı yönünde gerekçe oluşturduğunu, oysa bu sıfatın sadece satım sözleşmesiyle ilgili olup 31.05.2017 tarihli bilirkişi kök raporunda da tespit edildiği üzere davaya konu taşımaya ilişkin gümrük beyannamesinde ... ibaresinin yer almadığını, yine taşımaya konu konşimentoda da ... şartı yer almadığını, konişmentonun navlun sözleşmesinin şartlarını belirlediğini, dolayısıyla konişmentoda yer almayan bir kaydın taşıyana karşı ileri sürülebileceğini, mahkeme gerekçesinin bu nedenle hukuka aykırı olduğunu, çünkü taşıma ilişkisinin davalılarla kurulduğunu, dava dışı yük alıcısı ile akdedilmiş herhangi bir navlun sözleşmesi bulunmadığını, yine konişmentoda yer alan "freigh collect" kaydının da navlun sözleşmesinin alıcıyla yapıldığını göstermeyeceğini, gerçek hayatta bu ibarelere itibar edilmediğini, yerleşik içtihatların da bu yönde olduğunu, emsal olarak gösterdiği bazı davalarda bu kayıtlara itibar edilmediğini, deniz ticaretinde olağan uygulama olarak satıcı ve alıcı arasındaki işlemler için yapılan kredi işlemleri ve benzeri durumların etkilenmemesi için konşimentoya fob, ... gibi kayıtların düşüldüğünü, konişmentoda freigh collect şeklinde bir kaydın bulunması durumunda TTK'nın 1203/1.maddesindeki koşulların karşılanması kaydıyla gönderenin navlundan sorumlu tutulabileceğini, dolayısıyla yükün teslimini talep etmeyen dava dışı yük alıcısının konteyner demurajından sorumlu olmadığını, sorumluluğun taşıtanda yani davalıda olduğunu, mahkemenin aksi yöndeki tespitlerinin hukuka aykırı olduğunu, İki nolu davalı ...'in de pasif husumet ehliyetinin bulunduğunu, bu davalının alım satıma aracılık etmesi dışında taşımayı da üstlendiğini ve taşıma taahhüdünü bizzat yerine getirebileceği gibi bu yükümlülüğünü başka birine de yaptırabileceğini bilirkişinin ifade ettiğini, somut olayda da anılan davalının taşıma yükümlülüğünü davacı şirket eliyle yerine getirdiğini, buna rağmen pasif husumetinin bulunmadığına dair gerekçenin hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin hükme esas aldığı ikinci bilirkişi kurulu raporunda bu davalı şirketin adının geçtiği herhangi bir navlun faturası olmadığından hareketle pasif husumetinin bulunmadığı sonucuna ulaşıldığını, oysa bu davalının taşıma işleri komisyoncusu sıfatı ile davrandığını inkar etmediğini, bilirkişi kurulunun, davalının sorumlu olmadığı yönünde değerlendirme yaptığını oysa gerek TTK gerekse yerleşik uygulama ve içtihatlar gereğince taşıma işleri komisyoncusunun taşımayı üzerine alır veya almasa dahi tüm taşımayı içerir yalnız tek bir fatura düzenlerse taşıtana karşı taşıyan sıfatını elde edeceğini ve asıl taşıyan ile birlikte müteselsil sorumlu kabul edilmesi gerektiğini, bu duruma uygulamada sıkça rastlandığını, somut olayda iki nolu davalı ... Lojistik'in davacı ile taşıma sözleşmesini kurarak davacıya karşı taşıtan konumunda olduğunu, diğer davalının ise konişmento üzerinde yazılan taşıtan sıfatıyla sorumlu olduğunu, bu davalı hakkındaki davanın da pasif husumet nedeniyle reddinin hukuka aykırı olduğunu, Davalı tarafça sunulan "Gümrükten tahliye izni" başlıklı belgenin esas alınması halinde yükün alıcıya teslim edildiği ve konteyner ücretinden alıcının sorumlu olacağı Dış İşleri Bakanlığından gelen yazıya istinaden 257 adet konteynerin teslim edildiğinden bahisle bu teslim tarihinden itibaren demurajın doğduğu ancak taşıtan sıfatının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddi sonucuna gidildiğini, gümrükten tahliye izni adlı bir belgeye istinaden konteynerin yük alıcısına teslim edildiğine kanaat getirilmesinin abesle iştigal olduğunu, bu kağıdın içeriğinin dahi okunamadığını, orijinalinin de sunulamadığını, dolayısıyla bu belgeyle yükün alıcıya teslim edildiğinin kanıtlanmış kabul edilmiş olmasının mümkün olmadığını, konteynerin yük alıcısına teslim edilmediğini, yükün teslimine dair bir ordinoyu kendilerinin düzenlemediğini, mahkemenin bu yöndeki gerekçesinin isabetli olmadığını, Açıklanan bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın her iki davalı bakımından kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, hukuki niteliği itibariyle, konteyner demurajı alacağının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle her iki davalı yönünden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili tarfından, yasal süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355.maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, deniz yoluyla taşıdığı yük dolu konteyneri varış limanı olan Libya Bingazi Limanına götürüp teslim ettiğini, Limana teslim edilen konteynerin alıcı tarafından teslim alınmaması ve boş konteynerin geri teslim edilmemesi nedeniyle konteyner ile yapacağı taşıma gelirinden mahrum kaldığını, konişmentoda öngörülen serbest süre geçmesine rağmen konteynerin bugüne kadar teslim edilmemesi nedeniyle konteyner demurajı alacağı doğduğunu, her iki davalının taşıtan sıfatlarıyla bu demuraj tutarından sorumlu olduklarını iddia ederek alacak talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesince her iki davalı bakımından pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu durumda istinaf incelemesi bakımından çözülmesi gereken sorun, davadaki talep bakımından davalıların pasif husumet ehliyetlerinin bulunup bulunmadığı hususudur. Bir nolu davalı ... Limited Şirketi'nin pasif husumet ehliyeti yönünden yapılan değerlendirmede: Davacı, bu davalının konişmentoda taşıtan konumunda olduğunu, bu sıfatla konteyner demurajından sorumlu olduğunu iddia ederek alacak talebinde bulunmuştur. Navlun ve onun ferisi olan konteyner demurajından kimin sorumlu olacağı navlun sözleşmesinin hükümlerine göre belirlenir. Gönderilenin eşyayı teslim almaması nedeniyle taşıtan navlun sözleşmesi gereğince navlunu ve taşıyanın diğer alacaklarını ödemekle yükümlüdür (TTK m.1207 f.1). Bu yasal düzenlemeye göre bir nolu davalının konteyner demurajından sorumlu tutulabilmesi için taşıtan sıfatının bulunduğunun davacı tarafça kanıtlanması gerekir. Davacı, davadaki iddiasında taşıma sözleşmesinin iki nolu davalı taşıma işleri komisyoncusu aracılığıyla ve bir nolu davalı ... ile akdedildiğini, yük alıcısı ile herhangi bir navlun sözleşmesi akdetmediğini iddia etmiş; davalı ... vekili ise savunmasında müvekkilinin dava dışı yük alıcısına yaptığı ticari satımın ... teslim yani iş yerinde teslim şeklinde kurulduğunu, taşıma ve navlun giderlerinin yük alıcısına ait olduğunu, taşıma akdinin alıcının komisyoncusu olan iki nolu davalı aracılığıyla davacı arasında kurulduğunu, müvekkilinin taşıma sözleşmesinin yani navlun sözleşmesinin tarafı olmayıp konişmentoda taşıtan değil yükleyen sıfatıyla yer aldığını savunmuştur. Davalının sorumluluğuna gidilebilmesi için davacı, davalının taşıtan konumunda olduğunu yani navlun sözleşmesinin tarafı olduğunu kanıtlamakla yükümlüdür. Davacı delil olarak konişmentoya ve davalı ... tarafından gönderildiğini iddia ettiği "Konişmento talimat formu"na dayanmakta ve bir nolu davalı ...'in konişmentoda "shipper" yani "taşıtan" sıfatıyla yer aldığını, dolayısıyla konteyner demurajından sorumlu olduğunu iddia etmiştir. Davacı, bu İngilizce kelimenin Türk hukukunda "taşıtan" kelimesinin karşılığı olduğunu iddia etmektedir. Oysa ikinci bilirkişi heyetinin düzenlediği raporda da vurgulandığı üzere; davaya konu taşımaya ilişkin konişmentoda 1 nolu davalı "shipper" sıfatıyla yer almaktadır. Bu kelime Türk hukukunda hem taşıtan hem de yükleten anlamında kullanılmakta olup taşıtan ve yükleten sıfatlarının farklı kişilerde olması da mümkündür. Taşıtan ve yükleten sıfatlarının aynı kişide birleştiğini iddia eden davacının bu iddiasını kanıtlaması yani navlun sözleşmesinin tarafının davalı şirket olduğu iddiasını kanıtlaması gerekir. Davacının dayandığı ve davalı ... tarafından gönderildiğini iddia ettiği konşimento talimat formunda bir nolu davalı ... "YÜKLEYİCİ (SHIPPER)" sıfatıyla yer almıştır. Davacı, konişmentoyu bu talimat üzerine düzenlediğini iddia etmektedir. O halde bir nolu davalı ...'in sadece "yükleten" sıfatıyla yer aldığına ve "taşıtan" sıfatının bulunmadığına dair davalı savunması bu belge ile desteklenmektedir. Diğer bir deyişle, bu belge davacının iddiasını kanıtlamaya yeterli olmadığı gibi, davalının savunmasını desteklemektedir. Bir nolu davalı ile dava dışı alıcı arasındaki ticari satım ... teslim şekline göre kurulmuştur. Bu teslim şeklinde mal, alıcıya satıcının iş yerinde teslim edilir. Taşıma ve gümrükleme işlemleri tamamen alıcıya aittir. Bununla birlikte, satım sözleşmesindeki ... teslim kaydına rağmen satıcının navlun sözleşmesi yapması mümkündür. Ancak satımdaki ... kaydına rağmen navlun sözleşmesinin satıcı tarafından yapıldığına dair iddianın taşıyan tarafından kanıtlanması gerekir. Oysa somut olayda "Konişmento talimat formu"nda "Navlun" başlığı karşısında "(X) EX - Works" kaydının yazılı olduğu görülmektedir. Yani bu teslim şeklinin konişmentoda yer almadığına dair davacı iddiasının aksini, bu belge ortaya koymaktadır. Diğer bir deyişle, ... tarafından gönderilen "Konişmento talimat formu"nda ... kaydı yer almakta olup bunun konişmentoya yazılmaması davacının sorumluluğundadır. Çünkü konişmento, taşıyan tarafından tek taraflı olarak düzenlenen bir belgedir. Yine, ikinci bilirkişi heyeti raporunda da açıklandığı üzere, gümrük beyannamesinde de beyannamenin 22. kutusunun üzerine "..." kaydının yer aldığı, buna göre gümrük beyannamesinde ... kaydının bulunmadığına dair davacı iddialarının yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Tüm bu açıklamalara göre, bir nolu davalının "yükleten" sıfatının yanında ayrıca "taşıtan" sıfatının da bulunduğu iddiası yani bir nolu davalı ...'in navlun sözleşmesinin tarafı olduğu iddiası davacı tarafça kanıtlanmadığından, ilk derece mahkemesince bu davalı hakkındaki davanın pasif husumet yönünden reddine karar verilmesi isabetli olup aksi yöndeki davacı istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. İki nolu davalının pasif husumet ehliyetinin bulunup bulunmadığı konusunda yapılan değerlendirmede: Davacı vekili dava dilekçesinde, iki nolu davalı ...'in taşıma işleri komisyoncusu sıfatıyla taşıma sözleşmesine katıldığını, bu nedenle akdî taşıyan olarak kabulü gerektiğini, yüklendiği taşıma işini davacıya yaptırmış olması nedeniyle davacıyla ilişkisi bakımından taşıtan konumunda olması nedeniyle konteyner demurajından sorumlu olduğunu iddia etmektedir. Taşıma komisyonculuğu sözleşmesi TTK'nın 917 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. TTK'nın 917/1. maddesinde taşıma işleri komisyonculuğu sözleşmesi ile komisyoncunun eşya taşıtmayı üstlendiği belirlenmiş ve böylece sözleşmenin tanımı yapılmıştır. Yasal tanımdan anlaşılacağı üzere komisyoncunun edimi eşyayı taşımak değil, "taşıtmak"tır. Dolayısıyla bu tanımdan taşıma işleri komisyoncusunun taşımayı üstlenmiş bir akdî taşıyan olduğunun çıkarılması mümkün değildir. Aynı maddenin 3. fırkasında, bu kısım hükümler saklı kalmak kaydıyla komisyonculuk sözleşmesi ve eşya taşımasına ait konularda taşıma sözleşmesine ilişkin hükümlerin taşıma işleri komisyonculuğuna da uygulanacağı belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 918. maddesinde "taşıtma" borcunun kapsamı açıklanmıştır. TTK'nın 926. maddesinde ise taşıma işleri komisyoncusunun eşyanın taşınmasını bizzat üstlenmesi hâlinde taşıyıcı veya taşıtan sayılacağı hükme bağlanmıştır. Bu durumda hem komisyonculuk ücretinin hem de navlun bedelinin kendisine ödenmiş olması gerekir. Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere iki nolu davalı, somut olayda, davacının da kabulünde olduğu üzere taşıma işleri komisyoncusu olarak hareket etmiştir. Bir nolu davalı, iki nolu davalının dava dışı alıcının komisyoncusu olduğunu savunmuştur. Bunun aksine bir kanıt sunulmamıştır. İki nolu davalı taşıma işleri komisyoncusunun, komisyon ücreti dışında ayrıca navlun ücretini de aldığını ve TTK'nın 926. maddesi uyarınca taşımayı da üstlendiğini davacı taraf kanıtlayamamıştır. Bu konuda bir navlun faturasını iki nolu davalıya düzenlediğini kanıtlamamıştır. İki nolu davalının akdî taşıyan sıfatının bulunduğu kanıtlanmadığından ilk derece mahkemesince bu davalı hakkındaki davanın pasif husumet yönünden reddine dair verilen karar isabetli olup aksi yöndeki davacı istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davacı vekili, ilk derece mahkemesinin bilirkişi raporlarını yeterince değerlendirmediğini, sadece ikinci heyetin görüşüne göre karar verdiğini, önceki heyetin görüşüne neden itibar etmediğini açıklamadığını ileri sürmüş ise de; HMK'nın 282. maddesi uyarınca bilirkişi raporu takdirî delillerdendir. Hâkim, bilirkişi raporlarındaki görüşlerle bağlı olmayıp gerekçesini göstermek suretiyle farklı kanaat ortaya koyabilir. Somut olayda da ilk derece mahkemesi, vardığı kanaatin gerekçelerini ortaya koymuştur. Kaldı ki ilk bilirkişi heyetinin düzenlediği 31.05.2017 tarihli rapora itiraz üzerine, heyete deniz taşımaları konusunda uzman öğretim üyesi de eklenmek suretiyle alınan ek raporda; kök raporu düzenlemiş olan iki bilirkişi kök rapordaki görüşlerini tekrarlamış iseler de heyette yer alan öğreti üyesi bilirkişi, gerekçelerini de göstermek suretiyle her iki davalının pasif husumet ehliyetlerinin bulunmadığı görüşünü ortaya koymuştur. Bu görüşler, ikinci bilirkişi heyetince de tekrarlanmış ve her iki davalının taşıtan sıfatlarının kanıtlanmadığı belirtilmiştir. Mahkemece bu görüşlerin benimsenmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesince taraf delilleri konusunda, 04.04.2016 tarihli ön inceleme duruşmasının sonunda 3 nolu ara kararla, taraflara ellerindeki belgeleri sunmaları için süre verildiği anlaşılmaktadır. Mahkemece yapılan yargılamada tarafların hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğine dair bir bulguya rastlanmamıştır. Ancak ilk derece mahkemesince karar gerekçesinde, ilave gerekçe olarak, dosyaya sunulan ve Libya makamları tarafından düzenlenen ... nolu 13.10.2014 tarihli, "Gümrükten tahliye izni" başlıklı belgeye göre de yükün alıcı tarafından teslim alındığı, bu nedenle TTK'nın 1203. maddesine göre alıcının sorumlu olduğu yönünde ek bir gerekçe yazılmış ise de; bu gerekçeye dayanak yapılan 13.10.2014 tarihli gümrükten tahliye izni isimli belgenin sıhhati tam olarak kanıtlanmış değildir. Bilirkişi raporlarında da bu belge aslının sunulmadığı, sıhhatinin mahkemenin takdirinde olduğu belirtilmiştir. Esasen yukarıda açıklanan gerekçeler davanın pasif husumet nedeniyle reddi için yeterli olup sıhhati kanıtlanmayan bir belgenin ek gerekçe olarak yazılmış olması usul ve yasaya aykırı bulunmuş, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusu haklı bulunarak ilk derece mahkemesinin karar gerekçesinin yukarıdaki şekilde düzeltilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.2.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda davacı vekilinin esasa ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının sadece "gümrükten tahliye izni" belgesine dayalı ilave gerekçesinin hükümden çıkarılması suretiyle hükmün gerekçesinin düzeltilmek üzere ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına ve sonuçta davanın, yarıda açıklanan gerekçeyle her iki davalı yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; Davacı vekilinin esasa ilişkin istinaf başvurusu nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının sadece "gümrükten tahliye izni" belgesine dayalı ilave gerekçesinin hükümden çıkarılması suretiyle gerekçenin düzeltilmesi için HMK'nın 353/1.b.2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda; 1-Her iki davalı aleyhindeki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, 2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan harç tarifesi uyarınca alınması gerekli 269,85 TL karar harcının, 571,95 TL peşin harçtan mahsubu ile artan 301,10 TL harcın, talep hâlinde davacıya iadesine, 3-Davalılar vekil ile temsil olunduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince tayin olunan 2.725,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 4-Davalı ... Ticaret Limited Şirketi tarafından yapılan yargılama gideri olan 32,20 TL posta giderinin davacıdan alınarak bu davalıya verilmesine, 5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 6-Taraflarca yatırılan gider avansı bakiyesinin karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 7- İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden: a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, b- Kararımızın niteliğine göre, davalı tarafından yapılan yargılama giderinin takdiren kendi üzerinde bırakılmasına, 8-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 9-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 09.11.2023

KANUN YOLU: HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.

Atıf: Bölge Adliye Mahkemesi undefined, E. 2020/1497, K. 2023/1815, T. 09.11.2023, www.arakarar.com/karar/bam-karar-2020-1497-e-2023-1815-k-ad90b1690e43