Bölge Adliye Mahkemesi · İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi 2020/1149 E. 2023/984 K.

Mahkeme
Bölge Adliye Mahkemesi
Daire
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
Esas No
2020/1149
Karar No
2023/984
Karar Tarihi

T.C.

İSTANBUL

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

43. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO: 2020/1149

KARAR NO: 2023/984

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 12/11/2019

NUMARASI: 2019/599 Esas - 2019/1010 Karar

DAVA: Kayyımlık (Ticari Şirkete Kayyım Atanması)

İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/10/2023

Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

DAVA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin davalı şirket ortağı olduklarını, davalı şirketin yönetim kurulu başkanı olan diğer davalı ... 'ün yönetim kurulu başkanı olduğu davalı şirketle aynı konuda faaliyet gösteren şahıs işletmesi kurduğunu ve bu şekilde TTK 396.maddesinde düzenlenen rekabet yasağını ihlal ettiğini, müvekkillerinin ilgili sıfatıyla şirketin TTK 396.maddesinde doğan haklarını kullanmaya yetkili bir temsil kayyımı atanmasını isteme haklarının bulunduğunu ileri sürerek diğer yönetim kurulu üyelerinin harekete geçmemesi nedeniyle müvekkillerinin ortak olarak haklarının ve şirket menfaatlerinin korunması amacıyla şirketin TTK 396.maddesinde doğan haklarını kullanmaya yetkili TMK 426 madde uyarınca temsil kayyımı atanmasına, ikincil talep olarak davalı ...'ün rekabet yasağı ihlali nedeniyle TTK 396 madde uyarınca şirketin uğradığı zararın şirket kayıtlarında tespitiyle şirket adına tazminine karar verilmesini istemiştir.

CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davada arabuluculuk dava şartı eksikliği bulunduğunu, dava değerinin gösterilmeden dava açıldığını, yönetim yetkili olmayan davacıların dava ehliyetine haiz olmadığını, zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, daha önce davacılar tarafından açılan fesih davasının neticesinin beklenmesi gerektiğini, davacıların iyi niyetli olmadıklarını, genel kurul kararı ile yönetim kurulu üyelerine TTK 395 . 396. Maddelerindeki izinlerin verildiğini, müvekkili ... 'ün işletmesi ile müvekkili davalı şirketin faaliyet kolunun tamamen farklı olduğunu, kayyım atama koşullarının bulunmadığını savunarak davanın usulden veya esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Eldeki davada TTK 396.maddede düzenlenen rekabet yasağını ihlal eden davalı ...'ün yönetim kurulu başkanı olduğu, şirket yönetim kurulunun sekiz kişiden oluştuğu anlaşılmaktadır. Davalı dışındaki yönetim kurulu üyelerinin toplanıp TTK 396.maddeden kaynaklanan seçimlik haklarını kullanma yönünde karar almaları mümkündür. Bu durumda somut davada şirket ortağı olan ancak yönetim kurulu üyesi olmayan davacıların dava takip yetkilerinin bulunduğunun kabulü mümkün değildir. Her ne kadar şirket ortağı bulunan davacıların TMK 426.maddesine göre temsil kayyımı atanmasını talep etme hakları mevcut ise de somut davada temsil kayyımı atanmasını gerektirecek bir neden bulunmadığından bu yöndeki talep esastan ret edilmiştir.Tespit edilen ve varılan bu sonuç itibariyle davalıların davalıların diğer savunmalarının irdelenip değerlendirilmesi için duruşma açmaya gerek görülmemiştir.Hal böyle olunca aşağıdaki hüküm kurulmuştur.Davacıların davalı şirkete kayyım atanmasına ilişkin talebinin reddine" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın duruşma açılmadan ve gerekli inceleme yapılmadan eksik inceleme ile red edildiğini, mahkemeye sunulan delillerin tartışılmadan hüküm kurulduğunu, kararın salt bu hukuki hata nedeniyle HMK 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılması gerektiğini, 6100 sayılı HMK 320/1 koşullarının işbu davada oluşmadığını, tensiben davanın reddinin mümkün olmadığını, rekabet yasağını ihlal eden yönetim kurulu üyesi dışında kalan diğer yönetim kurulu üyelerinin şirket haklarını korumaması nedeniyle işbu davanın açıldığını, bu nedenle şirketin haklarınının korunması için kayyım atanması gerektiği doktrin ve Yargıtay kararıyla sabit iken yerel mahkemenin “diğer yönetim kurulu üyelerinin TTK 396. Maddesindeki seçimlik hakları kullanmak için karar almaları mümkündür” diyerek gerekçe yazmasının dosya içeriği ile uyumsuz olduğunu, bu kararın alınmadığı için işbu davanın açılmak zorunda kalındığını, müvekkillerinin ortak sıfatıyla işbu temsil kayyımı atanması davasını açma hakkı, yetki ve aktif dava ehliyetinin bulunduğunu, şirketin ortağı ve aynı zamanda şirketin yönetim kurulu başkanı olan ... 14/12/2020 tarihine kadar münferiden temsile yetkili yönetim kurulu başkanı olduğunu, yönetim kurulu başkanı ve şirketi tek başına temsile yetkili olan ...'ün TTK 391. maddesindeki rekabet yasağı kuralını ihlal ettiğini, faaliyete geçirdiği kendi şirketini, ortağı ve yöneticisi olduğu ... AŞ’nin zararına neden olacak şekilde yönetmekte olduğunu, böylece yöneticisi olduğu şirketle haksız rekabet içerisine girdiği gibi şirket ortaklarına karşı yükümlülüklerini de ihlal etmekte olduğunu, ortaklığın faaliyet alanı ile ... yeni kurduğu işletmenin yaptığı iş türü konusunun aynı olduğunu, TTK’nun 396. maddesini açıkça ihlal ederek rekabet yasağı kapsamında faaliyetlerde bulunan şirket yöneticisi ... eylemi nedeniyle ortaklık haklarının korunması gerektiğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini, şirketin TTK'nun 396. maddesinden doğan haklarını kullanmaya yetkili TMK 426 maddesi uyarınca temsil kayyımı atanmasını ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Davalılar vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın arabulucuya başvurulmaksızın, TTK'da düzenlenen özel dava şartı eksiğiyle ikame edildiğini, dava dilekçesinde dava değerinin gösterilmediğini, davanın eksik harç ile ikame edildiğini, müvekkili şirkette yönetim yetkisine haiz olmayan davacı tarafın dava ehliyetine de haiz olmadığını, huzurdaki davanın açılabilmesi veya müvekkillerine TTK'nın 396. maddesi doğrultusunda herhangi bir talep yöneltilebilmesi için kanunda öngörülen sürenin zaman aşımına uğradığını, ayrıca şirkete kayyım atanmasının koşullarının oluşmadığını, davacı tarafın şirket ve ortaklarına beslediği husumetine yargı makamlarını da alet etmeye çalıştığını, belirtilen sebepler neticesinde davacının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

GEREKÇE: Dava; anonim şirket yönetim kurulu başkanının TTK 396. maddesine aykırı olarak rekabet yasağını ihlali nedeniyle uğranılan zararın tazmini ve şirkete kayyım atanmasına ilişkindir.İstinaf incelemesi aşamasında aynı davacıların, aynı vakıalara dayanan ve aynı talep sonucunu içeren bir davasının İstanbul Anadolu 6 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/529 E. 2019/149 K sayılı dosyası ile görüldüğü, verilen kararın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin 2020/1119 Esas, 2023/982 Karar sayılı dosyası ile istinaf incelemesinde bulunularak kararın kaldırıldığı, dosyanın ilk derece mahkemesine iade edildiği, ve mahkemesince 2023/509 Esas numarası aldığı, yargılamanın halen derdest olduğu belirlemiştir. 6100 sayılı HMK 114. Maddesi 1. Fıkrası (ı) alt bendi "Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması." nı dava şartı olarak düzenlemiştir. Aynı davadan kasıt her iki davanın tarafları, dava sebebi ve dava konusunun aynı olmasıdır.Aynı konuda konuda farklı kararların çıkmasının önüne geçilmesi ve böylelikle hukuki güvenirliğinin sağlanması yönünden derdestlik HMK 114. Maddesi uyarınca dava şartı olarak sayılmıştır.Dosyamız arasına alınan İstanbul Anadolu 6 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/529 E. 2019/149 K. sayılı dosyası alınmış yapılan incelemede; davanın 08/08/2019 günü saat 16:03'te açıldığı, davacıların ... ve ..., davalıların ... A.Ş olduğu, dava dilekçesindeki talep konusunun eldeki dava ile birebir aynı olarak "Davalı şirket ile davalı yöneticisi arasında menfaat çatışması olması ve davalı şirket yönetim kurulu başkanının rekabet yasağı kuralını ihlali nedenleriyle; şirketin TTK’nun 396. Maddeden doğan haklarının kullanılabilmesi için dava açma ve davada şirketi temsile yetkili temsil kayyımının tmk 426. maddesi uyarınca atanması ve davaya temsilciyle devam edilerek (aksi halde müvekkillerimle) şirketin bu ihlal nedeniyle uğradığı zarar TTK 396. Maddesi kapsamında TESPİT edilerek şirkete tazmininin sağlanması istemlerine ilişkindir." şeklinde belirtildiği, talep sonucunun da eldeki dava ile birebir aynı olarak "1- Rekabet yasağını ihlal eden ...’ün diğer davalı şirketi temsil yetkisinin de kendisinin olması nedeniyle dava konusunda yöneticisi olduğu şirket ile kendisi arasında menfaat çatışması olması, TTK’nun 391. Maddesinde düzenlenen hakların üç aylık hak düşürücü sürede kullanılmasının gerekmesi, ihtarname tebliğine rağmen diğer yönetim kurulu üyelerinin harekete geçmemesi nedenleriyle müvekkilimin ortak olarak haklarının ve şirket menfaatlerinin korunması amacıyla şirketin ttk’nun 396. maddeden doğan haklarını kullanmaya yetkili tmk 426 maddesi uyarınca temsil kayyımı atanmasına; 2- İkincil talep olarak davaya mahkemenizce atanacak kayyım eliyle devam edilerek; (mahkemeniz aksi kanaatte ise terditli olarak müvekkillerim eliyle devam edilerek) Davalı ...’ün rekabet yasağı ihlali nedeniyle TTK’nun 396. Maddesi uyarınca şirketin uğradığı zararın şirket kayıtlarından tespitiyle şirket adına tazminine; Şeklinde talepte bulunulduğu, her iki davanın vakıalarınında aynı olduğu belirlenmiştir. İstinaf incelemesine konu davanın ise 08/08/2019 günü saat 17:17 de açıldığı belirlenmiştir. İstinaf incelemesine konu dava ile İstanbul Anadolu 6 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/529 E. 2019/149 K. sayılı dosyasının tarafları, dava sebebi ve talep sonucunun (dava konusunun) aynı olduğu belirlenmiş, eldeki davanın daha sonra açıldığı anlaşılmakla bu dava yönünden aynı davanın daha önceden açılmış ve halen görülmekte olmaması" dava şartının bulunmadığı belirlenmiştir. Bu durumda mahkemece davanın derdestil dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın derdestlik dava şartı bulunmadığından reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

KARAR: Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın 6100 sayılı HMK 114/1-ı bendi gereği DERDESTLİK dava şartı yokluğu nedeniyle USULDUN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince karar tarihi itibariyle alınması gereken 269,85 TL harçtan, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 44,40 TL harcın mahsubu ile 225,45 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Davalı yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden dairemiz karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 2.725,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-HMK 333. md. uyarınca davacı ve davalı tarafından yatırılan ve bakiye kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa iadesine,6-İstinaf yargılamasına ilişkin olarak;a-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,b-Davacı tarafından istinaf aşamasında sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda,HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ YASA YOLU açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.05/10/2023

Atıf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, E. 2020/1149, K. 2023/984, T. 05.10.2023, www.arakarar.com/karar/istanbul-bolge-adliye-mahkemesi-43-hukuk-dairesi-2020-1149-e-2023-984-k-32384b9023a8